Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Parkinson Hastalığını Tespit Faktörün Yeni Yolu

  • 24 Nisan 2021
  • Parkinson Hastalığını Tespit Faktörün Yeni Yolu için yorumlar kapalı
  • 117 kez görüntülendi.

Koku, binlerce yıldır hekimler tarafından bir tanı vasıtayı olarak kullanıldı. Fakat koku testleri çağdaş tıpta yaygın değildir. Yeni bir çalışma kokunun, Parkinson hastalığının beyinde dopamin üreten nöronların vefatı neticeyi ortaya çıkan bir asapsal hastalık belirlenmesinde kullanılabileceğini gösterir. Hayvanlar aleminde bedenden salınan kokular, bir şahsın us ya da fiziksel vaziyeti hakkında bir sinyal bilgisidir. Misalin strese […]

Koku, binlerce yıldır hekimler tarafından bir tanı vasıtayı olarak kullanıldı. Fakat koku testleri çağdaş tıpta yaygın değildir. Yeni bir çalışma kokunun, Parkinson hastalığının beyinde dopamin üreten nöronların vefatı neticeyi ortaya çıkan bir asapsal hastalık belirlenmesinde kullanılabileceğini gösterir.

Hayvanlar aleminde bedenden salınan kokular, bir şahsın us ya da fiziksel vaziyeti hakkında bir sinyal bilgisidir. Misalin strese girmiş kemirgenlerin, bayağı zamanlarından değişik kokular salgıladığı gözlemlendi. İnsan beden kokuları da bu işleve sahiptir. Çok muhtelif kokular ve uçucu organik Parkinson Hastalığını Tespit Etmenin Yeni Yolubileşikler sınıfında olan, kokuyla ilişkili olmayan kimyeviler salgılar. Bu bileşikler, insan bedeninin değişik bölgelerinden salgılanır ve yaşa, beslenme kumpasına, cinsiyete ve genetik özelliklere göre farklılık gösterir. Üstelik hastalık süreci, bu bileşikleri değiştirerek günlük kokumuzu etkileyebilir.

Bu sebeple hekimlerin hastalara tanı koyabilmek için kokuyu kullanmaları pek de afallatıcı değildir. Antik Yunan’da Hipokrat, beden kokularının tanıya müteveccih bereketini onayladı ve idrardan birkaç hastalığa has olan kokuları rapor etti. 1776 senesinde yayınlanan bir deneyde, İngiliz hekim Matthew Dobson bir diyabet hastasının idrarını buğulaştırdı ve ortaya çıkan beyaz tozun kokusunun ve tadının şekere benzediğini gözlemledi. Daha aktüel bir çalışmada dışarı verilen soluğun kompozisyonunun; akciğer kanseri, irinli akciğer ve karaciğer hastalarında işlev bozukluğu ya da diyabet değişik olduğu görüldü. Fakat koku ile asapsal hastalıklar arasındaki iletişim için çok az rakamda delil vardı. Şizofreni hastalarının değişik bir kokuya sahip olduğunu öne süren iddialar da tartışmalıydı.

Joy Milne, kocası Les’te misk’e benzeyen kokuyu fark eden ilk bireydi. Les’e de seneler sonra Parkinson hastalığı teşhisi koyuldu. Joy, muayenehane bulgular sarihe çıkmadan evvel, şahsın sebumunda yağ bezleri tarafından üretilen ve cildi gözeten, ıslatıcı ve su geçirmez mumsu katman Parkinson hastalığına has kokuyu farkeden ilk bireydi. Sebumdaki değişik kokuyla Parkinson Hastalığını Tespit Etmenin Yeni Yoluiletişimli bileşiklerin karakterize edilmesi, Parkinson hastalığının süratli ve erken teşhisine imkân sağlayacaktır. Ayrıca, hastalığın ilerlemesi sürecinde alana gelen farklılıklarla alakalı da bir ipucu verir. Tahlilciler, Parkinson hastalarında sebumdaki aromayı kimyevi olarak belirlemeye çalıştı.

Kokunun kaynağını tespit etmek için yapılan testlerde Joy, Parkinson hastalarının sırtının üst tarafına temas etmiş gazlı bez ve tişörtleri araştırdı. Koku, koltuk altları yerine, sebumun en çok salgılandığı alın ve sırtın üst bölgesinde bulunuyordu. Hastalıkla ilişkili uçucu organik bileşikleri tespit etmek için; 43 Parkinson hastası ve 21 sıhhatli şahsın sırtlarının üst bölgelerindeki sebum misalleri karşılaştırıldı ve test edildi. Aromaya yol açan kimyevilerin incelenmesi için, thermal desorption-gas chromatography-mass spectrometry usulü kullanıldı. Bu usulle tahlilciler, Parkinson kokusuna neden olabilecek aday listesini, yüzlerceden 17’ye indirdi. Joy, 17 belirlenmiş kimyevinin karışımının ya da yalnızca 9 ya da 4’namın spesifik kombinasyonunun Parkinson hastalarında kokladığı miske eş kokuya benzediğini onayladı. Bu da, bu kimyevilerin Parkinson ile ilişkili kokuya katkı sağladığını gösterir.

Bu çalışma, Parkinson hastalarındaki sebum incelemenin potansiyelini gösterir ve şahıslara invazif olmayan hasar verme tehlikeyi olmayan bir tıbbi aygıtla kokuya dayalı göstergeçler için tanı koyulabileceğini gösterir. Böyle bir aygıt; hastalığın ciddi bulguların görüldüğü evreye ilerlememesi için , erken tanı ve rehabilitasyona imkân sağlar. Fakat misal rakamı 60 şahıs etrafındadır ve aktüel çalışmalar misal ölçüsüyle hudutludur. Sonraki evre, daha fazla hastanın sebumuyla çalışmak ve Parkinson hastalığıyla ilişkili kokuya dayalı kimyevileri tespit etmektir.
Kan testi ya da beyin taraması gibi nesnel testler olmadan, Parkinson hastalığının tanısı için hekimler anahtar nörolojik bulguları inceler. Ancak yanlış tanı oranı çok fazladır. Zira, bulgular öteki nörolojik hastalıklara eştir ve hastalar bulgular ortaya çıkmadan rehabilitasyon edilmezler. Tanı koyucu tıbbi bir aygıtın geliştirilmesiyle Parkinson için koku göstergeçleri; nörodejenerasyonun ve titreme gibi motor bulguların ilerlemesinin önlemek için erken tanı koyulmasına imkân sağlayacaktır.

Fakat bir medikal aygıta direnerek hastalıkla ilişkili koku göstergeçlerinin kullanılması konsepti, takribî olarak 40 yıldır üzerinde çalışılan bir mevzudur. 1980’lerden beri insan koku duyusunu taklit eden, elektronik Parkinson Hastalığını Tespit Etmenin Yeni Yoluburun olarak adlandırılan makineler geliştirildi. Fakat bu makineler yalnızca araştırma emeliyle kullanıldı. Gelecekte çoğalan duyarlılıkla yeni sensörlerin gelişimi elektronik burnu, Parkinson’un ve öteki sıhhat meselelerinin enfeksiyonlar, urlar ve toksik casuslara maruz kalmak gibi erken tanısı için tesirli bir muayenehane taşıt yapacaktır. Spesifik uçucu organik bileşikleri doğru biçimde belirleyebilen elektronik bir burun, ananesel usullerle tanı koyulamayan hastalıklar için koku göstergeçleri açısından bir fihrist oluşturabilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ