Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Buz Devri Hakkında Belirsiz Reeller

  • 25 Mart 2021
  • Buz Devri Hakkında Belirsiz Reeller için yorumlar kapalı
  • 123 kez görüntülendi.

Görmek güç olsa da, seyyaremiz devamlı bir metamorfoz halindedir. Kıtalar devamlı kayar ve birbirleriyle çatışırlar. Volkanlar patlar, buzullar genişler, geri çekilir ve yaşam tüm bunlara ayak yalana mahkumdur. Var oluş süresince, Dünya, milyonlarca senelik zamanlarda, millerce yüksekliğindeki kutup buzul katmanları ve dağ buzulları tarafından muhtelif zamanlarda kaplanmıştır. Genellikle uzun vadeli bir soğuk abuhava ve gözle […]

Buz Devri Hakkında Bilinmeyen GerçeklerGörmek güç olsa da, seyyaremiz devamlı bir metamorfoz halindedir. Kıtalar devamlı kayar ve birbirleriyle çatışırlar. Volkanlar patlar, buzullar genişler, geri çekilir ve yaşam tüm bunlara ayak yalana mahkumdur. Var oluş süresince, Dünya, milyonlarca senelik zamanlarda, millerce yüksekliğindeki kutup buzul katmanları ve dağ buzulları tarafından muhtelif zamanlarda kaplanmıştır. Genellikle uzun vadeli bir soğuk abuhava ve gözle görülebilen buz ile karakterize olan bu Buz Çağları, bugünün listesinde münakaşa mevzusu olacaktır.

Buz Devri Nedir?

Buz Devri belirlemek, kimilerinin düşünebileceği kadar kolay değildir. Elbette, küresel sıcaklıkların bugünkü bedellerden çok daha düşük olduğu ve her iki yarımkürenin Ekvatora binlerce km uzanan geniş buz katmanlarında bulunduğu bir yarıyıl olarak niteleyebiliriz. Bununla beraber, bu tanımdaki problem, rastgele bir Buz Çağını günümüz bakış açısından inceleme etmesi ve reelinde tüm seyyare hikayesini hesaba katmaz. Öyleyse, genel ortalamadan daha soğuk bir yarıyılda yaşamak istemediğimizi kim söyleyebilir?

Buz Devri Hakkında Bilinmeyen GerçeklerBir buzul çağının daha iyi bir açıklaması, hem atmosferin hem de seyyarenin yüzeyinin düşük bir sıcaklığa sahip olduğu uzun bir zaman dilimi reelidir, bu da kutup buz katmanlarının ve dağlık buzulların varlığına neden olur. Bunlar, birkaç milyon sene sürebilir; bu zaman süresince, buz katmanı ve seyyare üzerindeki buzulun genişlemesi ile karakterize edilen buzullaşma yarıyılları ve buzullar arası yarıyıllar bulunur. Başka bir deyişle, “son Buz Devri” olarak bildiğimiz, reelinde, daha geniş bir Pleistosen Buz Devri’nin bir parçası olan böyle bir buzullaşma safhasındadır ve şu anda Holosen olarak öğrenilen buzullar arası bir yarıyıldan takribî 11.700 sene evveldir.

Buz Devri Hakkında Bilinmeyen GerçeklerBuz Devri Nasıl Oluştu?

İlk bakışta Buz Devri tersine bir çeşit küresel ısınmaya benziyor gibi görünüyordu. Ancak, bu bir miktarda doğruysa da, katkıda bulunabilecek birkaç etken daha vardır. Buzul Çağındaki çalışmanın o kadar daha önceki olmadığıdır. Bununla beraber, Buz Devri’nin başlangıcına katkıda bulunan birkaç etken üzerine bazı bilimsel görüş birliği var. Sarih bir unsur atmosferdeki sera gazı seviyesidir. Havadaki bu gazların konsantrasyonunun buz katmanlarının gerilemesi ve ilerlemesi ile yükseldiğini ve düştüğünü gösteren meblağlı bir delil bulunmaktadır. Fakat kimileri, bu gazların her buz çağını başlaması ve yalnızca şiddetlerini etkilemeyeceğini korunuyor.
Burada rol oynayan öbür ehemmiyetli etken tektonik plakalardır. Jeolojik kayıtlar, kıtaların konumu ile Buz Devri’nin başlangıcı arasında bir korelasyon olduğunu göstermektedir. Bu, muhakkak mevkilerde kıta, soğuk suyun Ekvatordan Ekvatora doğru getirdiği, küresel ölçekte bir akım sisteminin bulunduğu Oceanic Conveyor Belt’i yasaklayabileceği anlamına kazanç. Antarktika bugün olduğu gibi kutupların üstünde ya da Kuzey Kutbu Ummanu’na eş biçimde kutupsal bir suyun tamamen ya da yarı yeryüzü haline gelmesini sağlayabilir. Bunların her ikisi de buz yaradılışını desteklemektedir. Kıta Avrupası, ekvatorun etrafına bir araya gelebilir, umman akıntısını bloke edebilir ve Buz Devri’ne girebilir. Bu vaziyet, Rodinia’nın Süperkontinent’in Ekvatordan en çok etkilenen Cryogenia yarıyılında olmuştur. Bazı uzmanlar, şimdiki Buz Çağında Himalayaların ehemmiyetli bir rol oynadığını söylemektedir. Dağlar, takribî 70 milyon sene evvel oluşmaya başladıktan sonra, küresel yağış miktarını çoğaldırdı ve bu da havadaki CO2 ölçüsünü sürekli bir biçimde düşürmüştür.

Buz Devri Hakkında Bilinmeyen GerçeklerSon olarak, dünyanın yörüngelerine sahibiz. Bunlar, kısmen, rastgele bir Buz Devri’ndeki buzullar arası yarıyılları kısmen de olsa açıklamaktadır. Milankovitch Çevrimleri olarak öğrenilen Dünya, Güneş’le dolaşım yaparken bir dizi periyodik farklılıklar yaşar. Bu döngülerin ilki, seyyaremizin Güneş’teki yörüngesinin biçimi ile karakterize edilen Dünya’nın dış merkezliliğidir. Her 100.000 senede bir, Dünya’nın yörüngesi az çok eliptikleşir, başka bir deyişle Güneş’in ışınlarının çoğunu alacağı anlamına kazanç. Bu döngülerin ikincisi, seyyarenin, vasati her 41.000 senede bir birkaç derece değişen eksenel meylidir. Bu meyil, Dünya mevsimleri ve kutuplar ile ekvatordaki güneş ışınımı arasındaki farkı açıklıyor. Üçüncüsü, Dünya’nın eksersinde döndüğünde, bir çalkantıya dönüşen aşikarlaşması var. Bu her 23.000 senede bir asıllaşır ve Kuzey Yarımkürede kışın Güneş’deri uzakta olduğu zaman ve en yakın olduğunda yaz hakikatleşmesine neden olur. Bu olduğunda, mevsimler arasındaki şiddet farkı bugünkü kıymetten daha yüksek olacaktır. Bu büyük etmenlerin yanı gizeme, zaman zaman güneş kirleri, büyük meteor tesirleri, büyük volkanik patlamalar veya nükleer savaşlar, öbür şeylerin yanı gizeme potansiyel olarak Buz Devrine yol açabilir.

Buz Devri Hakkında Bilinmeyen GerçeklerNeden Bu Kadar Uzun sürdü?

Buzul Çağı’nın her keresinde milyonlarca yıldır sürdüğünü öğreniyoruz. Bunun arttaki nedenler, albedo olarak öğrenilen bir yaradılışla açıklanabilir. Güneşin kısa dalga ışınımında Yerkürenin yansımasının nedeni budur. Bir başka deyişle, seyyaremiz beyaz buz ve karla kaplandığında Güneş’in ışınımı o kadar çok uzaya yansır ve daha soğuk olur. Bu daha fazla buz ve daha fazla yansıma sağlar. Milyonlarca sene süresince süren pozitif bir geri bildirim döngüsünde. Grönland’ın buzunun olduğu yerde kalmasının bu kadar ehemmiyetli olmasının sebeplerinden biri de budur. Zira, adanın yansıtma oranı eksilecek ve genel sıcaklık çoğalışına katkıda bulunacak.

Bununla beraber, Buzul Çağları sonunda erir ve buzul yarıyılları da biter. Hava daha soğuk hale geldikçe, daha evvel olduğu gibi fazla nem yakalayamaz ve böylece daha az kar yağışına ve daha sonra buzun genişlemesine veya kendisini yenilemesine imkânsızlaşmasına yol açar. Bu, bir buzullar arası yarıyılın başlangıcını işaretleyen negatif bir geribildirim döngüsünü başlatır. Bu anlamla, 1956’da, buzsuz Arctic Ocean’ın reelinde Kuzey Kutup Dairesi’nin üstündeki ve altındaki yüksek enlemlerde daha fazla kar yağışına neden olacağı tahminine katlanan bir kuram öne sürüldü. Bu kar sonunda muhtemelen yaz aylarında eriyecek, Dünya’nın albedo’sini çoğaldıracak ve genel sıcaklığı düşürecektir. Zamanla bu, düşük irtifalarda ve orta enlemlerde buz oluşmasına imkân verecek – süreçte buzlanma hadisesini başlatacaktır.

Buz Devri Hakkında Bilinmeyen GerçeklerBuzul Çağlar Gerçekten Var mı?

İnsanlar ilk etapta Buzul Çağını düşünmeye başlamanın sebebi, görünüşte yeryüzünün ortasında yer alan bazı büyük kayalar ve orada nasıl oldukları hakkında hiçbir açıklama bulunmamasıydı. Buzullaşma çalışması, İsviçreli mühendis ve coğrafyacı Pierre Martel, Alp dağında kaya yaradılışlarının tereddüt dağılımını ve buzuldan inişe geçtiğini 18. asrın ortalarında araştırmaya başladı. Yerliler, bu büyük kayalardan bir zamanlar dağdan daha uzakta, buzullar tarafından itildiğini söyledi. On seneler süresince, Buz Çağı kuramının esasını oluşturan bir hayli eş özellik dünyada belgelenmiştir. O zamandan beri, öbür delil formları da göz önüne alındı. Daha evvel bahsedilen kaya yaradılışları arasında yer alan jeolojik özellikler, aynı zamanda, fiyortlar, buzul gölleri gibi oyulmuş vadiler ve öbür muhtelif şekillerdeki yara izlerini de kapsar. Bununla beraber mesele şu ana kadar oldukça güç oldukları ve birbirini izleyen buzullaşmalar evvelki jeolojik yaradılışları bozabilir veya tamamen silebilir.
Daha doğru ispatlar paleontoloji ya da fosillerin araştırılması ile bulunmuştur. Paleontoloji kendi dezavantajları ve yanlışlıkları olsa da, buzul çağının, soğuk latinlerde yaşayan soğuktan uyarlanmış organizmaların dağılımını gösterirken, genellikle daha sıcak abuhavalarda ya da ekvatora daha yakın sınırlanmış olan organizmalarla kısmen açıklamıştır. Ancak en doğru delil izotoplar şeklindedir. Fosiller, tortul kayaçlar ve umman sedimanı çekirdekleri arasındaki izotop oranlarındaki başkalaşımlar, oluştukları etraf hakkında çok şey bildirebilir. Şu anki Buz Devri’nden bahsedecek olursak, Antarktika ve Grönland’dan alınan buz kökenlerini ulaşabiliriz ve bunlar şimdiye kadar en emin delil şeklidir. Bilim adamları, kuramlarını ve hipotezlerini yönteme ederken olası olan her yerde bunların kombinasyonlarını hesaplamışlardır.

Buz Devri Hakkında Bilinmeyen GerçeklerBüyük Buz Çağı

Şu anda, bilim adamları, Dünya’nın uzun tarihi süresince beş büyük Buzul Çağı olduğuna emin. Bunların ilki Huronicalı glaciation olarak öğrenilir ve takribî 2.4 milyar sene evvel alana gelmişti ve takribî 300 milyon sene sürmüştür ki bu en uzun süren buz çağı olarak kabul edilmiştir. Kriyojenik Buz Devri 720 milyon sene evvel alana gelmiş olup, 630 milyon sene evveline kadar sürmüştür. Bu vaziyet en şiddetli olarak kabul edilir. Üçüncü yoğun buzullaşma takribî 450 milyon sene evvel hakikatleşti ve takribî 30 milyon sene sürdü. Andean-Saharan Buz Çağı olarak öğrenilir ve Büyük Vefat sınan şeyden sonra Dünya tarihinde ikinci büyük yok oluşa neden olmuştur. 100 milyon sene süresince süren Karoo Buzul Çağı, 360 ila 260 milyon sene evvel alana gelmiş olup,enkazlarını bugün fosil yakıtlar olarak kullandığımız kara nebatlarının ortaya çıkmasından neden olmuştur.

Son olarak, Pliosen-Kuvaterner buzullaması olarak da öğrenilen Pleistosen Buzul Çağına sahibiz. Takribî 2.58 milyon sene evvel başladı ve o zamandan beri takribî 40.000 ila 100.000 sene aralıklarla buzullar arası birkaç yarıyıldan geçti. Bununla beraber, son 250.000 senede, abuhava çok daha sık ve ani bir biçimde değişmiştir. Takribî 11.000 sene evvel başlayan şimdiki buzul, bu noktaya kadar oranla sürekli bir abuhava sebebiyle atipiktir. İnsanın, olağandışı sıcaklık kararı yarıyılı için değilse, tarımı keşfedip aktüel uygarlık seviyesini geliştirmediğini söylemek anlamlı öngörülen kuramdır.

Sihircilik Efsanesi

Birkaç asır süresince, takribî 1300 senelerinde başlayıp 1850 senesine kadar dünya, Minik Buz Devri olarak öğrenilen bir yarıyıldan geçti. Özellikle Kuzey Yarım küre’de toplam sıcaklığı düşürmek için beraber çalışan bir hayli etken, bir hayli buzulun genişlemesine, ırmakların donmasına ve mahsullerin çıkmamasına neden olmuştur. İsviçre’nin bir hayli köyü, 17. asrın ortalarında ufalamakta olan buzullar tarafından tamamen yok edilmiş ve 1622’de Boğaz’ın güney kesiminde dahi tamamen donmuştur. 1645’te vaziyet daha da makûslaştı ve bugün bilim adamları tarafından Maunder Asgari olarak öğrenilen bir yarıyıl 75 sene sürmüştür.
Bu zaman zarfında Güneş çok az güneş kirine veya hiç güneş kirine sahip olmayan bir yarıyıla giriyordu. Bu güneş kirleri, sıcaklıkta çok daha düşük olan Güneş’in yüzeyindeki bölgelerdir. Bunlara yıldızımızın manyetik alan akışındaki konsantrasyonlar neden olur. Tek başlarına, bu kirler muhtemelen daha düşük Dünya’nın sıcaklığını olası kılar, fakat aynı zamanda fasula olarak öğrenilen bazı yoğun parlak bölgelerle çevrilidirler. Bunların, güneş kirlerinin neden olduğu eksilmeden çok daha yüksek ışınım çıktısı var. Başka Bir Deyişle, spot-free Güneş reelinde her zamankinden daha düşük bir ışınıma sahiptir. 17. asırda, Güneş’in yüzde 0,2 oranında solgunlaştığı varsayım edilmektedir – kısmen bu Minik Buz Devri’nden mesul olan şey. O yarıyılda 17’nin üzerinde volkanik patlama alana geldi ve güneş ışınlarını daha da kararttı.

Bu birkaç asır süren soğuk gelişmenin getirdiği ekonomik kasvet, insanlar üzerinde mucizevi bir psikolojik tesir yarattı. Sık sık mahsul arızaları ve odun kasveti, Salem, Massachusetts’deri bir haylisine kitlesel bir histeri olayı yaşattı. 1692 kışında, on altısı bayan olan yirmi birey, cadı oldukları ve herkesin güçlüklerinden dolayı yargılanıyorlardı. Negatif hava şartlarından dolayı, Afrika gibi yerlerde bazı insanlar zaman zaman birbirlerini cadı olmakla kabahatledirler ve bu hali hazırda devam etmektedir. Bununla beraber, başka yerlerde gay insanlar küresel ısınmanın tesirleri için günah keçileri duyuru edildi.

Dünyanın İlk Zamanları

En uzun dünyanın ilk Buz Devri, daha evvel de belirttiğimiz gibi 300 milyon sene sürmüştür. Huronik Buzullaşma olarak öğrenilen bu mucizevi derecede uzun ve dondurucu yarıyıl 2.4 milyar sene evvel, sadece tek hücreli organizmalar Dünya’yı gezdiği bir yarıyılda alana geldi. Peyzaj, buzdan evvel dahi bugünkü haliyle tamamen değişik görünüyordu. Bununla beraber, bir dizi küresel ormanda kıyamet hadisesine yol kalemtıraş ve seyyarenin çoğunu kalın bir buz katmanına sızan bir vaka alana geldi. Huronian Glaciation’deri evvelki yaşama, oksijen gereksinimi dinlemeyen anaerobik organizmalar egemendi. Oksijen reelinde onlara zehirlidir ve o sırada havada fazla enderdir ve atmosferik bileşimin yalnızca% 0,02’sini oluşturur. Fakat bir noktada, değişik bir hayat şekli evrimleşti , “Siyanobakteriler”.
Bu küçük bakteri, gıdasını üretmek için fotosentezi kullanan ilk varlıktı. Bu harekâtın bir yan mahsulü oksijendir. Bu minik canlılar dünyadaki ummanlarda büyüdükçe milyonlarca oksijeni pompaladılar ve atmosferdeki konsantrasyonunu% 21’e yükselttiler ve neredeyse anaerobik yaşamı tümüyle yok olmaya itmiştir. Bu vaka Büyük Oksijenasyon Hadiseyi olarak öğrenilir. Hava da metanla doluydu ve oksijenle temas ettiğinde CO2 ve suya dönüştü. Bununla beraber, metan, CO2’den daha sera gazı olarak 25 kat daha eforludur. Bu, bu mutasyonun genel sıcaklıklardaki düşüşe neden olduğunu ve bunun da Huronik Buzullaşma ve Dünya üzerindeki ilk istif yok oluşuna yol açtığı anlamına gelmektedir. Bazen volkan, havaya daha fazla CO2 ilave etti ve bu da periyodik ara buzullara neden oldu.

Alaska, İsmi yeterince net değilse de, Cryogenian Buz Devri, Dünyanın uzun tarihindeki en soğuk yarıyıldı. Bugün ayrıca bilimsel münakaşalara mevzu olmuştur. Bu münakaşa mevzusu, Dünya’nın buzla tamamen kaplı olup olmadığı ya da dingilinin çevresinde bir sarih su kümesi olup olmadığıydı. Cryogenian vahşice 720 ila 635 milyon sene evvel sürmüştür ve Sturtian 720 ila 680 Ma ve Marino takribî 650 ila 635 Ma olarak öğrenilen iki ana glaciation hadisesine dağılınabilir. O noktada çok hücreli canlıların hiçbir şekli olmadığını ve kimileri böyle bir Snowball veya Slushball Earth senaryosunun, Kambriyen patlaması olarak adlandırılan yarıyıllardaki evrimi için erken bir katalizör olduğunu varsayım ediyorlar.

2009’da, özellikle Marinanın buzullaşmasına odaklanan enteresan bir çalışma yayınlandı. İncelemelere göre, Dünya’nın atmosferi oranla sıcaktı, yüzeyinde ise kalın bir buz katmanı vardı. Bu, seyyare tamamen ya da hemen hemen tamamı buzla kaplıydı. Görünüşe göre, bileşiminde atmosferin bol ölçüde sera gazı vardı, ancak beklediğimiz gibi buz çağı bitmedi. Bu gazlar, Rodinia süper kıta bölgesinin ufalanması sebebiyle volkanik etkinliğin çoğalması sebebiyle bu kadar büyük ölçülerde olabileceğini gösteriyor. Bu uzun volkanizmanın da Buz Devri’nin başlamasına takviyeci olduğu düşünülmektedir.

Bilim takımı, yeniden de, şayet atmosfer Güneş’in ışınlarının çok fazla alanına geri dönerse, eş bir şeyin yinelenebileceği mevzusunda bizi uyardı. Böyle bir süreç büyük bir volkanik patlama, nükleer savaş ya da atmosfere çok fazla sülfat aerosolü püskürterek küresel ısınmanın tesirlerini rahatlatmaya müteveccih teşebbüsler olabileceğini söyledi.

Göl Yaradılışları

Buzul takribî 14.500 sene evvel erimeye başladığı zaman, su ummana tüm dünyada denk bir biçimde dağılmadı. Kuzey Amerika gibi bazı yerlerde, büyük bir buzlu göl oluşmaya başladı. Bu göller ya moren veya buz duvarı tarafından tıkanmanın bir neticeyidir. 1.600 sene sonra, Agassiz Gölü şu anda var olan rastgele bir gölden daha büyük, 170.000 km2’lik bir varsayımı alanı kapladı. Kuzey Dakota, Minnesota, Manitoba, Saskatchewan ve Ontario’nun bir kısmını oluşturdu. Baraj nihayet içeri girdiğinde, Mackenzie Nehri Vadisi üzerinden Arctic Ocean’a taze su sızdı. Tatlı suyun bu büyük akışı umman akıntısını% 30’a kadar zayıflatarak, seyyareyi Young Dryas olarak öğrenilen 1.200 senelik bir buzullaşma yarıyılına girdi. Bu uğursuz hadiseler, Clovis kültürünü ve Kuzey Amerika megafauna’yı öldürdüğü sanılıyor. Kayıtlar ayrıca bu soğuk takribî 11.500 sene evvel aniden sona erdiğini ve Grönland’daki sıcaklıkların yalnızca on senede 18 derece yükseldiğini gösteriyor.

Genç Sürüler süresince, buzul kendini doldurdu ve seyyare ısınmaya başlayınca Agassiz Gölü de yine ortaya çıktı. Ancak bu sefer Ojibway olarak öğrenilen denk büyüklükteki bir göle katıldı. Birleşmelerinden kısa bir zaman sonra, Hudson Körfezi’nde yeni bir tahliye yapıldı. 8,200 sene evvel başka soğuk dalgası oldu. Soğuk hava dalgaları sadece 150 sene sürse de, bu vaka deniz seviyesini 13 feet yükseltebildi. Acayiptir, tarihçiler dünyanın her yerinden gelen bir hayli su baskın efsanesinin orijinini bu zaman dilimine bağlayabildiler.

Mars’ın Buz Devri

Hakimiyetimizin ötesinde güçler tarafından etkilenen Buz Çağları, sadece Dünya ile hudutlu olmayan natürel olarak ortaya çıkan vakalardır. Mars kendi seyyaremiz gibi, yörüngesinde ve eksenel meyilde periyodik farklılıklar yapıyor. Ancak, Buz Çağının kutup buzullarının geliştiğini ima ettiği Dünya’nın aksine, Mars değişik bir süreç yaşıyor. Eksenel meyli Dünya’nınkinden daha besbelli olduğu ve kutupların daha fazla güneş ışığı aldığı için, Buz Devri, orta enlemdeki buzulların genişlediği sırada kutup buzlarının reelinde geri çekildiği anlamına kazanç. Bu süreç, buzullar arası yarıyıllarda tersine çevrilir.

Geçtiğimiz 370.000 senede Mars, kendi buzul çağından usulca çıkıyor ve buzullar arası bir yarıyıla giriyor. Bilim adamları, çoğu Kuzey Hemisfer’de olduğu için kutuplarda takribî 20.900 mil küp buz biriktiğini varsayım ediyorlar. Bilgisayar modelleri, Mars’ın bir buzullanma hadiseyi sırasında tamamen buzla kaplanma kapasitesine sahip olduğunu da göstermiştir. Ancak bu araştırma erken safhadadır ve bugün hala dünyanın kendi Buz Çağlarını bütün olarak kavramamızın çok önünde olduğumuz aslı göz önünde bulundurarak anlamsal olarak Mars’ta olanları öğrenmeyi bekleyemeyiz. Bununla beraber, bu araştırma, Kızıl Seyyare için gelecekteki tasarılarımız göz önüne alındığında, yararlı olabileceğini ispatlayabilir. Aynı zamanda Dünya’da bize çok takviyeci oluyor. Dolaşıcı bilim adamı Isaac Smith, “Mars, daha sonra daha iyi toprak sistemleri kavramak için kullanabileceğiniz, ummanlar ve biyoloji olmadan abuhava modelleri ve senaryoları test etmek için kolaylaştırılmış bir laboratuvar olarak hizmet vermektedir” dedi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ