Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Büyüme Hormonunun Biliş ve Beynin Metabolik Aktivitesi Üzerindeki Etkileri

  • 09 Nisan 2021
  • Büyüme Hormonunun Biliş ve Beynin Metabolik Aktivitesi Üzerindeki Etkileri için yorumlar kapalı
  • 114 kez görüntülendi.
Büyüme Hormonunun Biliş ve Beynin Metabolik Aktivitesi Üzerindeki Etkileri

Hem GH hem de IGF-I, beynin gelişimi, olgunlaşması ve işlevinde anahtar roller oynar. Reelinde beyindeki GHR varlığı nöral gelişim sırasında çok erken tespit edilir. Bu, GH’nin reseptörü ile etkileşime girmesi için beyinde mevcut olması gerektiği anlamına gelir. Bu serebral GH, fetal anterior hipofiz bezinden gelebilir, zira bu bezde bu hormonun varlığı gebe kaldıktan sonraki 7. […]

Hem GH hem de IGF-I, beynin gelişimi, olgunlaşması ve işlevinde anahtar roller oynar. Reelinde beyindeki GHR varlığı nöral gelişim sırasında çok erken tespit edilir. Bu, GH’nin reseptörü ile etkileşime girmesi için beyinde mevcut olması gerektiği anlamına gelir. Bu serebral GH, fetal anterior hipofiz bezinden gelebilir, zira bu bezde bu hormonun varlığı gebe kaldıktan sonraki 7. haftaya doğru belirlenmiştir ve plazmada 10 haftalık gebeliğe kadar tespit edilebilir. Bununla birlikte, plazma GH’nin kolayca merkezi sinir sistemine CNS ulaşabildiği iyi bilinmesine karşın, GH bağlanma bölgeleri, plazma GH için taşıyıcı olarak hareket edebilecekleri koroid pleksusta bulunur.
Bu sebeple, bir dizi veri, kendi GH’nin de CNS’de sentezlendiğini gösterir ve burada, hipofiz GH’ninkinden değişik olması ilginç bir şekilde, regülasyonu görünmektedir. IGF-I ayrıca CNS’de de sentezlenir ve GH tarafından indüklenen ekspresyonu, fetal insan ön beyinlerinden alınan nöral kök hücrelerde tespit edilmiştir. Hem GH hem de IGF-I, bir beyin zararından sonra çok önemli bir onarıcı rol oynar, bu bir hipotezdir ve uzun zaman evvel ileri sürülmüş ve daha sonra deneysel hayvanların veya insan hastaların GHD olup olmadığına bakılmaksızın birçok preklinik ve klinik çalışma tarafından kanıtlanmıştır.
Yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkabilecek çeşitli duygulanımlarla çoğalmış kardiyovasküler risk, diabetes mellitus tip 2 ve böbrek hastalıkları birlikte, bu çocuklar genellikle, özellikle kısa süreli belleğin eksilmesiyle ortaya çıkan, zihin ve bilişte eksilme gösterir. IUGR’nin indüklendiği hayvan çalışmaları, hem hipokampus hem de serebellumda eksilmiş hacim olduğunu, bu da kortekse gecikilometreiş nöronal göç, gecikilometreiş dendritik ve aksonal büyüme olduğunu göstermiştir. Ek olarak, kortikal kalınlık, eksilmiş nöron sayısı ve sarihçe eksilmiş miyelinasyon vardır. Başlıca serebral kortikal gri madde olmak üzere toplam beyin hacminde eksilme olan IUGR’li prematüre çocuklarda da benzer neticeler bulunmuştur. Daha sonra görsel duygulanımlar gibi diğer serebral yanılgıların yanı gizeme dikkat eksikliği olarak değiştirilmiştir. Büyüme Hormonunun Biliş ve Beynin Metabolik Aktivitesi Üzerindeki Etkileri
GH / IGF-I sisteminin fetal beynin gelişiminde anahtar bir rol oynadığı artık sarih olsa da, hipofiz GH fetüsün uzunlamasına büyümesi üzerinde herhangi bir etki yapmaz. IUGR çocuklarının fetal gelişim sırasında nöral kök hücreler tarafından eksik veya eksik GH üretiminden muzdarip olduğunu gösteren hiçbir veri yoktur. Bu hormonun serebral üretiminin nasıl düzenlendiği de bilinmemektedir, ancak her halükarda ve sunulan verilere dayanarak, İÜBG’li bu çocuklarda GH ile tedavinin kısa bir müddet sonra yapılması gerektiğini düşünmek anlamlıdır.
Boyu kısa olan bir çocuk boyunu uzatmak için GH ile tedavi edilirse, tedavi genellikle 4-5 yaşından evvel başlamaz, ancak bu yaşlarda beyin çoktan gelişmiştir.Benzer beyin eksiklikleri, belki daha belirgin olmasına karşın, tedavi edilmeyen GHD çocuklarda ortaya çıkar. Dikkat ve idrak etme eksikliği, yetersiz yürütme işlevleri ve zayıf kısa süreli bellek, tutum bozuklukları da gösteren bu çocuklarda görülen olağan bilişsel bozukluklardır. Aynısı GHD yetişkinlerinde de olur, bunlara ek olarak, psikolojik iyilik hali kötüleşir. Bilişsel işlevlerdeki bu bozukluklar, özellikle banal altı bellek sürati, işlevsel manyetik titreşim görüntüleme ile görselleştirilmiştir. GH replasman tedavisi hem çocuklarda hem de yetişkinlerde bu sarihleri düzenleyerek yaşam kalitesinde belirgin iyileşmelere yol açar.

GH Bu Önemli Eylemleri Bilişsel İşlevlerde Nasıl Uygular?

GH, hipokampusa bağlı uzaysal bilme ve belleğin çok önemli bir düzenleyicisi gibi görünmektedir. Bu sebeple kolinerjik nöronlardaki değişiklikler, hipokampal glutamaterjik ve GABAerjik sinapslardaki bir dengesizlikten kaynaklanan hafıza eksikliklerini geri döndürebilir. Ek olarak, GH beyne giden kan akışını çoğaldırır ve PI3K / Akt yolaklarının aktivasyonu yoluyla, Glut4 veziküllerinin nöronlara glikoz girişine izin vermek için plazma membranına translokasyonunu ve uyarıcı sinaptik iletimin çoğaldırılmasını indükler. Yapınla bu çalışmalar sıçanlarda gerçekleştirilmiş olsa da, yaşlı bir bayandan elde edilen son veriler, GH uygulamasından evvel ve 1 ay sonra gerçekleştirilen PET taramaları ile ölçülmüştür. Bu analize göre, yalnızca hipokampusta değil, aynı zamanda pratik olarak tüm kortikal alanlarda GH’nin bu etkilerini desteklediği bulunmuştur. GH’nin biliş ve beynin metabolik aktivitesi üzerindeki bu etkilerinin, hem fizyolojik şartlarda hem de beyin zararından sonra, hormonun yetişkin nörogenez üzerindeki etkilerinden kaynaklanması muhtemeldir.
GH’nin beyindeki doğrudan etkilerinin yanı gizeme, bazı etkilerine IGF-I, beyinden türetilmiş nörotrofik etmen BDNF, eritropoietin gibi çeşitli nörotrofik faktörlerin ekspresyonunun indüksiyonu aracılık etmesi de muhtemeldir. EPO, vasküler endotelyal büyüme etkeni VEGF, epidermal büyüme etkeni EGF ve bazı sitokinler. gibi.Yukarıda belirtildiği gibi, GH’nin hipofiz salgılanması ihtiyarlama boyunca evreli olarak eksilir. Netice olarak, insan yetişkinler bilişsel işlevlerinde, özellikle kısa süreli hafıza ve yaşam kalitelerinde, etkilenmelerden muzdariptir. Bu sebeple, yaşlı insanlar GH replasman tedavisi ile geri döndürülebilen bir cins GHD’den muzdariptir.
BH uygulamasıyla tamamen veya kısmen düzeltilmeye yatkın, klasik olmayan bir GHD’nin ortaya çıktığı başka patolojik vaziyetler de vardır. Bu, örneğin, beyin felci, travmatik beyin yaralanmaları, felç, T5-T6 üzerinde omurilik yaralanmaları veya nörosensoriyel işitme kaybı ve hatta merkezi veya periferik sinirlerde yaralanma olan çocuklar için geçerlidir.
Gruptan elde edilen veriler, serebral palsili çok sayıda çocuğun % 70’inin banal GH sekresyonundan yoksun olduğunu gösterir. Bu GHD’nin neonatal yaralanmanın bir neticeyi veya IGF-I’in eksik üretimine yol açan yüksek spastisitenin bir neticeyi olup olmadığını bilinmemektedir. Ancak her vaziyette bu çocuklarda GH uygulaması çok faydalıdır, ayrıca kinesi terapi ve kayıp beyin fonksiyonlarının geri kazanılmasına takviyeci olabilir. Travmatik beyin yaralanmalarında inme sonrası, hem sıçanlarda hem de insanlarda GH uygulaması ve rehabilitasyonundan sonra benzer iyileşmeler görülmüştür.Büyüme Hormonunun Biliş ve Beynin Metabolik Aktivitesi Üzerindeki Etkileri
Omurilikte, T5-T6 üzerindeki yaralanmalarda, omurilikten sempatik ganglionik zincire afferent girdilerde bir kayıp vardır, bu da hipotalamusa katekolaminlerin eksilmesine veya hiç sağlanmamasına neden olur. Bu vaziyetin neticeyi, artan bir hipotalamik somatostatin salınımı ve netice olarak eksik veya yetersiz GH sekresyonu olur. Omurilik yaralanması olan hastalarda bu GHD seneler evvel bildirilmiştir. Ancak bu hastaları hormon ve rehabilitasyon ile tedavi etmeye başlandığında 2007 senesine kadar, omurilik ependisinde proliferasyonu ve değişikleşmesi GH tarafından uyarılan nöral kök hücreler olduğu gerçeğine dayanarak, hiçbir zaman GH ile tedavi edilmemişlerdir. Neticeler hala yayınlamamış olsa da, birçok vaziyette iyi veya çok iyi neticeler elde edilmiştir.
Örneğin 16 yaşında bir kişi bütün bir omurilik yaralanması geçirmiştir. Hasta 6 sene sonra yalnızca kollarını hareket ettirebilse de ağzına erişmiyormuş ve büyük bir spastisitesi varmış. Bu hasta rehabilitasyon ve GH ile tedavi edildikten iki sene sonra bir yürüteç dayanağıyla yürümeye başlamış ve sağlık kurumundan taburcu olduktan 10 sene sonra yürütece ihtiyacı olmasına karşın günde 5 kilometre tek başına yürümeyi başarmıştır.
Yakın zamanda, GH’nin bu tip hastalara uygulanmasının güvenli ve etkili olduğu bildirilmiştir. GH’nin omurilik üzerindeki etkileri, L2 seviyesinde kaudal regresyon belirtisinden etkilenen ufak bir çocukta sarihçe gösterilmiştir. Tedavi hasta 3 aylıkken başlanmış, beş sene sonra ve hasta da sakral kemik eksikliğinden muzdarip olmasına karşın baston dayanağıyla yürüyebilmiştir. Ve yerden dayanak almadan kalkabilmiş, bacaklarda ve ayaklarda bütün hassasiyete sahip ve sfinkter hakimiyeti olmuştur. Bu, omurga büyümemesine karşın, bacakları, ayakları ve sfinkterleri tamamen bozan yeni omurga köklerinin oluştuğunu gösterir. Dünyadaki ilk vaziyet olan bu etkiler sadece GH’ye atfedilebilir.
Nörosensoriyel işitme kaybı, perinatal meseleleri olan çocuklarda ve ayrıca GH sekresyonunda veya sinyal yollarında değişiklikler olan çocuklarda oldukça yaygın bir bulgudur. Beyin felci olan bir çocuğu 3.5 aylıkken başlayan ve 14 ay sonra tamamen banal olan GH ve spesifik işitsel stimülasyon ile tedavi edilmiştir. Büyük ihtimalle işitme kaybı, GH’nin koklear duyusal epitelde bulunan kök hücrelerden saç hücrelerinin üretimi üzerindeki etkisine bağlı olarak iyileşmiştir. Bu kök hücreler sadece çok ufak çocuklarda bulunur, GH’nin artmasına ve değişikleşmesine cevap verir. Bu, işitme kaybının bu hormonun uygulanmasıyla telafi edildiği bilinen ilk vakadır.
GH ayrıca merkezi ve periferik sinir yaralanmaları için umut verici bir tedavidir. Örneğin, serebral palsili çocuklarda yaygın bir bulgu, retinadan oksipital kortekse iletimin gecikmesidir, ancak bunu GH verilmesi ve bir taşistoskopla görsel stimülasyonla düzeltilmiştir.Büyüme Hormonunun Biliş ve Beynin Metabolik Aktivitesi Üzerindeki Etkileri
Bu vaziyette, hormonun optik sinirdeki liflerin sayısını artırması ve bunların miyelinleşmesini teşvik etmesi muhtemeldir. Benzer bir rejenerasyon, tedavi görmemiş bir GHD hastasında, bulbar astrositom nedeniyle beyin ameliyatı geçirdikten 15 sene sonra elde edilmiştir ve GHD’nin nedeni budur. Ameliyat, kraniyal sinir çiftleri IX, X ve XII’nin iyatrojenik felci nedeniyle orofaringeal yapılarda, ses tellerinde felç ve primer özofagus peristalsis eksikliğine neden olmuştur. Bu sebeple hasta konuşamamış ve yutkunamamıştır, dili atrofikti ve ses telleri felç olmuştur. Dahası, ağzı sürekli olarak sempatik yüksek yoğunlukta mukus tükürüğüyle dolu, uyku apnelerinin şiddeti ve sıklığı nedeniyle gece volümetrik ventilasyon ihtiyacı olmuştur.
Bulbar ameliyatından 15 sene sonra kraniyal sinir çifti zararından iyileşme görülmüştür. Bu başvuran hasta dilini hareket ettiremiyor, atrofikti ve ağızda sürekli olarak yüksek derecede yoğun mukus tükürük sempatik tükürük birikmesi yaşıyormuş. GH 1 mg / gün, 5 gün / hafta ile tedavi edildikten dört ay sonra ve konuşma terapisi, dil boyutunu büyütmüş ve önemli hareketlilik göstermiştir. Böylelikle hasta konuşmaya başlamış ve tükürük biriktirmeyi bırakmıştır. Dört ay sonra bu ileri hareketler sarihçe iyileşti ve başvuruda ses tellerinde felçli olduğundan sekiz ay sonra ses telleri banal hareket etmeye başlamıştır. Netice olarak hasta taburcu olduğunda pratik olarak disfonksiyonlarından kurtulmuştur.
Hasta neredeyse 15 yıldır yoğun bir oral rehabilitasyon geçirdiğinden, herhangi bir başarı elde edilemediğinden, GH uygulamasının zararlı kraniyal sinirlerin iyileşmesinden mesul etmen olduğu sarih görünüyor. Ayrıca, sıçanlarda, GH uygulamasının, siyatik sinirlerin transeksiyonlarından sonra işlevsel olarak tamamen iyileşmesine yol açtığını, çok sayıda akson ve Schwann hücresinin ortaya çıkmasına neden olduğunu gösterir.
Özetle, bunlar ve diğer birçok verilerden GH’nin, sinir sisteminin, merkezi ve periferinin gelişimi, fonksiyonel bakımında veya bir yaralanma olduğunda onarımında birçok önemli rol oynayan bir hormon olduğu sarihtir. Bu etkilerin organizmanın uzunlamasına büyümesi ile hiçbir ilgisi yoktur. Ancak gerçekten hormon ile replasman tedavisine ihtiyaç dinlediklerinde tedavi görmemiş BHH’li çocuklarda veya yetişkinlerde görülmez.

Kaynakça:
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6121435/
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/30081594/
https://clinicaltrials.gov/ct2/show/NCT01007071

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
maltepe escortümraniye escort