Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

D Grubu Ressamları

  • 07 Temmuz 2021
  • D Grubu Ressamları için yorumlar kapalı
  • 140 kez görüntülendi.
D Grubu Ressamları

Tanzimat’tan itibaren ülkemizde her alanda Batılı sanat ve kültür hareketlerinin yansıması olan sanatsal çıkışlar ve meyiller mevzubahisi olmuştur. Bu hareketler, çoğu zaman ortak bir topluluk biçiminde kendini gösterirken çoğu zaman da özgür meyiller biçiminde dağınık olarak yaşama yansımıştır. Cumhuriyet inkılaplarıyla her alanda olduğu gibi sanat ve edebiyat/kültür alanında da devlet ve ilerici sanatçılar tarafından […]

Tanzimat’tan itibaren ülkemizde her alanda Batılı sanat ve kültür hareketlerinin yansıması olan sanatsal çıkışlar ve meyiller mevzubahisi olmuştur. Bu hareketler, çoğu zaman ortak bir topluluk biçiminde kendini gösterirken çoğu zaman da özgür meyiller biçiminde dağınık olarak yaşama yansımıştır. Cumhuriyet inkılaplarıyla her alanda olduğu gibi sanat ve edebiyat/kültür alanında da devlet ve ilerici sanatçılar tarafından özel bir gayret olmuştur. Edebiyat alanında Tanzimat’tan günümüze birçok topluluk öne çıkarken fotoğraf alanında topluluklar biçiminde sanat hareketleri ise hudutlu ve kısa süreli olmuştur. Bu yazımızda Cumhuriyet Türkiye’sinde fotoğraf sanatı alanına damga vurmuş bir sanat topluluğu olan ve kendilerini D Grubu RessamlarıD Grubu ressamlarını tanıtacağız.
Kurtuluş Savaşı’ndan hemen sonra her alanda bir reform ve atılımlar gerçekleştirilmektedir. Cemiyetin yine şekillendiği 1930’lu yıllarda zamanın yüksekokul müdürü olan Namık İsmail, Ulusal Eğitim Bakanlığına sunduğu raporda kültür alanındaki inkılapların noksan olduğunu vurgulayarak bu alanda kapsamlı devrimlerin hayati olduğunu ifade etmiştir. Bu rapor birliktesi sanat ve kültür alanındaki büyümelere de dolaylı bir destek anlamına kazanç. İşte D Grubu ressamları böyle bir atmosferde ortaya çıkmışlardır. D grubu ressamlarının temel emeli sanatı yaygınlaştırmak ve ulusa liderlik etmekti.

D Grubu, kendini kamuoyuna ilk kez 8 Ekim 1933’te Beyoğlu Narmanlı Hanı’nın altındaki Mimoza şapka mağazasında açtıkları sergiyle duyurdu. Bu sergiden evvelki ilk buluşmalarını ise İstanbul Cihangir’de Zeki Faik İzer’in evinde yaptılar.

D Grubu Adı Nereden Gelmektedir?D Grubu Ressamları

1933 yılının Eylül ayında kurulan topluluk, beşi ressam olan Zeki Faik İzer, Nurullah Berk, Elif Naci, Cemal Tollu, Abidin Dino ve biri hakikat olarak heykeltıraş olan Zühtü Müridoğlu tarafından kurulan heyetti. Topluluk kendilerinden evvel Osmanlı Ressamlar Toplumu, Sanayi Nefise Birliği, Müstakil Ressam ve Heykeltıraşlar Birliği gibi gruplardan sonra sanat camiasında öne çıktığı için dördüncü sanat hareketi olduklarını belirtmek istemişlerdir. Bunu vurgulamak için Nurullah Berk’in öneri ettiği, abecenin dördüncü harfi olan “ç” yi sıçrayarak “d” harfini kendilerine ad olarak aldılar. D Grubu ressamları, Paris başta olmak üzere büyük sanat merkezlerindeki atölyelerde kübist kavrayışla eğitim görmüş sanatçılardan oluşmaktaydı. Leger, Ernest Laurent, Andre Lhoute gibi zamanın büyük fotoğraf üstatlarının yanında yetişen bu sanatçılar yurda döndüklerinde de bu kavrayışı D Grubu topluluğu bünyesinde teşkilatlı bir biçimde yaşama geçirmişlerdir.

D Grubu Ressamlarının Emeli Neydi?

Bu ressamlar, ülkemizin sanat alanında onlarca yıllık bir gecikme içinde olduğunu belirterek bunu karşılama etmek için teşkilatlı ve faal bir harekete ihtiyaç dinlendiğini belirtirler. D Grubu sanatçıları açtıkları sergilerle ilk kere sergilerin fiyatsız ananesini de başlattılar. Bunda D Grubu Ressamlarıazıcık da sanatı ulusa hoşlandırmak ve millette sanata dair ilgi oluşturma amaçları tesirliydi. Topluluk ilk ortaya çıktığında emin bir akımı ve ya estetik kavrayışı hoşlandırmak gibi bir emele sahip değillerdi, yalnızca o gizemeler Türk fotoğraf sanatında kendini sezdiren serinkanlılığı ve düşüncesizliği ortadan kaldırmayı amaçlamışlardı. Bugüne kadar ülkemizde hudutlu ve yüksek katmana hitap eden empresyonist izlenimci kavrayışa karşı çıkarlar. Bunun yerine kendilerini daha çok Kübist ve konstrüktüvist yapılandırmacı olarak tanımlarlar. Yapıtlarında eşyanın geometrik yapısına her şeyden daha fazla önemsemekteydiler. Grubun aynı zamanda lafçısı olan Ressam Fikret Adaletli, topluluk içerisindeki birçok sanatçının değişik meyilde olmasına karşın gerçek anlamda sanattaki aktüel büyümeleri Türk sanatına aktarma emelinin grubu bir arada tutan en büyük etken olduğunu belirtir. Grubun sergilerine olan yüksek alakanın da topluluğun bu emele erişmede zaferli olduğunu göstermektedir. Her sergiden sonra sanat ve kültür çdüzeylerinde büyüyen kavgaların ve bu müzakereler çevresinde yerlilik-âlemsellik, çağdaşlık-ananeselcilik gibi kavramların öne çıkması da topluluğun gerçek anlamda Türk fotoğraf sanatı için sunduğu katkıları gösterir. Ulusa fotoğraf sanatını hoşlandırmak ve fotoğraf sanatını yaygınlaştırmak topluluğun amaçlarından biriydi. Bu emele uygun olarak D Grubu ressamları sergilerinde kübist meyle uygun yapıtların yanında geçmişteki büyük ustaların değişik meyillerine uygun yapıtları da sundular.

D Grubu ressamlarının ilk sergisi olan Mimoza Şapkacısındaki tanıtım kitapçıklarını hazırlayan devrin ünlü gazeteci ve edebiyatçısı Peyami Safa, gruba dair şunları söyler: “‘D Grubu manga değil, ne sağa çark, ne sola. Ne de başçavuş. Kendi mihveri çevresinde dönen altı kafa, altı çift göz ki, maddenin üstüne de bakıyor içine de bakıyor. Ve ölüde dahi saklanan anı arıyor. Yeni fotoğraf değil bu. Avrupalı ya da yerli fotoğraf değil.” Peyami Safa bu yazısıyla reelinde grup içerisindeki meblağsızlıkları da dile getirir.

Topluluğun Ayrılması

D Grubu sanatçıları, Türk sanat yaşamında ehemmiyetli galibiyet ve canlılık yaratmışlardır. Temel amaçları olan sanata alakayı ve sanatta canlılığı çoğaldırma ismine zaferli olmuşlardır. Bu zaferlerini yanında topluluk içerisinde değişik sanatsal meyilleri barındıran sanatçıların varlığı ve sanat alanında farklı hareketlerin boy göstermesi topluluğun bir zaman sonra ayrılmasını kaçınılmaz kılmıştır. Misal olarak Nurullah Berk, Zeki Kocamemi gibi sanatçılar kübist kavrayışa uygun yapıtlar vermenin yanında empresyonist tesirden bütün olarak kurtulamamışlardır. Altı sanatçıyla başlayan topluluk zamanla on altı sanatçıya kadar çıkmıştır. Topluluk 1947 yılına dek 15 sergiye imza atmış ve bu tarihe kadar birlik içinde oldukça zaferli bir performans ve dayanışma sergileyerek Türk fotoğraf sanatına özgün bir şahsiyet kazandırmış, genç sanatçılara kılavuzluk etmişlerdir. Topluluk böldüktan sonra gruba aza sanatçılar değişik kavrayışlara uygun estetik kavrayışlarıyla sanat yaşamlarına devam etmişlerdir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ