Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Servet-i Fünun Edebiyatı

  • 07 Ekim 2021
  • Servet-i Fünun Edebiyatı için yorumlar kapalı
  • 19 kez görüntülendi.
Servet-i Fünun Edebiyatı

Servet-i Fünun yani diğer ismiyle Edebiyat-ı Cedide, padişah II. Abdülhamit döneminin son senelerinde ortaya çıkan edebiyat hareketidir. Bu edebiyatı korunan şairler, Servet-i Fünun dergisi etrafına bir araya gelmiştir. Osmanlı Devleti’nin devrilme sürecine girdiği senelerde Avrupa’daki yenilikler göze çarpmaktadır.

Servet-i Fünun EdebiyatıServet-i Fünun yani diğer ismiyle Edebiyat-ı Cedide, padişah II. Abdülhamit döneminin son senelerinde ortaya çıkan edebiyat hareketidir. Bu edebiyatı korunan şairler, Servet-i Fünun dergisi etrafına bir araya gelmiştir.

Osmanlı Devleti’nin devrilme sürecine girdiği senelerde Avrupa’daki yenilikler göze çarpmaktadır. Avrupa’da yaşanan yenilikler zamanla dünyada süratle dağılmaya başlamıştır. Diğer devletleri etkileyen bu değişimler Osmanlı Devleti’ni de etkilemiştir. II. Abdülhamit döneminde yenilikleri kabullenmek istemeyen kesimin çoğunlukta olmasından dolayı istibdat yarıyıli yaşanmıştır. I. Meşrutiyet, II. Meşrutiyet ve Tanzimat Fermanı ile Osmanlı cemiyetinde yenileşme hareketleri sürat kazanmıştır. II. Abdülhamit döneminde ortaya çıkan çatışma sosyal, siyasi ve sanat yaşamını büyük miktarda etkilemiştir.

Servet-i Fünun edebiyatı, istibdat döneminin yoğun olarak yaşandığı yarıyılda gelişmiştir. Modern yaşamdan yana olanlar ve Tanzimat döneminde hürriyetçi fikirleri benimseyenler bu baskı döneminden rahatsız olmuş. Bunun neticeyi olarak da Servet-i Fünun edebiyatı alana gelmiştir.

Servet-i Fünun’un ortaya çıkışını sağlayan nedenler ise, Abdülhamit döneminin sosyal ve siyasi etkileri, Tanzimat devri II. yarıyıl şairlerinin oluşturduğu geniş doğa ve duygu betimlemeleri, Recaizade Mahmut Ekrem’in şiir ve edebiyat hakkındaki yeni fikirleri, 1876-1895 seneleri arasında faaliyet gösteren sanatçıların geniş çeviri faaliyetleri, eski ve yeni edebiyat taraftarları arasındaki romantizm-realizm münakaşalarıdır.

Servet-i Fünun edebiyat hareketinin ömrü kısa olmuştur. Zira bu edebiyat hareketi, II. Abdülhamit döneminde ortaya çıkmış, gelişmiş ve sona ermiştir. Servet-i Fünuncuların eser verdikleri bu yarıyılda Avrupalıların hasta adam diye nitelendirdiği Osmanlı, maddi ve manevi açıdan büyük bir çöküş yaşamaktaydı. 1871 senesine kadar Fransa ve İngiltere kendi çıkarları için Osmanlı’yı Rus Çarlığı ve Avusturya Macaristan‘a karşı gözetmişlerdir.

Servet-i Fünun edebiyatını temsil eden sanatçılar ise, Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Ali Ekrem Bolayır, Ahmet Reşit, Süleyman Nazif, Süleyman Nesip, Faik Ali Ozansoy, Hüseyin Siyret Özsever, Hüseyin Suad Yalçın, Celal Sahir Erozan, Ahmet Hikmet, Saffeti Ziya, Ahmet Şuayıp’tır.

Yaşları birbirine yakın olan bu genç yazarlar, genelde orta halli ailelerde yetişmiş, Fransızcayı mektepte öğrenmiş, Tanzimat şiirinden etkilenmiş bireylerdir.

Servet-i Fünun EdebiyatıServet-i Fünun şiirinin özelliklerine bakacak olursak;
1. Servet-i Fünun sanatçıları, Batı’ya hayranlık beslemiş, özellikle de Fransa’ya özenmişlerdir. Osmanlı ülkesi modernleşirse gelişeceğine inanmışlar, Fransa’da sanat ve bilim alanlarında neler gördüyseler onu Türkiye’ye uygulamaya çalışmışlardır.
2. Hüseyin Cahit Yalçın şöyle demiştir:”Bugün ister istemez Avrupalılaşıyoruz. Giydiğimiz pantolon nasıl ki Avrupa’dan gelmişse -şayet edebiyatımıza bir misal gelecekse- kesinlikle o pantolonun geldiği yerden gelecektir.”
3. Servet-i Fünun edebiyatı, Fransız edebiyatını taklit etmiş ve eserlerini bu istikamette alana getirmiştir. Modern Fransız edebiyatından hareketle hikâye ve roman cinslerinde realizm, natüralizm, şiirde parnasizm ve sembolizm akımlarından faydalanılmıştır. Tevfik Fikret, cemiyetçi kavrayışlar ortaya koysa da, topluluğun genelinde sanatçı kavrayışla eserler verilmiştir. Sanatçı kavrayışta emel, ulusa erişmek değil, sanatsal bedellere erişmektir. Bu devrin sanatçılarının fazla Avrupa hayranlığı onları taklitçiliğe kadar götürmüştür.
4. Dönemin buhranlı havasından dolayı intihar teması sanatçıların eserlerinde ve yaşamlarında önemli bir yer teşkil etmiştir.
5. Servet-i Fünuncuların eserlerinde görülen temalar, hayal ve reel, hayal ve reel çatışması ve hayal kırıklıklarıdır.
6. Onlar için sanat bir taşıt değil, emeldir.
7. Fransız şiirlerinden esinlendikleri stilde yeni imgelem sistemi oluşturmaya çalışmışlardır.
8. Kendilerine özgü bir şiir dili oluşturmak istemişler, bundan dolayı Tanzimatçıların sade dili yerine, daha ağır ve anlamı kapalı bir dili tercih etmişlerdir.
9. Şiiri düz yazıya yanaştırma gayesi içinde olan sanatçılar, mensur şiirin doğuşuna civar hazırlamışlardır.
10. Şiirde uyuma özen göstermişler, suni bir dil oluşturmuşlardır.
11. Batı edebiyatından alınan sone ve terza rima cinsleri aruz kalıplarıyla birlikte kullanılmıştır.
12. Servet-i Fünun döneminde yazılan romanlarda aşk, vefat, yabancılaşma temaları üzerinde durulmuş olup, Türk romanı bu yarıyılda, hadise örgütleyici anlatımdan, kişilik sentezleyici anlatıma geçmiştir.
13. Servet-i Fünun dönemindeki romanlarda sosyal etraf aile civarı ile sınırlanmıştır. Tam hadise örgüsü bu aile üzerinden gerçekleşmiştir.
14. Yarıyıl romanlarında ön tasarıya çıkan bir başka özellik ise, mukadderata dönüşen bir genetik mirasın kişiliklerinin ortak bir paydada birleştirilmesidir.
15. Bu dönemin temel kişilikleri, baba-kız, ana-oğuldur.
16. Romanların dili de, şiirlerde olduğu gibi yine ağır ve ağdalıdır.
17. Dönemin ilk romanlarında zaman, vakaların alana gelmesine zemin hazırlayan bir dış çerçeve gibidir. Teknik anlamda zamanın yavaşlaması ve derinleşmesi, hikaye zamanının vakit olarak kısalmasına, bakışların dıştan içe yönelmesine sebebiyet verir.

Edebiyat-ı Cedide, yazarları ve oluşturduğu edebiyat kavrayışı ile Türk edebiyatında çığır açmış olup, Tanzimat devrinin milliyetçiliğinden biraz uzaklaşmış, bireysel temalara yönelmiş, bireylerin ruh dünyalarına önemseyen melankolik bir edebiyattır. Bu yarıyılda birey ön tasarıdadır, bireyin psikolojik özellikleri vakaların doğrultusunu değiştirecek stildedir. Dönemin siyasi özellikleri de romanlarda kendine geniş yer bulmuştur.

Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin bu dönemin şiirdeki en önemli temsilcileridir. Tevfik Fikret, yaşadığı yarıyıl ve sonraki yarıyıllarda da etkili olmuş bir şairdir.
“Kimseden ümmid-i feyz etmem, dilenmem perr ü bal
Kendi cevvim, kendi eflakimde, kendi tairim
İnhina, tavk-ı esirlikten girandır boynuma
Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim.”
Bu dizede şairin kişiliğini, yaşam felsefesini ve sanatının özelliklerini görmek muhtemeldir. Tevfik Fikret, son asır Türk edebiyatında yaşam biçimi, eser ve etki alanlarında güçlü ve zengin bir kişiliğe sahiptir.

Tevfik Fikret’i Batı edebiyatına yönlendiren Fransız eğitmeni ve edebiyat hocai olan Recaizade Mahmut Ekrem’dir. Fikret için, edebiyat bir zevk ve cümbüş taşıtıdır. İnsanı okumaya, okuyucuyu fikirden lezzet almaya yönlendirir. Bu şekilde nezakete ve vicdana hizmet vermiş olur.

1896 senesinde Servet-i Fünun dergisinin yönetimini üzerine alan şair, yayımladığı Hasta Çocuk manzumesi ve Seza şiiri ile galibiyetini deliller. 1899 senesinden itibaren bireycilikten cemiyetçiliğe geçiş yapan Fikret, 1901 senesinde Mehmet Emin’e yazdığı mektupta şiiri bir hayal oyuncağı olarak görmediğini söyler ve bu şairin sosyal mevzulara yönelmesini takdir eder.

Servet-i Fünun EdebiyatıFikret’in sanat anlayışındaki bu değişiklik, kısa bir vakit sonra şiirlerinde de görülmeye başlar. Bunun ilk delili ise, Abdülhamit’in tahta çıkışının birinci yıldönümü için yazdığı Şehrayin manzumesidir. Şair, bu çıkışını, Sis manzumesi ile sürdürür. Bu uzun ve gösterişli manzume ile Fikret, içinde bulunduğu çevrenin siyasi, sosyal ve nezaketi yanlışlıklarını çekinmeden dile getirir. Sis’i yazdığı tarihten vefatına kadar geçen on üç sene içerisinde şair, siyasi baskının ağırlığından başlayarak sosyal yapıyı deviren birçok manevi unsura kadar, tamamen sosyal temaları ele almıştır.

Fikret’in sanat kavrayışını ikiye ayırmak muhtemeldir. Romantizmin etkisinde, “Sanat sanat içindir.”kavrayışını korunduğu yarıyılda şiirlerinin başlıca mevzuları, aşk ve doğadır. Bu yarıyılda yazdığı şiirlerden kimileri: Seninle, İlelebed, Bir Ömr-i Muhayyel, Sen Olmasan, Leyl-i Veda, Birlikte ve Bir Hicran-ı Muvakkatten Sonra’dır. Bu romantik şiirlerin özelliği, zarafettir. Bu şiirlerde şairin hikayevari bir üslubu vardır. Cemiyetsel temalara yöneldiği ikinci devrede ise ana mevzular, medeniyet ve hürriyettir. Şair, Gökten Yere, Tarih-i Kadim, Haluk’un Defteri, Haluk’un Vedası, Haluk’un Amentüsü, Hilal-i Ahmer eserlerinde sosyal mevzuları işlemiştir.

Servet-i Fünun EdebiyatıCenap Şahabettin, Servet-i Fünun hareketinin kuruluşunda ve gelişmesinde Fikret’deri sonra gelen şahsiyettir. Batı stili mekteplerde yetişmiştir. Tıp eğitimi için Paris’e gitmiştir; fakat Paris’e giden şair, orada tıptan çok edebiyatla meşgul olmuştur. Paris’deri İstanbul’a döndüğü zaman şekil ve içerik açısından Fransız şiirine benzeyen şiirler yazmaya başlamış, 1896 senesinde de Servet-i Fünun topluluğuna katılmıştır.

Şair, bazı manzumelerinde Raik Vecdi takma ismini kullanmıştır. Şiirlerini Doküman-ı Leyal ismi altında toplamayı isteyen şair, bunu gerçekleştirememiştir. Şiirlerinin çoğunluğu vefatından sonra kitaplaştırılmıştır.

Şiirlerinde istiare sanatına sıkça müracaat eten şair, müzikten de faydalanmıştır. Müzik, sembolist şiirlerde olduğu gibi, deruni özellik taşımaktadır. Aşk ve doğa onun şiirlerinin başlıca temalarıdır. Doğa şiirleri, dış etrafla iç çevrenin çok galibiyetli bir biçimde birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Şiirleri: Riyah-ı Leyal, Son Arzu, Makdem-i Yar, Temaşa-ı Leyal ve Temaşa-ı Hazan’dır. Hac Yolunda, Suriye Mektupları, Avrupa Mektupları, Doküman-ı Eyyam, Nesr-i Harb, Nesr-i Barış ve Tiryaki Laflari ise onun nesirleridir. Şahabettin, Türk edebiyatı tarihinde şair olarak geçmektedir. Zengin lirizmi, renkli ve geniş hayal eforu ile bu yarıyıl Batılı Türk şiirinin önemli şahsiyetlerinden biri olmuştur. Servet-i Fünun hareketinde yer alan diğer şairler, Fikret ve Şahabettin’in şiirini kendilerine misal almış, onların oluşturduğu yeni kumpasi taklit etmeye çalışmışlardır. Bu iki büyük şairin yakın çalışma dostlarına tesiri güçlü olmuştur. Yani, Servet-i Fünun şiiri, Fikret ve Cenap’ın şiiri demektir.

Topluluğun bir diğer şairi Ali Ekrem, şiirlerinde Ali Nadir takma ismini kullanmıştır. Bir yarıyıl Tevfik Fikret ile çatışma yaşayan Ekrem, başka dergide yazmaya başlamıştır. İki dergi arasında çıkan meseleler zamanla çoğalmış, saray Ali Ekrem’e yazı yazmayı menetmiştir. Bu yasak 1908 senesine kadar sürmüştür. Ali Ekrem, bireysel temaların yanı gizeme sosyal mevzuları da ele almıştır. Şiir kitapları: Zılal-i İlham, Ordunun Defteri, Ana Vatan, Vicdan Alevleri, Şiir Demeti, Bir Şiirden İbaret, Kaside-i Askeriye’dir.

Ahmet Reşid, Servet-i Fünun’un ikinci plandaki şairlerindendir. 1895 senesinden sonra yayımladığı şiirlerinde Recaizade ve Hamit’deri etkilendiği görülür. 1896 senesinde Servet-i Fünun’un bir üyesi olan şair, bundan sonraki şiirlerinde bu edebiyat hareketinin özelliklerini göstermiştir. Şiirlerinde lirizm eksikliği ve ifade karmaşıklığı dikkat sürükler.

Diğer bir şair Mehmet Sami’dir. Süleyman Nesib takma ismiyle şiirler kaleme almıştır. Çekingen bir kişiliğe sahip olan şair, şiirlerini 1893 senesinde yayımlamaya başlamıştır. Lirizmin azlığına karşın, dil ve üslubunda büyük bir titizlik öne çıkar.

Süleyman Nazif’in ilk edebiyat kültürü de Divan edebiyatına gitmektedir. 1892-1897 seneleri arasında yazdığı, istibdada karşı çıktığı şiirlerden olan Gizli Figanlar, tema ve üslup açısından Namık Kemal’in etkilerini taşır. Süleyman Nazif’in diğer Servet-i Fünunculardan farkı, daha ilk şiirlerinde sosyal temaları ele almasıdır. Bireysel mevzuları işlemeye başlaması Servet-i Fünun topluluğuna girmesiyle başlar. 1908 senesinden sonra yeniden sosyal mevzuları işleyen şair, fikir bakımından Batılı düşünceye sahip olmasına karşın, Doğu edebiyatına büyük ehemmiyet vermiş ve yazılarında milli bedelleri gözetmeye çalışmıştır. Eserleri: Boş Herif, İki İttifakın Tarihçesi, Pil İle Ateş, Tarihin Yılan Hikâyesi, Çal Çoban Çal, Çalınmış Ülke, Kâfir Hakikat, Devrilen Müessesedir.

Servet-i Fünun’un şiirde yaptığı değişikliklerden birisi, Tanzimat döneminin getirdiği her hoş şeyin şiirin mevzusu olabileceği maddesini kaldırarak, şiirin mevzusunu genişletmektir. Şairin günlük yaşamında karşılaştığı vakalar şiirin mevzusu olmaya başlamıştır. Gerek ruhsal yapıları gerek devrin baskıcı yönetimi suratından, şairlerin bireysel temalara ağırlık vermesiyle aşk, tabiat, aile yaşamı mevzuları ehemmiyet kazanmıştır. Bu açıdan bakılırsa topluluktaki edebi kişiliklerin Türk edebiyatına kazandırdıklarının ve eserlerinin ehemmiyeti aşikar gözler önüne serilmektedir.

Bibliyografi:
Banarlı, Nihat Sami, 1997. Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul.
Çalışlar, Aziz, 1987. Türk ve Dünya Edebiyatçıları, Remzi Kitabevi, İstanbul.

Yazar:Özge Beniz

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ