Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Nebat Gövdelerinin Yapısı

  • 25 Mart 2021
  • Nebat Gövdelerinin Yapısı için yorumlar kapalı
  • 13 kez görüntülendi.
Nebat Gövdelerinin Yapısı

Nebatların gövdeleri bir hayli işlev görür. Kimileri klorofil kapsar ve fotosentez yapar. Ayrıca, büyük bir çoğunluğu öz bölgelerinde gıda biriktirirler. Gerçekten bazı gövdeler ambar uzuvları olarak çok özelleşmişlerdir; patatesin yumru biçimindeki yer altı gövdeleri buna bir misal oluşturur. Bununla beraber, burada, gövdelerin taşınan ve destek uzuvları oldukları vurgulanacak ve bu iki işlevle alakalı yapısal geçimlerin bazı […]

Bitki Gövdelerinin YapısıNebatların gövdeleri bir hayli işlev görür. Kimileri klorofil kapsar ve fotosentez yapar. Ayrıca, büyük bir çoğunluğu öz bölgelerinde gıda biriktirirler. Gerçekten bazı gövdeler ambar uzuvları olarak çok özelleşmişlerdir; patatesin yumru biçimindeki yer altı gövdeleri buna bir misal oluşturur. Bununla beraber, burada, gövdelerin taşınan ve destek uzuvları oldukları vurgulanacak ve bu iki işlevle alakalı yapısal geçimlerin bazı detayları araştırılacaktır. Taşınım ile alakalı müzakerelerimiz gövdeye sabrettirilmekte ise de, gövdedeki mesajım dokusunun, köklerdeki ve yapraklardaki mesajım dokusunun bir devamı olduğu unutulmamalıdır.
Yüksek nebatlar taşıma taktikleri bakımından üç ana tipe bölerler. Tek çenekliler, otsu çift çenekliler ve odunsu çift çenekliler.
Takribî 50.000 cins kapsayan tek çenekliler çoğunlukla bir seneliktirler başka bir deyişle bunlar sadece bir mevsim yaşarlar. Çimlerin çoğu buğday, yulaf, pirinç ve mısır, laleler, zambaklar, dafodiller ve palmiyeler gibi tek çeneklidirler. Tek çenekliler morfolojilerine göre tanımlanabilirler; yapraklarındaki ana damarlar vahşice paralel olmasına rağmen, çift çeneklilerin çoğunun yapraklarında damarlanma ağsıdır. Tek çenekli nebatların çiçeklerinde petallerin rakamı üç ya da üçün katları, dikotil çiçeklerinde ise dört ya da beşin üzerindedir; çimlenen tek çeneklilerin bir kotiledon tohumları tek bir yaprağa, çift çenekliler ise iki yaprağa sahiptirler.
Otsu dikotiller, gövdeleri odunlaşmayan ve bu sebeple daha çok yumuşak kalan nebatlardır. Bunlar da çoğunlukla bir seneliktir; bir sihrime mevsiminden sonra tüm nebat can verir. Çok senelik otsu dikotillerde nebatın toprak üstünde kalan kısmı her sene can verir; ancak kökler canlılığını sürdürürler. Nebat her sene yeni bir gövde oluşturur.
Odunsu dikotillerin tamamı çok senelik olup, bunların hem kök, hem de gövde sistemleri pek çok mevsim süresince canlı kalır. Ağaçların çoğu ve ağaç çileği ile gül gibi çiçekli nebatlar odunsu dikotillerdendir. Otsu ve odunsu dikotillerin, beraber, takribî 200.000 cinsi bulunur.

Monokotillerde Tertip EdilmeBitki Gövdelerinin Yapısı

En kolay demet tertip edilmesine bir çeneklilerde tesadüfülür. Tek çeneklilerde gıda ve su mesajımını sağlayan doku, gövdelerin canlı, yapısal ve destekleyici hücreleri arasında ufalamış, sık, dikey demetler haline tertip edilmiştir. Hem ksilem hem de flöem kapsayan her demet, destekleyici bir demet kını tarafına abluka etilmiştir. Tek çeneklilerin gövdeleri enine geliştikçe yeni kınlar oluşur. Böylece besleyiciye ihtiyaç dinleyen hiç bir doku, kaynağın çok uzağında kalmamış olur. Bu, vaziyet tek çenekli gövdelerinin çoğunda, dıştaki korteks ve merkezde bulunan öz arasında kesin bir ayrım bulunmadığı anlamına kazanç.

Otsu Dikotil Organizasyonu

Otsu dikotiller, görünüşte genç, tek çeneklilere eşler; gerçekten, inceleyicilerin çoğu tek çeneklilerin otsu çift çeneklilerden türediğine inanmaktadır. Otsu çift çeneklilerde floem ve ksilem genç, tek çeneklilerdeki gibi birbirinden ayrı demetler halindedir. Bununla beraber, bu iki nebat grubu arasında keskin değişiklikler vardır. Çift çeneklilerde millete biçimindeki mesajım demetleri merkezi özü dış korteksten ayırır. Şayet varsa, yeni mesajım dokusu, yeni demetlerden çok, mevcut demetlerin katılımıyla oluşur. Bu, dikotillerin demetlerinde ksilem ve floem arasında bulunan ve fasiküler kambiyum olarak adlandırılan ve de aktif bir biçimde gelişen meristematik dokunun yeni mesajım hücrelerini vermesi neticesinde asıllaşır tek çeneklilerde ise bunun eşi olan doku gövdenin dış kısımındadır. Flöemdeki besleyiciler, demetler arasındaki sarihliklerden öze erişirler.
Düğün çiçeği gibi otsu dikotillerin çoğunda kambiyum hiçbir zaman etkinleşmek ve floem ya da ksilem hücreleri oluşturmaz. Böyle nebatlarda tüm mesajım dokusu primer ilk doku olarak adlandırılır. Gövde ya da kök uzunluğuna geliştikçe apikal meristemden tomurcuk ya da kök ucu türevlenen doku, ancak yonca gibi bazı otsu çift çenekli cinslerinde kambium faalleşebilir. Kambiyal hücreler parçalandıkça hem iç tarafa, hem de dışa doğru yeni hücreler verirler.
Kambiyumun dış tarafında oluşan yeni hücreler ikincil floem, kambiyumun iç tarafında oluşanlar ise ikinci ksilem halinde değişikleşirler. Öyleyse, ikincil mesajım dokusu kambiyumdan türeyen doku olup, bu dokunun oluşması boyuna gelişmeden çok enine gelişmeyi sonuçlandırır. İkincil floem daha yaşlı olan ilk floemi gövdenin dışına doğru kambiyumdan giderek uzaklaşacak biçimde iter. Eş biçimde, ikincil ksilem oluştukça, kambiyum gövdenin daha iç kısmında kalmış olan ilk ksilemden giderek uzaklaşır. Bu sebeple, ikincil sihrime gösteren bir gövdede, dokuların sırası bir mesajım demetinden geçecek biçimde dıştan merkeze doğru: epidermis, korteks, ilk flöem, ikincil flöem, kambiyum, ikincil ksilem, ilk ksilem ve öz biçimindedir.
Dikotil bir gövdede, merkezdeki mesajım demetleri ya da steledeki dokuların tertip edilişi, genç bir çift çenekli nebatın kökündeki tertip edilişten iki istikametten sarih değişiklik gösterir:
1 Bir çift çeneklide floem ve ksilem konsantrik ulusalar halinde dizilmiştir. Oysa, genç bir kökte, bu iki doku merkezi ksilemin etrafında bir millete biçiminde, yan yana dizilmiştir.
2 Dikotil gövdelerde karakteristik bir öz bulunur; buna karşılık çift çenekli nebatların kökünde öz yoktur.

Odunsu Çift Çeneklilerde Tertip EtmeBitki Gövdelerinin Yapısı

Genç odunsu çift çeneklilerin gövdelerinde organizasyon otsu çift çenekli gövdelerinkinin aynıdır. Fasiküler kambium ile birbirinden bölmüş olan ksilem ve floem, korteksin yakınında ve öznam etrafında birbirinden ayrı demetlerde yer alır. Otsu çift çeneklilerin gövdeleri hiç bir zaman bir mevsimden fazla yaşayamadığından çeşit tertip etme nebatın tüm hayatı süresince işlevsel kalır. Ancak odunsu çift çenekli gövdeler kışın da yaşarlar. Bunlarda gelişmenin sürmesi sebebiyle demet anatomisinde farklılık oluşur. Gelişmekte olan nebatın giderek daha fazla ihtiyaç dinlediği su ve besinin taşınması için ek dokulara ihtiyaç dinlendikçe mesajım demetleri arasında uzanan hücrelerden kimileri fasiküler kambiyuma dönüşürler. Demetlerin içindeki kambiyum gibi, bu yeni kambiyumda ksilem ve floem oluşturur. Neticede, mesajım demetleri, ksilem, kambiyum ve floemden oluşan konsantrik halkaları oluşturarak birleşir. Otsu çift çeneklilerde olduğu gibi en genç dokular kambiyumun en yakınında bulunurlar.
En yeni ikincil flöem kambiyumun hemen iç kısmında, buna karşılık en yeni ikincil ksilem ise kambiyumun hemen dış kısmında yer alır. Yaşlı bir nebatın takribî tüm gövdesi ksileme—yaygın olarak odun olarak adlandırılır—dönüşünceye kadar ikincil ksilem giderek kalınlaşır. Mesajım dokusunda halkalarını yaradılışı gövdenin sihrime ve taşıma kapasitesini artırsa dahi, birliktesi ciddi bir meseleyi de getirir. Daha sonra göreceğimiz gibi, yiyecekler, depolanmak üzere floemden merkezi öze nasıl taşınabilirler? Bu kısımda daha sonra da tartışılacağı gibi odunsu çift çeneklilerde yanal taşıma operasyonunu hakikatleştirmek üzere ışın olarak adlandırılan yatay bir damar sistemi gelişmiştir. Işınlar floemden öze gıda taşırlar ve metabolik olarak etkin hücreleri beslerler. Böylece, odunsu çift çenekli bir nebatta akışkan olan akışında ehemmiyetli bir rol oynarlar.
Şartlar çok iyi olunca, gövde enine kesitlerinde gözle sarih bir şekilde görülebilen bir dizi konsantrik yıl halkası oluşur. Bunun sebebi sihrime mevsiminin başında oluşturulan yeni ksilem hücrelerinin o mevsimde daha sonra oluşan hücrelerden daha fazla gelişmeleridir.
Halkaların her biri, iç tarafta büyük hücreli bir ilkbahar odunu, dış tarafta ise daha minik hücreli yaz odunundan oluşur . Yıl halkalarının sayılmasıyla, bir ağacın yaşı, hakikate yakın bir şekilde hesaplanabilir. Ağacın canlılığı ve sihrime mevsimindeki abuhava şartları gibi faktörler halkaların genişliğini etkileyebilir.
Halkaların genişliği, seneden seneye, ağacın hayatı sırasında oluşan abuhavasal farklılıkları yansıtma meyli gösterdiğinden, çok yaşlı ağaçların çok rakamdaki millete misalinin araştırılması bir bölgenin geçmiş senelerdeki abuhavayı hakkında ipucu verebilir. Ağaçlar genellikle asırlarca yaşarlar. Bristlerone çamı gibi 4500 sene kadar yaşayabilen bazı ağaçlar, geçmişe ait kıymetli bilgiler verirler. Evvel canlı ağaçların iç halkalarıyla daha yaşlı, ölü ağaçların dış halkalarının, daha sonra da bu ağaçların iç halkalarıyla gene onlardan daha yaşlı ağaçların dış halkaları karşılaştırarak inceleyiciler uzun zaman evvel can vermiş ağaçların yaşını bulunabilir ve böylece 10.000 sene evvelinin abuhava özelliklerini izleyebilirler. Ağaçlarda millete sayımı arkeolojik çalışmalarda dahi kullanılmaktadır; arkeologlar, o bölgede bulunan çok yaşlı ağaçların enine kesitleri ile daha önceki viraneler arasında bulunan odundan yapılmış sanat yapıtlarındaki halkaları karşılaştırarak, bu sanat yapıtlarının yaşını reelci şekilde hesaplayabilirler.Bitki Gövdelerinin Yapısı
Pek çok ağaç cinsinde yaşlı gövdenin merkezine uzanan yaşlı ksilem halkalarında kimyevi ve fiziksel farklılıklar ortaya çıkar. Mesajım hücreleri tıkanır, damarlar arasındaki özelleşmemiş parankima hücreleri can verir ve pigment, reçine, tanin ve zamk bunların hepsi böcek hasarlarına karşı koruma sağlar birikir. Bu başkalaşımların neticesinde yaşlı ksilem taşıma faalliğini yitirir ve köklerden taşınımın büyük bir kısmını ya da tümünü o seneye ait ksilem üstlenir. Bununla beraber, faalliğini yitirmiş yaşlı ksilem hücreleri, güçlü bir destek unsuru olarak ağaçtaki önemlerine gözetirler içinde farklılık oluşmuş olan ulusalar öz odunu ya da inaktif ksilem, en yeni dış millete ya da ulusalar ise etkin ksilem ya da taşıma işlevini hala sürdüren canlı odun olarak öğrenilir. Yanma ya da çürüme neticesinde öz odununu kaybetmiş bir ağaç hayatını sürdürebilir; ancak çok cılızlar ve güçlü rüzgarlara karşı direnemez.
Böylece, kambiyumun iç kısmında yer alan ihtiyarlayan odunsu gövdedeki başkalaşımlar tartışılmış oldu; şimdi de kambiyumun dış kısmındaki gövde kısımlarını araştıralım. Odunsu gövdeler ya da kökler enine geliştikçe floemin dışındaki bir hücre katmanı meristematik faallik kazanarak mantar kambiyumuna dönüşür. Bu kambiyum, ikinci sene epidermisin hemen altındaki mantar hücrelerini oluşturur.
Bu sihrime neticesinde orijinal epidermis ve korteks hücreleri katmanlar halini ceddilir. Sonraki senelerde, mantar kambiyumu ya ilk floemin dışında ya da en yeni ikincil floem hücrelerinin oluşturdukları halkaların dışında yaradılışını sürdürür. Bu mantar doku ve ondan türevlenen hücre katmanlarının tümüne birden periderm ismi verilir. Genellikle, çoğu mantar hücresinin zarında süberin olarak adlandırılan eş yağsı maddeden bir katman oluşur.
Kökü örten bu katman çoğunlukla mumsu katmanlardan oluşur; böylece bunlar nebat için su geçirmez bir kılıf oluştururlar. Mantar hücresi katmanlarının rakamı giderek çoğaldıkça katmanın en dışındaki hücreler genellikle can vererek katmanlar halinde ceddilmeye başlar. Mantar dokusu yamalar halinde bölündüğünden, bazı ağaç cinslerinde dış kabuk çok kaba ve kumpassız görünüşlüdür.Bitki Gövdelerinin Yapısı
Yaşlı gövde ya da köklerin dış kabukları mantar hücreleri katmanlarından oluşur. Kabuğun iç kısmında floem dokusu bulunur. İmkânsız olmasa da, floemin içindeki sene halkalarını tanımlamak çok güçtür. Bunun muhtelif sebepleri vardır: ksilem hücrelerine göre, fasiküler kambiyum, daha az floem hücresi oluşturur, daha ince zarları olan floem hücreleri basitçe ezilebilir; ayrıca, yaşlı floem katmanlarının iç kısmında oluşan yeni mantar katmanları genellikle dıştaki daha önceki floem hücrelerini dışa doğru iterler. Daha Önceki yaşlı floem hücreleri buradan atılırlar. Bu sebeple, ksilemin aksine yaşlı odunsu bir nebatın floemi ehemmiyetli bir destek doku olarak iş görmez; ancak bu dokunun taşınımdaki rolü çok ehemmiyetlidir. Şu halde, özet olarak, bir ağacın yaşlı odunsu gövdesinde epidermis ya da korteks bulunmaz. Odunsu gövdenin yüzeyi mantar dokusunun oluşturduğu bir kabuk ile örtülmüştür. Mantar kambiyumunun altında ince bir floem katmanı ya da iç kabuk bulunur. Bunun altında ise genellikle tek bir hücre katmanından oluşan fasiküler kambiyum yer alır. Gövdenin geri kalan kısmını büyük miktarda ksilem oluşturur. Ksilemde sadece dış taraftaki yıl halkaları ya da canlı odun taşıma işlevi yapar. Böylece, ağacın gövdesinden bir millete çıkarmanın neden o ağacı öldüreceği suali aydınlanmış olmaktadır: bir ağacı abluka eten ince floem sisteminin çıkarılması, yapraklarında fotosentez ile üretilen besleyicilerin köklere erişmesini önler ve kökler hayatlarını sürdüremezler.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ