Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Büyüme Hormonu Bozukluğunun Hasarları

  • 11 Nisan 2021
  • Büyüme Hormonu Bozukluğunun Hasarları için yorumlar kapalı
  • 118 kez görüntülendi.

Son senelerde, sihrime bozuklukları alanı, fetüslerin, yeni doğanların, çocukluk ve erişkinlerin sıhhati ve gelişimi üzerindeki hasarlı potansiyelinin daha tanımlayıcı işaretlerle beraber daha da gelişmiştir. Kısaca, sihrime hormonu noksanlığı GHD ve fetal sihrime kısıtlaması intrauterin sihrime kısıtlaması IUGR dahil olmak üzere sihrime bozuklukları üzerine tesirleri içermektedir. Bu hormonların daha sonra değişik biyolojik sistemler üzerindeki tesirlerini öğrenmek […]

Son senelerde, sihrime bozuklukları alanı, fetüslerin, yeni doğanların, çocukluk ve erişkinlerin sıhhati ve gelişimi üzerindeki hasarlı potansiyelinin daha tanımlayıcı işaretlerle beraber daha da gelişmiştir. Kısaca, sihrime hormonu noksanlığı GHD ve fetal sihrime kısıtlaması intrauterin sihrime kısıtlaması IUGR dahil olmak üzere sihrime bozuklukları üzerine tesirleri içermektedir. Bu hormonların daha sonra değişik biyolojik sistemler üzerindeki tesirlerini öğrenmek bu hastalıkların idarenebilmesi açısından bedelli bilgiler sunar.

GHD’nin Hasarlı Tesirleri

GH ve insülin-sihrime etkeni-1’in IGF-1 rakamsız tesiri, bebeklerin, ferdin sıhhati ve gelişiminde ehemmiyetli bir rol oynar. Gelişim sırasında bu dingildeki / GHD’deki bozukluk, kilo bozukluğu ve gelişimsel bozulma gibi muhtelif karmaşıklıklara neden olur. Sistemik bir BHE, postnatal erken yarıyılda fazla duyarlılığa mekanik ve termal neden olabilir. Ayrıca, GHD kemiklerdeki mineralleri eksiltebilir ve erişkinlerde kemik kırılma tehlikesini artırabilir. GHD’nin hasarlı eylemleri, hipopituitarizmin varlığında pekiştirilir.

GHD ve Karaciğer

Karaciğer, GH’nin eylemlerinin hakikatleştiği ehemmiyetli bir uzuvdur. Misalin, karaciğere has knockout’lu farelerde kritik GH sinyal yollarının kaybı, bu hayvanların ortak bir hepatik steatoz fenotipini paylaşmasına yol açar, bu da GH’nin hepatik trigliserit metabolizmasında ehemmiyetli bir fizyolojik rol oynadığını gösterir. Steatoz, GH uygulamasıyla düzenlenebilen hepatik yozlaşmaya yol açar. Yetişkin GHD hastalarında yüksek bir karaciğer disfonksiyon prevalansı bildirilmiştir, GH-replasman rehabilitasyonu bu hastalarda serum karaciğer enzim konsantrasyonlarını ehemmiyetli miktarda eksiltmiş ve yağlı karaciğerlerindeki histolojik farklılıkları iyileştirmiştir. Çocuklarda muayenehane raporlar, rehabilitasyon edilmemiş GHD ile GH replasman rehabilitasyonundan sonra düzelen karaciğer steatozu arasındaki aynı ilişkiyi göstermiştir. Büyüme Hormonu Bozukluğunun Zararları
GH’nin karaciğer onarımı üzerindeki bu tesirleri acayiptir, zira karaciğer kendi rejenerasyon etkenini üretir. Sıçanlarda yapılan araştırmalarda ilk evvel % 70 hepatektomize sıçanların serumlarında erişkin sıçan hepatositlerinin bir mitojeni olarak belirlenen hepatosit sihrime etkeni HGF üretilmiştir. Gen imha teknikleri, Anti-HGF antikoru veya c-Met kullanan hayvan çalışmalarında HGF’nin hem endokrin hem de parakrin tesirlerinin sırasıyla % 70 hepatektomiden sonra karaciğer gelişmesinde ve hepatitten iyileşmede rol oynadığını ortaya çıkarmıştır. Karaciğer imaline ve eforlu karaciğer rejeneratif özelliklerine karşın, hipofizektomili sıçanlarda, hepatik HGF gen ekspresyonunun ve Deoksirübo Nükleik Asit birleşiminin kısmi hepatektomiye cevaplarının GH ile rehabilitasyon ile süratlendiği bulunmuştur. GH’nin HGF’nin transkripsiyonunu uyardığı veya basitleştirdiği öğrenilmemektedir, ancak GH’nin kısmi hepatektomiye tabi yakalanan hipofizektomili sıçanların karaciğerinde eksprese edildiğini, bu GH’nin doğrudan veya HGF indüksiyonu yoluyla hepatik rejenerasyonu teşvik ettiği bulunmuştur.
Bu çalışmada, RsaI kısıtlama enzimi ile elde edilen mahsullerin tahlili, hepatik GH’nin, hipofiz sıçan GH’sinden elde edilen bantlarla aynı, beklenen moleküler ağırlık pozisyonunda iki banda köken verdiğini göstermiştir. Bu bilgilerden, bu uzuvda ehemmiyetli metabolik işlevler oynamanın yanı gizeme, karaciğerin yüksek derecede yenilenme becerisine katkıda bulunan veya bunu tanımlayan hepatik bir GH ekspresyonu olduğu sarihtir. GHD hastalarında testis vaziyetinde önerildiği gibi, rehabilitasyon edilmemiş GHD insanlarda hepatik GH ekspresyonunun var olup olmadığını incelenmelidir. Her vaziyette, GH-replasman rehabilitasyonu, içki olmayan karaciğer steatozunda ve belki de öteki karaciğer hastalıklarında ehemmiyetli bir onarıcı işlev görür.
Klasik bir karaciğerde GH ekspresyonu vardır, ancak bu uzvun kendi rejenerasyon etkeni vardır. Rehabilitasyon edilmeyen GHD, içki olmayan karaciğer steatozuna sağda maruz kalabilir ve karaciğer enzimlerinin transaminazlar plazma seviyelerinde çoğalış gösterir. GH rehabilitasyonu zararlı karaciğeri kurtarır ve plazma karaciğer enzimleri klasik seviyelere geri döner. Rehabilitasyon edilmeyen GHD hastaları, GH ve HGF’nin karaciğer ekspresyonuna karşın sıhhatli bir karaciğeri kurtaramazlar, ancak GH rehabilitasyonu zararlı karaciğerin rejenerasyonuna yol açar. Ve bu rejenerasyonun GH uygulaması, HGF’nin hepatik ekspresyonu veya GH’nin karaciğer üzerindeki doğrudan tesirinden kaynaklanıyor olabilir.

GHD ve Yağ Dokusu

GH, lipolitik bir hormon olarak belirlenir. Rehabilitasyon edilmeyen BHH’li çocuklar ve erişkinler genellikle yağ kütlesinde, tercihen viseral yağda bir çoğalış gösterirler. Bu GH’nin, lipoliz üzerinde anahtar rol oynayan bir enzim olan hormona duyarlı lipazın etkinliğini artırarak ve insülinin hormon üzerindeki inhibe edici tesirini eksilterek yağ dokusunda lipit depolanmasını inhibe ettiği hakikatine atfedilmiştir. Alıngan lipaz etkinliği, adiponektin gibi emin adipokinlerin salgılanmasındaki pozitif farklılıklara karşın, GHD vaziyetlerinde çoğalan adipozite aracıları olarak da ileri sürülmüştür. Yağ dokusu, otokrin, parakrin ve endokrin tesirleri uygulayan muhtelif hormonlar ve sitokinler üreten endokrin bir uzuvdur. Bu hormonlardan ikisi, leptin ve adiponektin, organizmada çok ehemmiyetli roller oynar. Misalin leptin, yiyecek alımına cevap olarak adipositlerden salınan tokluk hormonudur ve toplam yağ kütlesi ile ilişkilidir.
Hipotalamusun kavisli çekirdeğindeki reseptörlerine tesir eden işlevi, gıda alımını eksiltmek ve enerji tüketimini artırmakla alakalıdır. Tersine, adiponektin yağ kütlesi ile olumsuz ilişkilidir ve insülin duyarlılaştırıcı bir hormon olarak işlev görür. GH’nin yağ dokusu üzerindeki tesirlerinin leptin ve adiponektin sekresyonu açısından değişik olması beklenmekle beraber, hakikatinde bu tesirlerin her iki hormonun da adipositlerden salınmasıyla olumsuz ilişkili olduğu görülmüştür. Misalin, Laron belirtisinde, uzun süreli IGF-I rehabilitasyonu sırasında değişmeyen bariz bir obezite ve adiponektin hipersekresyonu vardır. Her vaziyette, genellikle GH rehabilitasyonu, hipofiz BHH’li çocuklarda ve erişkinlerde var olan çoğalan yağ oranını geri döndürür, bu sebeple BHE ile çoğalan yağ kütlesi arasındaki ilişkiyi doğrulamaktadır.
GH’nin yağ dokusu üzerindeki tesirlerine ek olarak on yayınlar, beyni enerji noksanlığı mevzusunda uyaran ve asgari enerji birikimini gözetmek için uyarlanabilir cevapları tetikleyen bir açlık sinyali olarak da misyon yaptığını açıklamaktadır. Bu mekanizma, hipotalamik agouti ile ilişkili protein nöronlarını AgRP aktive ederek merkezi seviyede hakikatleşir. GH’nin yağ kütlesi üzerindeki tesirleri ve adiposit çeperinde GHR vardır. Endokrin GH ile etkileşime girdikten sonra, lipazın mavi ok etkinliği çoğalarak lipolizin çoğalmasına neden olur. Ek olarak, GH-GHR etkileşimleri, insülin tarafından indüklenen lipaz etkinliğinin inhibisyonuna yol açar. Büyüme Hormonu Bozukluğunun Zararları
Bu insülin inhibe edici lipaz etkinliği, adipositler tarafından salgılanan ve yağ kütlesinin çoğalmasından mesul bir hormon olan adiponektin tarafından geliştirilmiştir. Rehabilitasyon edilmeyen GHD hastalarında fazla adiponektin salgılanması vardır. Bu hastaların fazla yağ kütlesi göstermesinin sebebi budur. Ek olarak, GH, AgRP’yi ifade eden hipotalamik nöronlar üzerinde hareket eder ve beyni enerji noksanlığı mevzusunda uyarmak için imalini uyarır. Öteki etmenlerin yanı gizeme, GH salgılanması ergenlik yarıyılından itibaren evreli olarak eksildiğinden, genellikle ihtiyarladıkça kollanan beden yağındaki çoğalışın, GH’nin noksan veya noksan salgılanmasıyla ilişkili olması mümkündür. 

GHD ve GH’nin Öteki Tesirleri

GH’nin iyi öğrenilen metabolik tesirlerine ve hormonun bedenin hemen hemen tüm uzuvları ve dokuları üzerindeki tesirlerine ek olarak, daha evvel gözden geçirilmiş, rehabilitasyon görmemiş GHD hastaları başka bazı farklılıklar da sergilemektedir. Misalin, kan tazyiki GHD’li çocuklarda ve erişkinlerde klasik hakimiyetlere göre daha yüksektir. Bu özellikle sistolik kan tazyikini tesirler dahası, GHD çoğalan obezite ile ilişkili olduğundan, her iki etmen de gelecekteki kardiyovasküler etkilenme tehlikesinin çoğalmasına katkıda bulunur. Yaşam niteliği ve psikososyal tavır, BHE’li çocuklarda ve erişkinlerde etkilenir, genellikle bunalım, bitkinlik ve daha az fiziksel etkinlikten muzdarip Büyüme Hormonu Bozukluğunun Zararlarıolmaya daha yatkındırlar ve bunların tümü GH rehabilitasyonundan sonra iyileşir.
GH ayrıca, gelişimsel inflamasyon sırasında neonatal fazla duyarlılığın ve sızı ile alakalı tutumların anahtar bir modülatörüdür. GHR’nin silinmiş olduğu sıçanlarda, değişik uyaranlara karşı tavırsal ve afferent hipersensitivitenin, özellikle erken gelişim evrelerinde olduğu bulunmuştur. Bu, tahlilciler GH rehabilitasyonunun pediatrik sızı için terapötik bir silah olabileceğini zannetmelerine yol açmıştır. GH’nin beyin seviyesindeki tesirleri ile alakalı olarak, yakın zamanda, GHD’nin esas olarak BHH çocuklarında var olan tavırsal problemlere katkıda bulunabilecek somatosensoriyel, somatik motor ve serebellum ağlarını kapsayan beyin ağını etkilediği gösterilmiştir.

Bibliyografi:
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2563724/
https://www.gosh.nhs.uk/conditions-and-treatments/conditions-we-treat/growth-hormone-deficiency/

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ