Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Kaside Nedir?

  • 10 Eylül 2021
  • Kaside Nedir? için yorumlar kapalı
  • 37 kez görüntülendi.
Kaside Nedir?

Kaside Nedir? Arapça “kasada” kökünden gelen kasîde, “hedef etmek, yanaşmak” anlamına gelmektedir. Edebiyatta ise ” belirli bir emel kaderine kaleme alınan şiir ya da bir şahsı methetmek ve karşılığında ondan dayanak istemek ” anlamlarında kullanılmaktadır.

Kaside Nedir?5833_su_kasidesi

Arapça “kasada” kökünden gelen kasîde, “hedef etmek, yanaşmak” anlamına gelmektedir. Edebiyatta ise ” belirli bir emel kaderine kaleme alınan şiir ya da bir şahsı methetmek ve karşılığında ondan dayanak istemek ” anlamlarında kullanılmaktadır. Kaside, insanlık tarihinde oldukça daha önceki bir tarihe tekabül etmektedir. Öyle ki Cahiliye Devri’nde en hoş kasîdeler Kâbe duvarına asılırdı. Araplar arasında senede birkaç defa tertip edilen Ukaz isimli panayırlarda müsabaka yapılır ve seçilen en hoş yedi kaside ulusa duyurulurdu. Kasîde, böylece Arap yarımadasında doğmuş ve zamanla Türk edebiyatında da kullanılmaya başlanmıştır.

Kaside Nazım Biçiminin Özellikleri

1-Kasidenin ilk beyiti mukaffa-musarradır. Başka Bir Deyişle ilk beytin dizeleri birbiri ile uyaklıdır. aa- ba- ca- da… gibi
2-Kasideler, mürettep divanlarda en başta yer almaktadır. Bunda en büyük etmen kasidenin uzun bir nazım biçimi olmasıdır.
3- Kasidenin en hoş beyitine Şâh-Beyt ya da Beytü’i Kasid denir. Kasidede şairin isminin geçtiği beyite ise Taç Beyit denir. Bir kasidede taç beyit genellikle makta başka bir deyişle son beyittir ancak bir hayli kasidede maktadan bir evvelki beyitte de şairin mahlası yer almıştır.
4- Gazellerde anlam beyitte iken kasidelerde anlam tüm şiire dağılmıştır.
5- Kasidelerin beyit rakamı mevzusunda esasen salt bir birlik yoktur, ancak bir hayli kaynakta 33 ile 99 beyit arasında kaside yazıldığı yer almaktadır.
6- Kaside, uzun bir nazım biçimi olduğu için şairler, bazen durağanlaşan uyumu canlandırmak isterler. Bu emelle matla başka bir deyişle ilk beyit ile uyaklı bir ya da birkaç beyit söyleyerek uyumu canlandırmaya çalışırlar. Mevzubahisi bu beyitlere “Tecdîd- i Matla” veya Zat’ül Matla” denilmektedir.
7- Belirli bir mevzu bütünlüğü ile yazılan kasidelerde kimi zaman bir mevzu yeknesaklığı oluşmaktadır. Şairler, bu yeknesaklığı gidermek için kasidenin mevzu alanı dışına çıkarak bir ya da birkaç beyit gazel söylerler. Buna tegazzül denir. Çoğu kaynakta tegazzül kasidenin bir kısmı gibi anlatılır ancak bu yanlış bir bilgidir. Tegazzül, bu maddede anlatıldığı gibi kaside içinde mevzu yeknesaklığını gidermek için yazılan bir gazeldir.

Mevzularına Göre Kasideler5833_gul

1- Nesib Teşbib: Bir Hayli kaynakta yanlış bir bilgi olarak nesib ve teşbib aynı terim olarak anlatılır, ancak akademik kitaplarda nesib ile teşbib farklı mantıklara gelmektedir. Kasidenin ilk kısmı olan nesib kısmında aşktan, sevgiliden, sevgilinin hoşluğundan, aşk acısından bahsedilir. Değişik mevzuların anlatıldığı kısma ise teşbib denmektedir ve teşbib kelime anlamı olarak “ateş yakmak “demektir. Teşbibi olmayan kasidelere ise “mahdû kaside” denilmektedir.

Misal Beyit

Döşedi mihr-i felek yolları dîbalar ile
Etdi teşîf çemen mülkini sultân-ı bahâr

Nesib kısmı kasidenin en dikkat toplayan kısmıdır ve şairler bu emelle kabiliyetlerini bu beyitte göstermeye çalışırlar. Bu kısım da kendi içinde mevzularına göre dağılmaktadır;
– Bahariye: Nesibleri baharı anlatan kasidelerdir
– Şitaiye: Nesibleri kışı anlatan kasidelerdir.
– Temmuziye: Nesibleri yazı anlatan kasidelerdir.
– Nevruziye: Nevruz dolayısıyla yazılan kasidelerdir.
– Rahşiye: Nesibleri atı anlatan kasidelerdir.
– Ramazaniye: Ramazan aracıyla yazılan kasidelerdir.
– İydiyye: Bayramlarda sunulan kasidelerdir.
– Hamamiye: Hamamın ve oradaki bir hoşun anlatıldığı kasidelerdir.

Kasidelerin nesibleri mevzularının yanı gizeme rediflerine göre de muhtelif adlar almaktadır;

-Verdiye: Nesib kısmında dizelerin gül kelimesinin tekerrürü ile yazılan kasidelerdir.
-Sünbüliye: Nesib kısmında sünbül sözcüğünün yinelenmesi ile oluşan kasidelerdir.
-Şemsiye: Güneş anlamına gelen şems sözcüğünün nesip kısmında yinelenmesi ile yazılan kasidelerdir.
-Kelâmiye: Nesib kısmında lafın anlatıldığı kasidelerdir.
-Kalemiye: Nesiblerinde kalemin ehemmiyetin ve kalitelerinin anlatıldığı kasidelerdir.

5833_kaside-ornekleri-kaside-nedir2- Medhiyye: Kasidenin ikinci olan medhiye ya da maksad kısmında şair, kasidenin memduhunu fazla laflarla över ve böylece emelini de belirli eder. Çünkü bu surattan medhiyye kısmının değişik ismi kasıttır.

Misal Beyit:

Manzar-ı kasr-ı sa’adetden anun re’yi gibi
Rûy göstermedi bir şâhid-i hurrem-dîdâr

3- Fahriyye: Şair, bu kısımda kendi şiirini, sanatını över. Mevzubahisi meziyetlerine karşın bedelinin öğrenilmediğinden yakınır.

Misal Beyit:

Puhtedür gayrılar eş’ârı meger puhte piyâz
Hâm anberdür eger hâm ise bu eş’âr

4- Du’â: Son kısım olan du’â kısımdan şair, kasidenin memduhunun ömrü uzun olması, devletinin ebedi olması mevzularında yakarışlarda bulunur. Bunun yanı gizeme şair kendisi için de Allah’tan dayanak ister.

Misal Beyit:

Lâlelerle bezende nitek deşt ü sahra
Nitekim güller ile zeyn olan destü destâr

Kasideler, her zaman bu biçimde dört kısım halinde yazılmaz. Bazı şairler, nesibsiz kasideler de kaleme alarak ustalıklarını farklı biçimde göstermişlerdir.

Kaside Cinsleri:

Tevhîd: Allah’ın tekliğini ve büyüklüğünü anlatan kasidelerdir.
Münâcat: Yaratıcıya dilenme, günahlarının bağışlamayı için yakarışın anlatıldığı kasidelerdir.
Na’at: Hz. Peygamber’in methedildiği bunun yanı gizeme bazı din ve devlet büyüklerinin de methedildiği kasidelerdir.

5833_divan-edebiyatiTürk Edebiyatında Kasidenin Tarihi ve Kaside Şairleri

Türk Edebiyatında kasidenin kökü 13. asırda Mevlâna’ya kadar gitmektedir. Mevlâna, Dîvân-ı Kebîr isimli yapıtında 300 kadar kasideye yer vererek edebiyatımızda kaside ananesini başlatmıştır. Mevlâna’nın ardından Âşık Paşa, Garibnâme isimli yapıtında na’atleri ile kaside misallerini edebiyatımıza kazandırmıştır. Âşık Paşa’nın da içinde bulunduğu 14. asırda Ahmedî de divanında kaside misalleri kaleme almıştır.
Germiyanlı Şeyhi, bu dönemde gazelde olduğu gibi kasidede de kurucu olarak sayılmıştır. Özellikle de II. Murat ve Çelebi Mehmet’e sunduğu kasidelerle ustalığını ispatlamıştır. 15. asırda Ahmet Paşa’nın güneş, misk vs. başlıklarla kaleme aldığı kasideleri şöhret salmıştır. 16. asra gelindiğinde ise Bâkî, bir kaside ustası olarak edebiyatımızda özellikle de nesibleri ile dikkat toplamıştır. Yeniden 16. asırda Bağdatlı Ruhi ve Fuzûli de kaside şairleri arasında sayılmaktadır. Fuzûli, gazelleriyle ünlüdür ancak kaside mevzusunda dikkat toplamaktadır. Padişahlardan valilere kadar bir hayli bireye kaside sunan Fuzûli’ nin sabâ ve olur redifli gibi birkaç kasidesinin yanı gizeme “Su Kasidesi” edebiyatımızın en ünlü kasideleri arasında sayılmaktadır.
17. asırda ise kaside mevzusunda şüphesiz akılda olarak kabul gören Nef’i sahneye çıkmaktadır. İlk olarak lafım redifli kasidesini kaleme alan Nef’i kaside denilince akla ilk gelen addır. 18. asırda Yahya Nazım na’atleri ile dikkat toplarken Nedim ve Şeyh Galip de kaside yazan şairler arasındadır. 19. asırda ise zati Divan Edebiyatı daha önceki cafcaflı günlerini geride vazgeçmeye başlamıştır. Bu asırda kaside şairi olarak Enderunlu Nitelik sayılmaktadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ