Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Duyusal Süreçler ve Beynin İlişkisi

  • 04 Nisan 2021
  • Duyusal Süreçler ve Beynin İlişkisi için yorumlar kapalı
  • 92 kez görüntülendi.

Bir duyu almacı uyarıldığında, onun aldığı bilgi, merkezi asap sisteminin o duyu ile alakalı bölmüş kısmına taşınmalıdır ve sonra da bu bilgi işlenmelidir. Almaçlar, duyu nöronları, ara nöronlar ve beyin hücrelerinin oluşturduğu ağ, çok karışık ve kesin bir kumpasa sahiptir. Bu ağı ve bir organizmanın gelişim süreci içerisinde onun nasıl alana geldiğini kavramak için etkin […]

Duyusal Süreçler ve Beynin İlişkisi Bir duyu almacı uyarıldığında, onun aldığı bilgi, merkezi asap sisteminin o duyu ile alakalı bölmüş kısmına taşınmalıdır ve sonra da bu bilgi işlenmelidir. Almaçlar, duyu nöronları, ara nöronlar ve beyin hücrelerinin oluşturduğu ağ, çok karışık ve kesin bir kumpasa sahiptir.
Bu ağı ve bir organizmanın gelişim süreci içerisinde onun nasıl alana geldiğini kavramak için etkin ve eksantrik alanlar çalışılır. Kendilerine has emin bir bilgi çeşidi taşımakla görevlendirilmiş ilk aksonların, embriyonik gelişim sırasında kendilerine uygun gayelerini “nasıl buldukları ” henüz çok iyi anlaşılmamıştır. Gelişim sırasında, duyu nöronlarından gelen aksonların sonlanacakları yeri, kendilerinin “bildikleri” görülmektedir. Gerçi, yapılan deneylerde bir bölgeden alınıp başka bir bölgeye nakledilen almaçların gelişim sırasında çoğunlukla, transplantasyon yapılmadan evvel beyin içerisinde tespit edilmiş olan kısma aksonlarını yolladıkları otaya çıkmıştır. Ayrıca, beyin bu almaçlardan gelen bilgiyi sanki orijinal mesken yerinden geliyormuş gibi açıklamaktadır.Duyusal Süreçler ve Beynin İlişkisi Misalin, yeterince gelişmiş bir kurbağa larvasının iribaş sırt kısmından alınan ve değme almaçlarını taşıyan ten parçası onun karnından alınan parça ile değiştirilirse, ergin kurbağanın sırtındaki ten uyarıldığında kurbağa karın kısmını kaşıyacaktır. Bu deney duyarlılığın merkezi asap sistemi üzerine bağımlılığını vurgulamaktadır. Gelen aksiyon potansiyelinin açıklanması, onları taşıyan aksonların daha evvelden beyinde sonlanacakları yerin tanımlanmış olmasını direnir, başka bir deyişle dışarıdan gelen hakikat ihtarlara ya da impusların özel niteliğine göre açıklanmaz.

Duyusal Süreçler

Duyusal Süreçler ve Beynin İlişkisi

Surat milyonlarca asap, beyine, doğru olarak nasıl bağlandığına ait sual cevaplanacak olarak beklenmesine rağmen, biz merkezi asap sistemine erişir erişmez, bir bilginin uygun bir biçimde geliştirilmesinin nasıl asıllaştırıldığını kavramaya çalışacağız. Bununla alakalı ehemmiyetli büyümeler, ilkel bir omurgasız hayvan olan atnalı yengeci, Limulus’la yapılan çalışmalardan gelmiştir. Burada elde edilen ilkeler, diğer araştırılacak rastgele bir organizmanın bilgiyle alakalı süreçlerini kavramada anahtar olarak işlev görmüştür.

Lateral İnhibisyonDuyusal Süreçler ve Beynin İlişkisi

Limulus im bileşik gözünün, kendi civarından fotoğrafları nasıl alıp ve beynine nasıl naklettiği mevzusunda çalışmalar yapılırken, H. K. Hartline ve onun Rockefller Enstitüsü’ndeki çalışma dostları, bir ommatidiyum içerisinde bulunan almaçların etkinliğinin diğer ommatidiyumlardaki almaçların tavrı üzerinde çok aşikar bir tesire sahip olduğunu keşfettiler. Karanlıkta almaçlar yavaş fakat kumpaslı bir süratte impuls çıkarırlar. Tek bir ommatidiyum ışıklandırıldığı zaman onun almaçlarını beklendiği gibi, daha süratli bir biçimde impuls çıkarmaya başlar; ancak aynı zamanda komşu ommatidiyumlardaki almaçlar, onların komşularının etkinliğe sevk edilmesiyle inhibe olurlar ve komşu ommatiduyumlardaki almaçlar daha sesiz kahırlar. Bu vaka lateral inhibisyon olarak öğrenilir. Net netice, fotoğrafın nakledilmesinde ortaya çıkar, aydınlık ve karanlık arasındaki terslik kenarda artırılmıştır: uyarılan almaçların yanında yer alan tüm hücreler, kendilerinin düşük bazal süratle alana getirdikleri impuls yapımını sonlandırmışlardır.
Hartline ve onunla beraber çalışanlar, lateral inhibisyon hadisesinin ya da onun bir eşdeğerinin insanıda içine alan bir hayli hayvanda büyük bir ihtimalle işlev gördüğünü, hemen kavradılar. Bunu izleyen araştırmalar, varsayımlarının doğru olduğunu göstermiştir; bu cins bir strateji üzerinde çalışılan her hayvanın omurgalılarda almaç hücreleri, birbirleriyle doğrudan etkileşim halinde olmamalarına rağmen görme ile alakalı teçhizatında tesadüfülmüştür. Bu, Mach şeritleri olarak çok iyi öğrenilen donakaltıcı optik kusurun sebebini sarihler: bu hadisede, grinin değişik tonlarına sahip iki alan arasındaki kontrastlık, kenar kısmında artırılmıştır; daha sarih alanın kenarı, o alanın geri kalan kısmından daha soluk olarak görülmektedir, oysa daha koyu alanın birleştiği hudut gri kalan kısımdan daha koyu görülmektedir. Lateral inhibisyonun tesiri, yalnızca optik kusur yaratma ile hudutlu değildir, etraftaki ince detayları seçip güçlendirmeye hizmet eder, aksi taktirde bu detaylar gözden kaçabilir.
Omurgalıların ağ tabakasında yer alan hem horizontal hücreler hemde amakrin hücreler, lateral inhibisyon hadisesinde etkin rol oynarlar. Bir Hayli cinste, horizontal hücreleri bipolar hücrelerle, onlarda gangliyon hücreleriyle sinaps yapar. Diğer cinslerde, horizontal hücreler fotoreseptörlerin kendisiyle sinaps yapar. Gangliyon hücreleri, görme ile alakalı bilgileri beyini yollarlar. En kolay gidişatta, bir gangliyon hücresi, minik bir grup almaç üzerine düşen ışıkta bipolar hücreler aracılığıyla uyarıldığından ve etrafta yer alan almaçlar ışıkla inhibe edildiğinden, gangliyon hücresi, etrafı karanlıkla çevrilmiş minik bir ışık noktası ile aktive edilen almaçlara karşı, en iyi cevap verir. Gangliyon hücresi ve onun yakından ilişki kurduğu horizontal, bipolar ve amakrin hücrelere genellikle nokta dedektörü spor detector ismi verilir.
Nokta dedektörünün ikinci grubu, parlak taban üzerinde minik bir koyu noktanın bulunması hadisesinde olduğu gibi ters vaziyetlere karşı cevap vermek üzere donatılmıştır. Netice olarak, ağ tabaka üzerine düşen fotoğraf, sarih ve koyu noktaların bir modeli biçiminde soyutlanarak beyine sevk edilir.Duyusal Süreçler ve Beynin İlişkisi
Diğer vakalar, ağ tabaka içerisinde aşinayı biçimiyle devam eder. Eş döngüler, komşu koni hücrelerinden gelen bilgileri karşılaştırarak renklerle alaka bilgiyi kodlarlar. Koni hücreleri çok genel olarak ayarlandıklarından, böyle bir karşılaştırma yapılması lüzumludur. Misalin, mavi ışığa duyarlı bir koni hücresinin çok minik bir hiperpolarizasyonun etkilemesi, soluk mavi ışığa ya da parlak yeşil ışığa işaret edebilir. Bu bilinmeyenlik, mavi ışığa duyarlı koni hücrelerinin yanıtını, bu hücrelere komşu olan yeşil ışığa duyarlı koni hücrelerinin yanıtı ile karşılaştırılması ile çözülür. Şayet yeşil koni hücresi uyarılmamışsa, ışık yeşil olamaz. Üç çeşit koni hücresinin verdiği yanıtların oransal gidişatının beraber ele alınması , gelen ışığın dalga boyunu doğru olarak tanımlarlar; böylece bizim renge karşı duyarlılığımızın esasını oluşturur. Çok genel olarak emin ışıklara ayarlanan iki almaçtan gelen bilgilerin bu biçimde karşılaştırılması vakasına antagonistik değerlendirme opponent processing ismi verilir; ve az evvel açıklandığı gibi renk tanımlamanın mekanizması antagonistik renk değerlendirmesi hadiseyi olarak öğrenilmektedir. Onun terslik karşılaştırması yapma taktiği, hemen hemen her zaman kullanılmaktadır. Misalin asap sistemi, eklem açılarını ya da sesin tonunu ölçtüğü zamanda olduğu gibidir. Gerçekten de omurgalılarda ve omurgasızlarda duyu ayırımının hemen hemen her cinsinde bu strateji eş biçimde kullanılmaktadır.

Duyusal Hafıza Duyusal Kayıt: Etraftan alınan bilginin /her türlü iletinin ses, görüntü, koku vb operasyona sistemine girmeden evvel kısa bir zaman yakalandığı bilgi ambarıdır. Kapasitesi. Hudutsuz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ