Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Biyokimya Ve Hayatın Molekülleri

  • 17 Nisan 2021
  • Biyokimya Ve Hayatın Molekülleri için yorumlar kapalı
  • 112 kez görüntülendi.

Biyokimya, organizmalarla alakalı kimyevi süreçleri inceler. 20. asrın son senelerinden itibaren, biyokimya, hayat bilimlerinin botanikten genetiğe kadar hemen hemen tüm alanlarında çok galibiyetli oldu. Bugün, biyokimyanın odaklandığı mevzu, biyolojik moleküllerin canlı hücrelerde alana gelen süreçleri nasıl etkilediğini kavramaya müteveccihtir ve bu da dokuların, uzuvların ve organizmaların tamının araştırılması ve anlaşılmasıyla alakalıdır. En geniş tanımıyla, bileşenlerin, […]

Biyokimya Ve Yaşamın MolekülleriBiyokimya,

organizmalarla alakalı kimyevi süreçleri inceler. 20. asrın son senelerinden itibaren, biyokimya, hayat bilimlerinin botanikten genetiğe kadar hemen hemen tüm alanlarında çok galibiyetli oldu. Bugün, biyokimyanın odaklandığı mevzu, biyolojik moleküllerin canlı hücrelerde alana gelen süreçleri nasıl etkilediğini kavramaya müteveccihtir ve bu da dokuların, uzuvların ve organizmaların tamının araştırılması ve anlaşılmasıyla alakalıdır.

En geniş tanımıyla, bileşenlerin, canlıların ve hayatın nasıl toplandığı gibi bir tamlık içinde bakıldığında biyokimyanın tarihi antik Yunanlılara kadar gidebilir. Bununla beraber, bir bilimsel disiplin olan biyokimya, hangi güzergaha odaklandığına bağlı olarak, 19. asırda veya azıcık eskiki bir tarihte başlamaktadır. Bazı kaynaklar, 1833’te Anselme Payen’in ilk enzim olan diastazı bugün amilaz olarak adlandırılıyor keşfetmesini, başka bazı kaynaklar da Eduard Buchner’in 1897’de kompleks bir biyokimyasal süreç olan özütlerde içki fermentasyonunu ispatlamasını biyokimyanın başlangıcı saymaktadır. Kimileri, Justus von Liebig’in 1842 tarihli hayvan kimyası ya da organik kimyanın fizyoloji ve patoloji uygulamalarındaki metabolizma kuramını, kimileri de 18. asrın başlarında Antoine Lavoisier’in fermantasyon ve solunum üzerine çalışmalarını göstermektedir. Proteinlerin kimyası üzerine yaptığı araştırmaları sebebiyle Emil Fischer, enzimler ve biyokimyanın zinde doğası üzerine yaptığı çalışmaları sebebiyle de F. Gowland Hopkins gibi pek çok lider, çağdaş biyokimyanın kurucuları duyuru edildi.

Bir zamanlar, canlıların maddelerinin, canlı olmayan maddelerde bulunanlardan farklı bazı özelliklere “hayatsal öz” denilen sahip olduğuna ve sadece canlı varlıkların “hayatın molekülleri”ni üretebileceğine inanılıyordu. 1828’de Friedrich Wöhler üre birleşimi üzerine bir yazı yayınladı ve organik bileşiklerin suni olarak oluşturulabileceğini ispatladı. O zamandan beri, biyokimya, özellikle kromatografi, X-ışını kırınımı, çift kutuplaşma interferometrisi, NMR spektroskopi, radyoizotopik etiketleme, elektron mikroskopisi ve moleküler zinde simülasyonları gibi süratle büyüyen yeni tekniklerle 20. asrın ortalarından bugüne büyük ilerleme gösterdi. Bu teknikler, glikoliz ve Krebs döngüsü sitrik asit döngüsü gibi bir hayli molekülün ve metabolik detayın keşfedilmesine ve ayrıntılı tahliline imkân sağladı.

Biyokimya Ve Yaşamın MolekülleriBiyokimyadaki bir değişik ehemmiyetli gelşme de genlerin ve hücredeki bilgilerin aktarılmasındaki rollerinin keşfedilmesidir. Biyokimyanın bu kısmı genellikle moleküler biyoloji olarak adlandırılmaktadır. 1950’lerde, James D. Watson, Francis Crick, Rosalind Franklin ve Maurice Wilkins, Deoksirübo Nükleik Asit’nın yapısını ve bilginin genetik aktarım ile olan ilişkisini çözdüler. 1958’de George Beadle ve Edward Tatum bir genin bir enzim ürettiğini göstererek Nobel Mükâfatı’nü aldılar. 1988’de, Colin Pitchfork, Deoksirübo Nükleik Asit ispatıyla cinayetten yargılanan ilk şahıs oldu ve adli bilimlerin büyümesine yol açtı.

“Biyokimya” terimi, biyoloji ve kimyanın bir kombinasyonudur. 1877’de Felix Hoppe-Seyler tarafından “Zeitschrift für Physiologische Chemie”nin Fizyolojik Kimya Mecmuası ilk rakamında yer alan önsözünde biyokimya terimini fizyolojik kimyanın eşanlamlısı olarak önerdi. 1900’lü senelerin başında Alman kimyacı Carl Neuberg’in ve Franz Hofmeister’in kullanmalarıyla da yaygınlaştı.

Biyokimya, Deoksirübo Nükleik Asit’da kodlanmış genetik bilgileri ve moleküler mekanizmaları araştıran moleküler biyoloji ile sıkı bir iş birliği içindedir. Kullanılan terimlerin tanımlarına bağlı olarak, moleküler biyoloji biyokimyanın bir dalı olarak, ya da biyokimya moleküler biyolojinin bir araştırma ve tahlil taşıtı olarak düşünülebilir.

Biyokimya, hücrelerin yapısını sağlayan ve hayatla alakalı bir hayli işlevi yerine getiren proteinler, nükleik asitler, karbonhidratlar ve lipidler gibi biyolojik makromoleküllerin yapıları, işlevleri ve etkileşimleri ile ilgilenmektedir. Hücrenin kimyası da ufak moleküllerin ve iyonların tepkinlerine bağlıdır. Bunlar, su ve metal iyonları gibi inorganik veya proteinlerin birleşimlenmesinde kullanılan amino asitler gibi organik olabilirler. Hücrenin enerjisini gene kimyevi tepkimeler yoluyla kullanma mekanizması da metabolizma olarak öğrenilmektedir.

Biyokimyanın belirtilerinden öncelikle tıpta, beslenmede ve tarımda faydalanılmaktadır. Tıpta, hastalıkların sebepleri ve rehabilitasyonları incelenmektedir. Beslenmede, sıhhatli beslenmenin ve beslenme noksanlıklarının araştırılması, tarımda toprak ve gübrelerin, ekinlerin ekiminin, mahsullerin doğru depolanması şartlarının ve hasarlıların hakimiyetinin incelenmesi biyokimyanın başlıca mevzularıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ