Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Virüsler Canlı mıdır, Nasıl Artar ve Dağılırlar?

  • 22 Nisan 2021
  • Virüsler Canlı mıdır, Nasıl Artar ve Dağılırlar? için yorumlar kapalı
  • 135 kez görüntülendi.

Bir virüsün yapısı donakaltıcı derecede kolaydır. Her biri, kapsid ismi verilen bir protein kılıfla sarılmış genetik materyal Deoksirübo Nükleik Asit veya RNA kapsar. Kimileri ayrıca yumuşak, lipit örtüyle sarılıdır. Bu minik virüs kutuları, 20 ila 300 nanometre arasındadır. Bu onları çoğu bakteriden daha minik yapar, bir insan kan hücresinin takribî onda biri kadar minik olabilirler. […]

Bir virüsün yapısı donakaltıcı derecede kolaydır. Her biri, kapsid ismi verilen bir protein kılıfla sarılmış genetik materyal Deoksirübo Nükleik Asit veya RNA kapsar. Kimileri ayrıca yumuşak, lipit örtüyle sarılıdır. Bu minik virüs kutuları, 20 ila 300 nanometre arasındadır. Bu onları çoğu bakteriden daha minik yapar, bir insan kan hücresinin takribî onda biri kadar minik olabilirler. Böyle minik bir ebat, çoğu virüsün ışık mikroskobu ile tespit edilemeyeceği anlamına kazanç. Tek ödün, dev virüs olarak öğrenilen bir grup, donakaltıcı derecede büyük genomlara sahip azalara sahiptir. Bu mega virüsler çoğundan suratlarca kat daha büyüktür, takribî 400 ila 500 nanometre ebadında olan kapsidler ve 750 nanometreye kadar ölçebilen viral formlardır.

İlk Virüsler Nereden Gelmiştir?

Bazı bilim insanları, virüslerin evrim oyuna oldukça geç kaldığına ve bir biçimde artma Virüsler Canlı mıdır, Nasıl Çoğalır ve Yayılırlar?hünerini kaybetmiş olan hücrelerin viraneleri olduğuna inanmaktadır fakat öbür uzmanlar virüslerin Dünya’nın en daha önceki mahlukatlarından evvel gelebileceğini öne devam ettir. Dev virüsler, minik muadillerine mukayeseyle donakaltıcı bir bağımsızlığa sahiptir, bu surattan bugün bildiğimiz hayat spektrumunun yapı taşlarını sağlamış olabilirler. Bilim insanları virüslerin gerçekten canlı olup olmadığı mevzusunda pek uyuşamazlar. Iowa Üniversitesi’nden Albert Erives, virüslerin daha çok yaşam ağacının bir hayli dalını saran sarmaşıklar gibi olduğunu öne devam ettir. Her daldaki mahlukatlara ulaşabilir ve enfekte edebilirler, zaman içinde konakçı konut sahipleri başkalaşıma uğradıkça üstün gelmek için onlarla yarışırlar.

Virüsler Canlı mıdır?

Grip, hepatit, kızamık, kuduz gibi bir hayli hastalığın nedeni olan virüsler dünya çapında yaşanan coronavirüs salgını ile bir defa daha merakları üzerine sürüklemiştir. Virüsler canlı mı yoksa cansız mıdır sualleri sıkça tartışılmaktadır. Bilim insanları virüslerin canlı olup olmadığından emin değillerdir. Genel olarak, bilim insanları bir şeyin canlı olup olmadığını tanımlamak için bir kriter listesi kullanırlar. Canlıların bazı özelliklerine bakalım ve virüslerin de bu özelliklere sahip olup olmadığını görelim.
1-Canlılar hücrelerden oluşmalı ve homeostazisi gözetmelidir
Homeostasis denge ile alakalıdır. Canlıların hücreleri vardır. Virüslerin hücresi yoktur. Genetik materyallerini Deoksirübo Nükleik Asit veya RNA gözeten bir protein kılıfa kapsid sahiptirler ancak hücre çeperine, çekirdeğe veya hücrelerin sahip olduğu öbür organellere misalin ribozomlar veya mitokondri sahip değillerdir bu sebeple iç civarları hakkında fazla bir şey söylenemez. Bazı virüs suşlarının etrafında zarf ismi verilen ekstra bir çeper çift lipit katmanı bulunur. Bu kriter, tek bir virionun kendi başına kararlı bir iç civarını sürdürüp sürdüremeyeceğini sorar. Bazı bilim insanları kapsid ve zarfın virionların etraflarındaki başkalaşıma sabretmesine takviyeci olduğunu iddia etse de genel fikir birliği virüslerin hayat için bu ilk koşulu karşılamadığı istikametindedir. Yeniden de, biyolojideki çok az şey siyah ve beyazdır, bu surattan son karar verilmeden evvel virüslerin listedeki öbür kriterlere uyup uymadığına bakalım.
2- Canlılar değişik seviyelerde organizasyonlara sahiptir
Yaşam karışıktır ve canlı organizmalar bu karışıklığı yapılarına yansıtır. Daha minik yapı taşları daha büyük bir mahsul elde etmek için bir araya kazanç. Virüsler netlikle bunu yapar. Nükleik asitlerden yapılmış genlere ve kapsomer ismi verilen daha minik alt ünitelerden oluşan bir kapsidlere sahiptirler.
3-Canlılar artar
Tabiattaki esas güdülerden biri, bir cinsin genetik bilgisini aktarmasıdır. Genel olarak, hücreler Deoksirübo Nükleik Asit’larının bir kopyasını oluşturarak artarlar. Hücrelerin aksine, virüsler Deoksirübo Nükleik Asit’larının bir kopyasını oluşturmak için vasıtalara sahip değildir fakat yeni virüsler oluşturmanın başka Virüsler Canlı mıdır, Nasıl Çoğalır ve Yayılırlar?yollarını bulmuşlardır. Kolay yapıları sebebiyle virüsler, istemsiz bir konakçı hücre dayanağı olmadan hareket edemez ve hatta artamaz ama bir konak bulduğunda virüs süratle artabilir ve dağılabilir. Doğru konakçıyı tanımak için virüsler, yüzeylerinde ideal gaye hücrelerine uyan reseptörler bulundurur ve genetik materyalini içeri yollayarak kendine ait genetik materyal ve proteinlerin artmasına takviyeci olmak için konut sahibinin hücresel personellerini ele geçirir. Bu taktiği kullanarak yağmacılar konak hücrede artar. Bir hipoteze göre yalnızca memelilere en az 320.000 değişik virüs bulaşabilir. Bağışıklık sistemimiz netlikle tek bir virionla başa çıkabilse de, kısa vakitte hücrelerimize hasar veren yüz binlerce virion oluşur. Bu viral ordu, öksürükten hafif veya iç kanamaya kadar ölümcül semptomlara neden olabilir.
Bir Hayli bilim insanı, virüslerin kendini arttırmak için öbür hücreleri kullanabilmesine karşın, virüslerin bu kategori altında hala canlı olarak kabul edilmediğini iddia etmektedir zira virüsler genetik materyallerini kendi başlarına kopyalayacak vasıtalara sahip değildir. Daha yakın zamanlarda, bilim insanları mimivirüs ismi verilen yeni bir virüs cinsi keşfetmişlerdir. Bu virüsler Deoksirübo Nükleik Asit’sının bir kopyasını oluşturmak için vasıtalar kapsar. Bu, bazı virüs cinslerinin gerçekten yaşıyor olabileceğini düşündürmektedir.
4-Canlılar gelişir
Canlılar gelişir. Daha büyük veya daha karışık hale gelmek için enerji ve yiyecekleri kullanırlar. Virüsler konakçı hücreleri yeni virüsler oluşturmak için manipüle eder, varlığı süresince ne ebadı ne de karışıklığında değişme olmaz, virüsler gelişmez.
5- Canlılar enerji kullanır
Canlılar enerji kullanır. Bir konakçı hücrenin dışında olan virüsler rastgele bir enerji kullanmaz. Yalnızca bir konakçı hücre ile temas ettiklerinde faal hale kazançlar. Faal hale geldikten sonra, daha fazla virüs oluşturmak için konak hücrenin enerjisini ve taşıtlarını kullanırlar. Kendi enerjilerini kullanmadığı için, bazı bilim insanları onları canlı olarak görmezler. Bu azıcık ilginç bir ayrımdır, zira bazı bakteriler konakçılarının enerjisine güvenir ve yeniden de canlı kabul edilir. Bu cins bakterilere lüzumlu hücre içi asalaklar denir.
6- Canlılar uyaranlara tepki verir
Canlılar etraflarına tepki verirler. Virüslerin etrafa gerçekten tepki verip vermediği münakaşa mevzusudur. Bir uyarana cevap, etraftaki bazı farklılıklara neredeyse anında tepki verilmesi ile belirlenir. Virüsler enfekte ettikleri hücrelerle etkileşime girerler ancak bunların çoğu yalnızca virüs anatomisine sabreder. Misalin, hücreler üzerindeki reseptörlere bağlanırlar, genetik materyallerini hücreye enjekte ederler ve artarlar. Canlı hücreler ve organizmalar da genellikle bu etkileşimlere sahiptir. Hücreler öbür hücrelere bağlanır, genetik materyali geçer ve zamanla büyür fakat bu eylemler çoğu organizmada çok daha faaldir. Değmeye, sese veya ışıklara tepki olarak tutumlarını insanlar, bakteriler veya deniz süngerlerindeki gibi değiştirmeseler de, virüslerin hiçbir şeye cevap vermediğini kesin olarak söylemek için yeterli araştırma yapılmamıştır.
7-Canlılar etraflarına geçim sağlar
Uyarlama ve evrim, tüm cinsler için avantajlı olan maksatsız farklılıklar değişinimler yoluyla asıllaşır. Virüsler netlikle etraflarına geçim sağlar. Acil bir cevap gerektiren evvelki ihtiyaçtan değişik olarak, uyarlama zaman içinde reelleşen bir süreçtir. Bir virüs iki değişik fazda yaşayabilir:
-Litik faz virüsün bir konakçı hücrede faal olarak replike olduğu ve konakçıyı öldürdüğü fazdır.
-Lizogenik faz viral Deoksirübo Nükleik Asit’nın kendisini hücrenin Deoksirübo Nükleik Asit’dene dahil ettiği ve arttığı fazdır, konakçı bundan hasar görmez.
Bazen bir konakçı, virüsün faal olarak artmasını desteklemek için yeterli enerjiye veya kaynağa sahip değildir, bu sebeple lizojenik faza geçerler. Şartlar uygun olduğunda virüs sonunda litik faza yine girebilir. Bu uyarlama beceriyi, insan immün yetmezlik virüsünde HIV ‘de olduğu gibi rehabilitasyon etmeyi güçleştiren şeydir. HIV süratle değişinime uğrar zira genomunu kopyalarken sık sık kusur yapar. Virüs aralıksız değiştiği için, ona karşı ilaç ve aşı planlamayı çok güçleştirir. Bir ilaç, çok rakamda virionun artmasını önleyebilir ancak birkaçı etkilenmeyecektir. Yaşamta kalan virionlar mukavemetli suşların kopyalarını yaparak daha fazla hücreyi enfekte etmeye devam edecektir.

Virüsler Nasıl Dağılır?

Virüsler Canlı mıdır, Nasıl Çoğalır ve Yayılırlar?Hücresel konakçıların içinde virüsler çok rakamda kopya oluşturabilir ve enfeksiyonu öbür hücrelere yayabilir. Misalin, grip olursanız, bedeniniz yalnızca birkaç gün içinde surat trilyon virüsle dünyadaki insan rakamının 10.000 katından fazla dolar. Virüslerin şahıstan bireye nasıl dağıldığı cinsine bağlıdır. Bir Hayliyi, her öksürdüğünüzde veya aksırdığınızda ağzınızdan uçan damlacıkların içinde bulunur. Muhtelif etkenler havadaki virüslerin ne kadar süratli dağılabileceğini etkileyebilir. Grip, özellikle soğuk ve kuru civarlarda daha uzun vakit yaşamda kalıyor gibi görünmektedir, bu da genellikle kış aylarındaki yayılımın kaynağı olabilir. Tropik bölgelerde de yüksek nem, gribin şahıstan bireye atlamasına takviyeci oluyor gibi görünmektedir. Öbür virüsler öbür beden akışkanlarıyla temas yoluyla basit dağılır. Misalin, Ebola virüsü enfekte kan, dışkı veya kusmukla temastan dağılır. Öbür bir hayli virüsün aksine, bilim insanları Ebola’nın insandan insana öksürme ve aksırmayla havaya dağılamayacağını düşünmektedir. Yeniden de öbür virüsler, bir sivrisinek gibi bir taşıtıyla dağılır, sivrisinek insanları ısırıp enfekte eder. Bu sivrisinek kaynaklı hastalıklara bir misal, potansiyel olarak ölümcül, grip eşi bir enfeksiyona neden olan Dang’dır. Dünya Sağlık Teşkilatı’ne göre, Dang ateşi ya da Dang humması tehlikeyi son senelerde çoğalmakta ve küresel popülasyonun takribî yarısını tehdit etmektedir. Öbür sivrisinek kaynaklı öbür makûs hastalıklar arasında Zika, Chikungunya ve Batı Nil hastalıkları bulunur.

Peki, Netice Nedir?

Virüsler canlı mı yoksa cansız mıdır? Bilim insanları bir virüsün canlı olup olmadığını tanımlamak için bu kriterler listesini uyguladığında yanıt meçhuldür. Virüsler hücrelerden oluşmazlar, kendilerini kararlı bir vaziyette homeostasis yakalayamazlar, gelişmezler ve kendi enerjilerini üretemezler. Artsalar ve etraflarına adapte olsalar da virüsler hakikat canlı Virüsler Canlı mıdır, Nasıl Çoğalır ve Yayılırlar?organizmalardan çok androidler gibidir. Bu sebeple virüslerin canlı olup olmadığının müzakeresi devam etmektedir. Virüslerin anlaşılması mevzusunda büyümeler devam ettikçe bilim insanları ilerleyen senelerde bu sual hakkında son bir karara erişebilirler. Bir virüsün canlı olmaması viral enfeksiyonlarla nasıl başa çıkılacağını tesirler. Misalin antibiyotikler bakteriyel enfeksiyonları rehabilitasyon etmek için kullanılır ve grip veya suçiçeği gibi viral bir enfeksiyonda işe haylaz. Antiviral ilaçlar ise virüsü yok etmek yerine onların arttırma döngüsünü yasaklamaya çalışır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ