Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Faal, Kısa ve Uzun Süreli Bellek Özellikleri

  • 02 Nisan 2021
  • Faal, Kısa ve Uzun Süreli Bellek Özellikleri için yorumlar kapalı
  • 120 kez görüntülendi.

Hafıza, beyindeki öbür sistemlerle bir biçimde işbirlikçi hareket eden bir dizi bağımsız sistemden oluşan, yeni bilgiyi elde etme ve muhafaza etme ve gerektiğinde şuurlu veya şuursuz bir biçimde geri getirme hüneri olarak belirlenebilir. Günlük olarak, gazete okumak, lokantada bahşişi hesaplamak, oturma odasında da yeni bir çekyata uyacak yeni bir mobilya kumpası hayal etmek, dairelerin kalitelerini […]

Hafıza, beyindeki öbür sistemlerle bir biçimde işbirlikçi hareket eden bir dizi bağımsız sistemden oluşan, yeni bilgiyi elde etme ve muhafaza etme ve gerektiğinde şuurlu veya şuursuz bir biçimde geri getirme hüneri olarak belirlenebilir. Günlük olarak, gazete okumak, lokantada bahşişi hesaplamak, oturma odasında da yeni bir çekyata uyacak yeni bir mobilya kumpası hayal etmek, dairelerin kalitelerini ve yanılgılarını karşılaştırarak uygun olanı seçmek gibi muhtelif misyonları yerine getirilir. Son olarak, belleğin bir netice elde edilene kadar zekâsal olarak yakalanması gereken birden çok adımı kapsayan misyonlar vardır.

Bellek Cinsleri

Bellek kuramda kısa süreli hafıza, işleyen hafıza ve uzun süreli hafızaya ufalanmıştır. 1890’da James, hafızanın iki sistemde ufalamasını öneren ilk şahıstı: bugünlerde çalışan hafıza kavramına eşdeğer olabilecek ilk hafıza ve uzun süreli hafızaya benzeyen ikincil hafızadır. Atkinson ve Shiffrini bilgiyi birbirine bağlı üç seviyede işleyecek bir modal model olarak öğrenilen modeli önermilştir. Bu 1 modal duyusal kayıt, 2 kısa süreli hafıza ve 3 uzun süreli hafıza, ikincisi kalıcı bir bilgi ambarı olarak belirlenir. Bu modele göre, dış etrafsal uyaranlardan gelen bilgiler, değişik paralel duyusal kayıtlarda işlenir, hudutlu kapasiteye sahip kısa süreli bir sistemde ilk ve daha sonra uzun süreli hafızada ikincil depolanır. Aktif, Kısa ve Uzun Süreli Bellek Özellikleri
Bu modelde, kısa süreli depolamanın rolü, uzun vadeli depolamanın yanı gizeme bu sistemde yer alan bilgilerin geri alınması için çok ehemmiyetlidir. Kısa süreli hafıza kavramı, zaman içinde süratle bozulan çok kısa bir zaman saniye için takribî dört öğeyi operasyona ve gizleme kabiliyetini ifade eder. Bu süratli unutma oranına karşın, bilgi prova yoluyla hafızada daha uzun zaman yakalanabilir. İşleyen hafızanın en tesirli modellerinden biri, Baddeley ve Hitch’in 1974’te önerdiği modeldir. Model, iki operasyona ve manipülasyon döngüsünü varsayar: laflı bilgileri gözetebilen ve işleyebilen fonolojik döngü ve görsel bilgileri eş biçimde işleyen görsel-uzamsal taslak defteri.
Ek olarak, bu alt sistemlerden gelen tüm bilgileri koordine eden merkezi yürütme uzvu olan bir dikkat bileşeni daha vardır. Daha yakın zamanlarda, başka bir entegratör bileşeni modele dahil edilmiştir; uzun süreli hafızada kesin olarak depolanmadan evvel bilginin geçici olarak yakalandığı ve manipüle edildiği epizodik tampon. Epizodik arabellek, bilgiyi geçici olarak merkezi idareyicinin teftişi altında yakalayan hudutlu kapasiteli bir depolama sistemidir. Çalışma hafızayı dikkat, anlam, us yürütme, tasarılama, strateji ve bilme süreçlerine odaklanmada ehemmiyetlidir.
Uzun süreli hafıza, kobayın saatler, günler, aylar ve hatta seneler evvel alana gelen hadiselerden bilgi alma, gizleme ve alma hüneri olarak belirlenir. Squire ve Zola-Morgan’a göre uzun süreli hafıza bildirimsel veya sarih hafıza ve bildirimsel olmayan veya örtük hafıza olarak alt kısımlara dağılabilir. Sarih hafıza, asılları ve vakaları gizleme ve şuurlu olarak anımsama kabiliyetini ifade eder; aksi takdirde, örtük hafıza şuurdan veya maksatlı andırmadan bağımsızdır ve düzeyli olarak kazanılan bilme, motor ve öğrenişsel maharetlerle alakalıdır. Örtük hafızada saklanan çoğu hafıza, prosedürel hafızalardır. Bireyin performansı ile ölçülebilen muhtelif öğrenişsel maharet türlerini kapsar. Bir dizi alışkanlık ve marifetin bilinmesiyle alana kazanç ve hazırlama, basmakalıp ve operasyonsal şartlandırma ve ilişkisel olmayan bilme gibi muhakkak uyaranlara maruz kaldıktan sonra andırmayı basitleştirir.
Bildirici hafıza, talamustaki hipokampus, parahipokampal girus, entorhinal ve perirhinal korteksler, forniks ve anterior ve mediodorsal çekirdekler dahil olmak üzere medial temporal lob yapılarının tamlığına bağlıdır. Özellikle, öncelikle mezial temporal lob yapılarına, özellikle hipokampa bağlıdır. Bildirimsel hafıza kavramsal olarak anlamsal hafıza ve vakasal hafıza olarak alt kısımlara dağılmıştır. Anlamsal hafıza, dünya bilgisi, kavramlar ve kelime bilgisi gibi genel olarak bilgi edinme marifetine bağlıdır ve çağrışımı için bağlama bağlı değildir. Epizodik hafıza, bilgiyi ve geçici uzamsal ilişkilerini geçici olarak alan ve depolayan bir cins bildirimsel hafıza cinsidir.
Vakasal hafıza, sahte hatıralarla alakalı çalışmalarla en çok ilgilenen şahıstır. Geri çağırma veya anımsama olarak da öğrenilen geri alma, geçmişte beynimizde evvelden kodlanmış ve depolanmış vakaların veya bilgilerin yine işlenmesi olarak kabul edilir. Öte yandan, tanıma, evvelden karşılaşılan vakaları, nesneleri veya bireyleri tanıma hüneri olarak belirlenen, bildirimsel hafızanın bir alt kategorisidir. Sahte belleği test etmek için, sözcükten bağımsız anımsama vazifeyi kobaylara uygulanabilir, zira muhakkak bir gidişatta, başka bir deyişle muhakkak bir zamansal bağlamda bazı sözcüklerin andırılmasını ima eder, ancak aynı zamanda bununla alakalı birkaç çalışmada gerçekten de tanıma vazifeyi uygulanır.

Duygusal Hafıza

Duygusal tepkinler, öznel raporlara örn. Bedellendirme ölçekleri, niyetlere örn., Kalp atış sürati ve elektriksel geçirgenlik gibi fizyolojik cevaplar ve tavırların kollanmasına örn. İfadeler göre ölçülebilir. İnsanın duygusal tecrübeleri iki ana dinleyişsel ebatla karakterize edilebilir: kıymetlilik ve uyarılma. Bedellik, memnuniyetsizlikten olumsuz kıymetlik-güzel olmayan zevke pozitif kıymetlik-güzel değişen, nötr sınıflandırmadan geçen devamlı bir değerlendirmeyi ifade eder. Uyarılma, serinkanlılıktan uyarılmaya kadar değişen devamlı bir değerlendirmeyi ifade eder. Rastgele bir uyarana gösterilen duygusal tepki misalin, görüntüler ve kelimeler, kıymetliliğe ve uyarılmaya göre sınıflandırılabilir. 1980’de Lang, kıymetlik ve uyarılmanın öznel değerlendirmesi için sözel olmayan fotoğrafsal bir miktar olan Öz Bedellendirme Mankeni SAM geliştirilmiştir. Aktif, Kısa ve Uzun Süreli Bellek Özellikleri
ÖM, motivasyon, dikkat ve hafıza ile alakalı çalışmalarda kullanılan uyaranların dinleyişsel ebatlarını daha nesnel olarak değerlendirme emeline sahiptir. Bu misyonda, genellikle, düşük bedellikte duygusal tepkilere neden olan bir uyarıcı, negatif, orta seviyeler nötr ve yüksek seviyeler pozitif olarak sınıflandırılır. Benzer biçimde, uyarılma için düşük seviyeli uyaranlar rahatlatıcı, orta seviyeler uyarıcı olmayan ve uyarılma gibi yüksek seviyeli olarak belirlenir.
Olumsuz veya pozitif bedel olarak sınıflandırılan kelimeler ve resimler, uyarıcı uyarılma seviyesini sunar ve nötr ve uyarıcı değil olarak sınıflandırılan eş uyaranlara göre daha doğru bir biçimde geri çağrılma ihtimali daha yüksektir. Ek olarak, bazı çalışmalar, uyarılmanın maksatsız dikkat mekanizmaları yoluyla bir uyaranın merkezi yönlerini kodlanmasını kuvvetlendirirken aynı zamanda uyaranın etrafsal detaylarının kodlanmasını eksiltme meylinde olduğunu ileri sürmüştür. Misalin, bir otobandaki iki araba arasındaki bir kazanın resmine bakıldığında, insanlar vakanın etrafsal doğrultularından misalin trafik panosu veya trafik panosu daha çok vakanın merkezi ve ehemmiyetli istikametlerini misalin kırışık arabalar anımsama meylindedir. yol kenarındaki reklam panoları
Bazen bu şartlar, bazı etrafsal detaylar iyi kodlanamadığında ve yanlış bir biçimde yine kodlanıp gelecekte yanlış bir biçimde geri alınabildiğinde yanlış hafıza yaradılışını basitleştirir. Muhtelif çalışmalar, duygusal ilgi kapsayan kısımların, onu kapsamayanlara göre daha fazla andırılma ihtimaline sahip olduğunu göstermiştir: bu sebeple, uyarıcı olmayan uyaranlara mukayeseyle uyarıcı olarak sınıflandırılan uyarıcıların geri kazanılmasında avantajlar vardır. Duygu, sağladığı daha fazla prova, dikkat ve detaylandırma sebebiyle hafıza izinin daha iyi kodlanmasını dayanaklar.
Amigdala, onsuz bellekteki duygusal tesirlerin alana gelmediği duygusal belleğin ilk tertip edicisidir. Duygunun bildirimsel hafızadaki çoğalan tesirinden amigdala mesuldür. Amigdala, depolamada olduğu gibi kodlamada, modüle ederken veya hipokampus gibi öbür beyin bölgelerinin aktivitesini çoğaldırırken belleği tesirler. Öte yandan, duygusal uyaranlar mevzubahisi olduğunda hipokampus amigdalanın tepkilerini tesirler. İki taraflı amigdala lezyonu olan bir hasta üzerine yapılan bir olay çalışması, pozitif veya negatif duygusal içerikli görüntüler için belleği artırmada duygunun tipik yararından faydalanamadığına aittir.
Bir başka enteresan bilgi, kan oksijenasyon seviyesine bağlı fonksiyonel manyetik titreşim görüntülemeye BOLD fMRI bağlı fonksiyonel bir manyetik titreşim çalışmasından kazanç ve Parkinson hastalarının, fobinin duygusal uyaranlarına cevaplardaki noksanlıklarla ilişkili anormal amigdala aktivasyonu sergilediğini bildirir. Duygunun sarih hafızada iki ana tesiri vardır, her ikisi de amigdala tarafından aracılık edilir: kodlama sırasındaki tesir, çoğalan dikkat ve ayrıntılandırma dahil olmak üzere ve kortizol salınımını ve hafıza izinin çoğalmış konsolidasyonunu kapsayan kodlama sonrası tesirdir.
Hafıza konsolidasyonu sırasında amigdala tesiri altında hipotalamus-hipofiz-adrenal dingilde salgılanan hormonlar, hipokampüste ihtarların depolanmasına dayanakçı olarak hareket ederek onları unutmaya ve müdahaleye karşı daha mukavemetli hale getirir. Bu biçimde geri çağırmayı basitleştirir. Duygusal kıymetlik, adeno-hipofiz bezinin etkinliği üzerindeki tesiriyle, amigdala ile etkileşime giren stres hormonlarının salınımını değiştirerek, sarih hafızayı etkileyebilir. Duygusal bedelliliğin amigdala eylemi yoluyla modülasyon tesiri, özellikle hipokampus gibi hafıza konsolidasyonu alanlarında tesirlidir. Çalışmalar, amigdala ve hipokampus sistemlerinin bağımsız olduğunu göstermiştir. Misalin, bu çalışmalardan biri, ekranda mavi bir karenin ortaya çıkmasının bileğe bir şokla durdurulduğu fobi-koşullandırma paradigmasını kullandı. Amigdala lezyonu olan hastalar, mavi karenin aynı şeyden evvel geldiğini bildiklerini bildirmelerine karşın, şoktan kaçma fobisinin olağan fizyolojik tepkisini göstermediler. Aktif, Kısa ve Uzun Süreli Bellek Özellikleri
Başka Bir Deyişle, ne olacağının hipotezi, başka bir deyişle vakanın kendisi sağlamdı, zira bu hipokampusa bağlıyken duygusal bağ buna bağlı değildir. Hipokampa hasar veren hastalar ters bir model göstermiştir. Amigdala aktivasyonunun dikkat ile değiştirilebileceğine dair deliller vardır. Dikkat kaynakları başka bir odağa ufalandığında amigdala duygusal içerikli suratlara değişik tepki vermez, bu da amigdaladaki duygusal işlemenin “yukarıyadan alta” hakimiyete duyarlı olduğunu gösterir. Duygusal hafıza operasyona sırasında aktive olan öbür ehemmiyetli anatomik alanlar, ön singulat korteks, nükleus akümbens, septum, ventral tegmental alan, insula, somatosensoriyel korteks ve beyin sapıdır. Fonksiyonel nörogörüntüleme üzerine yapılan bir çalışma, anterior singulat korteksin aktivasyonu, duygu ve dikkat arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir.
2000’de Bush ve dostları, öğrenişsel ve duygusal süreçlerin tertip edilmesinde dikkati kapsayan bir devrede ön singulat korteksin rolünü ispatlayan birkaç çalışmadan alıntı yapan bir tahlil yayınlamışlardır. Deliller, bu alanın travma sonrası bozukluğun semptomları ve kusurların tespiti sırasında duygu, şefkat ve sızı algısı sırasında aktive olduğunu göstermektedir. Anterior singulat korteks, sırasıyla, şefkatin tertip edilmesi ve öbür “yukarıyadan alta” hakimiyet şekilleriyle alakalı bilgilerin içgüdüsel, dikkat ve duygusal bütünleşmesi ile alakalıdır. Aynı zamanda duygusal farkındalık için anahtar alt katman ve otonomik uyarılmanın merkezi temsili olduğu öne sürülmektedir.
Muhtelif duygusal uyaran cinslerini kapsayan bu nörogörüntüleme çalışmaları, ön singulat korteksin duygusal alt kısmını tanımlamıştır. Görünüşe göre bu alan, özne organizmanın işlevsel gidişatı ile alakalı duygusal ve duygusal neticeleri olan rastgele bir yeni bilgi arasındaki çatışmaları izlemek zorunda kaldığında aktive oluyor. Bu cins çatışmalar tespit edildiğinde, ön singulat korteksin alanları, cevap alternatiflerinin değerlendirileceği tabanın prefrontal korteks ve çekirdeklerine projelendirilir.
Prefrontal korteks duygu geribildiriminde ehemmiyetli bir rol oynar; özellikle, ventromedial prefrontal korteks, uyaranların duygusal özelliklerine göre kararların verilmesi gerektiğinde etkindir. Genel olarak, karar vermeyi gerektiren tavırsal tercihler, bir vaziyetin anlık duygusal neticesinden etkilenir misalin, bir mükâfat. Bu vaziyetlerde, sol prefrontal korteksin bölgeleri, niyet iştahlı gidişatlarla ilişkili olduğunda etkinken, sağ prefrontal korteks olumsuz olarak aktive olur.

KaynakÇa:
https://www.researchgate.net/publication/317077800_Short-Term_Memory_and_Long-Term_Memory_are_Still_Different
https://elearningindustry.com/memory-types-facts-and-myths

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ