Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Ekolojik Süksesyon Nedir?

  • 19 Nisan 2021
  • Ekolojik Süksesyon Nedir? için yorumlar kapalı
  • 27 kez görüntülendi.
Ekolojik Süksesyon Nedir?

Süksesyonun Yapısı ve Sebepleri Süksesyon, kommünitelerin gizeme ile birbirini izlemesi vakayıdır. Zamanla, belli bir alandaki, baskın cinslerin öteki cinslerle yer değiştirmesini kapsar. Şayet bir çiftçinin tarlası, nadasa vazgeçilirse, ilk sene, bir senelik yabani otlar yetişecektir. İkinci sene bir hayli çok senelik otlar ortaya çıkar, bunlar üçüncü sene daha da yaygınlaşır. Bununla beraber, otlar, yerlerini kısa zamanda, […]

Ekolojik Süksesyon Nedir?Süksesyonun Yapısı ve Sebepleri

Süksesyon, kommünitelerin gizeme ile birbirini izlemesi vakayıdır. Zamanla, belli bir alandaki, baskın cinslerin öteki cinslerle yer değiştirmesini kapsar. Şayet bir çiftçinin tarlası, nadasa vazgeçilirse, ilk sene, bir senelik yabani otlar yetişecektir. İkinci sene bir hayli çok senelik otlar ortaya çıkar, bunlar üçüncü sene daha da yaygınlaşır. Bununla beraber, otlar, yerlerini kısa zamanda, egemen cins olarak odunsu çalılara vazgeçer ve neticede bunlarda ağaçlarla yer değiştirir. Ya da bir göl kurursa, kumlu dip kısmı, daha sonra ağaçların yerleşeceği, otlarla kaplanır.
Farklılığın sebebi nedir? Süksesyon niçin olur? İklim olamaz; zira iklim aynı kalsa dahi, süksesyon olacaktır. İklim farklılıkları, bazı kaynakları kullanım dışı vazgeçerek süksesyonu hazırlayan farklılıkları başlatabilir ve iklim hangi cinslerin öbürünü izleyeceğini tanımlamada büyük bir etmen olabilir; fakat, süksesyon hadisesinin başka sebepleri olmalıdır. Yaygın görüşe göre, en ehemmiyetli neden kommünitelerin bizzat kendisi tarafından yaratılan fiziksel etrafın modifikasyonudur.
Süksesyona uğrayan kommüniteler, bulundukları alanı kendileri için daha az, öteki kommüniteler için daha fazla seçim edilebilir şekilde değiştirme meylindedirler. Neticede, süksesyondaki her bir kommünite, kendi yok oluşunun tohumlarını eker. Primer süksesyon olarak öğrenilen bir süreç olan, yeni oluşmuş kara eşi kum tepesi ya da lavlar üzerinde öncül kommüniteler tarafından başlatılan farklılıkları düşünün. Sekonder süksesyon otların, çalıların ve ağaçların süksesyonuna yol kalemtıraş biçimde orjinal kommünite bozulduktan sonra orman kesilmesinde olduğu gibi kommünitenin yine oluşmasını kapsar. Primer süksesyonda, siyanobakteriler ve alglerin egemen olduğu ilk kommüniteler, yüzeyde toprağın ilk izlerini yaratacak bir döküntü katmanı oluştururlar. Bu katmanın birikmesi, yağmur suyu akışını, yüzey sıcaklığını ve ufalanmış organik madde olan humus yaradılışını tesirler. Humusda toprak gelişimine katkıda bulunur ve bu biçimde toprağın su yakalamasını, pH ve havalanmasını, besleyici mineralleri, toprak organizmalarının çeşitlerini tesirler. Fakat, bu farklılıkları yaratan öncül kommünitelerin organizmaları yeni şartlar altında zaferli olmayabilir ve daha bol besleyici ve su yakalayan alanda daha zaferli olan rakipleri ile yer değiştirebilirler.

Ekolojik Süksesyon Nedir?

Süksesyonu oluşturan habitat modifikasyonlarının çoğu, canlı organizmaların tesirinden kaynaklansa da, öteki eforların da katkısı olabilir. Fiziki coğrafya farklılıkları bunlar arasındadır. Misalin bir akarsu kanalındaki derinlik, bataklığın daha iyi drene olmasını getirebilir ya da fazla akan bir akarsu, tabana doğru mil birikimini çoğaldırabilir. Böyle farklılıkları kısa zamanda, vejetasyon farklılıkları izleyecektir.
Habitat başkalaşımının —ister organizmaların tesiriyle, isterse fizyocoğrafik farklılıklarla olsun — ekolojik süksesyonu tümüyle açıklayamadığı düşüncesi giderek yaygınlaşmaktadır. Vejetasyondaki farklılıklar sadece bazı cinslerin daha kolay böldüklerini ve daha süratli geliştiklerini gösterir. En sonunda ağaçlar egemen olsa da, henüz terkedilmiş bir çiftliğin tek senelik otsu nebatları, yavaş gelişen ağaç fidelerine mukayeseyle, öncül kommünitenin çok daha ehemmiyetli aboneleri olacaktır.
Bazı Süksesyon Misalleri
Detaylı çalışılan ilk primer süksesyon misallerinden biri Chicago Üniversitesinden H. C. Cowles tarafından çalışılan Mişigan gölşanın güneyindeki kumul vejetasyonudur. Göl, bugün olduğundan çok daha fazla güneye dağılmıştı. Göl kıyısı yavaş yavaş kuzeye doğru çekilirken, geride bir seri ardışık genç kıyılar ve kum tepecikleri vazgeçmiştir. Bundan dolayı, kıyıdan başlayarak birkaç mil güneye yürüyen biri, dizi kommünitelerin içinden geçebilir. Bu kommüniteler üryan plajla başlayan ve yaşlı bir ormanla sona eren muhtelif süksesyon evrelerine içerir. Bazı vaziyetlerde bu ormanlarda kayın ve akçaağaç baskın vaziyettedir, değişiklerinde karmaşık olarak meşe baskındır. Bu safhaları daha detaylı araştıralım.
1. Kıyıya yakın sahilde, karasal yaşam yoktur; zira sık sık dalgaların devirici tesirine maruz kalır.
2. Orta sahil genellikle yazın kurudur; ancak bazen şiddetli kış kasırgaları tarafından oluşturulan dalgalarla yıkanır. Yaşam şartları çok sert olup, tek ve çok senelik nebatların yaşaması için uygun değildir; ancak yazın birkaç bir senelik nebat yetişir.
3. Yukarı sahilde şartlar, alt ve orta sahilden daha az şiddetli olsa da, nebat örtüsü hala çok seyrektir.
4. Daha yükseklerde kuma tutunmuş çok senelik sahil otsularının baskın olduğu kumul vejetasyonu öncül kommünitedir. Kaplan böceği, çekirgeler ve örümcekler bu kommünitenin tipik hayvanlarıdır.
5. Giderek toprağı daha fazla zenginleştiren ve stabilize eden bir senelik nebatlar görülür.
6. Daha sonra kum söğütü, kum çileği ve ayı üzümünden oluşan baskın bir çalı bölgesi görülür. Bu kommünitedeki nebatlar, öncül bir seneliklerden daha uzun olup, bir seneliklerin ışıklarını yasaklarlar. Çalı kommünitesi, toprağa ehemmiyetli ölçüde humus ilaveler.
7. Çalı bölgelerinden çam ormanına geçilir. Ancak çamlar, kendi fideleri için çok fazla gölge yarattıklarından bu düzey daha kısadır.
8. Çam ormanları derin, humusca zengin, nemli topraklarda yetişen sert odunlu ormanlara yol açarlar. Fideleri hem çam ağaçlarının, hem de kendi ebeveynlerinin gölgelerinde yaşamlarını sürdürebildiklerinden, bu ağaçlar çam ormanlarının yerini alırlar. Bunlar çamlardan daha yükseklere çıkar, gölge yapar ve çamların vefatına neden olurlar. Kayın, akçaağaç, meşe ve ceviz ağacı dağılımı, tohumların bulunabilirliğinin yanında muhtelif toprak ve iklim şartlarına da bağlıdır. Sert odunlu ormanlar, içinde yalnız kendi fidelerinin varlıklarını sürdürebileceği bir civar yarattıklarında, klimaksı belirleyen balansa erişilmiştir.
Göl kıyısından ormana kadar olan yürüyüş sırasında, gözlemci bir şahıs, fiziksel civarda bir çok farklılığı göreöğrenir; toprak yüzeyindeki toplam ışık yoğunluğunda gitgide artan eksilme, rüzgar süratinde ve buğulaşma oranında eksilme, toprak neminde ve nisbi nemde, topraktaki humus ölçüsünde ve yüzeydeki yaprak çürümesi ölçüsünde çoğalış gibi. Gölden ormana doğru kollanan kommünite serileri ve etrafsal farklılıklar, dalgalarla yıkanan bir sahilken, şu anda ormanlarla kaplı bir alandaki süksesyon serilerini tekerrürler.

Ekolojik Süksesyon Nedir?

İyi çalışılmış öteki bir süksesyon tipi göllerdeki süksesyondur. Etraftaki topraklardan yıkanan sedimentler göleti doldurmaya başlar ve planktonik organizma yıkıntıları, organik materyale ilave edilir. Kısa vakit sonunda gölnam kenarlarında sığ sularda, yarı batık ve mesajım demedi nebatlar ortaya çıkar. Kökleri mili meblağ ve köklerin bulunduğu gölet daha süratli değiştiğinden, birikim, çürükçüllerin bölmesinden daha süratli olur. Kısa vakit içinde su, geniş yapraklı yüzen otların yerleşmesi için yeterince sığlaşır. Bu göl otları, daha evvel yerleşmiş yarı batık cinslerle yer değiştirecek, onlar gölde uzak bir alanda yaşamaya zorlanacaklardır. Dip değişmeye devam ettikçe, yüzen nebatlar, dip balçığında kökleri olan, sürgünleri su üzerinde bulunan nebat cinsleriyle yer değiştirir. Bu nebatlar birbirlerine çok yakın gelişirler, sedimanı sıkıca meblağlar ve büyük hacimleri organik madde birikimini artırır. Şartlar kısa zamanda bir kaç karasal nebatın yere tutunmasına ihtimal verecek kadar kuraklaşır. Daha evvel gölnam bir parçası olan alan, şimdi yeni oluşmuş kuru bir alandır. Bu kumpasta her bir düzey, göleti ya da gölü abluka eten seri zonlar olarak görülebilir.
Zamanla zonlar merkeze doğru yanaştıkça gölet de giderek küçülür. Sonunda, göletden hiçbir şey kalmaz. Evvelki misallerde olduğu gibi, süksesyonlar gölet ve göllerden değişen karalar ile başlamak zorunda değildir. Bir zamanlar volkanik olarak oluşmuş Galapagos’u ve son senelerde Krakatoa volkanik patlamasıyla oluşmuş üryan kaya yüzeylerini göz önünde bulundurun.
Böyle alanlarda, primer süksesyonun lider organizmaları yosunlar, kaya yüzeyinin nemli olduğu kısa yarıyıllarda büyüyüp, yüzeyin kuru olduğu peryotlarda dormant kalan, azot fikse eden siyanobakteriler olabilir. Yosunlar kayayı asındıran asitleri ve diğermaddeleri salar. Toz partikülleri ve ölü bakteri kırıntıları bu yolla oluşmuş, çok ufak çatlaklarda birikebilir ve lider yosunlar burada tutunabilir. Yosunlar, daha fazla toz ve döküntü yakalayacak kümeler veya istifler halinde büyür ve gitgide kalınlaşan bir örtü oluşturur.
Birkaç eğrelti otu sporu, ot tohumları ve senelik otsular bu örtü ve yosun içine yerleşip, artabilir. Bu aşamalar, şayet ölü organik madde —misalin yosunlar— yıkanır ve kuytu yerlerde, çatlaklarda bir araya gelirse tamamen sıçranabilir ve böylece yüksek nebatların gereksindiği toprak hemen sağlanmış olur. Deniz kuşlarının Guano’su zorunlu azotu sağlayabilir. Giderek daha fazla nebat yaşamda kalıp, geliştikçe, daha fazla mineral ve organik materyal yakalanır ve böylece yeni toprak katmanı kalınlaşır. Daha sonra çalılar ve hatta ağaçlar büyümeye başlayıp, bir zamanlar üryan olan kaya yüzeyini kaplar. Terkedilmiş tarlalarda, kullanılmayan demiryolu arazisinde, sürülmüş otlaklarda ya da kesilmiş ormanlardaki sekonder süksesvon ilk aşamalarında nisbeten seri ilerler; zira; evvelki kommütelerinin tesirleri tamamen silinmemiş olup, fiziksel alan, sahildeki ya da kaya üzerindeki kadar üryan değildir.
Georgia’daki terkedilmiş bir mısır tarlasına misal olarak alalım. İlk sene, Ambrosia horseweed ve Digiiorie sangui nefis gibi senelik otsu nebatlarla kaplanacaktır. İkinci sene, muhtemelen Ambrosia, goldenrod ve yıldız çiçeği yaygın olacak ve daha fazla ot bulunacaktır. Otsu nebatlar genellikle, birkaç sene baskın olacak, sonra gitgide daha fazla çalı ve ağaç fideleri görülecektir. Gölgesiz alanda iyi yetişecek ilk ağaç fideleri çamlar olacak, sonunda ot ve çalıların yerini bir çam ormanı alacaktır. Fakat çam fideleri, yaşlı sırçaların gölgesinde iyi yetişemez. Meseler, cevizler ve yaprak döken öteki ağaçlar gölgeye daha hoşgörülü olup, yaşlı çamların altında, sonunda onların yerini alacak biçimde, ormanın daha alt kısımlarında yavaş yavaş büyüyecektir. Bu biçimde oluşmuş yaprak döken ormanlar daha kararlı olup, çok uzun bir vakit süresince kendiliğindene yetecektir.
Ormanlar genellikle, kendi cinsleri ve ilişkileri olan, az ya da çok katmanlaşma gösterirler. Orman tabanı ya da otsu katman, çalı seviyeyi, kısa-ağaç seviyeyi ve kanopi seviyeyi, yaprağın döken tropikal ormanların yaygın katmanlardır. Taç kısmındaki cinsler güneş ışığının çoğunu meblağ; ama asimile ettikleri enerjinin çoğu yapılanmada, odunsu destek dokusunun korunmasında kullanılmalıdır. Öteki yandan, otsu nebatlar, gelen güneş ışığının % 1 ‘i gibi çok azını alırlar; ancak bu nebatların odunsu katmanları olmadığından, fotosentezden gelen tüm enerjiyi varlıklarını sürdürmede ve faize için kullanabilirler.

Ekolojik Süksesyon Nedir?

Egemen nebatların süksesyonu ile ilişkili farklılıklar, terkedilmiş tarla kommünitesinin hayvan popülasyonlarında da izlenir. Süksesyonda yaygın meyillerin özeti primer ve sekonder süksesyon olmak üzere, süksesyonun muhtelif misalleri arasındaki bir hayli değişikliğe karşın, heterotrof ve ototrofların dahil olduğu çoğu vaziyetlerde bazı genellemeler yapılabilir:
1. Süksesyon sırasında cins kompozisyonu kesintisiz olarak değişir; ancak farklılık genellikle ilk düzeylerde, sonraki aşamalara göre daha süratlidir.
2. Temsil edilen cinslerin toplam rakamı başlangıçta süratle, sonra daha yavaş olarak çoğalır ve neticede yaşlı düzeylerde az ya da çok kararlı hale kazanç. Bu meyil, spektrumun süksesyonun genellikle sonraki konutlarında çok daha büyük olduğu, heterotroflar için geçerlidir.
3. Net primer yapım ototroflar tarafından fotosentez mahsullerine çevrilen ve heterotroflar için kullanılabilir olan enerji ölçüyü yüksek bir kararlı seviyeye erişene kadar çoğalır.
4. Ekosistemin organizmalarında ve toprakta yakalanan inorganik besleyicilerin birikimi çoğalır ve bu birikimin büyük kısmı nebat dokularında depolanır.
5. Hem ekosistemdeki toplam biyokütle hem de cansız organik madde ölçüyü, süksesyon süresince daha kararlı bir aşamaya erişilinceye kadar çoğalır.
6. Kommünitedeki nebatların yüksekliği ve kütlesi çoğalır, bu da, vertikal katmanın mikrohabitatlara doğru değişikleşmesinde tesirli olur.
7. Toprak üstü nebat örtüsünün yoğunluğunun çoğalması ile kommünite içindeki mikroklima, gitgide kommünitenin kendisi tarafından tanımlanır hale kazanç.
8. Yiyecek ağları daha karışık hale kazanç, bunların içindeki cinsler arası ilişkiler daha iyi belirlenir ya da daha fazla özelleşir.
Özet olarak, şayet bu genellemeler doğru ise, süksesyonların çoğunun meyli, içinde enerjinin daha az ziyan edildiği, böylece ek enerji temini olmaksızın daha büyük bir biyokütlenin desteklenebileceği, daha karışık ve daha uzun ömürlü bir ekosistem güzergahında olur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ