Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Güneş Etkinliği ve Uzay Işınımı Civarı

  • 24 Mart 2021
  • Güneş Etkinliği ve Uzay Işınımı Civarı için yorumlar kapalı
  • 72 kez görüntülendi.

Güneş’in etkinliği, Güneş’teki zamana ve konuma göre değişir, aynı zamanda güneş asgari ve maksimum düzeylerine ufalanabilen 11 senelik döngü ile karakterize edilir. Güneş kirleri ve güneş radyo akışı gibi öbür güneş endeksleri, güneş etkinliği döngüsünün ana göstergeleri olarak görülür. Üzerinde fotosferik parlak arka tasarıya karşı koyu kirler olarak görülen geçici olgudur. Son iki asırda yapılan […]

Güneş’in etkinliği, Güneş’teki zamana ve konuma göre değişir, aynı zamanda güneş asgari ve maksimum düzeylerine ufalanabilen 11 senelik döngü ile karakterize edilir. Güneş kirleri ve güneş radyo akışı gibi öbür güneş endeksleri, güneş etkinliği döngüsünün ana göstergeleri olarak görülür. Üzerinde fotosferik parlak arka tasarıya karşı koyu kirler olarak görülen geçici olgudur. Son iki asırda yapılan gözlemler, güneş kirlerinin rakamının periyodik olarak değiştiğini ve takribî her 11 senede bir asgariden maksimuma doğru hareket ettiğini göstermiştir. En son güneş döngüsü döngü 24 2014 seneyi etrafında doruğa erişmiştir. Güneş etkinliği düşüşte olduğundan 2019 senesinin sonlarında veya 2020’de asgariye erişmesi öngörülmüş, ancak güneş maksimumunun 2023 ile 2026 arasında reelleşmesi beklenmektedir.
Güneş Aktivitesi ve Uzay Radyasyonu OrtamıGüneş maksimum sırasında uzay etrafını etkileyen güneş parçacığı vakalarına ve jeomanyetik kasırgalara neden olan yüksek süratli güneş yel akımları, güneş patlamaları ve koronal kitle püskürtmeleri gibi güneş enerjisi vakaları daha sık görülür. Bu sebeple, döngünün bu düzeyinde atmosfer ve hava bazlı teknoloji üzerindeki tesirlerinin, eksilen veya asgari safhadan daha yüksek olması beklenir. Güneş vakaları ve ilişkili olgular, uzaydan gelen galaktik kozmik ışına ek olarak, uzay ışınım etrafını oluşturan yakın uzayda hapsolmuş ve geçici devingen parçacıklara katkıda bulunur.

Yakalanan Parçacıklar

Güneş esintisinden gelen yüklü parçacıklar Dünya’nın manyetik alanıyla karşılaştığında ve etkileşime girdiğinde, onu güneşe doğru sıkıştırarak manyetosferi oluşturur. Bu senaryo, yay şoku olarak öğrenilen süpersonik bir şok dalgası yaratır. Güneş esintiyi, iç manyetosferin gece tarafını çeker ve bu uzantı, manyeto kuyruk olarak öğrenilir. Manyetosfer, yüklü parçacıklar tarafından kesintisiz olarak bombardımana yakalanmasına karşın, doğrultu değiştirirler ve bölgeye basitçe giremezler. Ancak, bazı parçacıklar kutup bölgesinden girerler ve Dünya’nın manyetik alanında hapsolurlar. Kapana kısılmış parçacıklar, Van Allen ışınım kuşakları olarak adlandırılan Dünyayı çevreleyen iki millete biçimindeki manyetik halkadan birinde bulunur. İç kuşak, 10 mega elektron voltajı aşan enerjilere sahip oldukça kararlı bir proton popülasyonu ve dış kuşak temel olarak 10 mega elektron volta kadar enerjili elektronları kapsar.
Kemerleri oluşturan yüklü parçacıklar, Dünya’nın manyetik güç çizgileri süresince gezerler. Bu güç çizgilerinin ekvatorun üstündeki alandan Kuzey Kutbu’na, Güney Kutbu’na kadar uzandığı ve daha sonra Ekvator’a geri döndüğü öğrenilmektedir. İç Van Allen kuşağının, Brezilya kıyılarının sarihlerinde güney Atlantik Ummanı üzerinde atmosferin üst bölgesine takribî 200 kilometre kadar inen bir kısmı vardır ve bu bölge, Güney Atlantik Anomalisi olarak öğrenilir. Meyil, Dünya’nın manyetik dingilinin dönme aksından takribî 11 ° meyilli olmasından kaynaklanır ve manyetik alanın merkezi, Dünya’nın coğrafi merkezinden 280 mil uzaktadır. Uzay uçuşu misyonları sırasında maruz kalınan ışınıma maruz kalmanın en büyük kısmı Güney Atlantik Anomalisinden geçişten kaynaklanmıştır. Düşük meyilli uçuşlar tipik olarak Güney Atlantik Anomalisinin bir kısmını günde altı veya yedi keze kadar kat eder.

Geçici Parçacıklar

Geçici parçacıklar veya ışınım civarları, seyyareler arası ve Dünya’ya yakın uzay bölgelerindeki güneş esintiyi, güneş patlamaları, koronal kitle püskürtmeler ve galaktik kozmik ışınım gibi güneş hadiselerinden kaynaklanan parçacıklardan oluşur. Ayrıca Güneş esintiyi, dışarıdan monte edilmiş uzay vasıtayı bileşenlerini ehemmiyetli miktarda etkileyebilen, oranla düşük enerjili elektronlardan ve protonlardan oluşur. Güneş patlamaları ayrıca genel iyonlaştırıcı ışınım seviyesine ehemmiyetli bir katkıda bulunur. Bir güneş patlaması, seyyareler arası uzayda parlamanın doruğundan 30 dakika sonra Dünya’ya erişebilen devingen parçacıkları veya protonları yayabilir ve süratlendirebilir.
Koronal kitle püskürtmeler güneş yeline dağılabilir ve şokları tetikleyebilir, bu da güneş enerjili parçacıkları süratlendirir ve ayrıca heliosfere giren galaktik kozmik ışınları saptırır. Koronal kitle püskürtmeleri, jeomanyetik kasırgalara ve öbür ilişkili hadiselere neden olarak, uydu sistemlerini etkileyebilecek jeo uzay civarında negatif neticelerle beraber büyük ölçekli rahatsızlıklara yol açabilir.

Galaktik Kozmik Işınım

Güneş Aktivitesi ve Uzay Radyasyonu OrtamıGalaktik kozmik ışınımlar doğrudan Güneşe bağlı olmadıklarından güneş sisteminin dışından kazançlar. Galaktik kozmik ışınları, tek bir protondan bir uranyum çekirdeğine kadar değişen iyonize atomlardan oluşur. Bu parçacıkların akı seviyesi çok düşüktür. Buna rağmen, ışık süratine çok yakın bir süratte hareket ettikleri ve bir kısmı demir gibi çok ağır elementlerden oluştuğu için maddeden geçerken yoğun iyonlaşma üretirler. Kozmik ışınların enerjisi genellikle mega elektron volt veya giga elektron volt ünitelerinde ölçülür. Çoğu galaktik kozmik ışınlarının 100 mega elektron volt ile 10 giga elektron volt arasında enerjileri vardır. Kozmik ışınlar, esasen periyodik tablodaki tüm elementleri kapsar, başka bir deyişle takribî % 85 proton, % 14 alfa parçacığı ve % 1 ağır çekirdek.
Dünyanın manyetik alanı, öncelikle meyle ve ikincil olarak yüksekliğe bağlı olarak hem kozmik hem de güneş parçacıklarına karşı natürel koruma sağlar. Meyil kutup bölgelerine doğru oraya eriştiğinde, bir uydu jeomanyetik alan çizgilerinin gözetmesinin dışındadır. Kutupsal yörüngelerde çökeltici elektronlar olarak öğrenilen yoğun devingen elektron akışları, manyetik alan çizgileri süresince dağılarak aurorayı oluşturur ve yükseklik çoğaldıkça, bu parçacıklara maruz kalma giderek çoğalır.

Uzay Işınım Etrafının Dünya Yakınındaki Uyduların Çalışmasına Tesiri

Uzay ışınım etrafının zindelerinin ve alakalı tesirlerin anlaşılması, uyduların çalışacak biçimde planlandığı iyonosferik plazma civarında uydu tasarımı ve çalışması için kritik ehemmiyete sahiptir. Bununla beraber uzay havası veya uzay ışınım civarı ile ilişkili, uydu anormalliklerine dair belgelenmiş olaylar veya deliller vardır. Lucci ve takımı tarafından uzay vasıtayı anormalliklerinin büyük bir kısmı ile uzay hava gidişatı bozulmaları arasındaki irtibat ölçülerek doğrulanmıştır. 1971 ile 1994 seneleri arası başka bir deyişle 23 senelik bir müddet içinde, değişik yörüngelerdeki 220 uydu tarafından kaydolunan takribî 5700 anormallikten oluşan geniş bir veritabanı derlenmiştir. Bu derleme belirtileri, çok yoğun akıların, uydular tarafından yüksek irtifada ve yakın kutup yörüngelerde kaydolunan anormalliklerle ve çok daha ufak miktarda da değişmez yörüngelerdeki anormalliklerle iletişimlidir.
Ayrıca devingen elektron akıları> 10 8 cm yüksek olduğu bildirilmiştir. -2 d -1 sr -1 uydu anomalileri jeostasyoner ve düşük yükseklikte alana gelen günlerde Geostationary Operasyonel Etraf Uydular GOES olarak kabul edilir. 22 ve 23 Mart 1991 senesinde, şiddetli jeomanyetik kasırgalarla sonuçlanan yoğun bir güneş hadiseyi alana gelmiştir. Yüksek enerjili güneş ışınımına sahip bu eforlu güneş patlaması hadiseyi, GOES-6 ve -7 uydularında yüksek enlem noktadan noktaya bağlantıda kesintiye ve güneş oturumu bozulmasına neden olmuştur. Ayrıca GOES-7’nin 3 seneye kadar beklenen ömrünü eksilttiği hipotez edilmektedir. Hadise sırasında, yüksek enerjili güneş parçacıkları, uzay vasıtaları tarafından kaydolunan tek vakalı bozulmaların sıklığını da artırmıştır. GOES-6 ve -7 dâhil olmak üzere altı taneye kadar değişmez uydu, izleme ve bilgi aktarma uydusu -1, hadisenin ana düzeyinde takribî 37 bildirilen tek vakalı çökme hadisesine sahiptir.
Güneş Aktivitesi ve Uzay Radyasyonu OrtamıEylül 2009 senesinde, Güney Afrika‘daki SumbandilaSat’ın düşük Dünya yörüngesinde, fırlatılmasından kısa bir müddet sonra ışınıma bağlı bir efor dağıtım arızası yaşadığı, bunun Z ve Y dingili çarkını kalıcı olarak çalışmaz hale getirdiği bildirilmiştir. Bununla beraber, uydu, tamamen zafersiz olduğu 25 Ağustos 2011 tarihine kadar bir teknoloji göstericisi olarak çalışmaya devam etmiştir. Başarısızlığı yeniden, uydunun yerleşik bilgisayarının yer istasyonundan gelen komutlara cevap vermeyi durdurmasına neden olan güneş kasırgasına atfedilmiştir. 5 Nisan 2010 senesinde, Galaxy 15 uzay vasıtasının jeosenkron irtifalarda rastgele bir yer komutuna cevap vermeyi durdurmasına neden olan bir anormallik yaşadığı bildirilmiştir. Arıza, uzay vasıtayı esas bant bağlantı üniteyi içindeki sahada programlanabilir kapı dizisinin kilitlenmesine yol açan yerleşik bir elektrostatik boşalmaya neden olduğu bildirilmiştir. Uzay vasıtasının alt fırtına enjekte edilen devingen parçacıklarla etkileşimi, uzay vasıtayı yüzey ve derin dielektrik şarjı yaşadıktan sonra elektrostatik boşalmaya neden olmuştur. Uzay havasına atfedilen öbür bir hayli uydu anomalisi ve kayıp olayının kısa bir belgelemeyi birkaç literatürde bulunmaktadır.

Bibliyografi:
nap.edu/read/11760/chapter/4
nasa.gov/sites/default/files/atoms/files/nasa_space_radiation_ebook_0.pdf

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ