Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Pembe Sütlü Su Aygırları

  • 29 Ocak 2022
  • Pembe Sütlü Su Aygırları için yorumlar kapalı
  • 66 kez görüntülendi.
Pembe Sütlü Su Aygırları

Su aygırı Hippopotamus amphibius, Nil aygırı olarak da öğrenilmektedir. Su aygırıgiller Hippopotamidae familyasındandır. Büyük bir cüsseye sahip olan su aygırları, Afrika’nın en büyük cüsseli hayvanları arasında yerini almaktadır.

sü2Su aygırı Hippopotamus amphibius, Nil aygırı olarak da öğrenilmektedir. Su aygırıgiller Hippopotamidae familyasındandır. Büyük bir cüsseye sahip olan su aygırları, Afrika’nın en büyük cüsseli hayvanları arasında yerini almaktadır. Otçul olarak yaşamlarını sürdürürler ve beslenmeleri özellikle geceleri su kenarlarında olan nebatları yayılmak biçiminde asıllaşır. Bilimsel adı olan Hippopotamus, hippos – At ve potamos ? nehir sözcüklerinin sentezinden gelmektedir. Balinalara ve yunuslara daha yakın akraba olan su aygırları, doğada kendine ehemmiyetli bir yer bulmuştur.

Geçmişten günümüze gelen yaşam alanları açısından, Afrika’ da Sahara’ nın güney kesimlerinin yanında, Nil bölgesinde yaşamış olan su aygırlarının bir öteki ismi de Nil aygırıdır. Bu ismi de, su aygırlarının ilk olarak Nil kıyılarında keşfedilmiş olmasına sabretmektedir. Erişkin bir su aygırının omuz yüksekliği 1.50 m, bedeni 4.50 m uzunluğundadır. Bu hayvanların gövdeleri oldukça büyük olması ve kuyruk kısmının gövdeye bağlanma noktasından dahi 50 cm etrafı olması, görsel olarak ne kadar büyük bir cüssede olduklarını ispatlar kalitededir. Su aygırı 2700 ile 4500 kilogram ağırlığındadır. Bu da bize, gergedanlarla beraber, fillerden sonraki en büyük ikinci kara hayvanı olduğunu göstermektedir. Cüsselerine göre gerçeğinde oldukça süratli hareket edebilme yetenekleri vardır. Lüzumlu vaziyetlerde saatte 48 kilometre/sa sürate erişebilirler. Geniş cüsseleriyle orantılı olarak, kafaları da oldukça büyüktür. Geniş olan kulaklar, gözler ve burun delikleri kafanın üst tarafına bir araya gelmiş bir kafa yapısına sahiptir. Bu biçimde olması, yaşamsal faaliyetlerini sürdürmelerine imkân sağlamaktadır. Bir su aygırı kafası 450 kilogram’a kadar erişen ağırlığa sahiptir.

süSu aygırlarında 44 adet diş bulunmaktadır. Her iki yanda da 3 kesici diş, bir köpek dişi, dört öğütücü azı ve üç azı dişi bulunur. Kesici dişlerin oldukça büyük tehdit oluşturması da, dişlerin yüzeye paralel olarak yatay konumudur.

Oldukça büyük bir cüsseye sahip olan bu hayvanların bacakları donakaltıcı derecede kısadır. Gövdesi fıçı biçimindedir ve neredeyse tamamen üryandır. Gri-siyah ten rengine sahip olan bu hayvanların, göz, kulak bölgesi etrafında pembeleşen ten rengine sahiptirler. Kaba doğada ve kaba yapıda olan bu hayvanların görüntülerine hoşluk katmakta ve sert görünüşlerini yumuşatmaktadır.

Su aygırları yavaş akan, kıyı şeridine sahip ve kumsalı olan her büyüklükte derelerde, ısısı 18 ve 35 ?C aralığında sularda bulunur. Su onların habitatlarının ehemmiyetli bir kısmını temsil eder. Yayılmak için, akarsuyun yakın etrafında otluk alan olmasına lüzumları vardır. Otçul olduklarından, yayılmak yaşam gereklilikleridir. Genelde geceleri yayılırlar ve günlük karşılamak zorunda oldukları ot ölçüyü 50 kilogram ortamındadır. Su yaşamına oldukça iyi geçim sağlayan su aygırlarının, gerçeğinde makûs yüzücüler oldukları öğrenilmektedir. Genel olarak, ya akarsuyun tabanında yürürler, ya da kendilerini suya taşıtma yoluyla hareket ederler. Su dışında oldukça terlemeleri, onların beden yüzeylerinde güneş yanıklarının oluşmasına sebebiyet vermektedir.

sü3Su aygırları 20′ ye kadar hayvandan oluşan sürüler halinde yaşarlar. Kendi hudutlarını tanımladıkları alanlar içinde yaşamlarını sürdürürler. Güçlü olanın yaşamda kaldığı doğa koşullarında hudut tanımlama işi, erkek su aygırlarına aittir. Dışkılarını dairesel kuyruk hareketi ile fırlatmasıyla o bölgeyi işaretlemiş olur ve kontrollerini kurduklarını belirli ederler. Doğadaki hayvan gruplarında görüldüğü üzere, su aygırlarında da gruba liderliği genel olarak yaşlı erkekler yapar. Gruplar dişi, yavrular ve zaman zaman da genç erkeklerden oluşur. Hudutları tanımlamış olan erkekler, birbirlerine üstünlükleri ciddi biçimde korunurlar. Alanlarını koruma pahasına oldukça sert biçimde münazaralar yapabilmektedirler. Döllenme su içerisinde asıllaşır. Döllenme sırasında dişi suda yaşar ve yalnızca hava almak için yüzeye çıkar. 8 aylık bir hamilelik süreci yaşarlar. Su aygırlarının çiftleşme zamanları kuraklık başlangıcında olur. Hamilelikleri yağmur zamanı tek bir yavrunun doğumuyla sonlanır. Doğum vakayı da döllenme gibi su içinde asıllaşır. Yavrular, vasati 30 ile 50 kilo arasında doğarlar. Ehemmiyetli bir özelliği, doğar doğmaz yürüyebiliyor oluşlarıdır. Bu, doğduktan sonra anne su aygırı yayılmaya giderken, takip etmesi için zorunludur. İçgüdüsel olarak reelleşen bu gidişat, doğduktan sonra yaşama tutunma açısından reelleşen eşsiz bir tepkindir. Takribî 30-40 sene yaşamlarını devam ettirirler. Fakat, ender görülen bir gidişat olmasından dolayı belirtilen su aygırı Bulette, Berlin Hayvanat Bahçesinde 53 sene yaşamıştır.

Genel anlamda barışçıl gibi bir yosunu oluştursalar da, gerçeğinde oldukça kaba hayvan grubuna girmektedir. Vefat hadiselerine neden olma açısından yüksek bir yüzdeye sahiptirler. Fakat, bu kaba hayvanların, hiç de yaratılış doğasıyla örtüşmeyeceğini düşündüğümüz bir özelliğe sahiptir. Su aygırlarının sütü, alışılanın aksine beyaz renkte değil, pembedir. Su aygırının sütü, oldukça çekici bir görüntü oluşturmaktadır. Sütün renginin pembe olmasının nedeni ise suaygırlarının Hipposudoric acid ve Norhipposudoric acid isimli iki değişik beden salgısından kaynaklanmaktadır. Hipposudoric acid sarih kırmızı ve Norhipposudoric acid sarih turuncu renktedir ve bedendeki bakteri gelişimini yasakladıkları belirtilmektedir. Sütün renginin pembe olmasının nedeni bu salgıların belirli bir oranda süte karışıyor olmasıdır. Yoksa, bayağı koşullarda, her canlı gibi su aygırlarının da sütünün rengi özünde beyaz renktedir.

Bu renkte sütlerinin olması, su aygırlarını öteki canlılardan oldukça ayırmaktadır. Sütlerinin bereketleri olması vaziyetinde, sütü hoşlanmayan çocuklar için bir seçenek oluşturabilecek olması da belki muhtemel olabilir.

Doğadaki canlıların her birinin kendine özgü hoşlukları ve birbirinden güzel farklılıklarını olduğunu öğrenmekteyiz. Doğa, hem onlara yaşamlarını sürdürebilmek için hem kendilerini güvende yakalayabilmek için hem de hoşluk katabilmek için böyle özellikler sunmuştur. Biz insanoğluna da bu hoşlukları ve değişiklikleri görerek hayranlık dinlemek kalmaktadır.

Yazar:Gökçe Cömert

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ