Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Suzanne Valadon’un Yaşamı ve Yapıtları

  • 02 Nisan 2021
  • Suzanne Valadon’un Yaşamı ve Yapıtları için yorumlar kapalı
  • 83 kez görüntülendi.

Suzanne Valadon, Fransız Milli Hoş Sanatlar Birliği’nce kabul edilen ilk bayan ressamdır. Asıl ismi Marie-Clémentine Valadon olan ressam 23 Eylül 1865 – 7 Nisan 1938 Fransa‘nın Haute-Vienne bölgesinde Bessines-sur-Gartempe’da doğdu. Aynı zamanda kendisi gibi şanlı bir ressam olan Maurice Utrillo’nun annesidir. Çizimlerinde ve tablolarında çoğunlukla bayan vücutlarını, bayan portrelerini, natürmortları, manzaraları ve kedileri mevzu aldı. […]

Suzanne Valadon'un Hayatı ve EserleriSuzanne Valadon, Fransız Milli Hoş Sanatlar Birliği’nce kabul edilen ilk bayan ressamdır.
Asıl ismi Marie-Clémentine Valadon olan ressam 23 Eylül 1865 – 7 Nisan 1938 Fransa‘nın Haute-Vienne bölgesinde Bessines-sur-Gartempe’da doğdu. Aynı zamanda kendisi gibi şanlı bir ressam olan Maurice Utrillo’nun annesidir. Çizimlerinde ve tablolarında çoğunlukla bayan vücutlarını, bayan portrelerini, natürmortları, manzaraları ve kedileri mevzu aldı. Yüksekokul’nin tesirine hiç girmedi ve hiçbir zaman ananeyle hudutlu kalmadı. Valadon yaşamının takribî 40 senesini bir sanatçı olarak yaşadı.

Valadon, bir çamaşırcı olan annesi Madeleine ile beraber, fakirlik içinde gelişti ve babasını hiç tanımadı. Oldukça bağımsız ve asi bir karakteri vardı. İlkokula on bir yaşına kadar devam edebildi. Daha sonra ressamlara modellik yapmaya başladı. 1883’te, on sekiz yaşındayken, gayri hukuki oğlu Maurice Utrillo’yu doğurdu. Valadon’un dostlarından Miguel Utrillo, reel babası bilinmez olan Maurice’i oğlu olarak gösterdi. Valadon, Toulouse-Lautrec’in kitaplarını okuyarak ve Montmartre’da beraber çalıştığı sanatçıları gözlemleyerek kendini yetiştirdi.

Suzanne Valadon'un Hayatı ve EserleriValadon, on bir yaşında çalışmaya başladı ve bir değirmende, manavda, cenaze çelenkleri yapan bir atölyede veya bir garson olarak bulabildiği her işte çalıştı. On beş yaşındayken tanıştığı sembolist ressamlar Kont Antoine de la Rochefoucauld ve Thèo Wagner sayesinde, Lautrec, Sescau ve Berthe Morisot gibi sanatçıların da uğrak yeri olan Mollier sirkinde cambaz olarak çalışmaya başladı, ancak bir sene sonra trapezden düşmesi bu kariyerine son verdi.

Suzanne Valadon'un Hayatı ve EserleriValadon, 1880’de Montmartre’da model olarak da çalışmaya başlamıştı ve Théophile Steinlen, Pierre-Auguste Renoir ve Henri de Toulouse-Lautrec gibi bir hayli sanatçıya on seneyi aşkın bir müddet, İncil’deki “Susanna Ve Yaşlılar” öyküsünden esinle “Suzanne” lakabıyla modellik yaptı. Çok hırslı, asi, kararlı, kendine güvenen ve istekli bir bayan olarak tanındı. 1890’lı senelerin başında tanıştığı, mert çizimlerine ve tablolarına hayran olan Edgar Degas, fotoğraflarını satın alarak onu cesaretlendirdi. Vefatına kadar da en yakın dostlarından biri olarak kaldı. Sanat tarihçisi Heather Dawkins, Valadon’un bir model olarak değişik ressamların atölyelerinde yaşadığı tecrübelerin, kendi yaptığı tablolardaki bayanlara değişiklik kattığına inanıyor. Bu değişiklik, fotoğraflarındaki bayanları, erkek post empresyonist ressamlara göre daha az idealize etmesinden kaynaklanmaktadır.

Suzanne Valadon’un modellik yaptığı çok rakamdaki fotoğrafların arasında en tanınmışı, 1883’deri itibaren poz verdiği şanlı ressam Renoir’in “Bougival’da Dans” tablosudur. 1885 senesinde Renoir onun “Saçını Ören Kız” ve “Suzanne Valadon” isimlerini verdiği şanlı portrelerini de yaptı. Valadon’un, Paris ressamlarıyla gezmeyi çok beğendiği bar ve tavernalardaki görüntüsü Henri de Toulouse-Lautrec’in “Akşamdan Kalma” tablosunun mevzusu oldu.

1893’te Valadon, kısa süren kasırgalı bir ilişki yaşadığı bestekar ve piyanist Erik Satie’nin, Cortot caddesindeki odasının yanındaki bir odaya taşındı. Ancak, altı ay sonra Satie’yi terk etti ve 1895’te borsa simsarı Paul Moussis’le evlendi. Paris’teki bir apartman dairesiyle kırlardaki bir yazlık arasında burjuva yaşamı yaşadı. Valadon, 1913’te Moussis’deri dağıldıktan sonra, 1914 senesinde oğlunun dostlarından genç ressam André Utter’le evlendi. Valadon ve Utter çok rakamda ortak sergiler açtılar.

Suzanne Valadon'un Hayatı ve EserleriMuhtelif kaynaklarda, Valadon’un fotoğraf yapmaya dokuz yaşında başladığı ve kendi kendini eğittiği belirtilmektedir. Valadon, eforlu kompozisyonları ve canlı renkleri ile dikkat toplayan natürmortlar, portreler, çiçekler ve manzaralar yaptı. Ama, en çok bayan vücutlarını bayan bakış açısıyla resimleyen nüleriyle tanındı. Yaptığı bu fotoğraflar sanat tarihi açısından özellikle ehemmiyetlidir, zira on dokuzuncu asırda bir bayan sanatçının kullandığı ana temanın üryan bayanlar olması alışılmadık bir gidişattır. Feminist sanat tarihçilerinin dikkatini sürükleyen yaklaşımının bir özelliği de, fotoğraflarındaki bayanların, yirminci asrın başlarında, sanatta bayan cinselliğinin baskın kullanılışına bir direniş davranışını hissettirmesidir. Valadon, kendini emin bir üslupla hudutlandırmasa da, çalışmalarında hem Sembolist hem de Post-Empresyonist estetiğin tesirleri sarihçe görülmektedir.

İlk tarihlediği ve imza attığı yapıtı, 1883 senesinde yaptığı bir otoportredir. İkinci portre çalışmasını da gene 1883’te, on sekiz yaşındayken, oğlunun doğumundan evvel bitirdi. 1883-1893 seneleri arasında çoğunlukla çizim yaptı ve 1892’de tablolarını üretmeye başladı. İlk modelleri aile azaları, oğlu, annesi ve yeğeniydi. İlk nü tablosunu da 1892’de yaptı. 1890’ların başında açtığı ilk sergileri, çoğunlukla “Erik Satie” 1893 gibi portrelerden oluşuyordu. Çalışmalarını kumpaslı olarak Paris’teki Bernheim-Jeune galerisinde sergiledi. Valadon’un Milli Salon’daki ilk sergisi 1894’te hakikatleşti ve Edgar Degas, onun çizimlerini satın alan ilk şahıs oldu. Valadon’a yumuşak yüzeyle oymabaskı tekniğini de öğreten Degas, ayrıca onu Paul Durand-Ruel ve Ambroise Vollard gibi değişik koleksiyoncularla da tanıştırdı.

Suzanne Valadon'un Hayatı ve EserleriValadon, borsacı Paul Moussis ile evlendikten sonraki yaşamında hiç ara vermeden fotoğraf yaptı. Milli Salon sergisi için yaptığı büyük yağlı boya tablolar, fotoğraf sanatında bir kadının bir erkeğe heves nesnesi olarak bakışını yansıtan ilk misallerdendi. Yağlı boya, yağlı kalem, pastel ve kırmızı tebeşir ile çalıştı. Çok sıvı olduklarından mürekkep ya da sulu boya kullanmadı. Figürlerini vurgulamak için siyah çizgiler kapsayan, zengin renkler ve kaba fırça darbelerinden faydalandı. Suzanne Valadon yaşamının sonuna kadar takribî 300 çizim ve 450’den fazla yağlı boya tablo üretti. Valadon, henüz yaşarken ünlenmiş bir ressam olarak, 7 Nisan 1938’de, 72 yaşındayken bir inme sonucuna can verdi ve Paris’te Saint-Ouen kabirliğine gömüldü. Cenaze merasimine katılanlar arasında André Derain, Pablo Picasso ve Georges Braque da vardı.

 

Suzanne Valadon'un Hayatı ve EserleriSuzanne Valadon’un ismi, Paris’te bir alana, Limoges’da bir liseye, bir asteroide 6937 Valadon ve Venüs seyyaresindeki bir kratere verilmiş, sansasyonel karakteri Somerset Maugham’ın dilimizde İblisin Kurbanları ismiyle yayınlanan “Ustura Ağzı” The Razor’s Edge romanına ve Degas ile ilişkisi Timberlake Wertenbaker’in “The Line” Hat isimli tiyatro yapıtına mevzu olmuştur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ