Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

GH ve IGF-I’in Penis Büyümesi ve Ereksiyon Fizyolojisi Üzerindeki Rolü

  • 04 Nisan 2021
  • GH ve IGF-I’in Penis Büyümesi ve Ereksiyon Fizyolojisi Üzerindeki Rolü için yorumlar kapalı
  • 104 kez görüntülendi.

Faize, rastgele bir cinsin popülasyonunu sürdürmesi için en ehemmiyetli bir süreçtir. Kısırlık meselelerinin yanı gizeme faize sıhhati meseleleri de günümüzde çok sık görülmektedir. Bebek sahibi olmak isteyen tüm çiftlerin takribî % 15’i kısır olarak kabul edilmektedir. Ayrıca erkek eşlerin tüm küresel çocuksuzluk hadiselerinin yarısından tek başına mesul olduğu bulunmuştur. Takribî 20 sene gibi son zaman […]

Faize, rastgele bir cinsin popülasyonunu sürdürmesi için en ehemmiyetli bir süreçtir. Kısırlık meselelerinin yanı gizeme faize sıhhati meseleleri de günümüzde çok sık görülmektedir. Bebek sahibi olmak isteyen tüm çiftlerin takribî % 15’i kısır olarak kabul edilmektedir. Ayrıca erkek eşlerin tüm küresel çocuksuzluk hadiselerinin yarısından tek başına mesul olduğu bulunmuştur. Takribî 20 sene gibi son zaman diliminde, ampirik büyümeler, gonadotropin salgılayan hormon GNRH, sihrime hormonu salgılayan hormon GH-RH, gonadotropinler ve sihrime hormonunun GH dahil olduğu birkaç hipotalamik ve hipofiz hormonunun kanıtlandığını ispatlamıştır. Ve bunlara karşılık gelen kanonik reseptörleri, her yerde ve değişik biyolojik işlevlere sahip olarak eksprese edilir. Bu hayati endokrin hormonların hipotalamik dışı ve hipofiz dışı dokularda da eksprese edildiğini ve faize gelişmesi, hücresel proliferasyon, yaşamda kalma, doku onarımı, immünomodülasyon, hücresel enerji üzerinde sarih tesirleri içeren mahallî birleşim ve eylemde bulunduğunu gösteren çok rakamda deliller vardır.
GH ve IGF-I'in Penis Büyümesi ve Ereksiyon Fizyolojisi Üzerindeki RolüGH birleşiminin temel olarak hipofiz somatotropları yoluyla olduğu ve testis gelişimi sırasında hücresel gelişmeyi ve değişikleşmeyi tertip eden bir endokrin hormonu olarak salgılandığı ortaya konmuştur. Doğum sonrası GH pulsatil salınımı, bir hayli dokuda hücresel proliferasyon ve değişikleşmenin yanı gizeme metabolik faaliyetlerinin sürdürülmesi için bırakılmaz olan homeostatik bir etken olarak gereklidir. GH bereketli tesirlerini ya GH reseptörlerine GH-Rs bağlanarak ve aktivasyon yaparak, birkaç gaye dokuda, başka bir deyişle hipotalamusta ve merkezi asap sisteminin öbür kısımlarında ve erkek gonadda ifade eder. Bir hipofiz endokrin hormonu olarak sihrime hormonu, GH noksanlığı olan fertlerde faize gelişmesini vurgulamada ehemmiyetli rollere sahiptir. Büyüme hormonu noksanlığı GHD en yineleyen endokrinolojik anormalliktir ve bunu gonadotropin, TSH ve ACTH beceriksizlikleri izlemektedir.
Hem merkezi hem de yerel salgılanan GH, Leydig hücresinde ifade edilen GH-reseptörlerine bağlanır ve doğrudan aktive olur. İkincil haberciyi başka bir deyişle siklik adenozin monofosfatı cAMP muhtelif steroidojenik enzimler salarak etkinliği uyarır. Ayrıca testiste luteinize edici hormon reseptörünün LH-R ekspresyonunu ve bolluğunu çoğaldırır. İnsülin / IGF1 sinyaline, muhtelif ehemmiyetli fizyolojik süreçleri tertip eden çok güzergahlı, oldukça entegre bir ağ aracılık eder. Ayrıca bu aktivasyonu, ERK / MAPK yolu ve hücresel metabolizma gibi çok rakamda hücresel süreçte yer alan ATK / PI3K / GLUT8 yolu ile iki ana sinyal yolu tetiklenir.
Bu hücresel sihrime, proliferasyon ve spermatojenik hücrelerin kendini yenileme sürecidir. InsR / IGF-R sinyalinin sırasıyla insülin / IGF1 / 2 bağlanmasıyla aktivasyonu, InsR ve reseptör tirozin kinaz fosforilasyonuna yol açar. Ve bu daha sonra IRS proteinlerini tirozin harabeleri üzerinde fosforile eder, böylece AKT / PI3K / GLUTs yolu oluşur. Temel olarak insülin / IGF1 sinyallemesinin metabolik tesirlerinden mesuldür, ERK / MAPK yolunu aktifleştirir, öncelikle mitogenez, gen ekspresyonu ve büyüyen germ hücrelerine glikoz ve laktat taşınmasıyla enerji homeostazı dahil olmak üzere muhtelif değişik alt akış biyolojik tesirleri kumpaslar.

GH ve IGF-I’in Penis Büyümesi ve Ereksiyon Fizyolojisi Üzerindeki Rolü

GH noksanlığı ve GH mukavemeti sıklıkla mikropenis ve öbür cezai anomalilerle ilişkili olduğu için penis gelişmesi için lüzumludur. Bu sebeple GH rehabilitasyonu, GH noksanlığı olan ergenlerde penis gelişmesini iyileştirir. IGF-I, GH’ye mukavemetli ergenlere IGF-I verilmesi penis ebadını geliştirdiği ve IGF-I rehabilitasyonu geri çekildiğinde bu tesir sona erdiği için, IGF-I bu tesire aracılık edebilir. Benzer biçimde, kültürlenmiş postnatal sünnet teni fibroblast hücreleri üzerinde yapılan bir çalışmada, androjen reseptörlerindeki veya 5-alfa redüktaz etkinliğindeki rastgele bir farklılıktan bağımsız olarak, IGF-I’in fibroblastın hücresel proliferasyonu üzerinde uyarıcı bir tesiri kollanmıştır. Yeniden fibroblast üzerinde yapılan daha yakın tarihli bir çalışma, en azından kısmen yerel IGF-I tarafından aracılık edilen GH’nin uyarıcı tesirlerinin bir neticeyi olarak ehemmiyetli hücresel sihrime ve proliferasyonu fark edilmiştir.
Aksine, ereksiyon penis düz adalesinin rahatlamasını ve kan akışının tertip edilmesini gerektirdiğinden, erektil disfonksiyon, GH’nin otokrin / parakrin hareketlerinin değişmesine bağlı olabilir. GH hem düz adale rahatlamasını hem de sistemik vazokonstriksiyonu basitleştirebilir. Sıhhatli erkeklerde veya psikojenik erektil disfonksiyonu olan erkeklerde penis gelişmesi sırasında, sistemik ve kavernöz kandaki GH konsantrasyonu çoğalır. Ancak organojenik erektil disfonksiyonu olan cinsel olarak uyarılmış hastalarda bu böyle değildir. Tersine, eskiki bir çalışmada cinsel uyarılma ve orgazm sırasında sistemik GH konsantrasyonlarında rastgele bir farklılık gözlemlenmemiştir.
İntrakavernozal asaplarda nöronal nitrik oksit sentaz nNOS ekspresyonunu uyararak, GH’nin yaşlı sıçanlarda ereksiyon sıklığını ve maksimal intrakavernöz tazyiki iyileştirdiği bulunmuştur. Sırayla GH aynı zamanda kavernöz asap nörotomisini takiben nNOS ifade eden asapların rejenerasyonunu iyileştirerek erektil işlevin yine başlamasını süratlendirir. Bu rejeneratif tesir, mahallî IGF-I ve dönüştürücü sihrime etmeni beta-2’yi TGF kapsayabilir, bunların her ikisi de GH stimülasyonunun bir neticeyi olarak çoğalmıştır. NOS, insanlarda ehemmiyetli GH tesirlerine aracılık edebilir. Zira GH, nitrik oksit NO ve siklik guanozin monofosfat cGMP erektil disfonksiyonlu fertlerin sistemik ve kavernöz kanında eforlu bir iletişim noktası paylaşır. GH ayrıca insan kavernöz şeritlerinde hem rahatlamaya hem de cGMP yapımına neden olur. Bununla beraber, daha sonra yapılan bir çalışma GH’nin insan korpora kavernozasında hormonal rehabilitasyon alan transseksüel hastalardan izole edilmiş cGMP sinyalini NO ‘dan bağımsız olarak iyileştirdiğini göstermiştir.
Akromegaliklerdeki patofizyolojik GH konsantrasyonları erektil disfonksiyon ile ilişkili olduğundan, GH’nin erektil tesirleri bifazik olabilir. yapılan çalışma belirtilerine göre, libido, akromegaliklerde, domuzun GH geni için ve GH noksanlığı olan erkeklerde ve GH-R-nakavt farelerde transgenik olarak bozulduğundan, bifazik tesirler GH’nin erektil işlev üzerindeki tesiri kısmen değişmiş libidoyu yansıtabilir. Ayrıca, akromegaliklerde bulunan optimum konsantrasyonlarda GH, köpek korpus kallozum şeritlerinin kasılmasını uyardığı gözlemlenmiştir.
Testis Metabolik ve Enerji Vaziyetinin Tertip Edilmesinde GH / İnsülin / IGF-1 Sinyalinin Tesiri
GH, testis dahil bir hayli ekstrahepatik dokuda bir protein ailesinin, başka bir deyişle IGF’lerin imalini uyarır. IGF’ler ağırlıklı olarak insülin, IGF1, IGF2 ve bunların alakalı kanonik reseptörlerinden oluşur. Aktivasyon üzerine hücresel yaşamda kalma, proliferasyon, değişikleşme ve hücresel metabolizma dahil olmak üzere muhtelif hücresel etkinlikleri tertip etmek için sinyaller sağlar. Ehemmiyetli olarak, testiküler IGF-1 bereketli rolünü alakalı reseptörüne bağlanarak ve aynı anda onu otokrin / parakrin bir biçimde aktive ederek gösterir. Dolayısıyla olağan erkek faize fizyolojisinin korunmasına katkıda bulunur. Dahası, IGF-1 boş erkek farelerin kullanıldığı bir çalışma, infertil cüce özellikleri ve ayrıca hem spermatojenik etkinlikte hem de serum testosteron seviyelerinde ~% 80’lik bir eksilme olduğu bulunmuş. Bu yalnızca beden gelişmesi ve gelişiminde GH / insülin / IGF sinyalinin ilk ehemmiyetini göstermekle kalmaz, aynı zamanda erkek faize sıhhatindeki kritik rolünü de vurgular.
Eksantrik bir biçimde, GH ile indüklenen insülin / IGF sihrime etkenleri ailesi, glukozun olgun Sertoli hücreleri tarafından kronolojik olarak laktata dönüştürülmesine takviyeci olan glikoz taşıyıcı 8’i GLUT8 aktive eder. Özellikle laktat, testislerin muntazam çalışması ve spermatojenik hücrelerin gelişimi için enerji lüzumuna hizmet eden seçim edilen bir enerji metabolitidir. Ayrıca, Sertoli hücresi pubertal gelişim sırasında değişikleştikçe laktat imali çoğalır. Kriptorşid sıçanların testislerinde laktat konsantrasyonlarının düşük olduğu ve sıçanlara testis içi laktat takviyesinin haploid spermatozoa gelişimini iyileştirdiği bildirilmiştir.

GH’nin Faize Sıhhati ve Erkek Kısırlığı Üzerindeki Terapötik Potansiyelleri

Erkek subfertilitesi / kısırlığı, faize tıbbı alanında ciddi bir meseledir. Büyüme hormonu, GH noksanlığı olan sıçanlarda ve erkeklerde de sperm konsantrasyonunun, morfolojisinin ve hareketliliğinin onarımına katkıda bulunduğu bulunmuştur. Gonadotropin veya pulsatil LH terapisini içeren ananesel çözüm, zaman zaman istenen cevabı oluşturmada galibiyetsiz olabilir. GH terapisinin, hipogonadotropik hipogonadizmden muzdarip bu cins cevap vermeyen hastalarda spermatogenezi indüklemek için kullanılabilen, ananesel olmayan bir adjuvan rehabilitasyon olduğu ispatlanmıştır. 12 hafta süresince GH ile rehabilitasyon edilen dokuz oligozoospermik ve dokuz astenozoospermik erkek üzerinde ayrtıntılı bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada, her iki grupta da sperm hareketliliğinin çoğaldığı ve astenozoospermide üç hamilelik olduğu tanımlanmıştır, ancak oligozoospermide tanımlanmamıştır.
Daha evvel bahsedilen sperm hacmi ve sperm hareketliliğini artırma potansiyeli sebebiyle GH uygulaması infertilite için mümkün bir rehabilitasyon olarak hakikatleştirilmiştir. Ancak astenozoospermi ve oligozoospermi hastalarında sperm niteliğini iyileştirebileceğine dair hala yeterli ispat yoktur.
Bununla beraber, hayvan yetiştiricileri ve bilim adamları temel olarak GH’nin süt ve et imalinde rolüne odaklanmaktadır ve bunlar aynı zamanda anabolik süreçlerde uyarıcı misyonu görür. Çağdaş araştırmada, GH’nin insan ve hayvan üremesindeki işlevleri büyük bir alaka alanı haline gelmiştir. Daha evvel deneysel olarak tanımlandığı gibi, her iki cinsiyette gametogenez süreci, gamet imalini ve olgunlaşmasını ve cenin gelişimini uyardığı için GH’nin hayati bir rolünü kapsar. GH etkinlik modus operandi hala anonim olmasına karşın, GH rehabilitasyonu sperm hücresi konsantrasyonunda, hareketliliklerinde ve kandaki IGF-1 içeriğinde ehemmiyetli bir çoğalışa neden olur, ayrıca IGF-1, ana GH aracısı olduğu da ispatlanmıştır. Yapılan testlerde morfolojik olarak olağan spermatozoa oranı ile seminal plazmadaki IGF-1 konsantrasyonu arasında bir ilişki olduğunu kabul edilmiştir. Esasen ergenliğin başlangıcını ve cinsel olgunlaşmanın indüksiyonunu tanımlamak için gereklidir. Bayanlarda sekonder cinsel uzuvların sihrime, hareketlerinin tertip edilmesi ve uterusun, erkeklerde seminal veziküller ve prostatın aktivasyonu öbür faaliyet alanlarıdır. Erişkinlerdeki etkinlik alanı, gonadotropin sekresyonunun modülasyonundan ve steroidogenez ve gametogenez dahil yerel gonadal işlev üzerinde gonadotropine bağımlı ve gonadotropinden bağımsız eylemlerin uygulanmasından oluşur.
GH ve IGF-I'in Penis Büyümesi ve Ereksiyon Fizyolojisi Üzerindeki RolüNetice olarak GH, her iki cinsiyette de faize fizyolojisinin tertip edilmesinde ve faize sıhhatinin korunmasında yakından alakalıdır. GH ve IGF’ler ananesel olarak sihrime ve gonadotropin salgılanması ile ilişkilendirilse de, erkek faize sıhhati ile ilişkili bir hayli ehemmiyetli süreçte ehemmiyetli bir rol olduğu ispatlanmıştır. Bu sebeple, somatotropin olmasının yanı gizeme, erkek faize sıhhatine entegre bir biçimde dahil olan gonadotropin olarak kabul edilir. Erkek üremesinde somatotropik aksın fizyolojik işlevlerini gösteren çok rakamda rapora karşın, terapötik çıkarımlar hala çok meçhuldür. GH uygulaması, infertil erkeklerin ufak gruplarında uygun bir yaklaşım olmuştur, ancak hakimiyetli bir çalışma yoktur. Bununla beraber, erişkin GHD tanısı hafife alınmaktadır; sadece dolaşımdaki IGF-1 seviyelerinin ölçümüne dayalı olamaz, kapsamlı testler gerektirir.
GH sekresyonunun eksilmesi vaziyetinde, özellikle oligozoospermi ve gonadotropin uygulamasına karşı pasif olan düşük semen ve testis hacmi olan hastalarda replasman rehabilitasyonu önerilebilir. GH’nin testiküler sihrime, değişikleşme, steroid birleşimi, metabolizma ve oksidatif gidişatın bir modülatörü olarak rolü hala incelenmesi gereken çok eksantrik bir alandır. Tüm bu eylemler, her iki cinsiyette de doğurganlık durumunu kuvvetlendirir ve hipofiz GH’nin nöroendokrin rollerini kısmen sergiler, ancak faize dokuları yalnızca GH’nin tesir alanları değil, aynı zamanda mahallî GH birleşiminin yerleri olduğu içindir.

Bibliyografi:
pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23014134/
jsm.jsexmed.org/article/S1743-60951532054-3/abstract
ec.bioscientifica.com/view/journals/ec/7/11/EC-18-0200.xml
nature.com/articles/3901190

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ