Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Fotosentezin Bulguyu

  • 22 Nisan 2021
  • Fotosentezin Bulguyu için yorumlar kapalı
  • 68 kez görüntülendi.

Anabolik operasyonlar hakkında şu an ne kadar bilgi sahibi olunduğu göz önüne alındığında, geçmişte ismi geçen bilimcilerin çoğunun dünya yüzeyindeki enerjinin hemen hemen tümünün güneş tarafından sağlandığını ya da yeşil nebatların bu enerjiyi tuttuklarını ve soluduğumuz, gözle görülmeyen gazı ürettiklerini öğrenmediklerini basitçe unuturuz. Gerçekten, 1772’de İngiliz rahip Joseph Priestly, yeşil nebatların, yanmanın ya da solumanın […]

Fotosentezin KeşfiAnabolik operasyonlar hakkında şu an ne kadar bilgi sahibi olunduğu göz önüne alındığında, geçmişte ismi geçen bilimcilerin çoğunun dünya yüzeyindeki enerjinin hemen hemen tümünün güneş tarafından sağlandığını ya da yeşil nebatların bu enerjiyi tuttuklarını ve soluduğumuz, gözle görülmeyen gazı ürettiklerini öğrenmediklerini basitçe unuturuz. Gerçekten, 1772’de İngiliz rahip Joseph Priestly, yeşil nebatların, yanmanın ya da solumanın tesirlerinin ters istikamette biçimde havayı etkilediklerini göstermiştir. Priestly belirtileri şöyle rapor etmiştir:
Mumların yanmasıyla hasar görmüş havayı tazeleyen bir usulü rasgele bulduğum ve bu emele hizmet eden natürel yenileyici unsurlardan en azından birini keşfetmiş olduğum için yüceldim. Bu, nebat örtüsüdür. Böylesi dikkat çekici bir tesir oluşturmak için, bu sürecin tabiatta ne biçimde işlediğini kavramak için deneyler yapmadım; ancak bir dizi hakikat, bu tahmini destek ver. Mevzuyu, kapalı bir etrafta nebatların gelişmesi üzerinde yapmış olduğum ve beni bu bulma götüren bazı gözlemlere sabrederek açıklayacağım. Etrafımızı abluka eten hava hayvan hayatının yanında sebzeler için de lüzumlu olduğundan hem nebatların hem de hayvanların havayı aynı biçimde etkilediği düşünülebilirdi. Bir nane dalını sırça bir kavanoza koyduğumda, ilk evvel ben de aynı temenni içindeydim; fakat o nane dalı bir kaç ay o kavanozun içinde gelişmesini sürdürdüğünde havanın kavanoza koyduğum mumu söndürmediğini ve bir fare için uygun olduğunu gördüm. İçinde uzun müddet nebatların geliştiği havada mumların çok iyi yandığını bulmama ve solunumla hasar gören havayı nebatların arındığı düşünmeme sevkeden bazı sebeplerden dolayı, aynı operasyonun, yanan mumların tarafından hasara verdiği havayı da arınabilmiş olabileceğini düşündüm.
Buna uygun olarak, 17 Ağustos 1771’de, içinde bir mumun yandığı emin bir ölçü hava bulunan etrafa bir nane dalı koydum ve aynı ayın 27’sinde öbür bir mumun o etrafta çok daha iyi yanabildiğini buldum. Rastgele bir farklılık yapmaksızın, bu deneyi tam yaz süresince sekiz ila on defa tekrarladım. Birkaç defa içinde mum yakılmış olan havayı iki kısma ayırarak bunlardan birine nebat koydum. Değişiğine ise nebat koymaksızın, suya daldırılmış sırça bir kavanozda aynı harekâtı uyguladım. Ancak ikincisinde aynı vaziyete tesadüfmedim. Genel olarak, nebat canlılığını gözettiğinde bu havanın beş ila altı günde iyileşebildiğini buldum; buna karşılık en küçük bir farklılığı idrak etmeksizin aylarca suya daldırılmış sırça kavanozdaki bu havayı yakaladım.
Fotosentezin KeşfiKendisinin farketmemiş olmasına rağmen, Priestley’in ehemmiyetli sınamaları, nebatların oksijen çıkardıklarının ilk defa gösterilmisdir. Priestley’in ayrıca, gözlemlediği operasyonlar için ışığın ehemmiyetini de anlayamamıştır. Fakat onun belirtileri fotosenteze alakayı çoğaldırmış ve yeni araştırmaların önünü açmıştır. Nitekim sadece yedi sene sonra, Hollandalı fizikçi Jan Ingenhousz oksijen imali için Priestly gibi zaman oksijen hakkında hiçbir şey öğrenmese ve belirtilerini başka biçimde açıklasa da güneş ışığının lüzumlu olduğunu ve ayrıca sadece nebatların yeşil kısımlarının fotosentez yapabildiğini göstermiştir. İnceleyici, belirtilerini, başlığı oldukça zenginleştirilmiş olan sebzeler üzerine sınamalar; güneş ışığı altında olağan havanın arınılmasında onların büyük eforu ve gölgede ve geceleri hasar görmeleri adlı bir kitapta sunmuştur. 1782’de Isviçreli bir papaz olan ve zamanını bir kısmını araştırmaya ayıran Jean Senebier bu operasyonun “fikse edilmiş hava” şu an karbon dioksit olarak adlandırdığımız olarak adlandırdığı bir çeşit özel gaza bağımlı olduğunu göstermiştir. Son olarak, 1804’te, öbür bir İsviçreli tahlilci Nicolas Theodore de Sausure, organik maddelerin fotosentetik olarak üretilmeleri için suya ihtiyaç olduğunu bulmuştur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ