Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Tarih Bilimini Yine Yazdıran Tapınak: Göbekli Tepe

  • 29 Eylül 2021
  • Tarih Bilimini Yine Yazdıran Tapınak: Göbekli Tepe için yorumlar kapalı
  • 32 kez görüntülendi.
Tarih Bilimini Yine Yazdıran Tapınak: Göbekli Tepe

Bugün Şanlıurfa’nın 15 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Göbekli Tepe, hali hazırda devam et olan büyük bir bulguya , daha ahlakı bir ifadeyle tarihin başşehirliğine aday olma yolundadır. Şimdiye kadar ki insanlık ve medeniyet geçmişine dair bilgilerimiz çok değil bundan bütün 34 sene evvel hala çözülmeyecek biçimde karışmaya başladı. 1983 senesinin sıradan bir gşöhretinde tarlasını sürmeye çalışan Mahmut […]

Bugün Şanlıurfa’nın 15 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Göbekli Tepe, hali hazırda devam et olan büyük bir bulguya , daha ahlakı bir ifadeyle tarihin başşehirliğine aday olma yolundadır. Şimdiye kadar ki insanlık ve medeniyet geçmişine dair bilgilerimiz çok değil bundan bütün 34 sene evvel hala çözülmeyecek biçimde karışmaya başladı. 1983 senesinin sıradan bir gşöhretinde tarlasını sürmeye çalışan Mahmut Yıldız adlı çiftçi kara saban kullanarak sürdüğü tarlasında büyükçe bir oymalı taş buldu. Daha evvel muhtelif medya organlarında bulduğu şeylerin tarihsel kaliteye sahip oldTarih Bilimini Yeniden Yazdıran Tapınak: Göbekli Tepeuğu bilgisiyle Şanlıurfa Müze Müdürülüğüne giderek bulduğu eserleri teslim eder. Müze müdürlüğü o zamanın koşullarında yalnızca bu gidişatı kayıt altına kalmakla kanaat etip çiftçiye teşekkür ederek gönderirler. Tarihler 1995 senesini gösterdiğinde bölgede GAP çalışmaları sebebiyle su altında kalacak arkeolojik yerlerde araştırma yapan Alman arkeoloji kurulu, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesinde çiftçi Mahmut Kılıç’ın arazisinde kara sabanla toprak sürerken bulduğu eserleri görerek bunları sorar. Bulunan heykel ve taşların Göbekli Tepe denilen bir mevkide bulunduğu yanıtıyla soluğu burada alan kurul, şimdiye kadarki tam tarihsel bilgi kuramlarını alt üst edeb bulguya imza atar. 1996 senesinde Şanlıurfa Müze Müdürlüğü’nün başkanlığında Alman Arkeolog Harald Hauptmann önderliğinde yapılan kazılar başladıktan hemen sonra son derece gizemli ve şimdi dahi tartışılan bilgiler ortaya koyar.Kazılar devam ettikçe sual işaretleri eksileceğine çoğalamaya başlar.Zira arkeologların tam varsayımlarını dumura uğratan bulgular bir bir gündeme düşer. Arkeolojik tasnif olarak Göbekli Tepe, Çanak Çömlek Evveli Neolitik Yarıyılına M.Ö 9.600 – 7.300 aittir. Karbon 14 testiyle bilimsel olarak Göbekli Tepe’deki ağabeyde ve heykellerin 12 bin senelik bir geçmişe sahip olduğu ortaya konulmuştur.Burada ortaya çıkan eser ve yapılar tarihin başlangıcını ve ilk medeni eserleri ifade eden İngiltere’deki Stonehenge dikitlerinden 7000, Mısır Piramitler’den 7500 sene daha öncekiydi. Ayrıca yerleşik yaşama geçen insanların ilk liderleri olan Sümer,Maya , Mısır, Hint ve Çin medeniyetinden binlerce sene evvel inşa edilmişlerdi. Eldeki bilgiler ve halihazırda mekteplerde öğretilen bilgilere gnamımızdan 12 bin sene evvel yaşayan insanlar, her cinsten medeni olma niteliğinden uzak henüz avcılıkla ve nebatlarla beslenerek günübirlik olarak yaşamını sürdüren, dil, din, kültür ve sanat noktasında eser ortaya koymaktan uzak ufak avcı kümelerinden ibaretti.Sürüler halinde yaşayan bu çağın insanları için tasvir edilen bu gidişata rağmen Göbekli Tepe’deki tapınakta ancak suratlarca insanın gücüyle dikilip inşa edilebilecek itinayla süslenmiş 8 ila 30 metre çapında 20 adet tapınak bulunmuştu. Tapınakta yer alan anıtların büyüklüğü 3 ila 6 metre , ağırlıkları ise 60 tonu aşabiliyordu.

GTarih Bilimini Yeniden Yazdıran Tapınak: Göbekli Tepeöbekli Tepe’den evvelki tarih kuramına göre insanlık ateşi keşfettikten sonra yavaş yavaş tarıma geçmiş bunun neticesinde yerleşik yaşam başlamış, buna bağlı olarak din ve devlet mefhumlarını ortaya koymuştur. Ancak Göbekli Tepe’de ortaya çıkanlar tapınma lüzumuna bağlı yapıların tarımı ve dolayısıyla yerleşik yaşamı getirdiği neticesini ortaya koydu.Her sene muhakkak yarıyıllarda kalabalık kitleler halinde Göbekli Tepe’deki tapınağı ziyarete gelen insanlar için gıda maddesi meseleyi ortaya çıkınca tapınak ortamında tarım faaliyeti başlamış bu faaliyetin natürel neticeyi olarak insanların tapınak çevresinde yerleşik kentler inşa ettiği görülmüştür.Tapınağın özel emellerle değil bir hac yeri olma niteliğiyle özel bir tapınak olması onu özellikle ehemmiyetli kılmaktadır.Yeniden yapılan araştırmalar tapınak çevresinde kabirlerin olmaması nedeniyle ahiret inancına dair sansasyonel ipuçları elde edilmiştir. Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Kısmı Öğretim Görevlisi ve Göbekli Tepe Kazıları İkinci Başkanı Yrd. Doç. Dr. Cihat Kürkçüoğlu, ölü gömme inancına dair şu bilgileri kaydolmaktadır: ”Bugüne kadar yapılan kazılardan elde edilen neticelere göre ölü gömme geleneğinin, daha doğrusu bir kabir geleneğinin Göbekli Tepe’de olmadığını kavrıyoruz. Mesela taşların üzerindeki kabartmalarda akbaba gibi yırtıcı kuşların insanları yediğini görüyoruz ve buradan anlıyoruz ki Göbekli Tepe’de kabir geleneği yoktu. Çatalhöyük’te olduğu gibi, güneşe gömme gibi bir gelenek var neolitik çağda. Ölüler sarih havaya vazgeçiliyor, yırtıcı kuşlar gelip bunları yiyordu. Belki şöyle bir inanış vardı; göğe yükselince bu kuşlar, ölülerin ruhlarının da göğe yükseleceğine inanılıyordu. Bu ilginç bir şey tabi. Bu yöntem Tibet’in bazı bölgelerinde yakın zamana kadar uygulanıyordu.”

Göbekli Tepe’deki çalışmalar reelinde bir çiftçinin birkaç heykelcik bulmasıyla ve evvelinde bölge yakınlarında yapılan kazılarla bilinse de bölgenin bir tam olarak gizemine dair çalışmalar 1963 senesinde İstanbul ve Chicago üniversitelerinden görevlilerinin yüzey araştırmaları sırasında ortaya çıkar.Kazılar hali hazırda Şanlıurfa Müzesi ve Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü ortaklaşa yürütüyor. Kazılara uzun seneler başkanlık eden Prof. Klaus Schmidt, Göbekli Tepe’ye dair en ehemmiyetli isimdir.Zira çalışmaların büyük bir kısmı onun özenli gayretlerinin mahsulü olarak bugüne gelmiştir.Göbekli Tepe’deki yapıların bir tapınak kaliteyi taşıması bölge için bugün de kullanılan ‘peygamberler şehri’ ifadesinin ne kadar anlamlı olduğunu gösteriyor.

GTarih Bilimini Yeniden Yazdıran Tapınak: Göbekli Tepeöbekli Tepe’de tapınağı oluşturan T şekilli 3-5 m yükseklikte, ağırlıkları 50-60 ton arasında değişen kolonların neyi temsil ettiği arkeologlar tarafından farklı kuramlarla açıklanmaktadır ancak en kabul gören kurama göre bu kolonların insanları temsil ettiği ve her kolon üzerinde yer alan heykel veya tasvirlerin Boğa, yaban domuzu, tilki, yılan, turna ve yaban ördekleri, aslan bir kabileyi simgelemektedir.Her sene muhakkak zamanlarda bir araya gelen bu kabileler kendileri için totem olarak andıkları hayvanları simge olarak bu kolonlara işlemişlerdir. Kolonlar ve değişik kayadan unsurlar üzerindeki tasvir emekçiliği tapınağı inşa eden insanların ne kadar gelişmiş bir soyut sanat zevkine , sağlam estetik algıya sahip olduğunu göstermektedir.Tapınağın tabanının su geçirmez maddeyle dolu olması burada kan veya değişik akışkanların kullanıldığı ayinler gerçekleştirildiğini göstermektedir.Yeniden tapınak etrafında yapılan kazılarda ayinler sırasında veya farklı zamanlarda harcanmak üzere büyük bira fıçıları bulunmuştur. Bölgenin tarımsal geçmişi ve gıda mahsullerinin tarihselliği içindeki en ehemmiyetli unsuru olan buğdayın da burada kullanıldığı görülmüştür. Bulunan buğday üzerinde yapılan genetik analizlerde gnamımızdaki buğdayın o zaman kullanılan buğdayla hemen hemen aynı olduğu tespit edilmiştir.

Göbekli Tepe’de bulunan yapılara dair çok farklı dinsel kuramlardan biri de kutsal kitaplarda geçen Dicle ve Fırat dereleri arasında olduğuna inanılan Cennet Bahçesi’nin burada yer aldığıdır.

TaşTarih Bilimini Yeniden Yazdıran Tapınak: Göbekli Tepeıdığı bunca esrarın yanı gizeme Göbekli Tepe’nin hiçbir biçimde hasar görmeden kum ve çakıl taşıyla doldurularak üzerinin örtülmesi arkeologların yanıtını bulamadığı bir değişik meseledir.Mabedi inşa edenlerin muhtelif doğrultulardan olacağını düşündükleri bir vahşi atağı tehdidine karşı koruma emelli ya da bir anda ortaya çıkan bir dedikodunun tesiriyle tapınağı gömdüğü düşünülmektedir. Ancak yapılan son kazılar tapınak gömüldükten sonra üstüne yeni fakat daha ufak mabetlerin inşa edildiğini ortaya çıkarmıştır. Gşöhretimize yakın zamana kadar bölgenin yerel ulus arasında daha önceki Kürtçe ismiyle ‘Xerwreşk’ başka bir deyişle kara yıkıntı olarak adlandırılıp dilek tepesi diye farklı adakların sunulduğu , dileklerin yalvardığı bir yer olduğu düşünüldüğünde Göbekli Tepe’nin dinsel mahiyeti daha iyi anlaşılmaktadır. Göbekli Tepe’yi en doğru biçimde yeniden tapınağın bulunmasında büyük gayretleri olan Klaus Schmidt tarif etmektedir. Schmidt’e göre “Göbekli Tepe muazzam bir tapınaklar dağı kalitesinde ve Taş Devri kabilelerinin muhtelif merasimler tertip ettikleri olimpik buluşma yeri olarak karşımıza çıkıyor. Göbekli Tepe uygarlık serveti açısından bu bedelli ehemmiyetine binaen 2011 senesinde UNESCO tarafından Dünya Servet Geçici Listesi’ne alınmıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ