Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Tarihsel Süreçte İş Sağlığı ve Güvenliği Alanına Katkı Sağlayan Bilim Adamları

  • 12 Temmuz 2021
  • Tarihsel Süreçte İş Sağlığı ve Güvenliği Alanına Katkı Sağlayan Bilim Adamları için yorumlar kapalı
  • 150 kez görüntülendi.
Tarihsel Süreçte İş Sağlığı ve Güvenliği Alanına Katkı Sağlayan Bilim Adamları

Aristoteles: M.Ö. 384-322 seneleri arasında yaşamış olan Aristoteles, felsefe bilimi tarihinde çok ehemmiyetli bir yeri olan düşünürdür. Eflatun Platon’un öğrencisi ve Büyük İskender’in hocası olan Aristoteles, bir hayli bilim dalının ortaya çıkmasında önderlik eden fikirlerle kendisinden sonra gelen düşünürleri etkisi atına almıştır. Yaşadığı yarıyılda, gladyatörler için perhiz tanımlaması yapmış ve koşucuların hastalıklarından söz etmiştir. Herodotos: M.Ö. […]

Aristoteles: M.Ö. 384-322 seneleri arasında yaşamış olan Aristoteles, felsefe bilimi tarihinde çok ehemmiyetli bir yeri olan düşünürdür. Eflatun Platon’un öğrencisi ve Büyük İskender’in hocası olan Aristoteles, bir hayli bilim dalının ortaya çıkmasında önderlik eden fikirlerle kendisinden sonra gelen düşünürleri etkisi atına almıştır. Yaşadığı yarıyılda, gladyatörler için perhiz tanımlaması yapmış ve koşucuların hastalıklarından söz etmiştir.

Herodotos: M.Ö. 484-420 seneleri arasında yaşamış olan Herodotos, tarihin babası olarak kabul edilmektedir. Günümüzün iş sağlığı ve güvenliği yasasının çizdiği sınırlar Tarihsel Süreçte İş Sağlığı ve Güvenliği Alanına Katkı Sağlayan Bilim Adamlarıçerçevesinde belirtilmiş olan meslek hastalıklarıyla alakalı olarak bağdaştırılabilecek ilk çalışmayı reelleştirmiş ve tarihte İlk kere emekçilerin sağlıkları üzerine çalışarak yeterli besin verilmesini belirtmiştir.

Hippokrates: M.Ö.460-377 seneleri arasında yaşamış olan Hippokrates, Yunanlı bir hekimdir. Tıbbın babası olarak da nitelendirilen Hippokrates, hekim olduğu için insan sağlığı için çalışmakla kalmamış, felsefeyle de ilgilenmiştir. İş sağlığı ve güvenliği sistemleri açısından ehemmiyetli sayılan adımlar atmıştır. Literatürde ilk kez merminin hasarlı tesirlerinden Hippokrates bahsetmiş ve bir hekim olduğundan dolayı, mermiye maruz kalma ile felç ve görme bozuklukları, halsizlik, kabızlık gibi belirttiler arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur. Mermi koliği tanımlamasını yapmıştır.

Nicander: M.Ö.200 senelerinde, Hippokrates’in mermi üzerine yaptığı çalışmaları geliştirmiştir. Özellikle de mermi koliği ve mermi anemisi üzerinde durmuş, özelliklerini geniş mantıkta belirlemiştir. Aynı zamanda mermi zehirlenmesi ile karın ağrısı, kabızlık ve surat solukluğu gibi bulguların arasında bir ilişki olduğunu yaptığı çalışmalar ile kesinleştirmiştir.

Plautus: M.Ö.254-184 Plautus Plato, günümüzün ergonomi tanımları arasına girecek çalışmalarda bulunmuştur. Yarıyılın esnaf ve sanatkarların çalışma pozisyonlarını göz önünde bulundurarak, çalışma koşullarından dolayı ortaya çıkan beden biçim bozuklukları malformasyonlar hakkında çalışmıştır.

Büyük Plinius: M.S.23-79 senelerinde arasında yaşamış olan Büyük Plinius Plini, günümüzde meslek hastalıklarının önüne geçmek emeliyle özellikle de kimyasal, riskli madde ve toz kapsayan etraflarda takılması önerilen maskeler üzerinde çalışmıştır. Riskli tozlara maruz kalacak biçimde çalışan şahısların, günümüz koşullarında maske yerine geçen ve o günün koşullarındaki kullanılan torbaları başlarına geçirmelerini önermiştir.

Juvenal: M.S. 60-140 seneleri arasında yaşamış olan Juvenal, yeniden meslek hastalıklarının günümüz tanıları içerisinde sayılabilecek sorunlar üzerinde durmuştur. Juvenal’ın özellikle üzerinde durduğu meslek grubu ise, demircilerdir. Demircilerde, yarıyılın koşullarında çok fazla göz yakınmaları olduğu kollandığından, bu çalışanlardaki göz hastalıklarının yapılan işten kaynaklandığını ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra, sürekli olarak ayakta çalışan bireylerde de yeniden günümüz koşullarında işten kaynaklanan hastalıklar içerisinde gösterilebilecek varisleri belirlemiş ve bunların da işten kaynaklanabileceğini açıklamıştır.

Paracelsus: 1493-1541 seneleri arasında yaşamış olan Paracelsus, iş yeri hekimliğinin ilk yazılı kaynağı olarak nitelendirilebilecek olan “De Morbis Metallicis” isimli kitabı yazmıştır. Günümüzün pnömokonyoz olarak öğrenilen kronik akciğer hastalıkları üzerinde çalışmış, bu hastalıkların muayenehane tablosunu çizmiştir. Net bir biçimde meslek hastalıkları terimi üzerinde durmuş, madencilerde ve baca arınıcılarında meslek hastalıklarını ortaya koymuştur. Endüstriyel büyümelerin meslek hastalıkları riskini çoğaldırdığını belirtmiştir. Aynı zamanda zehirler üzerine çalışmış ve zehirlerin kimyasal yapılarını araştırdığında her maddenin bir zehir olduğunu, bu maddelerin zehir mi yoksa ilaç mı olduğunu, bu soruları çözebilecek tek hususun, alınan maddenin doz ve organizma arasındaki ilişkilerle dağılabileceğini vurgulamıştır. Bu sayede toksikolojinin temelini atmış ve çağdaş toksikolojinin kurucusu olarak nitelendirilmiştir.

Tarihsel Süreçte İş Sağlığı ve Güvenliği Alanına Katkı Sağlayan Bilim AdamlarıGregorius Agricola: M.S.1494-1555 seneleri arasında yaşamış olan Agricola, Saksonyalı bir hekimdir. İş kazaları üzerinde durmuş ve bu alan ile alakalı tekliflerde bulunmuştur. Dünyanın ilk mineroloji alimi kabul edilmektedir. “De Re Metalica” isimli kitabını 1526’da yazmıştır. Bu kitabında, jeoloji, madencilik ve metalürji bilgilerini ortaya koymuştur. Avrupa madenlerinde çalışan emekçilerin sorunlarından bahsetmiş, madencilerde ortaya çıkan hastalıkların tanımlanması üzerine çalışmış, bu sorunlara karşı nasıl gözetici ihtiyatlar alınacağı üzerinde durmuştur. Toza karşı civar koşullarının daha iyileştirilebilmesi için havalandırılması üzerine durmuştur.

Bernardino Ramazzini: 1633-1714 seneleri arasında yaşamış olan Ramazzini, “İş Sağlığı ve Güvenliği”nin babası olarak nitelendirilmektedir. Epidemiyoloji uzmanı olan İtalyan muayenehaneci, 1713 senesinde “De Morbis Artificum Diatriba” isimli kitabını yazmıştır. Ramazzini bu kitabı yazmasının ve meslek hastalıklarını araştırmasının bir rastlantı ve akabinde de yaptığı gözlemler dizisi olduğundan bahsetmiştir.

Ramazzini’nin o yarıyılda yaşadığı şehrinde, konuttan çıkan atıklar çukurlarda bir araya gelmektedir ve bu çukurların üç senede bir temizlenmesi gerekmektedir. Yaşadığı evin atık çukurunu arınmaya gelen şahsın işi çok süratli yaptığını gördüğünde, çalışana fazla yorulmaması için yavaş yapmasını önermiştir. Ancak, aldığı yanıt, meslek hastalıklarının araştırılmasının çok ehemmiyetli bir adımı olmuştur. Atığı boşaltmakla uğraşan çalışan, kanlı ve kızarmış gözlerle Ramazzini’ye bakmıştır ve “Bu işte 3-4 saat çalışan biri, neden işi tez tamamlamak istediğimi anlar. Bir an evvel işi tamamlayıp, konutuma gidip gözlerimi yıkamak ve karanlık bir odada kalmak Tarihsel Süreçte İş Sağlığı ve Güvenliği Alanına Katkı Sağlayan Bilim Adamlarıistiyorum.” yanıtını vermiştir. Bu vakanın üzerine Ramazzini etrafsini gözlemlemeye başlamış ve şehirde çok fazla âmâ insanın olduğunu fark etmiştir. Gözleri görmeyen bireylerle konuştuğunda ise, hemen hepsi daha evvel bu işi yapmış şahıslar olduğu ortaya çıkmıştır. Bu rastlantıların akabinde, Ramazzini meslek hastalıklarını araştırmaya başlamış ve meslek hastalıklarını kitabını yazmıştır.

Kitabında, iş kazalarının önlenmesi ismine gözetici güvenlik tedbirleri alınmasının üzerinde durmuştur. Ergonominin temel prensiplerini ortaya koymakla kalmamış, şu an tam iş güvenliği uzmanlarının şirketlerde aldırmak istediği ihtiyatları, daha 17. Yüzyıl’da ortaya koymuştur. İş yerlerinin sıcak-soğuk dengesinden, iş yeri havasındaki muhtemel hasarlı etmenler ile bunların ortadan kaldırılmasına kadar geniş kapsamda çalışmıştır. Mermi ve cıva zehirlenmelerini araştırmış ve bunların bulgularını ortaya koymuştur. En ehemmiyetlisi de, hastalara sorulan sorulara “ne iş yaptıklarının sorulması” ilkesini getirmiştir. Bu sorunun yanıtı, şahısların çalıştıkları etrafların şartları sayesinde meslek hastalıkları konusunda da sonuca ulaşılmasını süratlendirmiştir. 1986 senesinde Japonya’da İş ve etraf sağlığı Üniversitesi açıldığında, bahçesine Dr. Ramazini’nin heykeli dikilerek vefa borcu gösterilmiştir.

Percival Pott: 1714 – 1788 seneleri arasında yaşayan Percival, bir İngiliz hekimdir. “Bel Kemiği Çarpıklıklarında Sık Görülen Alt Taraf Uzuvlarındaki Felçler Üstüne” isimli kitabı yazmıştır. Bu kitabında Percival, genç emekçilerin çalışma saat ve şartları hakkında çalışmalar yapmış ve bu çalışmalar sonucunda baca arınma işinde çalışan şahısların kanser hastalığına tutulma riskinin daha yüksek olduğunu belirtmiştir. Baca arınıcılarında daha sıklıkla görülen kanser cinsinin skrotum kanseri olduğunu vurgulayarak, bunun sebebini de “is” biçiminde belirtmiş ve bu gidişatın bir meslek hastalığı olduğu vurgunu yapmıştır. Fabrikalarda baca arınma işi o yarıyıllarda çocuk yaştaki emekçiler tarafından yapıldığından, Percival’in yapmış olduğu çalışmalardan İngiliz parlamenterlerinden olan Sir Robert Peel, 1802 senesinde “Çırakların Sağlığı ve Morali” yasanın çıkmasında liderlik etmiştir.

Sir Robert Peel: 1788-1850 seneleri arasında yaşayan Sir Robert Peel, Percival Pott’un hazırlamış olduğu rapordan etkilenerek 1802 senesindeki teşebbüsleri sayesinde “Çırakların Sağlığı ve Morali” isimli yasa yürürlüğe girmiştir. Bu yasa, İngiltere’de İSG istikametinden çıkarılan ilk yasadır ve günlük çalışma saati 12 saat olarak yasal biçimde tanımlanmıştır.

Robert Owen: 1771-1858 seneleri arasında yaşamış olan Robert Owen, yarıyılın İskoçya’da fabrikası olan bir patronudur. 1788 senesinde yürürlüğe giren Baca Arınıcıları Kanunu ile beraber, fabrikasında 10 yaşın altında kimseyi çalıştırmamış ve çalışma saatlerinde tertip etmeye giderek eksiltmiştir. İşyerinde hem gençler hem erişkinler için eğitim programları hazırlamıştır. İşyerindeki etraf şartlarını iyileştirmiştir. Günlük çalışma süresinin 10 saate düşürülmesi ismine çalışmaları teşvik etmiştir.

Michael Sadler: 1780-1835 seneleri arasında yaşamış olan Michael Sadler, evvel Baca Arınıcıları Kanunu, ardından Çırakların Sağlığı ve Morali Kanunu gibi iş yaşamını tertip eden kanun çalışmalarından etkilenmiş ve 1832 senesinde meclise yeni bir yasa tasarısı ile gelerek, iş sağlığı ve güvenliği alanında ehemmiyetli bir adım atmıştır. 1833 senesinde “Fabrikalar Yasası” onun liderliğinde yürürlüğe girmiştir. Bu yasa çok ehemmiyetli metamorfozlara yol açmıştır. Bu sayede fabrikaların teftişi denetim operasyonları ve hakimiyetlerinin yapılabilmesi için müfettiş atanması gerekli kılınmıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ