Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Mimivirüs Nedir?

  • 31 Mart 2021
  • Mimivirüs Nedir? için yorumlar kapalı
  • 145 kez görüntülendi.

Dünya üzerinde suyun olduğu her yerde yaşam vardır. Bu su, tropikal bir ormanda bir gölette, Kristal Mağarasındaki bir havuzda ya da bir sağlık kurumunun çatısında duran bir soğutma kulesinde olabilir. 1992’de, Timothy Rowbotham ismindeki bir mikrobiyolog, İngiliz şehri Bradford’da, bir sağlık kurumunun soğutma kulesinden azıcık su çıkardı. Suyu mikroskop altına koydu ve orada bir yaşam yumağı gördü. […]

Dünya üzerinde suyun olduğu her yerde yaşam vardır. Bu su, tropikal bir ormanda bir gölette, Kristal Mağarasındaki bir havuzda ya da bir sağlık kurumunun çatısında duran bir soğutma kulesinde olabilir.
1992’de, Timothy Rowbotham ismindeki bir mikrobiyolog, İngiliz şehri Bradford’da, bir sağlık kurumunun soğutma kulesinden azıcık su çıkardı. Suyu mikroskop altına koydu ve orada bir yaşam yumağı gördü. Suda amip ve takribî insan hücreleri ebadındaki değişik tek hücreli protozolardan gördü. Takribî surat defa daha minik ebatta bakteri de gördü. Rowbotham, Bradford’un tümünde ciddi biçimde izlemiş olan bir zatürree salgınını sebebini inceliyordu. Rowbotham, soğutma kulesi suyunda mikrop cinsi bir şey buldu, umut verici bir aday bulduğunu düşündü: Amip içinde oturan bakteriyel büyüklükte bir küre. Rowbotham yeni bir bakteri bulmuş olduğuna inandı ve ona Bradfordcoccus ismini verdi.
Rowbotham, zatürre salgınındaki kabahatlinin o olup olmadığını kavramak için, Bradfordcoccus ‘un manasını çözmeye çalışarak senelerini geçirdi. Tam bakterilerde bulunan Deoksirübo Nükleik Asit uzantılarını arayarak bu bakterinin genlerini ayırmaya çalıştı, fakat bu uzantılardan hiç bulamadı. Bütçe kesintileri, Rowbotham’ı 1998 senesinde laboratuvarını kapatmaya zorladı ve bu surattan Rowbotham, misallerini, depolamaları için Fransız çalışma dostlarına devretti. Beş sene süresince, Mediterranean Üniversitesi’nden Bemard La Scola bakteriye tekerrür bir bakmaya karar verene kadar, Bradfordcoccus bilinmeyenlik içinde kaldı. Bemard La Scola, Rowbotham’ın misallerini mikroskop altına koyar koymaz bir şeyin doğru gitmediğini fark etti. Bradfordcoccus, küresel bir bakteride düz olan bir yüzeye sahip değildi. Bunun yerine daha iç içe geçmiş bir hayli levhadan oluşan bir futbol topu gibiydi. La Scola, bakterinin geometrik kabuğundan çıkan saç eşi protein lifleri gördü. Tabiatta bu cins kabuklara ve liflere sahip olan şeyler sadece virüslerdi. Fakat o zamanlar tam mikrobiyologların bildiği gibi, La Scola da, Bradfordcoccus ebadındaki bir şeyin, bir virüs olamayacak kadar surat kat büyüklükte Mimivirüs Nedir?olduğunu öğreniyordu. Oysa Bradfordcoccus’un bir virüs olduğu bütün olarak ortaya çıktı.
La Scola ve çalışma dostları, bakterinin, amipleri istila ederek ve onları kendi kopyalarını yapmaya zorlayarak, arttıklarını gördüler. Bir tek virüsler bu yolla artarlar. La Scola ve çalışma dostları, Bradfordcoccus’a, onun viral yapısını aksettiren yeni bir ad verdiler. Virüslerin bakteriyi taklit etmedeki ustalığı ismine, ona mimi virüs ismini verdiler. Fransız bilim insanları daha sonra bu mimi virüsün genlerini tahlil etmek için yola çıktılar. Rowbotham onun genleriyle bakterilerin genlerini eşleştirmeye çalışmış ve muvaffak olamamıştı.
Fransız bilim insanları daha bahtlıydılar. Mimi virüs, virüs genlerinin çoğunu taşıyordu. Mimi virüslerin bulgusundan evvel, bilim insanları, bir virüste sadece birkaç gen bulmaya alışmışlardı. Fakat mimi virüslerin 1.262 geni vardı. Sanki biri, grip, soğuk algınlığı, çiçek hastalığı ve değişik suratlarca virüsün genomlarını almış ve hepsini bir protein kabuğu içine doldurmuş gibiydi. Hatta mimi virüsün, bakterilerin bazı cinslerinden dahi fazla genleri vardı. Mimi virüsü hem ebat hem de genleri açısından,virüs olmak için zorunlu esas kaideleri devirmişti. La Scola ve dostları, mimi virüsün neye benzediğini bilir bilmez, bu defa onu değişik natürel etraflarda aramaya başladılar. Zatürree hastalığından muzdarip, sağlık kurumularda uyuyan hastaların ciğerlerindeki dev virüsleri buldular. Mimi virüslerin, Rowbotham’ın başlangıçta şüphelenmiş olduğu gibi, gerçekten zatürreeye neden olup olmadıkları ya da zati hastalanan insanlarda artıp artmadıkları muhakkak değildi. Bilim insanları ayrıca, sağlık kurumuların uzağında da mimi virüsler ve bunlarla irtibatlı dev virüsler buldular. Bunlar hakikatinde, deniz likenlerine ve belki de mercanlara ve süngerlere dahi hastalık bulaştırdıkları yer olan dünya ummanlarında yaygındırlar.
Bilim insanları, bu dev virüslerin şu ana kadar göz önünde saklanıyor olduklarını fark etti. Mimi virüs gibi yeni keşfedilmiş virüsler, bilim insanlarını, virüs olmanın ilk olarak ne anlama geldiğini tekerrür düşünmeye zorluyorlar. Onların bir zamanlar oldukça sert olan daha önceki kaideleri, devriliyor. Ve bilim insanları virüs olmanın ne anlama geldiğini tartışırken, çok daha ehemmiyetli bir suali de tartışıyorlar: Canlı olmak ne anlama geliyor.
Bilim insanları uzun vakittir, virüsleri “reel” yaşayan şeylerden, bakterilerden, protozolardan, nebatlardan, hayvanlardan ve mantarlardan ayıran büyük bir uçurum görüyorlar. Bilim insanlarının çoğu, virüslerin kendilerine has artma biçimlerinden dolayı daha fazla gene sahip olmalarının yolu olmadığınıileri sürerek, virüslerdeki genlerin az rakamda oluşuna işaret ettiler. Virüsler, yeni virüsler yapmak için hücre çaldıklarından, kendi genlerini yapmada oldukça itinasızdırlar. Misalin, yanılgıları düzenleyebilecek kendi onarım enzimlerini taşımazlar. Netice olarak, ölümcül değişinimlere karşı son derece korunmasızdırlar. Bir virüs, binlerce gen topladığı zaman yüksek değişinimden dolayı virüsü ortadan kalkacaktır.
Virüs genomlarının ebatları, bunun gerçekten doğru olduğuna inanılacak bazı iyi sebepleri akla getirdi. Virüsler, ya Deoksirübo Nükleik Asit içinde ya da onun tek-zincirli modeli RNA içinde kodlanmış genleri taşır. Bir ekip nedenler suratından, RNA, kopyalamak için kalıtsal olarak daha fazla kusura yatkın bir moleküldür. Ve bu, grip ve HIV gibi RNA virüslerinin, Deoksirübo Nükleik Asit virüslerinden daha minik genomlara sahip olmasıyla sonuçlanır.
Daha minik gen om taşımaya zorlanınaktan dolayı, virüsler, yeni virüs yapmak ve bu virüslerin yok olmaktan kaçmasına dayanak etmekten öte, her şeyi yapan genler için yerMimivirüs Nedir? sağlayamadılar.
Misalin, yemelerini sağlayan genleri taşıyabiliyorlardı. Çiğ malzemeleri, yeni genlere ve proteinlere kendi başlarına dönüştüremiyorlardı. Gelişemiyorlardı. Afaki şeyleri atamıyorlardı. Soğuk ve sıcağa karşı kendilerini korunamıyorlardı. İkiye bölerek artamıyorlardı. Tam bu negatiflikler tek, büyük bir negatifliğe ilave edildi: Virüsler canlı değillerdi. Çoğu bilim insanının öne sürdüğü gibi, canlı olmak reel bir hücreye sahip olmayı gerektiriyordu. Mikrobiyolog Andre Lwoff, 1969’de Nobel Mükâfatını aldığında yaptığı bir konuşmada, “Bir organizma hücrelerden oluşur” açıklamasını yaptı. Hücrelerden yoksun virüslerin, gerçekten canlı olan hücrelerin içinde kopyalanmak için doğru kimyaya sahip, genetik malzemenin azıcık daha aşırısı oldukları düşünüldü. Bilim insanları, tuzu ya da saf Deoksirübo Nükleik Asit’yı kristalize ettikleri biçimde, virüsleri kristallerine kadar arıtabildiler. Kimse şimdiye kadar bir akça ağacı kristalize edemedi. 2000 senesinde, Virüs Taksonomisiyle alakalı Beynelmilel Komisyon “virüsler yaşayan organizmalar değildir” açıklamasını yaptı.
Açıklamayı izleyen on sene içinde, bir ekip bilim insanı, bu açıklamayı tamamen yalanladı. Yeni virüslerin cephesinde, daha önceki kaideler artık çok işe yaramıyorlar. Misalin, mimi virüsler, virüslerin olması gerektiğinden surat kat daha büyük oldukları için, uzun zaman kısmen görmezden gelindiler. Bilim insanları, mimi virüslerin tam bu genlerle ne yaptığını öğrenmiyor ama kimileri, mimi virüslerin bu genlerle, oldukça canlı görünen bazı şeyler yaptıklarından şüpheleniyorlar.
Mimi virüslerin proteinlerinin kimileri, misalin, kendi hücrelerimizin yeni genleri ve proteinleri toplamak için kullandığı proteinlere çok eş. Mimi virüsler arnipleri istila ettiğinde, bir molekül bulutunun içinde ufalamaz. Aksine, viral fabrika isminde ağır, karışık bir yapı oluşturur. Bu viral fabrika, tek bir portal yoluyla çiğ malzemeyi alır ve daha sonra yeni Deoksirübo Nükleik Asit ve proteinleri, değişik iki portal yoluyla çıkarır. Viral fabrika, dikkat toplayacak derecede bir hücre gibi görünür ve hareket eder. Reelde o kadar çok bir hücreye eş ki, La Scola ve çalışma dostları, 2008’de, viral fabrikaya, bir virüsün kendisi tarafından hastalık bulaştırılabildiğini buldular. İlk defa birisi, bir virüsün virüsünü bulmuştu. Ancak var olmaması gereken başka bir şeydi.
Tabiatı baştanbaşa ayıran hudutlar sürüklemek bilimsel olarak yararlı olabilir ama iş, hayatın kendisini kavramaya geldiğinde, bu hudutlar suni maniler olup çıkabilir. Virüslerin, nasıl değişik yaşayan canlılar gibi olmadığını bulmaya çalışmaktansa, onların ve değişik organizmaların kesintisizliği nasıl sağladıkları hakkında düşünmek daha yararlı olabilir. Biz insanlar, virüs ve memelinin bölmez bir karışımıyız. Virüs kaynaklı genleri uzaklaştırın, üremede galibiyetsiz oluruz. Muhtemelen süratli bir biçimde değişik virüslerden gelen enfeksiyonlara tutuluruz. Aldığımız soluktaki oksijenin azıcığı, ummanlardaki bakteriler ve virüslerin karışması yoluyla üretilir. Bu karışım, değişmez bir sentez değil ama devamlı değişen bir akıştır. Ummanlar, konut sahibi ve virüsler arasında mekik dokuyan, genlerden oluşmuş yaşayan bir yapıdır. Yaşayan ve yaşamayan arasında besbelli bir çizgi çizmek, ilk etapta yaşamın nasıl başladığını kavramayı da güçleştirebilir. Bilim insanları, hala hayatın çıkış noktasını çözmeye çalışıyorlar ama bir tek şey ortada ki, hayat, büyük kozmik efor düğmesine hafif bir değişle aniden başlamadı. Büyük ihtimalle, erken dünya üzerinde giderek daha karışık hale gelen tepkimeler içinde şeker ve fosfat cinsi çiğ maddelerin oluşması gibi, hayat da düzey düzey oluştu. Misalin, RNA’nın tek zinciri moleküllerinin adım adım büyümesi ve Mimivirüs Nedir?kendilerinden kopya yapma marifetini edinmiş olmaları muhtemeldir. Zamanda, RNA gibi, hayatın aniden “canlı” hale geldiği bir anı bulmaya çalışmak, hayatın bildiğimiz biçimiyle safhalı bir geçişten geldiği fikriden bizi uzaklaştırır.
Virüsleri, bu Hayat Kulübünün dışına çıkarmak da, bizi, yaşamın nasıl başladığına ait ehemmiyetli ipuçlarından yoksun vazgeçer. Virüsler hakkındaki en ehemmiyetli bulgulardan bir tanesi, genlerindeki muazzam spektrum olmuştur. Bilim insanları her zaman yeni virüsler bulurlar; bu virüslerin genlerinin çoğu, daha evvel bulunmuş rastgele bir gene çok az eşlik taşır.
Virüslerin genleri, son zamanlarda reel yaşayan şeylerden çıkan Deoksirübo Nükleik Asit döküntülerinin noksan bir koleksiyonu değildir. Bir Hayli bilim insanı şimdi, virüslerin, milyarlarca yıldır seyyarede gezen genetik bir arşivi ihtiva ettiğini iddia ediyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ