Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Hayatın Orijini: Ototrofluğun Evrimi

  • 05 Nisan 2021
  • Hayatın Orijini: Ototrofluğun Evrimi için yorumlar kapalı
  • 147 kez görüntülendi.

İlkel hücreler, etraflarında oldukça bol bulunan özgür organik bileşik çeşidini kullanabilecek çok detaylı yollar geliştirmiş olmaları muhtemel olsa dahi ve hatta bunların kimileri tamamen heterotrofik olan asalaklık ve avcılığı içeren öteki bazı beslenme usulleri geliştirmiş olsalar dahi yeniden de tüm beslenme şekilleri heterotrof olarak kaldığı sürece, hayat eninde-sonunda sona erecekti. Bunun sebebi, sadece yiyeceklerin sen […]

Yaşamın Kökeni: Ototrofluğun Evrimiİlkel hücreler, etraflarında oldukça bol bulunan özgür organik bileşik çeşidini kullanabilecek çok detaylı yollar geliştirmiş olmaları muhtemel olsa dahi ve hatta bunların kimileri tamamen heterotrofik olan asalaklık ve avcılığı içeren öteki bazı beslenme usulleri geliştirmiş olsalar dahi yeniden de tüm beslenme şekilleri heterotrof olarak kaldığı sürece, hayat eninde-sonunda sona erecekti. Bunun sebebi, sadece yiyeceklerin sen tezlendiğinden çok daha süratli harcanması değil, aynı zamanda organizmaların kendilerinin, organik bileşiklerin abiyotik birleşim süratini düşürerek etrafı değiştirmeleridir. Misalin, moleküler oksijenin yokluğunda, heterotrofların fermentatif metabolizmaları, atmosfere devamlı karbondioksit salacaktır. Karışık organik bileşiklerin, CO2’den abiyotik olarak birleşimlenmesi, metan, formoz ya da hidrojen siyanit gibi maddelerden birleşimlenmesinden çok daha az muhtemeldir.
Özgür organik bileşik kaynağı eksildiği için hayat etraftan kalkmamıştır. Bunun aksine bazı ilkel heterotroflar, inorganik moleküllerden organik bileşikleri birleşimleyen ototrofik yollar geliştirmiştir. Böylesi bir ilk yolun, moleküler hidrojenin kovalent bağlarındaki enerjinin büyük bir kısmını kullanan kemosentezler olması hemen hemen kesindir. Bu enerji, artık “çorbadan” edinilemeyen çok rakamda organik bileşiğin ve hatta bir hayli yeni bileşiğin birleşiminde kullanılmıştır. Kemosentetik ototroflar bugün hali hazırda vardır. Bunlar, özellikle bataklık ve umman tabanındaki volkanik sarihliklerde bulunurlar.Yaşamın Kökeni: Ototrofluğun Evrimi
Evrimleşecek olan sonraki ototrofik adam – döngüsel evrimsel fotofosforilasyon- dünya üzerindeki hayatın hikayesi için çok daha ehemmiyetli idi. Döngüsel fotofosforilasyonda, görülebilir dalga boylarındaki ışınlar, hücre tarafından ATP’nin birleşiminde enerji kaynağı olarak kullanılır. Günümüz anaerobik fotosentetik bakterileri, kemosentetik olmayan ilk ototrofların doğrudan türevleri olabilir. Sonraki basamakta 2-2,5 milyar sene evvel ilk kez görülen siyanobakterlerde ilk olarak güneşten alınan enerji kullanılarak CO2 ve sudan ya da öteki bazı elektron kaynaklarından karbonhidrat birleşiminin yapıldığı döngüsel olamayan fotofosforilasyon ve CO2 flksasyonunun çok daha karışık yolları evrimleşti. Bundan sonra, dünya üzerindeki hayatın devamı, özellikle fotosentetik ototrofların etkinliğine bağlıdır.
Elektron vericisi olarak suya dayalı fotosentezin evrimi, büyük bir ihtimalle, ehemmiyetli karışık organik bileşiklerin abiyotik birleşimine müteveccih son noktayı koymuştur. Bu tip fotosentezin oluşturduğu ehemmiyetli bir mahsul, yüksek derecede elektro olumsuz olan moleküler oksijendir. Fotosentez neticeyi salınan 02, su döngüsüne katılmış ve ummanlarda çözünmüş demir de dahil bir hayli mineralle tepkimeye girmiş olmalıdır. Bu vaziyet demirin Fe304 olarak çökelmesine ve neticede “bağlı demir” olarak öğrenilen büyük sedimantların birikmesine yol açmıştır. Çözünmüş demirin sudan ufalaması neticeyi, özgür oksijen suda birikmiş ve sonra oradan atmosfere geçmiş olmalıdır.
Şimdi atmosferin üst kısımlarında bulunan ozon 03 katmanı, bir zamanlar bu oksijenin bir Yaşamın Kökeni: Ototrofluğun Evrimikısmı tarafından oluşturulmuştur. Bu katman aktif olarak güneşten gelen ultraviyole ışınımının çoğunu geçirmez ve yalnız ufak bir ölçü yüksek enerji ışınımının dünyanın yüzeyine erişmesine izin verir. Başka bir deyişle, bir zamanlar ortaya çıkmış olan canlı organizmalar, hayatın orijinini muhtemel kılmış olan şartları imha eden bir stilde etraflarını değiştirirler. Bu organizmalar, bazen oksijen devrimi denilen metamorfoza neden oldular. Moleküler oksijenin atmosferin ana bir bileşiği haline gelmesi ile, hem heterotrofik, hem de ototrofik organizmalar, gıda moleküllerinden yalnız fermentasyon ile olandan çok daha fazla enerji ortaya çıkarabilen, oksijenli solunuma ait biyokimyasal yolları kullanabilmişlerdir.
Atmosferik oksijenin devamlı çoğalışı ve ozon katmanının kuvvetlenmesi, organizmaların UV absorblayan ummanlardan ufalamasını ve karaya geçmelerini tanımlayan ana etken olmuştur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ