Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Omurgasız Canlılarda Kimyevi Hakimiyet

  • 26 Mart 2021
  • Omurgasız Canlılarda Kimyevi Hakimiyet için yorumlar kapalı
  • 87 kez görüntülendi.

Bitki hormonları, genellikle nebatın faal olarak gelişen kısımları tarafından üretilir ve her biri tesirini, dokularda gelişmenin, büyümenin ya da her ikisinin hakimiyetini sağlayarak asıllaştırır. Aynı hormon, tesirini farklı nebat dokularında farklı biçimde gösterebilir. Genellikle hayvansal hormonlarda gidişat, bu özelliklere ters düşer. Hayvansal hormonlar, özelleşmiş uzuvlar tarafından birleşimlenir ve kan dolaşımıyla taşınarak özgül maksat dokulara bağlanırlar. […]

Bitki hormonları, genellikle nebatın faal olarak gelişen kısımları tarafından üretilir ve her biri tesirini, dokularda gelişmenin, büyümenin ya da her ikisinin hakimiyetini sağlayarak asıllaştırır. Aynı hormon, tesirini farklı nebat dokularında farklı biçimde gösterebilir. Genellikle hayvansal hormonlarda gidişat, bu özelliklere ters düşer.
Hayvansal hormonlar, özelleşmiş uzuvlar tarafından birleşimlenir ve kan dolaşımıyla taşınarak özgül maksat dokulara bağlanırlar. Hayvansal hormonlar, sihrime ve büyümeye dayanak etmelerinin yanı gizeme metabolizmanın tertip edilmesinde ve homeostazisin devamında da rol oynarlar. Hayvansal hormonları üreten endokrin dokular, asap sistemiyle ilişki içindedirler.

Omurgasız Canlılarda Hormonlar

Omurgasız hayvanlardaki hormonlara alaka son senelerde çoğalmıştır. Hormonal tertip etme, halkalı solucanları, derisidikenlileri, yumuşakçaları ve ekinodermleri kapsayan muhtelif omurgasızlarda bulunmuştur. Hormonal hakimiyetin hem nebatlarda hem de hayvanlarda bulunan genel bir işleyiş stili olması büyük bir ihtimaldir ve hormonal hakimiyetin yer aldığı gösterilen hayvanların listesi ileride daha da uzayacaktır.
Ancak, omurgasızlardaki bilgilerimiz oldukça yetersizdir. Eklembacaklılar, özellikle de böcekler, çok geniş olarak çalışılmıştır; ancak böceklerde dahi, sihrime ve büyüme ile alakalı hormonlar hakkındaki bilgilerimiz hudutludur.
Böceklerde sihrime hormonları ile alakalı olarak yapılan çalışmaların büyük çoğunluğu 1930’larda İngiltere’de böceklerde metomorfozu çalışan V. B. Wigglesworth tarafından yapıldı. Böcekler, omurgalılardan çok farklı bir sihrime modeli gösterirler. Bunlar, beden büyüklüğünü sınırlayan bir dış iskelet ile çevrelenmiştir. Böceklerin dokuları, dış iskeletin iç yüzeyine keskin bir tazyik uygulayıncaya kadar gelişir; daha fazla sihrime, dış iskelet atılıncaya kadar muhtemel olmaz. Wigglesworth, bu periyodik kılıf oluşturma mekanizması ile ilgilenmiştir.
Omurgasız Canlılarda Kimyasal KontrolWigglesworth’un deneylerinin büyük çoğunluğu, Rhodnius olarak adlandırılan ve Güney Amerika’da yaşayan bir tahtakurusu üzerinde yapılmıştır. Bu tahtakurusu, bir erişkin haline gelmeden evvel, beş tane büyüme ya da nimf aşaması geçirir. Her nimf düzeyinde kan sağlamak zorundadır ve bu kan abdomen bölgesine giderek burayı geren Wigglesworth’un gösterdiği gibi, bu dolgunluk, kan emmeyi izleyen emin bir zamanın sonunda ten değiştirilmesine neden olan hormonların salgılanmasını uyarır.
Normalde, son ten metamorfozu beşinci nimf düzeyinden ergenliğe kadar, kan emdikten takribî 28 gün sonra asıllaşır. Wigglesworth, Rhodnius’un, kan emmeyi izleyen birkaç gün içinde başının kopartılması vaziyetinde dekapitasyon, hayatını birkaç ay devam ettirmesine rağmen, ten değiştiremediği göstermiştir. Dekapitasyon, kan emmeyi izleyen 8 günden sonra yapılırsa ten değiştirmeyi etkilemez ve başı olmayan bir ergin oluşur. Bunun da ötesinde, şayet kan emdikten sekiz gün sonra başı kopartılan bir böceğin dolaşım sistemi, kan emdikten hemen sonra dekapite edilen bir başkasına bağlanırsa her iki böcek de ten değiştirerek erginleşirler. Bu da sarihçe gösteriyor ki, bir ihtar bir böcekten öbürüne kan yoluyla geçiyor ve kılıf değiştirmeyi başlatıyor. Bu ihtar bir hormon Omurgasız Canlılarda Kimyasal Kontrololmalıdır ve bunun baş tarafından salgılanması kan emdikten takribî sekiz gün sonra başlamaktadır.
Bir polipeptit olan bu beyin hormonunun, protoraksta bedenin, başın hemen artta yer alan ve ilk bacak çiftinin bağlı olduğu bölgesi bulunan salgı bezlerini uyardığı ortaya çıkartılmıştır. Protorasik salgı bezleri de, ekdizon isimli ikinci bir hormon salgılarlar ki bu da ten başkalaşımını uyarır. Yağda çözünebilir bir steroyithormon olan ekdizon, muhtelif hücrelerdeki genleri etkileyerek hücrelerin gelişmesini ve artmasını uyarır.

Wigglesworth, ten başkalaşımının erişkin bir fert yaradılışıyla ya da gelişimin bitirilmediği bir başka basamakla sonuçlanmasını tanımlayan etkenleri merak etmiştir. Bu; sinek, kınkanatlı ve güve gibi bütün bir başkalaşım geçirerek larva halinden ergin forma kurtçuktan sineğe ya da kınkanatlıya ya da tırtıldan güveye geçerek radikal başkalaşımlar gösteren böcekler için özellikle ehemmiyetli bir mevzudur.

Wigglesworth, üçüncü bir hormonun vakaya karıştığını buldu. Juvenil hormon ya da JH olarak adlandırılan bu hormon, beynin hemen artta yer alan ve onunla çok yakı n ilişki içinde olan bir çift salgı bezi corpora allata tarafından üretilir. Ten metamorfozu sırasında JH şayet yüksek derişimlerde bulunuyorsa, ten başkalaşımını bir değişik olgunlaşmamış basamak izler. Pup basamağı sineklerde ve güvelerde son larval yarıyıl ile yetişkin yarıyıl arasındaki devre JH’nın düşük derişimleri neticesinde ortaya çıkar. Pupda bu hormon yoktur ve ten değiştirdiğinde bir yetişkinle sonuçlanır başkalaşımda pup kutikulundan zaferle sıyrılma tavrı için eclosion hormonunda kısa ve ani bir çoğalış zorunludur. Korpora Omurgasız Canlılarda Kimyasal Kontrolallatanın, böceklerin birinci ya da ikinci larva düzeyinde bedenden uzaklaştırılması, bir sonraki ten değiştirmede puplaşmayla sonuçlanır. Bunu, cüce erişkin bir fertle sonuçlanan bir ten değiştirme izler. Bunun aksine, son ten değiştirme düzeyine girmek üzere olan böceklere faal bir korpora allatanın implantasyonu, erişkin bir fert yaradılışı yerine bir değişik olgunlaşmamış safhayla sonuçlanır. Bu yolla böceklerin gelişim süreçlerine birkaç ekstra olgunlaşmamış sihrime basamağı ilave edilebilir. Bunları, pupasyon ve JH en sonunda tamamen uzaklaştırıldığında, alışılmadık büyüklükte bir yetişkinle sonuçlanan bir kılıf değiştirme izler. Bazı ağaçlar, özellikle Kuzey Amerika pelesenk ağacı ve köknar, suni JH birleşimleyerek kendilerini böceklere karşı gözetirler. Netice olarak bu cins ağaçlar üzerinde beslenmeye girişim eden bir hayli böcek, yumurta vazgeçebilecek erginler oluşturamazlar. Değişik bazı nebatlar, ekdizon eşi kimyeviler üretirler. Bu maddeler, pupasyonun zamanından evvel başlamasına yol açarlar ve hormonal balanssızlık sebebiyle böcek anormal olarak büyür ve can verir.

Larvadan yetişkin ferde geçişte hormonların neden olduğu morfolojik farklılıklar bir hayli böcekte ehemmiyetli tavır farklılıklarına yol açar. Misalin yetişkin bir güve, uçabilir ve yürüyebilir, akışkan gıdalar içebilirken, tırtıl düzeyinde daha farklı biçimde hareket eder ve katı gıdalar ile beslenir. Hormonlar, bu cins bir hayli tavır farklılığının başlamasından mesuldürler. Misalin erkek bir sivrisineğin seminal akışkanında bulunan bir hormon, dişinin eşeysel tavırların durmasına ve dişinin döllenmiş yumurtalarını vazgeçmesine yol açar. Bitkisel hormonlar gibi, bir hayli böcek hormonu da bir organizmanın hayatının farklı aşamalarında farklı işlevlere sahiptir. Misalin, pupdan yetişkin ferde geçiş, juvenil hormonun ölçüyü eksildiğinde başladığı halde, genellikle metamorfoz bitirildikten sonra JH salgılanması yine başlar. Bunun sebebi, bir hayli cinse ait dişilerin yumurtalarında yiyecek ambar edilebilmesi ve erkek fertlerin olgun sperm üretebilmeleri için yüksek derişimde JH’ya lüzum olmasıdır.

Yazar: Taner Bakan

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ