Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Kuantum Boşluğu Nedir?

  • 01 Mayıs 2021
  • Kuantum Boşluğu Nedir? için yorumlar kapalı
  • 240 kez görüntülendi.

Büyük patlama bir yaratma hareketiydi. Maddenin yaratılışı natürel bir olgu muydu yoksa eşi eşi olmayan, tekil bir hadise mıydı? Bu vakadan evvel ne vardı? Evren, yoktan mı yaratıldı? Bu suallerin nasıl yanıtlandırılacağını daha iyi kavramak için, yokluktan, ya da daha doğru bir deyişle boşluktan ne hedeflendiğini düşünmek gerekir. Kuantum mekaniğinin en esas kavramı olan Werner […]

Büyük patlama bir yaratma hareketiydi. Maddenin yaratılışı natürel bir olgu muydu yoksa eşi eşi olmayan, tekil bir hadise mıydı? Bu vakadan evvel ne vardı? Evren, yoktan mı yaratıldı? Bu suallerin nasıl yanıtlandırılacağını daha iyi kavramak için, yokluktan, ya da daha doğru bir deyişle boşluktan ne hedeflendiğini düşünmek gerekir.
Kuantum mekaniğinin en esas kavramı olan Werner Heisenberg’in bilinmeyenlik prensibi boşlukta karar sürer. Bilinmeyenlik prensibi, bir cismin hem konumunu hem de süratini aynı anda ölçmenin imkânsız olduğunu söyler.
Misalin, bir parçacığın konumunu olabileceği kadar duyarlı tespit etmeye çalışırsak o parçacığın momentumu rasgele fakat yüksek bir kıymet alır. Konum ve momentum bilinmeyenlikleri çarpımının hemen hemen h rakamına denk olduğu, ölçümde kuantum hududuna yanaşırken, bir ölçümün daha duyarlı yapılabilmesi ancak ötekisinin duyarlılığından ödün verilmesi ile olası olur.
Bilinmeyenlik prensibinin boşlukla alakalı ehemmiyetli neticeleri vardır. İlke, kuantum kuramı ile beraber en harikulade boşluğun dahi, ne kadar maddeden yoksun olursa olsun, gerçekten bütün olarak boş olmadığını ileri sürer. Kuantum boşluğu daha çok, kesintisiz olarak ortaya çıkan ve ortadan kaybolan bir parçacıklar denizine benzetilebilir.
Bu parçacıklar, hakikat olanların aksine sanal parçacıklardır. Sanal parçacıklar doğrudan kollanamaz. Bilinmeyenlik prensibi sebebiyle vardırlar ve rastgele bir gözlem eylemi bunları hakikat parçacıklar haline dönüştürür. Varlıkları da böylesi enerji seviye farklarını kollanmaya çalışıldığı laboratuvar deneylerini ispatlanmıştır. Misalin hidrojen atomları sanal çiftler tarafından titreştirilirler. Neticede atomun en düşük enerji seviyesinde hafif kaymalar olur. İsmini Willis Lamb’dan alan milyarda bir oranındaki bu kaymalar ölçülmüştür.
Sanal çiftlerin tesirleri aynı zamanda Casimir tesiri ismi verilen bir hadisede de ölçülmüştür. Bir gazı tam hengameler ve termal hareketler duruncaya kadar soğutun ve gazın içine iki paralel geçirgen levha batırır. Levhaların dışında muhtemel tüm dalgalanmalar ve sanal çiftler bulunabilir ama levhaların arasında sadece muhakkak cins çiftler bulunabilir.
Şayet kuantum hareketleri dalgalar tarafından temsil ediliyorsa, levhaların arasında sadece bilinmeyenlik prensibinden beklenen kuantum hareketlerinin dalga boylarının bütün sayı katları, bir biçimde levhalar arasındaki uzaklığa denk olan parçacık çiftleri bulunabilir.
Bu sebeple levhalar arasındaki dalgalar levhaların dışındakilerden daha az olmalıdır. Bunun neticeyi ise levhaları birbirine doğru sürükleyen net bir tazyiktir. Levhaların uzaklığı 10^-7 cm iken kuantum tazyiki atmosfer tazyikinin 10^-4 katı kadar olmakta ve bu tesir laboratuvar Kuantum Boşluğu Nedir?deneyleriyle ölçülebilmektedir. Levhalar arasındaki boşluk farklılığa uğramakta, levhaların dışında ise aynı kalmaktadır.
Levhalar arasındaki sanal çiftlerin hafifçe düşük enerji yoğunluklarına sahip olmalarının enteresan bir neticeyi vardır. Hakikat boşluğun tazyiki sıfır olduğundan, farklılığa uğrayan boşluğun enerji yoğunluğunun olumsuz olması anlamına kazanç. Neticede ortaya çıkan tazyik gradyanı levhaları birbirine doğru sürükler. Levhalar birbirine yanaşırken “olumsuz enerji” ölçüyü çoğalır. Bu vaziyette iki levha arasına daha az dalga boyu sığar.
Eş biçimde, şayet levhalar birbirinden uzaklaştırılırsa, “olumsuz enerji” eksilir. Einstein‘ın kütle çekim kuramında pozitif enerji yoğunluğu kütle çekim kaynağı olup sürükleme gücü uygular. Tersine, olumsuz enerji yoğunluğu itme gücü uygulayacaktır. Bu sebeple Casimir tesiri olumsuz enerji yoğunluğu kavramının hakikatliğini gösterir. Tüm bu asıllar bize olumsuz enerji yoğunluğu bölgelerinin bulunduğunu ve bu bölgelerde maddenin sürükleme yerine itme gücü uygulayabileceğini gösteriyor. Bu bir kuantum hadiseyidir ve şayet daha uygun ve doğru bir kütle çekim kuramı olsa aynı tesir kütle çekim alanları için ele geçerli olurdu. Böyle bir kuram olmamasına rağmen, düzeyin ilk yarıyıllarında eş olumsuz enerji yoğunluğunun natürel olarak ortaya çıkmış olması ihtimali oldukça güçlüdür.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ