Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Saatin Buluşu

  • 05 Nisan 2021
  • Saatin Buluşu için yorumlar kapalı
  • 228 kez görüntülendi.

Daha Öncekinden zaman kavramı çok kolaydı. Güneş doğar ve batardı. Yıldızların semanda belirip kaybolmasıyla ölçülürdü ve yalnızca bundan ibaretti zaman. Ancak insanlar yavaş yavaş yerleşik yaşama geçmeye başladığında, toprağı kullanmayı bildiler.

3969_asdasdasdDaha Öncekinden zaman kavramı çok kolaydı. Güneş doğar ve batardı. Yıldızların semanda belirip kaybolmasıyla ölçülürdü ve yalnızca bundan ibaretti zaman. Ancak insanlar yavaş yavaş yerleşik yaşama geçmeye başladığında, toprağı kullanmayı bildiler. Bununla beraber yeni gereksinimler doğmaya başladı. Misalin muhakkak bir saatte kalkmak gerekiyordu. Hayvanlara yem verilmesi gerekiyordu ve üretilen mahsullerin pazar yerine belirli zamanlarda götürülmesi gerekiyordu. İşte saat bu gereksinimlerin neticesinde buluş edilmiştir.

3969_imaasdgesSaat ilk olarak çok ilkel bir biçimde kullanılıyordu. Toprağa saplanan çubuk desteği ile gölgenin uzunluğu ve kısalığı ölçülüp ona göre zaman tanımlanıyordu. Bu zaman tanımlamaya ise Güneş Saati denilmişti. İlk başlarda çok kolay olan daha sonra ise daha da gelişmiş halde karşımıza çıktılar. Kolay bir tahtadan sonra yerini, üzerinde işaretler olan her işaretin muhakkak bir zamanı temsil ettiği ve gösterdiği saatlere yerine vazgeçti. Hint muhtaçları sahip oldukları asalarını güneş saati gibi kullanabiliyordu. Hintlerin asaları 8 köşeli olup her bir köşeye ufak çubuk koymak için 8 tane de delik bulunurdu. Böyle yapmalarının nedeni ise güneşin başka aylarda başka yollar izlemesi, bu yollar ile gölge de oluşacak uzunluklarında değişik olacağını düşünmüşlerdir. Bu surattan Hintler seneyi 8 mevsime ufalamışlardır.

3969_220px-woodeasdn_hourglass_2

Ancak bu güneş saati ismi üstünde olduğu gibi yalnızca güneşli zamanlarda işe yaramaktaydı. Misalin hava kapalı olduğunda, gece olduğunda ve kış aylarında bu güneş saati hiçbir işe yaramıyordu. Bu surattan dolayı Su Saatini buluş ettiler. Bu su saatleri geceleri de işe yaradığı için değişik yerlerde buna Gece Saati de denilmeye başlandı. Bu saat cinsleri Mısır ve Mezopotamya’da bütün 5000 sene evvel kullanılıyordu. Bu üretilen saatlerin aynı güneş saati gibi çeşit çeşit cinsleri bulunmaktaydı. Misalin bunlardan en çok kullanım günü 24’e parçalayan büyük bir kazan halinde bulunan su saatiydi. Kazanın altında küçük bir delik vardı ve alt tarafa doğru su akardı. Akan su 1 saat dolduktan sonra çizilen muhakkak bir seviyeye gelince saatin başında duran bekçi 1 saat geçtiğini duyururdu. Bunun yanında üst üste dizilmiş bir hayli kap ile ötekisinden değişiğine su aktarma ile günün saati hesaplanıyordu. Şayet en üstteki kap boşalırsa 2 ve ya 3 saat geçtiğini gösterirdi. Yunanlar ve Romalılar bu saatlerin daha gelişmiş halini kullanırlardı. İskenderiye şehrinde bulunan bir yunan saatçi ilk kez basmakalıpın dışına çıkıp değişik bir saat üretmiştir. Bu saat silindirler ve çarklar kullanılarak kendiliğindene işleyen bir su saatinin ta kendisiydi.

İnsanoğlu yaptığı bir buluşun üstünden kesinlikle daha iyilerine gereksinim dinler. Bu gereksinim saatler mevzusunda da değişiklik göstermedi. Su saatlerinin noksan olduğunu düşünenler zaman aralıklarını daha iyi bilmek için Kum Saatini buluş ettiler. Kum Saati altı ve üstü birbirinin aynı olan ve içlerinde boşluk olan bir saatti. Bu iki boşluğu birleştiren çok dar bir boğazı vardı ve kumlar bu boğazdan alta doğru akardı. Şayet üstteki tüm kumlar altta akarsa bütün yarım saat geçtiğini gösterir. Hatta bu kum saati üzerinde bazı çizgiler ve muhakkak aralıklarda bulunan işaretler konularak dakikaları hesaplamaya dahi başlamışlardı. Bu kum saatleri geçen asrın başlarına kadar gemilerde kullanılıyordu.

3969_images

Su saati ve kum saatinden sonra pek kullanılmasa da Mum Saati de kullanılırdı. Bu mum saati şöyle kullanılmaktaydı; mumun çevresinde muhakkak çizgiler bulunurdu ve mum yanmaya başlayıp erimeye devam ettikçe muhakkak çizgi seviyelerinde muhakkak dakikaları temsil ederdi. Ancak bu mum saatlerinde mumun kalınlık ve yapısına göre zamanlar değiştiği için pek kullanılmadı. Kilise çanları da zamanı atama etmekte kullanılır. Orta çağda kilise çanları büyük bir ehemmiyet talep ederdi zaman mevzusunda.Haçlı seferlerinden sonra Avrupa saat mevzusunda çok ilerledi. Öyle ki tokmaklı ve sarkaçlı saatler çıktı piyasaya.

3969_imasdagesy

Bunlardan sonra Rakkaslı Saatler buluş edildi. Bu rakkaslı saatleri ilk buluş eden 1000 senesinde Papa ikinci Silvestr yaptı. Ancak bu ilk yapılan saat çok büyüktü. Çarkları çok büyüktü ancak bu zamanla küçültüldü ve daha uygun ve kullanışlı hale getirildi. Galileo, bir ipe bağlı ağırlıkların büyüklükleri ne olursa olsun, ipin uzunluğu aynı ise sallantılarını aynı zaman diliminde yaptıklarını keşfetti. Daha sonra bu buluşu üzerinde yoğun düşünme ile bir sallantısı bir saniyeyi ifade eden rakkaslı saatler buluş etti.

Güneş saatinin bulgusundan seneler seneler sonra ilk cep saatini 1500’lü senelerde Nünbergli Alman saatçi Henlein buluş etti. Bu büyük bir vakaydı. Artık herkes ufak iki metal arasındaki saatlerini yanında taşıyıp zamanı bileceklerdi. Ve buluş ettiği bu ilk saatine Nünbert Yumurtası ismini verdi. Bu hadiseler geçerken aradan bütün 200 sene sonra 1761 senelerinde Harrison ilk süreölçeri buluş etti ve bu İngiltere’de büyük bir heyecan ile karşılandı. Hatta Harrison bu buluşu sonrasında İngiltere hükümetinden mükâfat dahi aldı. Ve geçen asrın ortalarında ise ilk elektrikli saat buluş edildi.

Yazar:Gülbahar Kaplan

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ