Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Kanın Pompalanması

  • 01 Mayıs 2021
  • Kanın Pompalanması için yorumlar kapalı
  • 123 kez görüntülendi.

    Kalp İnsan kalbi iki kısımlı olmasına rağmen, bu iki yarı esasta beraber atar. Atım, kalbin kendisi tarafından oluşturulur ve merkezi asap sisteminden bağımsız hareket ederler. Tüm asap iletişimleri kesilecek olsa, atım sürati hafifçe değişse dahi, kalp banal şekilde atmaya devam eder. Büyük bir ihtimalle bildiğimiz gibi, bir kurbağa ya da kaplumbağanın kalbi, bedenden çıkartılsa bile, […]

    Kanın PompalanmasıKalp

İnsan kalbi iki kısımlı olmasına rağmen, bu iki yarı esasta beraber atar. Atım, kalbin kendisi tarafından oluşturulur ve merkezi asap sisteminden bağımsız hareket ederler. Tüm asap iletişimleri kesilecek olsa, atım sürati hafifçe değişse dahi, kalp banal şekilde atmaya devam eder. Büyük bir ihtimalle bildiğimiz gibi, bir kurbağa ya da kaplumbağanın kalbi, bedenden çıkartılsa bile, uygun iyonik bileşime sahip bir çözelti içine konulmak şartıyla, atmayı sürdürebilir. Fakat atımın başlaması ve atımın kendisi, kalbin intrinsik özellikleriyse de, atım sürati, istemsiz asap sisteminin iki asap kolundan gelen uyarımlarla tertip edilir. Bu kollardan biri kalp atım süratini çoğaldırıcı, öbürü ise eksiltici istikamette tesir eder.
Kalp atımının başlamasını sıradanda sino-atriyal düğüm ya da SA dügümü sağlar. Genellikle kalbin ritm yapıcısı pacernaker olarak adlandırılan bu yapı, sağ atriyum duvarında, anteriyor vena kavanın buraya boşaldığı noktanın yakınında yer alan ufak bir düğüm dokusu kütlesidir. Düğüm dokusu kalbe has olup, adalenin kasılma özelliklerini taşır ve asap gibi impuls iletebilir. İkinci bir düğüm dokusu kütlesi olan atriyo-ventriküler düğüm ya da A-V düğümü, sağ atriyum ile sağ ventrikülün arasında yer alır. Bir düğüm dokusu teli demeti His demeti A-V düğümden çıkar ve iki ventrikülün duvarında dallar Purkinje fibreleri vererek, ventrikül adalesinin tüm bölgelerine dağılır.

Kanın Pompalanması

Kumpaslı aralıklarla, S-A düğümünden bir kasılma dalgası, atriyumların duvarları süresince dağılır. Bu kasılma dalgası A-V düğümüne erişince bu düğüm uyarılır ve impulslar. His demetinin telleri aracılığıyla ventriküllerin her tarafına süratle iletilir. Bu impulslar ventrikülleri uyararak, kasılmalarını sağlar.
Kalp sürati – dakikadaki sistol kasılma rakamı – beden büyüklüğü ile ters orantılıdır ve bu surattan cinsten cinse değişir. Misalin Asya filinde banal sürat dakikada 30 atım; ufak maskeli sorekste rapor edilen vasati, dakikada 780 atım; dinlenme gidişatındaki banal bir insanda takribî dakikada 70 atımdır; fakat fazla ölçüde fertsel değişiklikler vardır.
Atım sırasında kalp muhtelif, tipik sesler çıkarır ve bunlar göğüs duvarına yerleştirilen bir steteskopla basitlikle dinlenebilir. Evvel, uzun, düşük şiddette bir ses oluşur. Bu ses, ventriküllerin kasılmasıyla, atriyumlar ile ventriküller arasındaki kapakçıkların kapanması neticesinde çıkar. Daha sonra, daha kısa ve daha yüksek tonda ve şiddette bir ses dinlenir. Bunun sebebi de ventriküllerle bunlardan çıkan atardamarlar arasındaki kapakçıkların kapanmasıdır. Bu seslerdeki farklılıklar, doktora kalbin zararlı olduğunu belirtir. Banal bir kalp kapakçığı, arttaki tazyik önündekinden yüksek olduğu zaman açılır. Misalin atriyumlar kasılmaya başlayınca, içlerindeki kana tazyik uygularlar ve bu tazyik, ventriküllerdeki tazyikten büyük olduğu anda, triküspit ve biküspit kapakçıklar açılmaya zorlanır ve kan ventriküllerin içine akar. Atriyumlar rahatlamaya başlayınca ve içlerindeki tazyik ventriküllerdekinin altına düşünce, kapakçıklar aniden kapanır. Buna eş şekilde, ventriküller kasılıp içlerindeki tazyik, bunlardan çıkan atardamarlardaki tazyikten büyük olunca, semilunar kapakçıklar açılır ve kan atardamarlara itilir. Ventriküller rahatlamaya başlayınca kapakçıklar kapanırlar ve atardamarlardaki kanın ventriküllere geri dönmesini önlerler.

Kanın Pompalanması

Banal kalp sesleri, tam bu kapakçıkların muntazam şekilde çalıştıklarının bir bulgusudur. Şayet bir kapakçık zarar görmüş ve bütün olarak kapanmıyorsa kan zararlı kapakçıktan geriye doğru sızar ve bu sebeple bir ıslık sesi ya da hırıltı dinlenir. Bu gidişata diyastolik kalp hırıltısı murmur ismi verilir. Bazen zararlı bir kapakçık, sistol sırasında kan akımını kısmen maniler. Bunun neticesinde alana gelen ses kan akımındaki turbulansa bağlı olarak, sistolik murmur olarak adlandırılır. Kalp murmurları ateşli romatizma ve değişik bazı hastalıkların yaygın neticeyi olarak alana kazanç. Kapakçıktaki zarar ne kadar büyükse, kalbin çalışmasındaki yarar da o kadar düşük olur ve kalp daha fazla zorlanır. Kasılma süreci içerisinde, kalp adalesinde bir dizi elektriksel farklılıklar alana kazanç. Bu farklılıklar, tene yakalatılan elektrotlar aracılığına tespit etilebilir ve bir elektrokardiyograf ile grafiklenebilir. Kalbin çalışmasındaki anormallikler, elde edilen elektrokardiyogramda farklılıklara yol açar.
Dinlenme gidişatındaki bir yetişkin insanın kalbi, dakikada takribî 5 litre kan pompalar. Bu, takribî olarak bedendeki toplam kan ölçüsüne denktir. Şüphesiz bu, her bir kan damlasının, her dakikada kalpten geçtiği anlamına gelmez. Boyun ve göğüs gibi daha kısa devrelerden birinde akan kan, kalbe daha ivedi dönecek ve bir dakika içinde birkaç döngü yapabilecektir. Buna rağmen, bacaklar gibi bedenin daha uzak kısımlarına giden kanın, dinlenme gidişatındaki bir insanın kalbine geri dönmesi birkaç dakika alabilir. Egzersiz sırasında hem kasılma sürati hem de her atımda pompalanan kan ölçüyü atım hacmi büyük miktarda çoğalır. Artan kalp sürati, gelişen atım hacmiyle beraber, kalp debisini dakikada pompalanan toplam kan ölçüyü, dinlenme seviyesinin dört ila yedi katına kadar çıkartabilir. Bu şartlar altında emin bir kan damlası, bir dakika içinde kalpten bir hayli kere geçebilir.

Kan Tazyiki ve Akım Sürati

Sol ventrikül kasılınca, kanı, yüksek tazyik altında aort içine iter ve kan, atardamarlar içinde ilerler. Atardamarların duvarı elastiktir ve bu nabız dalgası bunları geren kalp döngüsünün hafifleme fazı olan diyastol sırasında, kalp, atardamarlardaki kan üzerine tazyik uygulamamaktadır ve bunların içindeki tazyik düşer; fakat daha evvel gerilmiş olan atardamar duvarının elastik olarak büzülmesi, kan üzerinde bir ölçü tazyikin korunmasını sağlar. Böylece, büyük atardamarlarda kumpaslı bir tazyik döngüsü oluşur; sistol sırasında azami noktasına erişir ve diyastol sırasında en düşük noktasına iner.
İnsanlarda, sistemik dolaşımdaki arteriyel kan tazyiki, genellikle üst koldan ölçülür. Dinlenme gidişatındaki genç ve yetişkin erkeklerde, 120 mmHg ortamındaki sistolik, 80 mmHg ortamındaki diyastolik kıymetler banal sayılır. Ancak, bu kıymetler yalnızca üst kol içindir. Alt kol, bacak ya da bedenin her hangi bir başka kısmındaki kıymetler aynı olmayacaktır. Kan, kalpten tazyiki de buna bağlı olarak düşer. Aortun kalbe yakın kısmında azami bedelinde olan tazyik, aortun daha uzak kısımlarında ve dallarında süratle düşer. Bu düşüş, arteriyollerde ve kılcallarda daha da anidir. Tazyikteki eksilme, daha yavaş olmakla beraber, venlerde de sürer ve kalbe en yakın venlerde en düşük bedele erişir. Dolaşım süresince tazyikteki düşmenin sebebi, akan kan ile damar duvarları arasındaki sür-ki sürtünmedir. Şayet kan, akışını sürdürecekse, böyle bir tazyik farkı lüzumludur; çünkü bir akışkan ancak bir yüksek tazyik noktasından bir pespaye tazyik noktasına doğru akar.

Kanın Pompalanması

Şimdi, ilkel omurgalı kalbindeki meseleyi daha net görebiliriz. Bir balığın solungaçlarında, kılcallar süresince fazla bir tazyik düşüşü olur. Bunun yanında, beden dokularında aşılması gereken bir başka yüksek mukavemetli kılcal damar ağı katmanı vardır. Böyle bir sistemin çalışması için kalp oldukça eforlu olmalı ve kılcal damarlar da oranla geniş olmalı daha az mukavemet göstermeleri için ve bu sebeple de gazların, gıdaların ve atıkların değiş-tokuşu için daha az yararlı bir yapıya razı olmalıdırlar. Hareket eden suyla doğrudan temas, solungaçlarda kılcal damar çapındaki çoğalışı karşılarsa da, sistemik dolaşımdaki mesele metabolik etkinliğe bir üst hudut getirir.
İnsanda kan akımının izlediği yol süresince, muhtelif başka farklılıklar alana kazanç. Evvel, kalp ile olan uzaklık çoğaldıkça, sistolik ve diyastolik tazyikler arasındaki fark eksilir. Zira atardamar duvarlarının elastikliği kan tazyikindeki dalgalanmaları söndürür. Bu, atardamarlardaki döngüsel, darbeli akım karakteristiklerinin, kan, kılcallara ve venlere gelince, yerini değişmez süratte bir akıma vazgeçeceği anlamına kazanç.
İkincisi, akım sürati; kan, dallanan atardamarlarda ve arteriyollerde akarken düşme meyli gösterir; sürat kılcallarda en düşük seviyededir ve venüllerde ve venlerde tekerrür yükselir. Akım süratindeki bu farklılıklar, damar sisteminin toplam kesit alanındaki farklılıklardan kaynaklanır.
Doğrusal akım sürati, kesit alanıyla ters orantılıdır. Değişik bir ifadeyle, şayet bir akışkan, bazı yerleri öbürlerinden daha ufak kesit alanına sahip bir boru içinde akıyorsa, ufak kesit alanına sahip bölgelerde daha süratli, büyük kesit alanına sahip olan bölgelerde ise daha yavaş akacaktır. Aynı kaide, boru, bir hayli kola ufalarsa da geçerlidir. Kesit alanı -rastgele bir bölgedeki tüm kolların toplam kesit alanı- ne kadar büyükse akım sürati o kadar yavaştır. Atardamarlar arteriyollere ve arteriyoller de kılcallara dallandıkça, toplam kesit alanı gelişir ve akım sürati düşer. Kılcallar birleşip venülleri, bunlar da birleşip venleri oluşturdukça, toplam kesit alanı yine küçülür ve akım sürati çoğalır.
Kan venlere eriştiğinde hidrostatik tazyik o kadar düşüktür ki, kanı hareket ettirmek için, kalbin atımından doğan tazyikten başka bir ekip mekanizmaların bulunması gerekir. Venlerin duvarı atardamarlardakiyle aynı üç katmanı kapsar; fakat adale katmanı çok daha az gelişmiş olduğundan ve daha fazla bağ doku bulunduğundan, bu duvarlar basitlikle içeri göçebilir. Beden hareket ettikçe, etraftaki adaleler kasılır ve venler üzerine tazyik uygularlar. Böylece venlerin duvarı sıkışır ve içlerindeki akışkan ileri doğru itilir. Sıvı yalnızca kalbe doğru hareket edebilir, zira venlerdeki tek güzergahlı kapakçıklar, akışkanın geldiği yere geri dönmesine mani olurlar. Şayet uzun bir zaman ayakta hareketsiz durursanız, ayaklarınız şişmeye başlar ve bir bitkinlik sezersiniz. Bunun sebebi, bacaklarınızdaki adale hareketinin beden akışkanlarını yerçekiminin aksi istikamette itemeyecek kadar beceriksiz olmasıdır. Şayet ayakta dururken ayaklarınızı ve bacaklarınızı hareket ettirebilir ya da bacak adalelerinizi kumpaslı olarak kasıp rahatlatırsanız, bu rahatsız edici bulgular o kadar da bariz olmaz. Eş olarak, kanın alt ekstremitelerde bir araya gelmesini önlemek için, çağdaş tıp, sağlık kurumulardaki uyuyan hastaların bir an evvel, genellikle operasyondan bir ya da iki gün sonra yürümeye başlamasını ister. Böyle bir kan bir araya gelmesi, bir bacak veninde bir pıhtı oluşmasına tromboflebit; yatalak hastalarda çok yaygın olan potansiyel bir ölümcül gidişat yol açabilir.

Kanın Pompalanması

Solunum sırasındaki göğüs hareketleri de kanın venler içinde ilerlemesine destekçi olur. Soluk alma sırasında göğüs kafesi genişleyince, göğüs boşluğundaki tazyik düşer. Böylece, göğüs boşluğu ile bedenin değişik bölgeleri arasında bir tazyik gradiyenti oluşur ve kan göğüs boşluğundaki büyük damarlar ve kalp içine çekilir. Buna ek olarak, diyastol sırasında ventriküller de bir dereceye kadar emme uygularlar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ