Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Karasal Hayvanlarda Solunum Meseleleri

  • 03 Nisan 2021
  • Karasal Hayvanlarda Solunum Meseleleri için yorumlar kapalı
  • 110 kez görüntülendi.

Karasal civarda yaşayan az rakamda hayvan, hava civarında işlev görebilen, çok fazla farklılığa uğramış solungaç eşi solunum uzuvları geliştirmiştir. Bunun bir misali örümceklerin kitapsı akciğerleridir. Kitapsı akciğerde solunum yüzeyleri, beden boşluğu içerisine doğru çökmüştür ve bir kitabın sayfasına eşlik göstermektedir. Fakat müesseseye riski, hava ile maruz kalan yüzeylerin çoğu için ehemmiyetlidir. Donanmış yapılar ve filamentler […]

Karasal civarda yaşayan az rakamda hayvan, hava civarında işlev görebilen, çok fazla farklılığa uğramış solungaç eşi solunum uzuvları geliştirmiştir. Bunun bir misali örümceklerin kitapsı akciğerleridir. Kitapsı akciğerde solunum yüzeyleri, beden boşluğu içerisine doğru çökmüştür ve bir kitabın sayfasına eşlik göstermektedir. Fakat müesseseye riski, hava ile maruz kalan yüzeylerin çoğu için ehemmiyetlidir. Donanmış yapılar ve filamentler için esas yapısal mesele, yüzey gerilimine ve yer çekimine karşı kendi şekillerini gözetecek yeterli güce sahip olmak ve gazların basitçe geçişine izin verecek yeterli derecede ince duvarlara sahip olmaktır. Onun için, çoğu karasal hayvanda solunum sisteminin içeriye çökme invaginasyon yoluyla alana gelmiş olması sürpriz değildir. İçeriye çökme yoluyla alana gelmiş olan bu sistemlerin, akciğer ve trake olmak üzere iki esas tipi vardır. Her ikisinde de sistem içerisindeki hava, nemli yakalanır ve gaz başkalaşım yüzeyinin hücreleri, içerisinde gazları çözünebildiği ince bir su katmanıyla film örtülüdür. Böylece, gaz başkalaşım hadiseyi, karada yaşayan hayvanlarda da bir zamanlar terk etmiş oldukları sucul etraflardaki gibi reelleşir.

Akciğerler

İçeriye doğru çökmüş gaz başkalaşım uzuvları olarak akciğerler, hayvan bedeninin belli bir bölgesinde bulunurlar. Dokulara oksijen taşınması için dolaşım sistemine bağımlıdırlar. Akciğerler, birbirine akraba olmayan iki hayvan grubu için, başka bir deyişle kara salyangozları ve yüksek omurgalılar için, tipik solunum uzuvlarıdır.Karasal Hayvanlarda Solunum Sorunları Akciğerle solunum yapan yüksek omurgalılar arasında bazı balıklar, bir hayli amfibi iki hayatlı, sürüngen, kuş ve memelilerin tümü yer alır. En kolay formlarda, akciğerler, duvarlarındaki damarlanma azıcık daha çoğalmış ve dışarıya uzanan bazı geçiş yollarına sahip odacıklar biçimindedir. Bu tipte kolay bir akciğer, umman sahillerinin alt kısımlarında yaşayan bazı salyangozlarda tesadüfülür. Umman sahillerinde hava ile solunum yapmak, bu hayvanlar için seyrek zorlayıcı olmaktadır; zira oksijen sudan alınabilmektedir. Akciğerin evriminde böyle körelmiş ya da az gelişmiş bir başlangıçtan, iç yüzeyin ayrılınarak bir hayli minik cebin ya da katlantının ortaya çıkması suretiyle yüzey alanının büyük miktarda artırılması doğrultusunda ve gaz başkalaşım yüzeyinin çok fazla damarlanması doğrultusunda büyüme meyli vardır.
Karasal omurgalıların akciğere sahip olması, sürpriz değildir. Fakat bazı relikt balık cinslerinin başka bir deyişle, çok daha önceki çağlardan beri yapısal olarak kayda bedel bir farklılık geçirmeksizin, hayatını günümüzde de sürdüren cinsler de akciğerlere sahip olması afallatıcıdır. Gerçekten de, günümüzde bir hayli biyolog, hem günümüz balıklarının ve hem de karalarda yaşayan omurgalıların orijin almış oldukları atasal balıkların, akciğerli olduklarını ve bu akciğerlerin onlara serinkanlı sularda, az havalandırılmış sularda, gerektiğinde çok uzun zaman yaşamalarına imkân sağladığına inanmaktadır. Bu ilkel akciğerler, solungaçların gerisindeki farenjiyal bölgede, sindirim kanalının ventrale doğru çökmesiyle evaginasyon ortaya çıkan kolay bir kese biçimindeydi.
Birkaç semender cinsi hâlâ, böyle kolay bir keseye sahiptir. Fakat karasal omurgalıların çoğunda kesenin iç yüzeyinde sabretmeler ve alt kısımlara parçalanmalar çoğalmıştır. Böylece gaz başkalaşım hadiseyi için, daha fazla yüzey/hacim oranı sağlanmıştır. Bu evrimsel meyil, sıcak kanlı iki sınıfta, başka bir deyişle kuşlarda ve memelilerde, doruğa erişmiştir. Bu iki sınıfa ait olan cinsler, statik olan yüksek beden sıcaklıklarını gözetmek için daha fazla ölçüde metabolik enerji tüketmek zorundadırlar. Bu sebeple de oksijen lüzumları aşan derecede yüksektir.
İnsan solunum sistemi, memelilerin solunum sistemi tipi için hoş bir misal teşkil eder. Hava diş burun deliklerinden ya da nostrillerden alınır ve burun boşlukları içerisine girer. Burun boşlukları, havayı ısıtmada ve ıslatmada, toz partiküllerini filtre etmede ve koku almada işlev görür. Burun boşluğunun duvarlarındaki kemik kabartılar, hava akımında girdaplara neden olarak bu hadiseleri basitleştirir. Burun boşluğu epiteli üzerinde bulunan mukoz katman ve epitel hücrelerinin çoğunda bulunan siller de, bu hadise olurken, faalliğini artırır; buna ilave olarak, mukus, kısmen bakteri öldürücü özelliğe sahiptir. En afallatıcı olanı, tüm bu vakalardan biri olan koku almanın, en ilkel işlev olduğudur; dış burun delikleri ye burun boşluğu, başlangıçta solunum ile alakalı hiçbir işleve sahip değildi. Fakat koku alma cihazları ortaya çıkmıştı. Balıklar, burun deliklerini solunumda kullanmazlar; fakat koku almada kullanırlar. Zira balıklar solunumda kullandıkları suyu, ağızlarından içeriye alırlar.
Koku alma ve beslenme birbiriyle yakından ilişkili olduğundan, balıklarda, amfibilerde ve bir hayli sürüngende burun boşluğu ile ağız boşluğu arasında ayırımın çok az olması ya da hiç olmaması afallatıcı değildir. Bu ayırım, daha sonra, memelilerde geliştirilmiştir. Memelilerde, önde kemik damaktan, arkada yumuşak damaktan alana gelmiş “ağız tavanı ” gelişmiştir.Karasal Hayvanlarda Solunum Sorunları
Bununla beraber, memelilerde dahi, hava ve yiyeceklerin geçiş yolları farinks yutak olarak öğrenilen bölgede birleşir. Soluk alma zamanınca hava, yutağı, ventral tarafta yer alan ve larinkse açılan bir delik olan glottis yoluyla terk eder. Hava, yutağa dorsal taraftan girip ventral taraftan parçaladığından ve gıdalar yutağa ventral taraftan girip, dorsal taraftan yemek borusuna geçtiği için, hava ve yiyeceklerin geçişi sadece aynı noktada birleşmekle kalmaz asılda yutakta kesişir Harikulade sayılmayan böyle bir tertip etme, daha evvel var olan koku alma cihazının, natürel seçme yoluyla, solunum yoluna değiştirilmesinden kaynaklanmıştır. Fakat bu, çoğu evrimsel hadise için tipiktir: yeni olan, daha önceki olandan yapılır. Oldukça titiz çalışan bir tertibat, yiyecekleri yutağa gitmek için güçlerken yiyeceklerin burun boşluğuna ya da larinkse girmemesini sağlar. Fakat yutulduğunda da yiyeceklerin kesinlikle yemek borusuna gitmesini garanti altına alır. Bu karışık hadisenin tamamını detayıyla anlatmaya girişmeden, vakaya bakacak olursak, burun boşluğunu yutağa bağlayan iç burun deliklerinin yumuşak damak tarafından kapatıldığını; yutma hadiseyi sırasında larinksin yukarıya doğru epiglottise karşı kaldırıldığında epiglottis ismi verilen kanat biçimindeki yapının glottisi kapattığını söyleyebiliriz.
Yutağı terk ettikten sonra hava, glottisten geçerek larinks ismi verilen ve karışık kıkırdaklarla çevrili olan bir odacak içerisine yaygın ismiyle Adem elması içerisine girer. İnsanı da içine alan bir hayli hayvandan larinks, ses paketi olarak işlev görür. Larinks, bir çift sesteli şeridi kordonu kapsar. Larinks boşluğu içerisinde karşıdan karşıya gerilmiş olarak duran bu ses teli şeritleri, hava aralarından geçerken titreşir. Şeritlerin gerilimindeki farklılıklar, çıkarılan sesin tonunda farklılığa neden olur.
Trake, larinksten göğüs boşluğu içerisine uzanan, içerisinden hava geçen bir tüptür. İçerisini astarlayan epitel sillidir. Siller, dalgalanmak suretiyle çırpıldığında yabancı partikülleri ve mukusu, akciğerlerden trakeye doğru yukarıya taşır. Trakenin soluk borusunun duvarında defineli olarak bulunan C- şeklindeki bir seri kıkırdak ulusa, soluk alma sırasında soluk borusunun büzülmesini önler. Soluk borusu alt ucunda iki broma ufalanır ve bu borular iki akciğere gider. Kuşlarda, soluk borusunun alt ucunda bronşların dallandığı yerde sirinks ismi verilen ses paketi yer alır. Kuşlar, iki, set halinde bulunan bu ses tellerini birbirinden bağımsız olarak titreştirebildiklerinden oldukça karışık ve çok hoş sesler çıkarmaları olasıdır; böylece iki ayrı melodi alana getirebilirler. Her bir bronş tekerrür tekerrür dallanarak bronşiolleri alana getirir. Bronşiollerde arkası arda dallanarak, oldukça minik hava cepleri ile sonlanan ve gitgide küçülen kanallar alana getirirler. Bu hava ceplerinin her biri, alveol ismi verilen odacık biçiminde çıkıntılara sahiptir. Bir çift insan akciğerinde, toplam alveolar yüzey son derece büyüktür ve 100 metre kare dolayında olup tenin toplam yüzey alanından birkaç kat daha fazladır.
Alveollerin duvarı son derece incedir, genellikle yalnız bir hücre kalınlığına sahiptir. Her bir alveol, yoğun kılcal damar ağıyla sarılmıştır. Alveoller, reel gaz başkalaşımının yapıldığı yerlerdir. Bu sebeple akciğerin esas işlevsel üniteleri olarak kabul edilirler. Alveol içerisine giren oksijen, alveol duvarındaki ince su katmanında çözünür ve daha sonra difüzyonla aradaki hücrelerden kana geçer. Deneyler, hem bu hareketin hem de CO2’in ters doğrultulu hareketinin her ikisinin de kolay difüzyon vakasıyla hakikatleştiğini göstermiştir. Gazların aradaki hücre manisini aşması için etkin taşıma zorunlu değildir. Alveol içerisindeki havada bulunan CO2 konsantrasyonu ise alveol içerisindekinden daha yüksektir. Eskiki kısımda tartıştığımız difüzyon kaideleriyle geçimli olarak her bir gaz, yüksek konsantrasyonlu olduğu bölgeden düşük konsantrasyonlu olduğu bölgeye kolayca geçer.Karasal Hayvanlarda Solunum Sorunları
Bedende, etkin taşımanın hiçbir desteği olmaksızın yalnızca difüzyonla reelleşen çok az rakamda misal vardır. Akciğerlerde oksijeni etkin taşıma ile taşıma marifeti olmadığı kanıtlanmıştır. Netice olarak, yüksek rakımlara çıkıldığında olduğu gibi, atmosferdeki oksijenin kısmi tazyiki olağanın altına düştüğü zaman oksijensizlik sindromunun bulguları hemen görülmeye başlar. Zira pasif olarak taşıma, O2 lüzumunu karşılamak için eksiktir.
Soluma ismi verilen mekanik hadise sayesinde hava, akciğerler içerisine çekilir ve dışarıya verilir. Memelilerde bu hadise, genellikle göğüs kafesi ve diyafram ismi verilen iki bölgenin adalelerinin kasılması ile gerçekleştirilir. Diyafram, göğüs boşluğunu karın boşluğundan ayıran adale yapısında bir dağılmadır. Akciğerlerin içinde bulunduğu boşluk olan göğüs boşluğunun hacmi, her ne zaman artırılacak olursa soluk alma reelleşir. Böyle bir çoğalış, göğüs boşluğu içerisindeki hava tazyikinin, atmosfer tazyikinin altına düşmesine ve içerisine hava dolmasına yol açar. Göğüs boşluğu hacmindeki bu çoğalış, göğüs kafesini yukarıya ve dışa doğru kaldıran, kaburgalar arasında yer alan adalelerin kasılmasıyla ve klasik olarak yukarıya doğru kavisli diyaframdaki adalelerin kasılıp diyaframı alta doğru sürüklemesiyle gerçekleştirilir. İlk mekanizma ile reelleşen solunuma göğüs solunumu, ikincisine ise karın abdominal solunumu ismi verilir. Klasik olarak soluk verme pasif bir hadisedir; adaleler hafifler ve kaburgaların dinlenme konumuna dönmesine neden olur ve diyafram yukarıya doğru kavisli konumunu alır. Göğüs boşluğunun bu biçimde küçülmesi, akciğerlerin kendi esnekliğinden kaynaklanan daha önceki vaziyetine dönebilme özelliğiyle iletişimli olarak, akciğerler kapsayasındaki hava tazyikinin yükselmesine ve dış atmosfer tazyikinden daha yüksek bir seviyeye çıkmasına ve havanın dışarıya verilmesine neden olur.
Tek bir klasik soluk almayla hareket ettirilen hava -tidal hava-, toplam akciğer kapasitesinin çok minik bir kısmını ifade eder. Zorlamak suretiyle ilave hava bitirici hava alınabilir ve yeniden eş biçimde, zorlamak suretiyle yalnız tidal ya da bitirici hava dışarıya verilmekle kalmaz aynı zamanda rezerv hava olarak öğrenilen ilave havada dışarı verilir. Toplam solunum kapasitesi ya da vital kapasite canlı kapasite, tidal hava artı bitirici hava ve rezerv havadır. Fertten ferde büyük miktarda değişkenlik göstermesine rağmen, kaba bir yaklaşımla vasati olarak 4 litredir. Antremanlı atletlerin akciğerleri, genellikle daha fazla büyür ve varsayım edilebileceği gibi onların vital kapasiteleri klasik fertlerinkinden genellikle daha büyüktür.
Kuşların solunum sistemlerinde hava akış stili, memelilerdekinden esas olarak değişiktir. Bir çift akciğere ek olarak kuşlar, beden boşluğunun büyük bir kısmını işgal eden ve hatta bazı kemiklerin içerisine kadar uzanan ince duyarlı birkaç çok yaygın olarak sekiz ya da dokuz tane hava kesesine sahiptir. Hava keseleri, kan damarları bakımından yoksuldurlar ve bu keseler 02 absorblayıp CO, dışarıya salamazlar. Bununla beraber, onların tertip edilmesi ve körük gibi işlev görmeleri, akciğerlerde havanın sürekli olarak tek doğrultuda akmasını mümkün kılar. Bu vakaya azıcık daha detaylı olarak göz atalım.Karasal Hayvanlarda Solunum Sorunları
Memeliler gibi, kuşlarda, beden boşluğunun hacminin artırılmasıyla havayı içeriye sürüklerler. Soluk alma sırasında içeriye alınan havanın büyük çoğunluğu doğrudan akciğerlere gitmez, bronşlar içerisinden akarak posteriyor gerideki hava keselerine gider. Bununla eş zamanlı olarak, akciğerlerde bulunan hava, götürücü bronşlar ismi verilen bağlayıcı geçiş yollarıyla öndeki hava kesesine geçer. Soluk verme sırasında hava götürücü bronşlar taşıtıyla posterior hava keselerinden akciğerler içerisine geçerken öndeki hava keselerinde bulunan hava dışarıya boşaltılır. Böylece hava, hem soluk alırken hem de soluk verirken akciğerler içerisinde ileriye doğru aynı doğrultuda hareket eder. Çıkmaz cadde biçiminde odacıklardan oluşmuş olan alveoller, havanın tek doğrultuda akışı için uygun olamayacağından kuş akciğeri, parabronş ismi verilen ve akciğer dokusu içerisinde uzanan çok rakamda minik hava borucuğuna sahiptir. Gaz başkalaşımı bu borucukların duvarlarına reelleştirilir.
Kuşlar, havadan O2 alma bakımından memelilere göre çok daha galibiyetlidir. Zira, hem akciğerlerinde havanın kesintisiz aynı doğrultuda akması ve hem de parabronşların etrafındaki kılcaldamarlar içerisindeki kan akışının hava akışına ters doğrultuda olması kuşlara, balık solungaçlarındaki ters-akım başkalaşım sisteminde olduğu gibi, eş bereketler sağlamaktadır. Bu üstün aktiflik, oksijenin kısmi tazyikinin çok düşük olduğu yüksek seviyelerde kuşlara etkin bir şekilde uçabilme marifeti verir. Duke Üniversitesinden Vance Tucker, bir serçe ve bir fareyi deneysel olarak, 6000 metre yükseklikte görülen hava tazyikine 350 mm Hg aynı anda maruz vazgeçmiştir. Deney neticesinde, fare ayakta duramayıp yerde güçbela sürünürken serçenin etkin bir şekilde uçabildiğine tespit etmiştir.
Memelilerin ve kuşların solunumunda, akciğerler içerisine hava çekilmek suretiyle soluk alınması olumsuz-tazyik uygulayarak soluk alma olarak öğrenilir. Buna ters olarak pozitif-tazyik uygulayarak soluk almada hava, akciğere girmesi için zorlanır. Bu usullerin her ikisi de ergin kurbağalar tarafından kullanılır. Ağız kapalı, burun delikleri sarihken, kurbağa ağzının tabanını alta doğru indirerek ağız boşluğu içerisine hava çekilmesini sağlar olumsuz tazyik usulü. Daha sonra burun deliklerini kapatır ve ağız tabanını yukarıya doğru kaldırır.
Ağız boşluğunun hacmindeki bu indirgenme ağız boşluğu içerisinde tutuklanmış hava üzerine tazyik yaratarak havayı akciğere girmeye güçler pozitif-tazyik usulü. Kurbağa, aynı zamanda, muhtelif gaz başkalaşım usullerini kullanan hayvanların hoş bir misalini teşkil eder. Akciğerler, bu hayvanlar tarafından yalnızca ara-gizeme doldurulur. Zira ağız boşluğunun ince çeperi ve bu organizmanın yumuşak, nemli teni, fazla ölçüde gaz başkalaşım yüzeyi sağlar.Karasal Hayvanlarda Solunum Sorunları
İçinde akciğerlerin askıya alındığı göğüs boşluğu, akışkanla genişleme özelliği yok dolu korunmuş bir odacık olduğundan olumsuz-tazyikle soluk alma tertibatı çalışır. Netice olarak, soluk alma zamanınca göğüs boşluğu genişlediği zaman, akciğerlerin duvarı beraber çekilerek akciğerin hacmi çoğalır ve ortaya çıkan olumsuz tazyik, dışarıdaki havayı içeriye sürükler. Fakat bazı göğüs yaralanmalarında olduğu gibi göğüs boşluğunu dış taraftan ya da bedenin öbür kısımlarından ayıran sigorta, ortadan kaldırılacak olursa, göğüs boşluğunun içerisine hava ya da abdominal akışkan dolar ve akciğerler büzülebilir. Bundan sonra, akciğerleri tekerrür şişirmek için pozitif tazyike ihtiyaç dinlenir ve natürel olarak göğüs boşluğu yırtıklarının, soluk alınabilmesi için, kapatılarak daha önceki haline getirilmesi lüzumludur. Çoğunlukla belli hastalıklarda, ya göğüs boşluğu içerisine ya da akciğerler içerisine akışkan boşaltıldığından aynı zamanda solunum faalliğinin de zayıflayacağı oldukça sarihtir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ