Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Ergenliğin Beyine Tesirleri

  • 21 Mart 2021
  • Ergenliğin Beyine Tesirleri için yorumlar kapalı
  • 82 kez görüntülendi.

İnsanlar çocukluktan erişkinliğe doğru ilerledikçe ergenlik sınan bir düzeyden geçerler. Ergenlik, bir bireyin yaşamındaki büyük sosyal, etrafsal ve biyolojik metamorfozun yaşandığı bir yarıyıldır. Genellikle gençlik senelerinde alana gelen ergenliğin başlangıcı, insanın fiziksel ve duygusal gelişiminin ehemmiyetli bir yarıyılıdır. Bu vakit zarfında alana gelen daha besbelli vücutsal farklılıklara ek olarak, bir ergenin beyni de görünmeyen farklılıklardan […]

İnsanlar çocukluktan erişkinliğe doğru ilerledikçe ergenlik sınan bir düzeyden geçerler. Ergenlik, bir bireyin yaşamındaki büyük sosyal, etrafsal ve biyolojik metamorfozun yaşandığı bir yarıyıldır. Genellikle gençlik senelerinde alana gelen ergenliğin başlangıcı, insanın fiziksel ve duygusal gelişiminin ehemmiyetli bir yarıyılıdır. Bu vakit zarfında alana gelen daha besbelli vücutsal farklılıklara ek olarak, bir ergenin beyni de görünmeyen farklılıklardan geçer. Bu farklılıklar hormon ismi verilen kimyeviler tarafından yönlendirilir.
Hormonlar bedenin daha uzun olmasına, biçim değiştirmesine ve hatta saç uzamasına destekçi olur. Hormonlar bedenin değişik bölgelerine kemikler, adaleler veya ten gibi tesir etse de, beyinde ergenlik için birkaç ehemmiyetli hormon üretilir. Bilim adamları, hormonların beynin nasıl geliştiğini ve değiştiğini nasıl etkilediği hakkında daha fazla şey biliyorlar.
Erkek ya da kız, olsun doğduğu andan itibaren vücudu değişmeye başlar ve ihtiyarladıkça değişmeye devam eder. Bu, beşeri büyüme sınan bir süreçtir. İnsan gelişimini bebeklik 0-2 yaş, çocukluk 3-11 yaş, ergenlik gibi hayatın birkaç ehemmiyetli evresinden geçerken düşünebilir.
Ergenliğin Beyine Etkileri12-18 yaş ergenlik iken 18-24 yaş arası genç erişkinlik olarak adlandırılır. Hipotez edebileceği gibi, bebeklikten genç erişkinliğe kadar bir hayli farklılık vardır! Bu farklılıkları ve bunların nasıl hakikatleştiğini kavramak, olgunlaştıkça bireyin kendisini ve çevresindekiler daha iyi kavramasına destekçi olabilir.

Hormonlar ve Beden

Peki, beden sihrime zamanı geldiğini nasıl öğreniyor? Bu süreçte içte ve dışta bu başkalaşımı etkileyen nedir? Ergenlik yarıyılı olan bu büyüme ve değişme yarıyılı oldukça karışık bir süreçtir ve genellikle tüm hareketli parçaları idaremek için organize bir sistem gerektirir. Misalin bir senfoni dinlenildiği zaman dinlenen hoş müziği üretmek için bir hayli değişik çalgının doğru zamanda doğru notaları çalması gerekir. Tüm bu ayrı öğelerin beraber çalışması için bir şef, her çalgıya neyi, ne zaman ve nasıl çalınacağını söyler.
Bedendeki genlerde, her bedenin kendi eşsiz şarkısını yapmak için bir araya dizilmiş müzik notaları gibidir. Uygun zaman geldiğinde hormon denilen özel kimyeviler salgılanmasını sağlar. Bedenin bir kısmında bir endokrin bezi yapılan ve daha sonra kanda gezerek bedenin öbür bölgelerine ne yapması gerektiğini söyleyen kimyevilere hormon denir. Bunlar sanki bedenin öbür bölgelerine ne yapması gerektiğini söyleyen geçirgenler gibidir. Bedendeki bir hayli uzuv sistemi, o zaman, şefin emirlerini yerine getiren ve tüm süreci yaşama geçiren aletler gibidir.
Bu karışık geçiş yarıyıllarında hormonlar, bedende gezen ve gelişmek veya gelişmeyi durdurmak, biçimini ve ebadını değiştirmek veya bedenin lüzum dinlediği bir şeyden daha aşırısını veya daha azını yapmak için emirler veren haberciler olarak hizmet eder ve insan bedeninde takribî 50 değişik cins hormon vardır.
Adrenalin ve kortizol gibi kimileri strese tepki vermemize ve “savaş ya da kaç” tepkisini başlatmamıza destekçi olur. Melatonin gibi öbürleri biyolojik saatlerimizi ayarlamaya destekçi olur ve bize ne zaman yatacağımızı veya uyanacağımızı söyler. Tiroksin ve insülin gibi bir hayliyi metabolizmanın hakimiyetine destekçi olur. Östrojen, testosteron ve sihrime hormonu gibi öbürleri, faize uzuvlarının gelişmesi gibi ergenlik yarıyılında büyürken bedenimizde alana gelen farklılıklar için kritik ehemmiyete sahiptir.

Ergenlik Yarıyılında Ne Olur?

Ergenlik, çocukluktan erişkinliğe geçilen zamandır ve ergenlik yarıyılının hemen evvelinde ve ismini bu sırasında bedende alana gelen bir dizi hormon kaynaklı farklılıklardan alır. Bedenin biçimi, ebadı ve bileşimi, bir organizmanın faize marifeti olan cinsel olgunluğa doğru ilerledikçe değişir. Ergenliğin bir neticeyi olarak ruh hali ve tutumlar da değişir. Bedende farklılıklara neden olan aynı hormonlar, beynin yapısını ve organizasyonunu da şekillendirmeye destekçi olur. Ergenlik çağında beyinlerimiz, olgun düşünme, sezme ve tutum şekillerine izin veren iletişimleri kuvvetlendirir ve ince ayar yapar.

Ergenliğin başlarında adrenal bezler böbreklerin üstünde bulunur DHEA yeşil gibi androjenler ismi verilen hormonları üretir. Kasık kılı, beden kokusu, yağlı cilt ve iltihaplı sivilce gibi ergenlik çağının en erken bulgularını bu evrede görebilirsiniz. Ardından, hipotalamus ve hipofiz bezi pembe olarak adlandırılan iki minik beyin bölgesi faize uzuvlarına iletiler yollayarak onlara testosteron, östrojen ve progesteron mavi gibi seks steroidleri yapmalarını söyler. Bu hormonlar beynin yapısını şekillendirebilir ve gelişim süresince işlev görebilir.

Androjenler

Androjenler saç, kemik ve erkek faize sisteminin gelişmesini tertip eden adrenal bezler erkeklerde ve bayanlarda, testisler sadece erkeklerde ve yumurtalıklar sadece bayanlarda tarafından yapılan hormonlardır. Genellikle erkek özellikleriyle ilişkili bir hormon grubudur, ancak aynı zamanda dişilerin muntazam gelişimi için de çok ehemmiyetlidirler. Erkekler ergenlik yarıyılında androjen testosteronunda büyük bir çoğalış yaşarken, testosteron da bayanlarda çoğalır, ancak erkeklere göre daha azdır. Netice olarak, beyin devreleri cinsiyete has biçimlerde tertip edilirken bayanların ve erkeklerin beyinlerini azıcık değişik kılar. Bu, muhtelif beyin bölgelerinde sihrime, yaşamda kalma ve hücre tipindeki değişiklikleri içerir. Cinsel dimorfizm ismi verilen bu ince değişiklikler bulunur. Bu değişiklikler;
Aslan yelesi yalnızca erkeklerde veya kanguru kesesi yalnızca dişilerde gibi, aynı cinse ait erkek ve dişilerde değişik olan biyolojik bir özelliktir. Beyin her iki cinsiyetin eşsiz biyolojik arzlarına hazırlanırken bu cinsiyet steroidleri ismi verilen başka bir hormon grubu ile sağlanır. Ergenlik yarıyılında erkek ve dişi cinsel gelişim arasındaki değişiklikleri hakimiyet eden kolesterolden yapılan bir grup hormondaha bulunur. Bayanlarda yumurtalıklar ve erkeklerde testis tarafından üretilir ve ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişimini teşvik eder. Ergenlik yarıyılında çoğalan seks hormonlarının neden olduğu, erkeklerde ve bayanlarda değişik olan ve cinsel gelişimin bitirilmesini simgeleyen görünüm farklılıkları oluşur.
Kızlar için bu, daha geniş kalçaları, daha büyük göğüsleri ve âdetin başlangıcını içerir. Erkekler için bu, çoğalan adale kütlesi, daha derin bir ses ve surat kıllarının büyümesini kapsar. Büyüme saldırıyı olarak adlandırılan süratli bir yükseklik çoğalışı, genellikle erkek ve kızlarda ergenliğe eşlik eder. Steroid hormonlar aynı zamanda cinsel tavırlarla alakalı beyin devrelerini de harekete geçirir, bu sebeple ergenler sekse olan alakanın çoğalmasına neden olur.

Ergenlik ve Beyine Tesirleri

Ergenliğin Beyine EtkileriVasati olarak ergenlik, kızlarda 10-14 yaşları arasında, erkeklerde 12-16 yaşları arasında görülür. Bireyler arasında ergenliğin giderekmesinde pek çok değişiklik vardır. Bilim adamları, ergenliğin başlangıcı, süresi ve temposunun bir bireyin kültürel geçmişi, eğitim seviyesi, beden kompozisyonu ve genleri gibi etkenlerden etkilenebileceğini keşfettiler. Eksantriktir ki, ergenliğin başladığı vasati yaş jenerasyonlar süresince eksilmiştir. Ergenliğin erken düzeylerinde alana gelen farklılıkları doğru ve emin bir biçimde ölçme marifeti, ergenliğin beyni nasıl etkilediğini kavramada ehemmiyetli bir adımdır.
Bilim adamlarının hormonların beyindeki tesirlerini tahlillerinin bir yolu, sıçanlar gibi hayvanları araştırmaktır. Hayvanları kullanarak perhiz gibi etrafsal etmenleri daha iyi hakimiyet edebilir ve insanlar üzerinde hakikatleştirilmesi imkânsız olan deneyler yapabilir. Hormonların üretildiği beden kısımlarını testisler veya yumurtalıklar gibi çıkarabilir ve bu hormonlar olmadan gelişimin nasıl ilerlediğini araştırabiliriz. Ergenliği tetiklemek ve muhakkak nöronların gelişmesini izlemek için kimyeviler kullanabilir. Ve farelerin insanlardan daha kısa hayat vakitleri olduğundan ergenliği seneler yerine haftalar içinde araştırabilir. Hayvanlar, ergenlik gibi biyolojik mekanizmaları başka hiçbir biçimde olası olmayan bir detay seviyesinde bilgi edinilmesini sağlar.
Yeniden de, insanlar ve öbür cinsler arasında büyük değişiklikler vardır, bu sebeple farelerde olanların bütün olarak insanlarda olanlarla aynı olduğu düşünülemez. Bir bireyin hormonları araştırma için değiştirilemez zira birey üzerinde uzun süreli bir tesiri olabilir. Bunun yerine, insanları araştırmak için analistler, kandaki testosteron ölçüyü veya ilk adet döngüsündeki yaş gibi bedende zati natürel olarak alana gelen şeyleri ölçülmektedir. Bilim adamları daha sonra bu vücutsal farklılıkların beyin hacmi gibi öbür beden ölçümleriyle iletişimli olup olmadığını test edebilir. Bu iletişimler bize bir şeyin ötekisine yol açıp açmadığını söyleyemez, yalnızca bir biçimde ilişkili olduklarını söyler.

Pubertal Hormonlar Beyin Yapısını ve İşlevini Nasıl Değiştirir?

Ergenlik, bizi erişkinler dünyasına hazırlayan devingen bir geçiş yarıyılıdır. Yeniden de erişkinler olarak dahi yaşam devamlı akış halindedir ve beyin bu devam eden farklılıklara geçim sağlamanın yollarına lüzumu vardır. Ergenlik yarıyılında beyni ve bedeni şekillendirmeye destekçi olan aynı hormonlar, gerçeğinde tüm hayat süresince oyundadır! Doğumdan evvel dahi, testosteron ve östrojen erken beyin gelişiminde rol oynar, yeni nöronların yaratılmasına destekçi olur ve beynin yapısını oluştururken onlara kılavuzluk eder. Ergenlik yarıyılında, bu hormonlar beynin organizasyonunu ve yapısını kalıcı olarak olgun formuna dönüştürmek için hareket eder.
Testosteron ve DHEA gibi androjen hormonlarının yanı gizeme östradiol gibi östrojen hormonları, beynin bilme ve hafıza, cinsel tutumlar ve duygu operasyona ile alakalı kısımlarının doğru gelişimi için özellikle ehemmiyetlidir. Bilim adamları, hormonal bozuklukların yanı gizeme sıhhatli insanlar üzerinde yapılan çalışmalarla beraber hayvan modellerini kullanarak, pubertal hormonların beynin yapısını ve işlevini nasıl değiştirdiğine dair daha iyi bir fotoğraf elde etmeye başlamaktdır.
Beyin yapısını değiştirmenin birkaç yolu vardır. Bunlardan biri, beyin bölgelerinin genel ebadını değiştiren nöron gelişmesi veya vefatıdır. Hayvanlarda ve sıhhatli insanlarda, pubertal hormonlar hipotalamus, hipofiz bezi ve amigdala gibi beyin yapılarının muntazam gelişmesi için lüzumludur. Hipotalamus ve hipofiz bezi hayat boyu hormon regülasyonu için çok ehemmiyetli olduğundan, ergenlik yarıyılında bu beyin bölgelerinin uygunsuz gelişmesi, uyku veya metabolizma bozuklukları gibi uzun vadeli sıhhat neticelerine yol açabilir. Aşırıdan bir X kromozomunun neden olduğu genetik bir bozukluk olan Klinefelter belirtiyi, ergenlik yarıyılında testosteron beceriksizliğine ve ehemmiyetli miktarda eksilmiş amigdala hacmine yol açar. Bu hormonal ve beyin yapı farklılıkları, bu fertlerin karşılaştığı sosyal ve duygusal meselelere katkıda bulunabilir.
Beyin yapısını değiştirmenin bir başka yolu da, her bir nöronun öbür nöronlarla yaptığı iletişimlerin rakamını değiştirmektir, bu da beyin devrelerinin genel karışıklığını değiştirir. Misalin, hipokampüste östrojen hormonu için çok rakamda hormon reseptörü vardır ve östrojenin sıçanlarda nöronlar arasındaki iletişim rakamını artırdığı gösterilmiştir. Hipokampustaki çoğalan rakamda nöronal iletişim, ergenlik yarıyılında sıklıkla görülen bilme ve bellekteki büyümeler için tesirlere sahip olabilir. Hayvanlarda ve insanlarda seks steroidleri miyelinleşmede kritik bir rol oynar
Miyelin ismi verilen bir maddede bulunan nöronları kaplayan bir cins izolasyon, böylece bilgileri uzaktaki öbür nöronlara süratle taşıyabilirler. Bu elektrik sinyallerinin daha yararlı olması için beynin nöronlarını izole eden bir süreçtir. Miyelinleşmenin ergenlik çağında reelleştiği aslı bize beyin bölgeleri arasındaki yararlı irtibatın, bilgiyi süratli bir biçimde işlemeye destekçi olduğunu, beynin olgunlaşma sürecinin zorunlu bir parçası olduğunu tanımlanmıştır.

Bibliyografi:
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2475802/
https://www.apa.org/about/gr/science/spin/2014/10/brown-adolescent-brain.pdf

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ