Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Kuantum Mekaniği Kısım 2; İhtimallerin Dünyası

  • 24 Nisan 2021
  • Kuantum Mekaniği Kısım 2; İhtimallerin Dünyası için yorumlar kapalı
  • 86 kez görüntülendi.

Seyyarelerin güneşin çevresinde dönmesini sağlayan kanunları, elimizden vazgeçtiğimiz bir cismin yere nasıl düştüğünü, havuzun yüzeyindeki dalgaların nasıl hareket ettiğini kısa bir müddet evvel çözdüğümüzü düşünüyorduk. Bu hadiseleri açıklayan kanunların hepsi basmakalıp mekanik denilen eşitliklerle ortaya çıkıyor ve bu yasalar sayesinde maddelerin tavırlarını kesin bir biçimde evvelden kestirebiliyorduk. Kurucularından Niels Bohr’a göre Kuantum Mekaniği düşündüğümüz gibi […]

7683_niels_bohrSeyyarelerin güneşin çevresinde dönmesini sağlayan kanunları, elimizden vazgeçtiğimiz bir cismin yere nasıl düştüğünü, havuzun yüzeyindeki dalgaların nasıl hareket ettiğini kısa bir müddet evvel çözdüğümüzü düşünüyorduk. Bu hadiseleri açıklayan kanunların hepsi basmakalıp mekanik denilen eşitliklerle ortaya çıkıyor ve bu yasalar sayesinde maddelerin tavırlarını kesin bir biçimde evvelden kestirebiliyorduk.

Kurucularından Niels Bohr’a göre Kuantum Mekaniği düşündüğümüz gibi garip bir şey değildir. Sadece düşünebildiklerimizden daha enteresandır. Kuantum Teoriyi her şeyi değiştirmişti zira, daha öncekinden mekanik bir sistem olarak düşünülen dış kâinat artık bir akıl ağına dönüşmüştü.

Bohr bu sırrı çözmenin yolunun maddenin kalbinden başka bir deyişle atomun yapısından geçtiğine inanmıştı. 1910’ların başında Niels Bohr maddenin atomlar seviyesinde araştırılmasında basmakalıp fiziğin eksik kaldığını düşünüyordu. Bunun üzerine çalışmalarını atom üzerine yoğunlaştırdı ve 1913 senesinde Rutherford’un atomik yapılarını, Max Planck’in kuantum kuramına uyarladı ve kendi Bohr atom modelini yarattı.

7683_bohr_modeliNiels Bohr atomların minik güneş sistemlerine benzediğini ve elektron denilen çok daha minik moleküllerin güneş çevresinde dönen seyyareler gibi çekirdeğin çevresinde döndüğünü düşünüyordu. İlerleyen zamanlarda Dünya’yı sallayan ışığın hem parçacık hem de dalga hareketi yapması üzerine çalışmalara başladı neticesinde de çok esrarengiz bazı neticelere vardı.

Bohr, atom ısıtıldığında elektronlarının uyarılabileceğini ve statik bir yörüngeden ötekisine atlayabileceğini keşfetti. Her bir atlama ışık formunda çok apaçık frekanslarda enerji yayabiliyor ve 7683_quantum_leapsatomların bu ışımalar neticesinde çok apaçık renkler ürettiğini gördü. Kuantum atlaması deyimi de buradan gelmektedir. Bu atlamanın esrarengiz noktası ise elektronun bir yörüngeden ötekisine sıçramasıdır. Başka Bir Deyişle elektron iki yörünge arasındaki boşlukta hareket etmiyordu. Bohr bu gidişatın atomların içindeki elektronların özelliklerinden kaynaklandığını öne sürdü. Tüm enerji tekerrür ufalanamayan emin asgari ölçülerde kuantumlar denilen değişik parçalardan geliyordu ve bu surattan elektronlar emin değişik yörüngeleri işgal edebiliyordu.

Peki parçacık olan elektronlar nasıl oluyor da dalga hareketi yapabiliyorlardı?

1920’lerde yapılan çifte yarık deneyinin ardından bilim insanları dalgaların bütün anlamıyla nasıl hareket ettiklerini öğrenmiyorlardı. Evet bir teşebbüs deseni ortaya çıkıyordu fakat ayrıntılarını bir cinsli kavramamışlardı.

Sonunda Max Born isminde bir bilim adamı dalga eşitliğinin ne anlama geldiği mevzusunda yeni ve devrim kalitesinde bir fikir ortaya attı. Born dalganın elektrondan ya da daha evvel bilimde karşılaşılmış hiçbir şeyden dağılmadığını söyledi ve oldukça enteresan bir şeyden bahsetti “Olabilirlik Dalgası”…

7683_schrodingerBorn rastgele bir yerdeki dalga ebadının orada bulunan elektronun ihtimalinin evvelden varsayım ettiğini ileri sürdü. Bir elektronu fırlattığımız zaman nereye gideceğini bütün olarak asla bulamayız. Fakat Schrödinger Eşitliği’ni kullanırsak fırlattığımız rastgele bir elektronun gideceği yeri kesin bir biçimde varsayım edebiliriz. Burada kafamız azıcık karışmış olabilir. Bunun için kolay bir misal verelim. Hatırlarsanız çifte yarık deneyinde yolladığımız elektronlar bir teşebbüs modeli oluşturmuşlardı. İşte bu teşebbüste bantlardaki yoğunlukların oranını veren bir eşitliktir Schrödinger Eşitliği. Misalin elektronların perde de en kenara gitme ihtimali %8 iken perdenin ortasına gitme ihtimali %33’cins. Bu stil hipotezler kesintisiz deneyler yapılarak kerelerce kere doğrulanmıştır. Başka Bir Deyişle Kuantum eşitlikleri fantastik biçimde kesin ve doğru bir hal almıştır.

Sizinde kabul edeceğiniz gibi Kuantum tamamen ihtimal üzerine heyeti bir sistemdir.

7683_girisimKâinatdeki tam cisimler netlik değil ihtimal kaidelerine göre idarenen atomlardan ve atomu oluşturan moleküllerden alana gelmiştir. Kuantum açısından kabul görülen düşünce artık buydu. Fakat bu düşünceyi Einstein hiç ama hiç beğenmedi ve o şöhretli lafı söyledi: “Yaradan çeper atmaz.” Öteki fizikçiler ise bu mevzudan çokta rahatsız olmadı zira kuantum eşitlikleri onlara atom gruplarının ve küçük moleküllerin tavırlarını çok net bir biçimde varsayım edebilme eforu veriyordu. Çok geçmeden bu efor fantastik buluşlara liderlik etti. Lazerler, transistörler, kuantum bilgisayarlar ve tüm elektronik dalları gibi.

7683_bozuk_paraTüm bu galibiyetlere karşın kuantum hala sırrını gözetmektedir.

Niels Bohr’a göre ölçüm her şeyi değiştirir. Molekülü ölçmeden ya da gözlemlemeden evvel özelliklerinin bilinmeyen olduğunu düşünüyor. Başka Bir Deyişle ölçme hareketi moleküle karar vermesi için zorluyordu. Bohr hakikatliğin esasında ihtimal olduğunu kabul etti. Fakat Einstein netliğe inandı ve 1935 senesinde nihayet kuantum mekaniğinin cılız noktasını bulduğunu düşündü. Kuantum Mekaniği’nde bu dolanıklık olarak geçmektedir.

Dolanıklık, kısaca kuantum eşitliklerinden gelen teorik bir varsayımdır. Bir sonraki yazıda kaldığımız yerden devam edeceğiz.

“Kuantum Mekaniği Kısım 1” için tıklayın.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ