Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Sınama Nedir? Sınamanın Tanımı ve Kaliteyi

  • 02 Ekim 2021
  • Sınama Nedir? Sınamanın Tanımı ve Kaliteyi için yorumlar kapalı
  • 44 kez görüntülendi.
Sınama Nedir? Sınamanın Tanımı ve Kaliteyi

Sevilerek okunan yazı cinslerinden bkocaman da “sınama”dir. Sınama, 16.yüzyıldan beri özellikle Fransız yazarlarından Montaigne’in liderliğinde bağımsız bir edebiyat cinsi olarak büyük bir büyüme kaydolmuştur. Bugün de birçok yazar duygu ve düşüncelerini bu yazı cinsiyle anlatmaya çalışmaktadır.

3738_deneme

Sevilerek okunan yazı cinslerinden bkocaman da “sınama”dir. Sınama, 16.yüzyıldan beri özellikle Fransız yazarlarından Montaigne’in liderliğinde bağımsız bir edebiyat cinsi olarak büyük bir büyüme kaydolmuştur. Bugün de birçok yazar duygu ve düşüncelerini bu yazı cinsiyle anlatmaya çalışmaktadır.

Samimi bir anlatımla yazılan sınama yazılarının okuyucuları dinlendiren ve meşgul eden yanları bulunmaktadır. Bu cinste kaleme alınan yazılar okuyuculara yeni kavrayışlar, beğeniler ve görüşler kazandırmaktadır.

Sınama ismi verilen yazı cinsinin gerek biçim gerek öz açısından anı, söyleşi, fıkra ve yazı gibi muhtelif yazı cinsleriyle yakın bir ilişkisi vardır. Bundan dolayı bazı kimseler belli bir türe koyamadıkları her yazıya veya kitaba “sınama” ismini vermektedirler. Bununla beraber, sınama yazılarının da kendine has belli özellikleri bulunmaktadır. Bu özellikler zamanla belki de daha belirgin bir vaziyete gelecektir.

Rastgele bir edebiyat, sanat veya bilim mevzusunu yeni ve kişisel görüşlerle işleyerek tesirli bir anlatım içinde veren düz yazılara eskiden “kalem tecrübesi” denilirdi.

Sınamada, kesin yargılara varma, bir savı benimsetmeye çalışmak, kesin bir değerlendirme yapmak gibi bir emel söz mevzusu değildir. Sınama yazarı, iddiasız bir tavırla rastgele bir mevzu üzerinde bireysel fikirlerini samimi ve çok defa bir sohbet havasında anlatmaya çalışır. Hatta bazı sınama yazılarında, anılarda veya günlüklerde karşılaşılan biriçtenlik,samimiyet, bir rastgelelik göze çarpmaktadır.

3738_francis_bacon

Sınama, genelde kısa bir yazı veya köşe yazısı gibi bir nefeste okunabilecek uzunluğa sahip olur. Bununla beraber, çok daha uzun sınamalara da rastlamak muhtemeldir. Sınama, bir analiz veya yazıda olduğu gibi belli bir tasarıya göre oluşmaz. Sınama yazarı, duygu ve düşüncelerini rahat bir biçimde, serbest bir tavırla kendi kendisiyle konuşur gibianlatır, bazen ise bir mevzudan bir mevzuya atlayabilir.

Sınama yazarlığı, geniş bir fikir dünyası ve zengin bir edebiyat, sanat veya felsefe kültürü ile birlikte sarih, özgün ve sürükleyici bir anlatım özelliğine sahip olmayı gerektirmektedir. Bu özelliklere sahip olan sınama yazarlarının kaleminden alana çıkan yazılar okurun genel kültürünü artırır, onun önüne daha evvel bilmediği veya sezemediği düşünce ve duygu ufukları açar.

Sınama cinsinde yazarın bireysel duyguları, düşünceleri, inançları, istekleri, beğenileri öne çıkmaktadır. Bu sebeple bu cins yazılarda hakikatlik, doğruluk, genelleme yapma, kural ve usulleri uygulamak gibi özellikler söz mevzusu değildir. Sınama yazarı bazı felsefi öğretilerden, edebiyat akımlarından ve sanat görüşlerinden yararlanmakla birlikte daha çok bireysel hayatlardan esinlenir.

Sınama cinsinde yazıları tenkitten ayıran nokta ise şudur: Sınama yazılarında emel, yaratıcılık ve özgünlüktür, tenkitte ise emel belli bir sonuca ve yargılara varmaktır.

Sınama Cinsinin Büyümesi?

Sınama cinsinde eserlere çok eskiden beri bütün dünya edebiyatlarında rastlamak muhtemeldir. Hatta bazı edebiyat tarihçileri sınama cinsinin Avrupa’dan evvel Japonya, Çin ve Hindistan gibi Doğu ülkelerinde başladığını iddia etmektedirler.

Sınamanın bağımsız bir yazı cinsi olmasında büyük hisseyi bulunan Montaigne, ilk iki cildi 1580 senesinde, üçüncü cildi de 1595 senesinde yayımlanan “Essais” isimli ünlü eseriyle bu cinsin hem önderi hem de en büyük temsilcilerinden bkocaman haline gelmiştir. Montaigne, sınamalarında sade, akıcı ve samimi bir anlatımla kendi gözlemlerine ve tecrübelerine direnerek dostluk, yalnızlık, dilenme, kitap, terbiye, eğitim gibi pek çok farklı mevzular hakkında kişisel fikirlerini anlatmıştır.Denemelerinin tümünde onun huzurlu, sevecen karakteri ön tasarıdadır.

3738_images-19

Montaigne, sınamalarını nasıl bir kavrayışla kaleme aldığını ve ne gibi bir civarda yazdığını şöyle anlatır:

-“Her yazar ulusa, kişisel ve eksantrik bir özellikle kendini tanıtır; ben ise gramerci ya da şair, ya da hukukçu olarak değil, her şeyden evvel kendi kalıbımla, Michel de Montaigne olarak tanıtmak isterim kendimi. Şayet insanlar, kendimden fazlasıyla söz açıyorum diye şikâyet ederlerse, ben de onlardan, kendi üzerlerine biraz olsun eğilip düşünmediklerini ileri sürerek şikâyet ederim.”

-“Konutta bulunduğum zaman yaşamım daha çok kitaplığımda geçer; oradan konut işlerini idaremek imkânını da bulurum. Giriş kapısının hemen üstündeyim; hem bahçeyi, kümesi, avluyu görürüm, hem de konutumun değişik bvefatları içinde sayılırım. Hiçbir kumpasa uymadan, hiçbir emel gütmeden bir bu kitabı, bir şu kitabı karıştırırım; zaman olur kurduğum hayalleri yakendim yazarım ya da bir alt bir yukarıya gezerek başkasına yazdırırım.”

3738__denemeler_ciltli.jpg.aspx

Montaigne’in liderliğini yaptığı yolda onu izleyen sanatçılar, İngiltere’de C. Lamb, W. Hazlitt, T. De Quincey, R. L. Stevenson ile Amerika’da R. V. Emerson ve H. D. Thoreau’dur. Bu yazarlar, sınamalarında Montaigne gibi senli benli bir anlatım kullanmaya çalışmışlardır.

Montaigne’den sonra sınama cinsinin en meşhur yazarı İngiliz F. Bacon’dır. “Sınamalar” isimli eseriyle sınama cinsine biçim, anlatım ve içerik açısından farklı bir boyut kazandırmıştır. Onun derli toplu, özlü ve sağduyuyu aktaran düşünce ve görüşlerini kapsayan sınamaları uzun süre hayatta başarı ve mutluluğun yollarını arayan şahıslar için yol gösterici rol oynamıştır.

F. Bacon’un sınama cinsine kattığı ağır başlı havayı devam ettirenler arasında İngiliz J. Addison ile İskoçyalı J. Boswell ve İrlandalı O. Goldsmith gibi yazarları misal verebiliriz.

Çağdaş İngiliz yazarlar arasında sınamalarıyla da şana erişen şair ve yazarlar T. S. Eliot ve A. Huxley’dir.

19.yüzyılın sonlarında sınama cinsi, özellikle edebiyat ve sanat mevzularında tenkit istikameti ağır basan bir özellik kazanmaya başlamıştır. İngiltere’de yaygınlaşan sınama, etkisini Fransız edebiyatında da göstermeye başlamış ve R. De Gourmont, C. Peguy, B. Julien, C. Maurras, A. Camus, E. C. Alain ve J. P. Sartre gibi yazarlar sınamaya çağdaş bir hava katmışlardır.

Sınama, başka ülkelerin edebiyatında da ehemmiyetli bir yere sahip olmuştur. Misalin, M. De Unamuno, Ortegay Gasset gibi İspanyol sınamacılar bu alanda 20.yüzyılın en başarılı yazarlarındandır. Ayrıca, İtalyan feylesoflarından Benedetto Croce, Alman romancısı T. Mann ve yeniden Alman şairi R. M. Rilke sınama cinsinde çok hoş eserler kaleme almışlardır.

Sınama Çeşitleri

Sınama cinsinden eserleri muhteva ve anlatım özellikleri açısından “senli benli” ve kumpaslı olmak üzere ikiye ayırabiliriz.

“Senli benli sınama” Fransa‘da Montaigne ile başlar. Bu çeşit sınamalarda genelde yazarın önyargılarına, kesin bir sonuca götüren düşüncelerine ve belirli meyillere yer verilmez. Bu yazılarda canlı ve samimi bir konuşma dili hâkimdir; tasvir, espri ve nükteye bolca yer verilir.

Kumpaslı sınamanın ilk misallerini ise İngiltere’de F. Bacon vermiştir. Bu sınama yazılarında anlatım biçimi muhtemel olduğunca nesnel, yoğun, ciddi, kısa ve özdür. Kumpaslı sınamalar, zamanla, işlenen mevzular, anlatım stili ve uzunluk açısından farklılıklara uğramış, başlangıçtaki özelliğini kaybetmiştir. Günümüzde, kumpaslı sınamalara daha çok “yazı”, “analiz” veya “tez” ismi verilmektedir.

3738_1349703697_42_7546

Nurullah Ataç, bir yazısında Montaigne ile Bacon’un sınamalarını kıyaslar ve şunları söyler:

“Montaigne bilgelik taslamaz, insan olduğunu unutmaz, unutmak da istemez. İnsanlığı ile insanlar arasında Michel Eyquem de Montaigne isminde bir insan olması ile ne iftihar etir, ne de yerinir; kabul eder de kimseye yol göstermeye, bir şey öğretmeye kalkmadan insanları, insanlar içinde en çok Michel Eyquem de Montaigne’i anlatır.

Bacon’da Montaigne’in o halini bulamadım. O biliyor, öğretiyor, hem de insanın içine işleyerek değil; öğrettiği şeyleri bizim içimize doğmuş da öyle bilmişiz gibi bir hal vermeden, buna hiç özenmeden, kesip atarak öğretiyor. Bunun için de onun haklı olmasını: “Hayır, değil işte öyle!” diyebilmeyi istiyoruz. Ama bu da bizi düşünmeye, düşünerek kendi kendimizi bulmaya götüren bir yol değil midir? Montaigne ile giderken güle oynaya, bir taşa çarpıp ayağımız acısa bile sevincimiz bozulmadan gidiyoruz; Bacon’la yürürken sinirleniyoruz, sinirleniyoruz, sevincimiz kaçtığı oluyor, gene de dönmüyor, yürüyoruz onunla.”

Türk Edebiyatında Sınama

Edebiyatımızda çağdaş anlamda sınama cinsinde ilk yazılar ancak 20.yüzyılın başlarında görülmektedir. Bu alanda önderlik yapanların başında Ahmet Haşim vardır. Onun, Bize Göre ve Gurebâhâne-i Laklakan isimli kitaplarında bulunan bazı parçalar birer misalsel sınamadır.

Eserleriyle çağdaş edebiyatımızda sınama cinsinin büyümesini sağlayan yazarlarımız arasında Suut Kemal Yetkin’i, Ahmet Hamdi Tanpınar’ı, Selahattin Batu’yu, Nurullah Ataç’ı, Sabahattin Eyüboğlu’nu, Orhan Burian’ı ve Mehmet Kaplan’ı misal gösterebiliriz.

Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin ve Selahattin Eyüboğlu’nun eserleri edebiyatımızda sınama cinsinin büyümesinde büyük hisseye sahiptir.

Türk edebiyatında son senelerde sınama cinsinde yazıların çoğaldığını görmekteyiz. Muhtelif yazı dallarında eser veren pek çok yazar ve şair bazı mevzular hakkında düşünce ve görüşlerini sınama cinsiyle anlatmaya çalışmışlardır. Düzyazının büyümesine de katkı yapan bu yazıların büyük bir kısmı kitaplaştırılmış, böylece kalıcı hale gelmiştir.

Günümüzde sınama özelliği gösteren yazılarıyla tanınan yazarlarımız şunlardır: Melih Cevdet Anday, Vedat Günyol, Salah Birsel, Adnan Binyazar, Kurşun Uygur, Oktay Akbal.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ