Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Sert ve Eklemli İskeletli Hayvanlar

  • 13 Nisan 2021
  • Sert ve Eklemli İskeletli Hayvanlar için yorumlar kapalı
  • 147 kez görüntülendi.

Dış İskeletlere Karşı İç İskeletler Eklembacaklılar ve omurgalılar çok hücreli hayvanlar içinde en hareketli olanlarıdır. Her iki grup da hareketli eklem bacaklar ve bazen kanatlar çiftlerine sahiptirler. Bunların hiçbiri, adalelerinin karşı koyduğu mekanik mukavemet bakımından hidrostatik iskelete bağımlı değildir. Bunun yerine, sert ve eklemli bir iskelet geliştirmişlerdir. Bu iskelette adaleler öyle yerleşmişlerdir ki, bir uçları […]

Dış İskeletlere Karşı İç İskeletlerSert ve Eklemli İskeletli Hayvanlar

Eklembacaklılar ve omurgalılar çok hücreli hayvanlar içinde en hareketli olanlarıdır. Her iki grup da hareketli eklem bacaklar ve bazen kanatlar çiftlerine sahiptirler. Bunların hiçbiri, adalelerinin karşı koyduğu mekanik mukavemet bakımından hidrostatik iskelete bağımlı değildir. Bunun yerine, sert ve eklemli bir iskelet geliştirmişlerdir. Bu iskelette adaleler öyle yerleşmişlerdir ki, bir uçları iskeletin bir kısmına bağlıyken, diğer uçları değişik bir kısmına bağlanmıştır. Böylece adale kasıldığı zaman iskelet iki iletişim noktası arasında bükülür. Eklembacaklıların ve omurgalıların iskelet ve adale sistemleri, bir hayli bakımlardan sansasyonel eşlikler gösterir. Fakat bu iki büyük hayvan grubu tamamen değişik atasal orijinlerden evrimleşmiştir. Dolayısıyla, sansasyonel eşliklerinin yanısıra, bu iki grubun iskelet ve adaleleri ehemmiyetli değişiklikler gösterirler.Sert ve Eklemli İskeletli Hayvanlar
İki hayvan grubu da aynı problemlere karşı bir hayli eş geçimler geliştirmişlerse de bu geçimlere tamamen değişik yollardan erişmişlerdir. Eklembacaklılar ile omurgalıların iskelet sistemleri arasındaki en bariz değişiklik, eklembacaklıların bir As iskelete içindeki tam adaleleri ve uzuvları örten sert bir beden örtüsü omurgalıların ise bir iç iskelete organizmanın içinde adalelerin bağlandığı bir çatı sahip olmalarıdır.
Her iki tip iskelet de, adalelerin kasılması için dayanak oluşturmalarının yanısıra, hayvanlara biçim verme ve yapısal dayanak oluşturma bakımından da ehemmiyetlidir. Bu, dayanak için suyun bulunmadığı karasal civarda yaşayan hayvanlar için özellikle ehemmiyetlidir. Bu açıdan iskelet sistemleri, kara nebatlarının gelişmesi için kritik bir faktör olan ksilemlerle analogturlar. Epidermis tarafından salgılanan ve hücresel olmayan materyalden oluşan dış iskelet, daha yumuşak beden kısımları için gözetici bir zırh ve karasal eklembacaklılarda fazla su kaybını önleyen balmumumsu bir bariyer olarak da vazife yapar. Dış iskelet beden gelişmesi bakımından eforluklar yaratır. Bu sebeple, bedenin gelişmesine izin vermek üzere, periyodik olarak atılıp yerine yenisi yapılır. Bunun ötesinde, her hangi bir dış iskelet sisteminin mekaniği hayvanın muhtemel büyüklüğünü sınırlayıcı bir tesir yaratır.
Bir hayvanın ağırlığı onu hacminin bir işlevi olduğuna göre uzunluk x genişlik x yükseklik, hayvanın doğrusal ebatlarının iki kat çoğalması, onun ağırlığını 8 kat çoğaldırır başka bir deyişle 23. Bu ek ağırlığı destekleyebilmek için misalin eklembacaklıların silindirik dış iskeleti orantısız olarak kalınlaşmalı, ağırlaşmalı ve uzamalıdır. Netice olarak, ıstakoz gibi tüm büyük eklembacaklılar suda yaşarlar; ağırlıklarının gerektirdiği yardımın çoğunu içinde yaşadıkları suyun kaldırma eforu karşılar. Aynı sınırlamalar, daha az şiddetle, omurgalılar için de geçerlidir.Sert ve Eklemli İskeletli Hayvanlar
Hayvanın duyarlı iç uzuvlarına dayanak ve koruma sağlayan iç iskelet, büyük hayvanlarda orantısız ağırlık çoğalışı için yeteri kadar eforlu olmalıdır. Filler anteloplarınkinden daha kalın kemiklere sahiptirler ve en büyük memeliler olan balinalar, büyük eklembacaklılarda olduğu gibi, suculdurlar. Fakat iç iskeletin iki avantajı vardır: Dış iskeletten daha eforlu materyallerden yapılmışlardır ve kendisine bağlı adaleleri dıştan sarmalamak yerine onların içinde yer almıştır. Bir dış iskeletin duvarları tarafından sınırlanmamış olan adaleler oranla büyük bir hacme sahip olan bir bedeni desteklemek için yeterli büyüklüğe erişebilirler. Ufak hayvanlarda dış ve iç iskeletler hemen hemen aynı faalliktedir ve çok miniklerde dış iskelet büyük bir ihtimalle daha bereketlidir.
Omurgalılarda iskelet ve adale sistemleri Omurgalı iskeletleri, temel olarak daha evvel değinilen iki tip bağ dokudan, kemik ve kıkırdaktan oluşur. Kıkırdak dayanıklıdır; fakat kemik kadar sert ya da kırılgan değildir. Tüm omurgalı ceninlerinde iskeletin temel bileşenidir ve bazı ergin omurgalılarda özellikle köpekbalıkları, vatozlar ve kedibalıklarında kıkırdak iskelet tüm hayat süresince varlığına gözetir. Fakat omurgalıların çoğunda, büyüme ilerledikçe kıkırdağın yerini giderek kemik alır. Buna rağmen, kaburgaların ucu, eklem yüzeyleri, larinksin gırtlak ve trakenin soluk borusu duvarı, dış kulak ve burun gibi katılığın ve elastikliğin birarada gerektiği yerlerde bir ölçü kıkırdak korunmuştur.
Bazı kemikler kısmen süngerimsidir.Sert ve Eklemli İskeletli Hayvanlar Bunlarda sert bir çubuk ağı ve bunun etrafında içi ilikle dolu boşluklar bulunur. Diğer kemikler daha sıkıdır ve bunların sert kısımları, içinde mikroskopik boşluklar bulunan aralıksız bir kütle oluşturur. Kol ve bacağınki gibi uzun kemiklerin şaftları, geniş bir merkezi ilik boşluğunu çeviren sıkı kemikten oluşur. Yetişkinlerde uzun kemiklerin şaftlarının boşluklarındaki ilik temel olarak sarı yağlı tiptendir. Buna rağmen kaburgalar ve kafatasının yassı kemiklerindeki ve uzun kemiklerin uçlarındaki ilik kırmızı tipten olup kan hücrelerinin üretiminde faaldir. Bu iki tip ilik arasında kesin bir ayırım yoktur ve birarada bulunabilirler. Hatta en tipik kırmızı ilikte takribî %70 oranında yağ bulunur.
Sıkı kemik, Haversian sistemleri denilen yapısal ünitelerden oluşur. Bu ünitelerden her biri muntazam olmayan silindir şeklindedir ve mikroskopik bir Haversian kanalının etrafında, iç içe daireler kumpasında yerleşmiş sert inorganik matriks katmanlarından oluşmuştur. Kan damarları ve asaplar bu kanal süresince yerleşmişlerdir.
Kumpassız biçimli kemik hücreleri, sert matriks katmanlarının birbirleriyle temas ettikleri yüzeyler süresince yerleşmiş ufak boşluklara saçılmış olarak yerleşmişlerdir. Kemik hücreleriyle Haversian kanallarındaki kan damarları arasındaki madde alış verişi, sert matriks katmanları arasında uzanan kanalikuli ufak kanallar yoluyla olur.

Omurgalıların iskeleti iki bileşene böler: Sert ve Eklemli İskeletli Hayvanlar
1 Aksiyal iskelet. Kafatası ile vertebral sütun omurga ve ona bağlı göğüs kafesinden oluşan temel boylamasına kısımdır.
2 Apendiküler iskelet. Uzantı çiftlerinin yüzgeçler, bacaklar, kanatlar ve bunlara bağlı pektoral ve pelvik kuşakların kemiklerini kapsar.
Bazı kemikler birbirlerine hareketsiz eklemlerle ya da bağlarla bağlanmışlardır. Misalin hep beraber kafatasını oluşturan çok rakamdaki ufak kemikler. Fakat diğer bir çoğu, hareketli eklemlerle ligamentler aracılığıyla birarada yakalanır. Kemiklere tendonlar aracılığıyla tutunmuş olan iskelet adaleleri, tesirlerini bu hareketli eklemlerde iskeleti bükerek gösterirler. Bükülmeyi sağlayan efor, her zaman, kasılan adalelerin uyguladığı sürükleme eforudur; adaleler faal olarak itemezler. Büküldükten sonra düzelme ya da ters güzergaha bükülme değişik adalelerin kasılmasıyla muvaffak olunmalıdır.
Şayet bir adale, aralarında bir ya da daha fazla eklem olan iki kemiğe bağlıysa, bu adalenin kasılması genellikle bu iki kemikten yalnızca birisinin hareketine yol açar; ötekiyi başka adaleler tarafından, oranla hareketsiz yakalanır. Esasen hareketsiz olan kemiğe bağlı adalenin ucu genellikle kol—bacak adalelerinin proksimal yakın ucu köken olarak adlandırılır. Hareketli kemiklere bağlı adalelerin ucuna ise genellikle kol bacak adalelerinin distal uzak ucu insersiyon ismi verilir. Hareketli kemikler, takviye noktası eklemde olan manivela sistemleri gibi davranırlar. Bazen bir adalenin, aynı ya da değişik kemiklere bağlı birden fazla kökeni ya da insersiyonu olabilir. Rastgele bir adalenin kasılması neticesinde alana gelen tesir, temel olarak, onun kökenlerinin ve insertiyonlarının bütün pozisyonuna ve bunların arasındaki eklem tipine bağımlıdır.Sert ve Eklemli İskeletli Hayvanlar
Aslında, olağan şartlar altında, izole adaleler kasılmazlar. Asap sistemi, antagonistik gruplar halinde vazife yapan tüm adalelere impulslar yollar. Bir grup adale eforlu bir kasılma yaptığı zaman bir antagonistik grup daha cılız bir sürükleme uygulayarak hareketin ince ayarını yapar. Bunun da ötesinde, bu öğrenilen hakimiyet ilkeyi, gerektiğinde antagonistik adalenin hareketi ters doğrultuda asıllaştırabilmesini sağlar. Buna ek olarak, diğer adaleler sinerjistler, harekete daha da fazla doğrultu verip onu sınırlayabilirler. Dolayısıyla, bir adalenin tesirini kavramak için, adalenin kendi kökenlerine ve insersiyonlarına ek olarak, onun antagonistlerinin ve sinerjistlerinin de pozisyonları, hareketleri ve ilişkileri öğrenilmelidir. En kolay bir hareket, misalin bir adım atma, dahi çok rakamda adalenin işe karıştığı karışık ve koordine bir etkinliği kapsadığına göre, bir izole adalenin fizyolojisini kavramak hudutlu bir bedel taşır. Muhtelif eklem tipleri ve çok rakamdaki adale-eklem kumpası, makaraların, manivelaların, askıların mekanik ilkelerini kullanır ve biyomühendislik ve biyomekanikle ilgilenenler için cazip bir çalışma mevzusu oluşturur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ