Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Etraf Meselelerinde Globalleşmenin Ehemmiyeti Nedir?

  • 29 Nisan 2021
  • Etraf Meselelerinde Globalleşmenin Ehemmiyeti Nedir? için yorumlar kapalı
  • 153 kez görüntülendi.
Etraf Meselelerinde Globalleşmenin Ehemmiyeti Nedir?

Son senelerde özellikle bağlantı teknolojilerinde yaşanan devrim kalitesindeki metamorfoz ve milli ekonomilerin köklü bir mutasyon geçirerek küresel kalite kazanması, çok kullanılan bir ifadeyle dünyayı ufak bir köy haline getirmektedir. Globalleşme kavramıyla ifade edilen bu metamorfoz süreci; anapara dolaşımının teknik ve ekonomik altyapı imkânlarına koşut olarak milli seviyede değil, küresel seviyede hakikatleşmesi anlamını taşımaktadır. Globalleşme süreci […]

Son senelerde özellikle bağlantı teknolojilerinde yaşanan devrim kalitesindeki metamorfoz ve milli ekonomilerin köklü bir mutasyon geçirerek küresel kalite kazanması, çok kullanılan bir ifadeyle dünyayı ufak bir köy haline getirmektedir. Globalleşme kavramıyla ifade edilen bu metamorfoz süreci; anapara dolaşımının teknik ve ekonomik altyapı imkânlarına koşut olarak milli seviyede değil, küresel seviyede hakikatleşmesi anlamını taşımaktadır.

Globalleşme süreci başta etraf olmak üzere kalkınma, barınma, beslenme vb. gibi meselelerin tek bir yörenin, bölgenin ya da ülkenin meseleyi olmadığını; meselelerin tüm dünyayı etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu olgu, mesullükleri de küreselleştirmektedir. Bu mesullükler içinde özellikle etraf meseleleri öbür tüm ekonomik ve sosyal faaliyetleri de içerecek biçimde gelişmiş ve büyümektedir.

Küresel Düşün Mahallî Davran

Çevre Sorunlarında Küreselleşmenin Önemi Nedir?Tüm dünyayı etkileyerek tanımlayıcı hale gelen etraf meselelerinin merkez vaziyetine geçmesinin sebebi, etrafın devlet sistemlerinden kaynaklanan ideolojik değişiklikleri aşarak, etraf ideolojisini yaratabilecek özelliklere sahip olmasındandır. Bu gidişat, milli ve beynelmilel teşkilatsal işbirliğini kuvvetlendirmektedir. Beynelmilel uyuşmalarda özellikle dikkati sürükleyen olgu, “küresel düşün, mahallî davran” felsefesi bağlamında önceliklerin mahallî idarelere verilmesidir. Bu seçim hakikatinde ilişkilerin gitgide çoğalan bir şekilde beynelmilel hale gelmesi ve halklar üstü müesseselerin yaratılmasıyla alakalıdır. Mevzubahisi başkalaşımla beraber merkezi idare seviyesinin altındaki idarelerde, “evvelleri devletin tekelinde olan alanlarda kendilerinin de yetki kullanabilecekleri” görüşü doğurmaktadır. Bu bağlamda globalleşme sürecinin mahallîleşme sürecini de doğurduğu söylenebilir. Bir kere globalleşme, demokratikleşme ile yakından alakalıdır. Mahallî ölçekte demokratikleşme sağlanmadan merkezi seviyede demokratikleşme beklenemez.

Globalleşmenin öngördüğü bütünleşme ile çelişen bir süreç olarak görülse de mahallîleşme süreci, esasında globalleşmenin zindelerini taşımaktadır.

Etraf meseleleri, sebepleri ve çözüm yolları açısından globalleşme ve onunla beraber gelen mahallîleşme süreçleriyle yakından alakalıdır. “Küresel düşün, mahallî davran” felsefesinin en çok etraf meseleleri mevzusunda geçerlilik kazandığı söylenebilir. Nitekim etraf meseleleri; sebepleri mahallî, milli ya da bölgesel kaynaklı da olsa tüm dünyayı etkilemektedir. Çernobil trajedisi, asit yağmurları, abuhava farklılığı… bu gidişatın ilk akla gelen misalleridir.

Çoğulcu ve Katılmacı Demokrasi

Etraf meselelerinin çözümü için önerilen en ehemmiyetli ve meblağlı yol da mahallî idarelerin yetkilerini artırmak, meselelerle alakalı olarak milleti bilinçlendirmek ve etraf idaresine ulusun katılımını sağlamaktır. Böylece mahallî kaynaklı olan, ancak tüm dünyayı derinden etkileyen bu meselelerin yeniden hakikat kaynağında çözülmesi beklenmektedir. Bu noktada globalleşme ile beraber bir kat daha ehemmiyet kazanan çoğulcu ve katılmacı demokrasi, sivil toplum kavramlarının da altını çizmek gerekmektedir.

Çevre Sorunlarında Küreselleşmenin Önemi Nedir?Günümüz çağdaş cemiyetlerinde, normal devlet kavrayışı yerine çoğulcu ve katılmacı demokrasi kavrayışı dominant olmaktadır. Başka deyişle idarenenler, idareyle alakalı kararların alınmasını idareyenlerin takdirine vazgeçmemekte, kararların alınmasına etkin bir biçimde katılmaya çalışmakta, kararları etkileme gayreti içine girmektedir. Demokrasinin bırakılmaz unsurları olarak siyasal partiler bu mücadelenin asıllaştırılmasına büyük miktarda hizmet etmektedir. Ancak, esasta iktidar olmak ya da muhalefet etmek emeliyle kurulan partilerin yeterli olmadığı da kollanmaktadır. Oysa iktidar ya da muhalefet olmadan da geniş ulus istifleri olarak idareye katılmanın ya da alınacak kararları etkilemenin yolları bulunmaktadır. Sivil toplum çerçevesi içinde sivil toplum teşkilatları denilen müesseseler de siyasal partiler kadar demokrasinin natürel unsurlarıdır.

Gönüllü kuruluşlar özellikle batı dünyasında demokrasinin ve ulus katılımının organize olmuş biçimi olarak kabul edilmekte ve giderek bırakılmaz hale gelmektedir.

John Clark, “Kalkınmanın Demokratikleşmesi” isimli yapıtında gönüllü kuruluşların ehemmiyetine şöyle dikkati sürüklemektedir: “Uzun vadeli etraf meselelerinin kısa vadeli hayat mevzularına dönmelerini bekleyemeyiz. Yeni çizilecek bir yolda yurttaşların baskısına öncelikle lüzum var. Ancak böyle bir baskı binlerce mil ötedeki tropikal ormanların başına gelenleri, Kuzey’in mahallî bir siyasi meseleyi haline getirebilir; geleceği bugünün siyasi meseleyi yapabilir ve beynelmilel işbirliğinin milli önceliğe dönüşmesini sağlayabilir. Böyle bir baskı siyasetçilere yeni bir zorunluluk karşısında olduklarını ve ülkenin kısa vadeli şahsi çıkarı usulünden, seyyarenin uzun vadeli hayatına müteveccih bir idareye geçmeleri gerektiğini gösterebilir ve göstermelidir. Gönüllü kuruluşlar, beynelmilel yapıları ve iletişimleri dolayısıyla yurttaş baskısını küresel bir ağ haline getirmek potansiyeline sahiptirler. Görüş açılarının özelliği sebebiyle bugünkü krizlerin fakirleri nasıl etkilediğini görebilir ve anlatabilirler. Boyutları ve elastiklikleri sebebiyle krize yeni yaklaşım yolları sınayabilir ve böylece misal olarak, hükümet hareketlerine liderlik ya da aracılık edebilirler. Şahsi hasılat peşinde olmadıkları için de ulusun çoğunluğu onlara güvenir…”

“Vatandaşların kendilerini etkileyen tüm kararların alınmasına faal olarak muhtelif biçimlerde katılmaları ve bu katılmanın cemiyetin tüm kesimlerinde oldukça yüksek bir ademi üniterlik aracılığıyla hakikatleşmesi” anlamına gelen katılmacı demokrasi, 21. asrın idare biçimi olarak kabul edilmektedir. Katılmacı demokrasinin asıllaşmasında da gönüllü kuruluşlara büyük misyonlar düşmekte ve giderek çoğalan derecede ehemmiyeti bulunan etraf meselelerinin bu çerçevede daha basit analiz etilebileceği düşünülmektedir.

Dünyada her sene ortaklaşan mesele alanlarında faallik göstermek üzere gönüllülük temeline dayalı binlerce yeni teşkilat kurulmaktadır. Türkiye de hiç şüphesiz bu sürecin dışında değildir. Sivil toplum ve demokrasi tecrübeyi açısından çoğu defa yolun başında bir ülke olarak değerlendirilse de Türkiye’de genel olarak cemiyetsel mevzularla alakalı gönüllü teşkilatlanmaların ve özellikle etraf alanında çalışmalar yapan gönüllü kuruluşların varlığı oldukça daha öncekilere sabretmektedir. Ancak bu kuruluşların ne derece idareye katıldığı, başka deyişle gönüllü kuruluşların ulus katılımını ne derece organize edebildiği tartışılması gereken bir meseledir.
Bibliyografi:
John Clark, Kalkınmanın Demokratikleşmesi
Ali Yaşar Sarıbay, Siyasal Sosyoloji

Yazar:Esat Kaplan

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
maltepe escortümraniye escort