Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Uzayı Fetheden Adam: Wernher von Braun Kimdir?

  • 28 Nisan 2021
  • Uzayı Fetheden Adam: Wernher von Braun Kimdir? için yorumlar kapalı
  • 1 kez görüntülendi.
Uzayı Fetheden Adam: Wernher von Braun Kimdir?

İnsanoğlunun doğayı anlama ve dönüştürme merakının başladığı ilk günden bu yana en büyük tutkusu ve korkusu daima sonsuz genişliği ve bilinmezliğiyle gök suratı olmuştur.

5376_220px-dornberger-axter-von_braunİnsanoğlunun doğayı anlama ve dönüştürme merakının başladığı ilk günden bu yana en büyük tutkusu ve korkusu daima sonsuz genişliği ve bilinmezliğiyle gök suratı olmuştur. Gök suratına hakim olmak ve uzayı fethetmek, mitolojik eserlerin ve sonsuz eforun kaynağı olarak görülmüştür. Uçağın icadıyla başlayan gökyüzü hakimiyeti, her zaman olduğu gibi savaşların bilimsel gelişmeleri tetiklemesiyle uzayın da fethine kapı aralamıştır.

Bu makalemizde insanlığın uzayı fethetme serüvenini ve bu serüvenin mimarı Von Braunu masaya yatıracağız.Wernher Magnus Maximilian von Braun?23 Mart 1912, Wyrzysk, şimdi ki Polonyada doğan Von Braun tüm hayatını verdiği füze ve uzay macerasıyla geçen hayatını 16 Haziran 1977, Alexandria, Virginia, Amerika Birleşik Devletleri’de noktalamıştır. İnsanlığı kendinden önceki çalışmaları bir adım daha ileriye götürerek uzaya taşıyan teknolojiyle tanıştırmıştır. Her alanda olduğu gibi Almanya öteden beri dünya insanlık bilim , teknoloji, sanat mirasının gübreli toprağı olmuştur.Almanyadaki bu zengin bilim ve teknoloji mirası İkinci Dünya Savaşı süresince insanlığı çok daha ileri taşıyacak sayısız gelişmeye de konut sahipliği etmiştir. Her ne kadar şavaşa ve dünya hakimiyetine dönük hümanist olmayan bir nitelik taşısa da daha evvel de ifade edildiği gibi şavaş daima bilimsel atılım ve ilerlemelerin taşıyıcı annesi olmuştur. İkinci dünya savaşı süresince teknolojiye, dolayısıyla insanlığa kazandırılan en büyük icatlardan biri de Roket ve füze teknolojisi alanında kaydedilen gelişmeler olmuştur.

Almanyadaki Kariyeri

Roket ve füze teknolojisine yönelik keskin zekası ve ilk bakışta farkedilen dizginlenemeyen merakı von Braunu kısa zamanda Alman roket teknolojisinin başına getirmiştir. 1932’den itibaren Silahlı Güçler Silahlar Dairesi’nde memur Kummersdorf Sınama Merkezi olarak çalışan von Braun as yrıca sıvı füzelerin geliştirilmesinde lider çalışmalarıyla o zamanın bütçesiyle muazzam bir yatırım olan Peenemün sınama tesislerinde füze geliştirme teknik yöneticisi olarak çalıştı. Bu çalışmalarının yanında Nazi Partisi’ne girdi.

Almanyada füze teknolojisi, von Braunun çalışmalarıyla daha evvel hayal edilemeyen bir aşamaya erişmiş, yapılan sınama ve çalışmalar savaşın Almanlar aleyhine gelişmesi nedeniyle sekteye uğramıştır. Savaşın son senelerinde gerçekten de çağdaş bir füzeye yanaşan özelliklere sahip olan V-1-2 roketleri savaşın makûs gidişatının eseri olarak durmuş ve senelerin birikimi olan bu çalışmalar savaştan sonra Rus ve Amerikalıların seneler süren çalışmalarından sonra isderiilen skonutiyeye erişmiştir. Alman askeri uzmanları savaşın kaderini değiştirecek Harika silahlar Wonderwaffe olarak baktıkları bu silahlar, altı yedi aylık zaman yetersizliğinin eseri olarak beklenen mucizeleri sağlayamamıştır.

Savaşın Kaybedilmesi ve Von Braunun Amerika Birleşik Devletleri Kariyeri

Savaşın Almanlar aleyhine gelişmesi bilindiği gibi Müttefikleri hayalleri büyüleyen Alman teknolojisini ve bu teknolojinin mucit ve mühendislerini ele geçirmeye yönelik efsanevi operasyonlara sevk etmiştir. Bu operasyonlar Ruslar ve Almanlar arasında sanki bir yağmaya dönüşmüştür. Müttefik güçler Almanya’nın derinliklerine ilerledikçe Nazi ileri gelenleri bilim ekibinin düşmanın eline geçmemesi için Alman komandolar tarafından korunan, Bavyera Alpleri’nde, Oberammergau’daki kasabaya trenle taşınmasını emretti. Ancak, von Braun, Amerika Birleşik Devletleri bombardıman uçaklarına kolay hedef olacaklarını, bilim adamı grubununun yakın köylerin içine dağılmasını buyurmasi için SS Binbaşısı Kummer’i ikna etmeyi muvaffak oldu. 2 Mayıs 1945 tarihinde, Amerika Birleşik Devletleri 44. Piyade Tümenine ait bir Amerikan birliğine yanaşan von Braun’un kardeşi ve dostu roket mühendisi Magnus von Braun, bisiklet üzerinde ki bir askere yanaştı ve kırık İngilizce ile seslenerek: “Benim adım Magnus von Braun. Kardeşim V-2’yi icat etti. Biz teslim etmek istiyoruz…” dedi. Teslimden sonra von Braun basına bir konuşma yaptı.

Bilim adamı grubu daha sonra Nordhausen’a aktarıldı ve ertesi gün güneybatı Witzenhausen’de, Amerikan Bölgesinde ufak bir kasabadan tahliye edildi. Von Braun Kransberg Kalesi’nde sorgulama merkezinde, Üçüncü Reich ekonomisinin elit, bilim ve teknoloji Amerika Birleşik Devletleri ve İngiliz istihbarat yetkilileri tarafından sorguya alındı. Wernher von Braun, Amerikalıların gizli Paperclip İşlemi ile yüksek rütbeli çalışma dostları ile birlikte kaçırılarak Amerika Birleşik Devletleri’ye götürüldü. Tüm Nazi geçmişi silindi ve 1955 senesinde Amerikan yurttaşlığına geçirildi. Amerika Birleşik Devletleri’de silah geliştirme çalışmalarına katıldı. 1960’ta, Teksas’da, Huntsville’deki George C. Marshall Space Flight Center’in müdürü oldu. Amerika Birleşik Devletleri kıtalararası balistik füze programında ve Uzay Yarışı başladıktan sonra Amerikan uzay programında çalıştı. Ay’a insan gönderilmesini sağlayan Apollo projesinin roketi Saturn V, kendisi tarafından tasarlandı. 1970’te NASA tasarılama Kısmı Başkanı oldu.

5376_4323_124948275579Von Braunun Son Seneleri

Wernher von Braun, NASA’dan ayrıldıktan sonra, 1 Temmuz 1972 tarihinde havacılık şirketi, Maryland, Germantown’daki Fairchild Sanayi Mühendislik ve Geliştirme’nin Başkan Dayanakçısı oldu. 1973 senesinde, geçirdiği rutin sağlık hakimiyetinde, sonraki senelerde cerrahi ile hakimiyet edilemeyen böbrek kanseri saptandı. Von Braun, insanlı uzay uçuşu ve roketler ile ilgi yeni nesil yetiştirmek için, kolej ve üniversitelerde konuşmalara davet edildi ve muhtemel olduğu miktarda kendi çalışmalarını sürdürdü.

Von Braun, kurulmasına dayanakçı olarak, Ulusal Uzay Enstitüsü, günümüzde Ulusal Uzay Derneği lidersü olarak 1975 senesinde bu müessesenin ilk başkanı oldu. 1976 senesinde, Lutz Kayser, OTRAG CEO’su bilimsel danışmanı oldu ve Daimler-Benz’in yönetim heyeti üyeliğine getirildi. Ancak, makûslaşan sağlığı nedeniyle 31 Aralık 1976 tarihinde Fairchild’den emekliliğe zorlandı.

Uzay Yolculuğunu Muhtemel Kılan Teknolojinin Macerası

Barutun icadıyla enerjinin daha etkili ve hakimiyetli kullanımı hertürden teknolojinin itici eforu olmuştur. Füzelerin veya başka bir ifâdeyle roketlerin târihi, oldukça eskidir. Târihte ilk füzeyi Çinlilerin 1200 seneleri civârında yaptığı bilinmektedir.Çinliler bu teknolojiyle daha çok gösteri ve cümbüş kültürünü canlandırmaya çalışıyorlardı. Çinliler, barutu kullanarak havai fişeğe benzeyen ufak füzeler yapmışlardı. Bu fişekler aynen günümüzün çağdaş füzeleri gibi gerilerinden alev fışkırtarak uçuyorlar ve Çinlilerin bayram gecelerini süslüyorlardı. Bu buluş, Araplara daha sonra da Avrupalılara geçmiştir.

Çağdaş Füze ve Uzay Teknolojilerinin Evrimi

Tüm çağdaş füzelerin atası ve Ay’a gönderilen Saturn V roketinin doğrudan lidersüdür. Alman Wehrmacht tarafından II. Dünya Savaşı sırasında müttefik hedeflerine 3.000’den fazla V-2 ateşlenmiştir. V-2’lerin inşasında çalışırken 20.000 kişi can vermiş, V-2’ler ise 7.000 kişiyi öldürmüştür.

5376_pia01480_voyager2launch-nasa

Füzelerin tarihi her ne kadar antik medeniyetlere kadar dayandırılsa da hakikat ve bilimsel anlamda Füze teknolojisi Von Braunun V-2 Almanca: Vergeltungswaffe 2, anlam: “İntikam silahı”, resmî ismi: Aggregat 4, kısaca: A4 füzeleriyle başlar. Hitler?in ölümcül V 2 silahı menzili uygun yerden atılırsa Londra?ya dek uzanabilen bir roketti. Yarıyıli için bu silahı fiilen kullanan Hitler?den başka diğer devletler silahın hayalini bile kuramıyordu. Keşif resimlerinde gördükleri bazı roketlerin fonksiyonel olmadıklarını? maket olduklarını düşünüyorlardı. Silah orta Almanya?daki bir kasaba olan Nordhausen kasabasında? bir madenden genişletilmiş yeraltı tesisinde üretiliyordu. Gestapo tesisin inşası ve v2 üretimi için binlerce savaş esirini us almaz koşullarda çalıştırdı. Üzeri genelde dama tahtası gibi kırmızı beyaz boyanırdı. Menzili 300 kilometre. idi. Fiziken 14 m uzunluğunda? 1.5 metre çapındaydı. Tarihte ilk defa sıvı yakıtla çalışıyordu. Nerede ise tamamen âmâ bir silahtır. Koskoca Londra şehrini bile bulduramayanları çok olmuştur. Tamamen manuel hesaplar ve açılandırma ile? yere dik rampalardan atılırdı. Ancak rokette o yarıyıl için başka bir devrim olan 1 dakikalık radyo hakimiyeti vardır. Kalkıştan sonra takribî 1 dakikalık süre süresince roket karadan belli miktarda yönlendirilebilirdi. Günümüz balistik roketlerinin atası olarak bilinmesi aslen en çok bu özelliğindendir. Guided Missile uygulaması sayılır

Sıvı yakıtlı füzeler: İlk evvel teorik olarak büyük füzeler için sıvı yakıta ihtiyâç olduğu belirlenmiştir. Rus hoca Konstantin E.Tsiolkovsky 1857-1935nin bu teorik çalışmasını Amerikan Robert Hutchings Goddard 1882-1945ın deneysel çalışmaları tâkib etmiştir. 1923teki Alman matematikçisi Hermann Oberth 1894- ; teorik çalışmaları yanında, 1929da Rudolf Nebel 1897- , Klaus Riedel 1910-1944 isimli mühendisler ve Wernher von Braun 1912-1977 isimli öğrenci ile sıvı yakıt kullanan füze motoru üzerinde çalışmalara başladı. 1932de Almanya, füzenin askerî faydasını görerek, üzerinde araştırmalar yapmaya başladı. Wernher von Braunun idâresinde kurulan laboratuvarda A-1, A-2 ve A-3 isimli füzeler geliştirildi. 8 m boyunda 75 cm çapında olan son füze, 800 kilogram civârında ve 1,5 tonluk bir itme eforuna sâhipti. Evvel A-5 füzesi ve daha sonra geciken A-4 füzesi denendi. Üçüncü sınamasi galibiyetli oldu. Ancak Adolf Hitler, bu füzelerin İngiltereye erişemeyeceğini düşünerek gelişmeyi desteklemeye yaklaşmamıştı. Bu zamâna kadar gizli kalan füze teknolojisi, İsveç kıyılarına vuran bir füze ile İngiltereye geçti.

5376_0Londraya ilk füze, 8 Eylül 1944te Hollandadan atıldı. V-2 ismiyle bilinen bu füzenin 300 kilometrelik bir menzili vardı. Devâmında 1300 füze Almanlar tarafından ateşlendi. 1115i İngiltereye erişerek 2724 kişinin vefatına sebeb oldu. Harpten sonra 80 civârındaki A-4 füzesi ve Almanların füze işiyle uğraşan müessesesinde çalışanlar, general Dornberger ve Dr. Von Braun da dâhil olmak üzere ABDye getirildi. Füze teknolojisi geliştirilerek menzili uzatılmaya çalışıldı. 1956 senesinde 400 kmlik yüksekliğe erişen füzeler yapılmıştı. Bu arada iki devreli füzeler yapıldı. Ufak olan ikinci ateşleme kısmı büyük olan kısmın bitiminden sonra devreye girmekteydi. 1957de Amerika Birleşik Devletleri hava güçleri, 1650 kilometreye erişen X-17 füzesini geliştirdi. Daha sonra dört devreli ve X- 17nin üç katı yüksekliğine erişen füzeler yapıldı.
Amerikan uzay füzeleri: Bunlardan miniği 24 m boyunda, 18 ton ağırlığında ve 450 tonluk itme eforuna sâhip Scout füzeleridir. Bunu Thor-Agena D ve Delta füzesi tâkib eder. Delta 30 m boyunda 80 tona varan itici efora sâhiptir. Titan füzeleri bir seri olup, bunlardan Titan III-C iki çok büyük katı yakıt deposuna sâhiptir. Her biri 500 tonluk itici efor verebilecek kapasitededir. Saturn seride daha kuvvetli itici efora sâhiptir. Meselâ Saturn I 60 m yüksekliğinde, 500 tonluk bir ayrılma itici güce sâhip füzedir. Özellikle Von Braunun inşâ ettiği Uz füzeleri Aya gitmek için kullanılan Saturn füzelerinin temelini alana getirmiştir. Nitekim Almanyayı batıdan ve doğudan işgâl eden Amerikalılar ve Ruslar, Almanları füze endüstrilerinde çalıştırarak bugünkü dev uzay sanâyiini alana getirmişlerdir. Zamânımızda gerek klasik, gerekse nükleer patlayıcı başlıklar taşıyan füzeler, büyük gelişmeler göstermesine karşın, füze denildiğinde akla daha çok uzaya gönderilenleri gelmektedir. Gerçekten de 20. asrın son çeyreğinde harp başlığı taşıyan füzeler, dehşetli bir uçuş ve tahrip eforuna erişmişlerdir. Amerikalıların orta menzilli nükleler başlık taşıyan ve hedefini bünyesindeki bilgisayar sâyesinde, pilotsuz bir uçak gibi bulan “uslu füze” Cruiseleri ve Pershingleri ve Rusların SS-20 füzeleri bunlardandır.

Uslu füzeler diğerleri gibi hareketli bir noktanın tâkib ettiği yolda gitmemektedir. Jet motoruyla donatılan füzeler, havadan, denizden veya karadan kara hedeflerine doğru fırlatılmaktadır. İçinde bir pilot varmış gibi, çeşitli yükseklikler alarak çeşitli istikâmetlere doğru uçarak, radarlardan kaçabilmekte, böylece uzaktaki hedefini rahatlıkla vurabilmektedir. Bu hareketinden dolayı hangi hedefe gönderildiği anlaşılamamaktadır. Çok gelişmiş bir bilgisayar ekipmanına sâhiptir. Tercon ismi verilen elektronik tertibatı ile uçuş sırasında üzerinden geçtiği arâzinin topografyasını bilgisayardaki kayıtla karşılaştırmakta gerekirse gerekli rota düzeltmelerini yaparak hedefini arayıp bulmaktadır. Ayrıca, fırlatıldığı andan îtibâren uçuş yoluna rastlayan tabiî manileri içine yerleştirilen sistemle görmekte, gerekli hesapları yaptıktan sonra, doğrultusunu ayarlayabilmektedir. On kilometrelik sahayı görerek gerekli güzergaha dönebilmektedir.

5376_640px-s-ic_engines_and_von_braunUçaktan atıldıktan sonra, yere paralel olarak çeşitli yüksekliklerden uçabildiğinden, radarlar tarafından tesbit edilememektedir. Önlerine çıkan mânilerin üzerinden aşarak veya dolanarak hedefe erişmeleri muhtemel olduğundan bütün isâbet sağlanmaktadır.Buna karşılık insanoğlunu Aya götürmekte kullanılan Saturn roketleri, gerek motorlarının müthiş eforu ve gerekse büyüklükleriyle ne İkinci Dünyâ Savaşındaki V-2 roketleriyle, ne de Cruise füzeleriyle kıyaslanabilir. Apollo-11 uzay taşıtını taşıyan Satürn-5 roketi, 35 katlı binâ yüksekliğinde olup, motorlarının eforu New York gibi bir şehrin enerji ihtiyâcını karşılıyabilecek şekildedir. Füzelerin çalışma prensibi, en basit şekliyle, balon deneyiyle açıklanabilir. Şişirip, elimizle ağzını yakaladığımuz bir balonu, serbest bırakırsak, hava şiddetle ağzından çıkarak balonu ileriye iter. Füzelerin çalışma şekli böyledir. Bu çalışma şekli, füze motoru incelenirse daha basit yapıda sayılabilir.İki deposu vardır: Birincisi yakıt, ikincisi oksitleyici madde içindir. Yakıt, oksitleyici madde dayanağıyla yanma odasında yanarak gaz hâline gelir ve huni biçimindeki egzozdan dışarı fışkırarak, füzeyi ileri iter. Özellikle uzaya gönderilen füzelerde bulunan oksitleyici maddenin önemli bir fonksiyonu vardır: Uzayın oksijensiz civarında motoru ateşlemek. Uzayda atmosferin, yâni havanın bulunmaması füzenin hareketi istikametinden önemli bir fayda da sağlar. Yâni havanın yokluğu bir kayıp değil, aksine hasılat olmaktadır. Zira füze hareket ederken havanın direnci gibi bir eforlukla karşılaşmamaktadır. Yukarıyada da açıklandığı gibi füzeler katı yakıtlı ve sıvı yakıtlı füzeler olmak üzere başlıca ikiye ayrılır. Sıvı yakıtla çalışan motorlarda yakıt olarak genellikle rafine edilmiş petrol kerosen, oksitleyici olarak da sıvı oksijen kullanılmaktadır. Kerosen kullanılmayıp, sıvı hidrojen kullanılabilir. Yalnız sıvı hidrojenin?verimli olmasına karşılık, yanıcı özelliği tehlikeli olmaktadır. Sıvı yakıtla çalışan füze motorlarının yapısı yukarıyada îzâh edildiği gibidir. Buna karşılık katı yakıtla çalışan füzelerin içi, içi çıkarılmış bir mermi kaleme eş. Bu füzelerde vâsıtânın tam gövdesi,?hem yakıt deposu, hem de yanma odası görevini görmektedir. Katı yakıtlar, aslında ufak tânecikler hâlinde sıvı yakıttan başka bir şey değildir. Katı yakıtların enerjisi sıvı yakıta göre düşüktür. Ancak füzenin içinde senelerce saklanabilmekte ve hemen harekete geçirilebilmektedir.

Yakın zamanlarda nükleer eforla çalışan füzeler de yapılmıştır. Özellikle, uzayda çok uzaklara gönderilen insansız keşif vasıtaları bu çeşit füzelerle donatılmıştır. Günümüzde uzay mekiği gibi kompleks karışık bir uzay gemisi yapılmasına karşın, yerçekiminin dev gücünün yenilmesi, yine füzelere ihtiyâç göstermekte ve füze teknolojisi zaman geçtikçe gelişmektedir.

Sonuç Olarak von Braun ve Uzay Macerası

Günümüzde uçakların gökyüzünde hiçbir sorunla karşılaşmadan her türlü hava şartlarında uçabilmesi, navigasyon teknolojileriyle dünyanın en ücra yerlerinin dahi avuca sığan teknolojilerle bulunur ve ulaşılabilir olması , internet teknolojileri ve afallatıcı insansız vasıtalarla ilgili gelişmeler ve daha irtibatlı sayısız teknoloji günümüzde insanlığın hizmetine varlığını von Brauna borçludur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ