Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Uçak Taşıyan Denizaltı

  • 15 Kasım 2021
  • Uçak Taşıyan Denizaltı için yorumlar kapalı
  • 128 kez görüntülendi.
Uçak Taşıyan Denizaltı

İkinci Dünya Savaşı, insanoğlunun gerek bilim gerekse de vahşet potansiyeline şahit olduğumuz ne büyük olaylardan biridir. Bilim ve teknoloji mirası ismine bugün devrimsel atılımların kaynağını teşkil eden birçok buluş bu senelerdeki arayış ve araştırmalara dayanır. Aynı şekilde insanoğlunun yalan fanteziler çevresinde yaşadığı ayyaşlıkla birbirini nasıl ve ne kadar hayal edilemez vahşilikle katledebileceğini gösteren bu savaş […]

İkinci Dünya Savaşı, insanoğlunun gerek bilim gerekse de vahşet potansiyeline şahit olduğumuz ne büyük olaylardan biridir. Bilim ve teknoloji mirası ismine bugün devrimsel atılımların kaynağını teşkil eden birçok buluş bu senelerdeki arayış ve araştırmalara dayanır. Aynı şekilde insanoğlunun yalan fanteziler çevresinde yaşadığı ayyaşlıkla birbirini nasıl ve ne kadar hayal edilemez vahşilikle katledebileceğini gösteren bu savaş ortak tarihimizin kirli ve kanlı bir sayfası olarak yerini almıştır.
İkinci Dünya Savaşı mevzubahis olduğunda çoğunlukla Nazilerle anılan teknoloji ve katliamlar/işgaller gelir akla. Pek çok kaynakta bu kanlı savaşın diğer suratına dair yaşananlar yer alır. Her ne kadar bu vaziyetin politik ebatları olsa da insanların medya etkisine kalmasının da etkileri büyüktür.
Bu yazımızda İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonların geliştirdiği ve o güne kadarki sınıfının tek ve en gelişmiş temsilcisi olan I-400 denizaltısını ele alacağız. Denizaltı teknolojisinde günümüz için bile muadiline denk bir misal olmayan bu denizaltılar sonrasındaki uzun yıllar süresince araştırma ve inceleme mevzusu olmuştur. Soğuk Savaş’ın bitmesine imkan Uçak Taşıyan Denizaltıteknolojiden, nükleer denizaltılara kadar inanılmaz atlamalara vesile olan bu teknoloji Japon İmparatorluk Ordusunun en ileri ve deli teknolojisini temsil etmekteydi. I-400 denizaltıları Nazilerin Dora ve Gustav toplarından, V serisi Füzelerinden daha devasa ve çalgınca bir seviyeyi temsil etmektedir. Bu doğrultusuyla I-400’ler tüm İkinci Dünya Savaşı’nın en ileri ve etkileyici mühendislik projelerinden biri olarak gösterilmektedir
Pearl Harbor Hamleni takip eden günlerde tecrübeli ve Amerika’da eğitim almış bir asker olan Amiral Isoroku Yamamoto tarafından tasarlanan hücumların savaşı bitirecek ölümcül eforu olarak geliştirildi. Japonlar rakip tanımayan kudretli Amerikan donanmasıyla kendi güçlerini dengelemek için okyanuslara ve havaya hakim olmaları gerektiğinin farkındaydı. Geliştirecekleri teknoloji bir korunma platformu değil direkt olarak Amerikan topraklarını hedef alacak ve Birleşik Devletler ordusunun yüksek ikmal kapasitesini kesmek üzerine heyeti olmalıydı.
Amiral Yamamoto 1942 senesinde başlaması tasarlanan bu denizaltıların ilk olarak 18 adet olacak şekilde üretilmesini ve doğrudan hem Batıdan hem Doğudan Amerikan topraklarına ve diğer stratejik noktalarına noktasal ölümcül darbeler vuracağını hesaplamaktaydı. Ancak savaş tasarlandığı gibi gitmediği için atak emelli geliştirilen bu denizaltılar hem beklenenden çok az sayıda üretilir hem de atak yerine korunma emeline yönelik kullanılmak zorunda kalır ve o noktada da hiçbir varlık gösterilemez. Savaştan sonra Amerikalılar bu denizaltıları sonraki yıllarda tasarlayacakları teknolojilerde kullanacak şekilde kapsamlı bir şekilde inceldikten sonra istenmeyen güçlerin-Sovyetler Birliği- eline geçmesin diye torpidolarla tahrip ederek okyanus dibine daldırır. Yamamoto gerek yüksek hırsı gerekse de aldığı Amerikan eğitiminin verdiği stratejik düşünebilme becerisiyle I-400 projesinin beyni konumundaydı. Yamamoto’nun 1943 senesinde Amerikan donanması hava kuvvetlerince 59. Yaşdönümünden birkaç hafta sonra öldürülmesi projenin galibiyetsiz bir son yaşamasında önemli olmuştur.

Bugüne Kadar İnşa Edilmiş Nükleer Olmayan En Büyük Denizaltı

I-400 denizaltısı gerek silahları gerekse de büyüklüğüyle sanki su altında bir uçak gemisi olarak planlandı. Japon İmparatorluk Donanması’nın meşhur ismi Amiral Isoroku Yamamoto, Pearl Harbor atağından sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin derlenmesine fırsat vermemek ve Amerikan ulusunun savaştan sakınmasını sağlamak için daha radikal hücumlar yapmak istedi. Bu emele hizmet edecek herhangi bir silah Japon ordusunda mevcut değildi Yamamoto bu emelle 1941’den itibaren tanınmış bir kaptan ve mühendis olan Kameto Kuroshima birlikte çalışmaya başladı. O tarihe kadar geliştirilen denizaltılar hudutlu bir menzile sahipti ve Amerika’ya erişme kaderleri yoktu. Bu surattan I-400 sınıfı denizaltıların o güne kadarki azami menzile sahip olması kastedildi. Nitekim I-400 denizaltıları tek yakıtla tüm dünyayı bir buçuk defa dolaşabilmektedir. Bu doğrultusuyla I-400’ler Birleşik Devletler’e hem doğudan hem de batıdan saldırabilme kapasitesine sahipti. I-400’ler reelinde iki denizaltının Uçak Taşıyan Denizaltıbirleştirilmesinden oluşturulmuştu. Ancak bu şekilde Amerika’yı vurabilecek menzile ve uçakları taşıyabilecek kapasiteye sahip olabilmekteydi. I-400 denizaltılarını gizeme dışı ve üstün kılan o güne kadar ilk kere savaş uçağı taşıyabiliyor oluşuydu. I-400’ler bu özellikleri sayesinde hiç beklenmeyen zamanda ve etrafta şok hücumlar yapabilir ve kısa müddette kaybolabilirdi.
Yamomoto ve ekibi projeye başladıklarında 18 adet denizaltı üretmek hedefindeydiler ancak gerek üretim sürecinin kompleks yapısı, güçlüğü, hammadde kasveti gerekse de süratli Amerikan ilerleyişi sebebiyle yalnızca 3 adet denizaltı üretebilmişlerdir. I-400 , I-401 ve I-402 olarak üretilen denizaltılar inşa edildikten hemen sonra suya indirildiler.

I-400 Denizaltısının Teknik Özellikleri

Bu denizaltılar iki denizaltının birleştirilip bütün ortasına da içerisine 3 adet Aichi M6A Seiran savaş uçağının yerleştirildiği ana bir platformdan oluşmaktaydı. Uçakların yer aldığı kısmın hemen önünde bir fırlatma rampası ve hücumu biten uçağın tekerrür denizaltındaki hangarına alındığı bir vinç bulunmaktaydı.
Bir I-400 -sınıf denizaltısı 6,500 ton ağırlığında ve takribî olarak 400 feet uzunluğundaydı. Her bir denizaltı dört adet 2,250 beygir eforunda motora sahipti. Bu motorlar yakıt ikmali yapmadan dünyanın herhangi bir yerine gidiş dönüş yapabilmekteydi. I-400’nam 1.750 tonluk bir yakıt ambarı mevcuttu. Denizaltı, toplamda 147 ila 157 kişilik bir tayfayı alabilecek kapasitedeydi. Denizaltı tayfanın dört ay açık denizde kalmasına imkan tanıyacak şekilde dizayn edilmişti. Denizaltının menzilini ve süratini çoğaldırmak için denizaltı, tam acil olmayan unsurlardan temizletilmişti. Denizaltı tüm bu gelişmiş özelliklerine karşın affedilemeyecek birçok kusura da sahipti. Bunların başında büyüklüğünün getirdiği radar iziydi. I-400’ler devasa büyüklükleri sebebiyle su yüzeyine çıkar çıkmaz fark edilip uçakların hedefi olabiliyordu. Diğer en büyük dezavantajlı tarafları da manevra kabiliyetindeki yetersizlikti. I-400’nam vurdumduymaz gövdesi onu en ufak denizaltılardan bile karşılaşmasından sakınmasını gerektiriyordu. Denizaltının kendi formuna entegre silahları şunlardı: Popo güvertesindeki 5.5 inçlik top, çeşitli yerlere monte edilmiş üç namlulu 25 mm’lik uçaksavar ve denizaltının köprü kısmında yer alan 25 mm’lik bir başka top. Denizaltı ayrıca sekiz adet büyük torpido taşımaktaydı.
Japonya bir isme devleti olduğu için Japon ordusu denizaltı mühendisliği noktasında oldukça iyi bir noktadaydı ancak hava mühendisliği mevzusunda henüz yeni sayılırdı. Japonya savaş sanayinin diğer tüm alanlarında olduğu gibi havacılık teknolojisinde de süratli bir ilerleme göstererek dünya devleri arasına girmişti. Bu bakımdan I-400 sınıfı denizaltıların en etkileyici silahı, özel bir teknolojinin mahsulü olan Aichi firmasının ürettiği M6A1 Seiran savaş uçağıydı. Bu uçaklar katlanabilir kanatları sayesinde denizaltının gövdesinde yer alan tüp şeklindeki hangarlarda muhafaza ediliyordu. Uçaklar dakikalar içinde kalkışa hazır hale gelebiliyorlardı. Seiranlar saate 220 mil sürate ve 600 millik bir menzile erişebiliyorlardı. Uçaklar toplamda 800 Uçak Taşıyan Denizaltıkilogram bomba veya eşdeğerde torpido taşıyabiliyordu. Uçaklar ilk testlerde galibiyetsiz olsalar da sonraki sınamalarda etkileyici bir performans sergilemişlerdir.
M6A1 Seiranlar klasik hava soğutmalı motorlar yerine su soğutmalı motorlar taşıdıkları için su altındaki yüksek ısı değerlerinden etkilenmeden deniz altında ısınabiliyor ve kısa müddette uçuşa hazır hale gelebiliyorlardı. Uçaklar ilk planlandıklarında geri dönüşü olmayacak görevler şeklinde kararlaştırmıştı ancak sonradan uçakların vinç takviyesiyle tekerrür hangara alınması kararlaştırılıp tasarım buna göre oluşturuldu. Aichi firmasının M6A Seiranları, tam gelişmiş özelliklerine karşın hiçbir savaşta kullanılmadılar. Bu uçakların üretimi Temmuz 1945’te sona erdi.

I-400’lerin Talihsiz Sonuçlari

Amiral Yamamoto’nun zamansız kaybından sonra I-400 projesi de stratejik emrini kaybetmiş oldu. Yamamoto, I-400’lerle Amerika’ya diz çöktürmeyi hedefliyordu. Japonya, I-400’lerle İkinci Dünya savaşı süresince görülmemiş bir vahşete imza atmanın tasarılarını yapmaktaydı. I-400’lerle gerçekleştirilecek Amerika atağında savaş hukukuna aykırı bir şekilde biyolojik silahlar kullanılması ve böylelikle kısa müddette etkili ve ölümcül bir korku dalgası yaratılarak Amerika Birleşik Devletleri’nin saf dışı vazgeçileceği umuluyordu. New York City ya da Washington DC’ye yapılacak hücumların Birleşik Devletlerin savaş direncini kıracağı ve Amerikan ulusunun hükumeti savaştan kaçınmaya zorlayacağı tasarlanmıştı. Nitekim I-400’ler Amerika Birleşik Devletleri’nin doğu sahilindeki büyük kentlerinden Oregon yakınlarına kadar gelmiş ve burada Seiranlarla bir iki test sortisi yapılmıştır.
İlk safhada sıkı Amerikan deniz ve hudut korunmasından dolayı doğrudan Amerika’ya etkili hücumlar yapmak yerine Amerika Birleşik Devletleri’nin Atlas ve Büyük okyanus arasındaki can damarı olan Uçak Taşıyan DenizaltıPanama Kanalı’na saldırmayı tasarladı. Panama hamlesinin Amerikan savaş makinesinin Pasifik’teki dikkatini dağıtacağını, bunun da Japon ordusunun derlenip tekerrür güçlenmesi için zaman kazandıracağı öngörülmekteydi. Bütün bu sırada Midway Muharebesinde yaşanan ağır Japon mağlubiyeti I-400’lerin ana kara korunmasına odaklanmasını lüzumlu kıldı. Tüm gelişmişliğine ve zamanından çok öte teknolojilerle donatılmış olmasına karşın I-400’ler yaşıtları olan diğer deli projeler gibi savaşın seyrini değiştirememiş ancak kendilerinden sonraki küresel dengenin belirleyici teknolojilerini ve bilimsel atılımlarına basamak olmuşlardır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ