Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Biyoindikatörler: Etraf Lekeliliğinin Natürel Göstergeleri

  • 22 Nisan 2021
  • Biyoindikatörler: Etraf Lekeliliğinin Natürel Göstergeleri için yorumlar kapalı
  • 154 kez görüntülendi.

Bazı organizmalar etraflarındaki lekeliliğe karşı çok hassastır, bu sebeple pisleyiciler mevcutsa organizmaların morfolojileri, fizyolojileri veya tutumları değişebilir veya hatta can verebilirler. Dolayısıyla muhtelif canlı cinsleri etraflarındaki kimyevi seviyelerinin ölçülmesi için sıklıkla kullanılabilir. Biyoindikatörler, etraftaki natürel ekosistemin sıhhati hakkında fikir veren nebatlar, su likenleri, alglar, mantarlar, planktonlar, hayvanlar ve mikroorganizmalar gibi canlı organizmalardır. Bu organizmalar aynı zamanda […]

Bazı organizmalar etraflarındaki lekeliliğe karşı çok hassastır, bu sebeple pisleyiciler mevcutsa organizmaların morfolojileri, fizyolojileri veya tutumları değişebilir veya hatta can verebilirler. Dolayısıyla muhtelif canlı cinsleri etraflarındaki kimyevi seviyelerinin ölçülmesi için sıklıkla kullanılabilir. Biyoindikatörler, etraftaki natürel ekosistemin sıhhati hakkında fikir veren nebatlar, su likenleri, alglar, mantarlar, planktonlar, hayvanlar ve Biyoindikatörler: Çevre Kirliliğinin Doğal Göstergelerimikroorganizmalar gibi canlı organizmalardır. Bu organizmalar aynı zamanda etraftaki pozitif veya negatif farklılıkları ve bunların insan toplulukları üzerindeki sonraki tesirlerini tespit etmek için ehemmiyetli bir vasıtadır.
Işık, su, sıcaklık ve askıdaki çökelmemiş katı maddelerin mesajımı gibi civardaki biyoindikatörlerin varlığını idareyen muhakkak etkenler vardır. Biyoindikatörlerin uygulanması sayesinde, muhakkak bir bölgenin natürel gidişatı, kontaminasyon ya da lekelilik seviyesi/derecesi varsayım edilebilir. Ekolojik değişkenliğe karşı mukavemetleri sebebiyle bioindikator cinslerinin kullanımı ile etrafın gidişatı aktif bir biçimde izlenebilir. Biyoindikatörler, ekosistemdeki farklı pisleyicilerin kümülatif birikmiş veya toplam tesirlerini ve bir sualin ne kadar vakittir mevcut olabileceğini, hangi fiziksel ve kimyevi testlerin yapamayacağını söyleyebilir.
Biyoindikatörler şu anda muhtelif kuruluşlar Dünya Koruma Birliği, Beynelmilel Tabiatı Koruma Birliği tarafından biyolojik izleme ve insan tesirlerini değerlendirme vasıtayı olarak kullanılmakta ve teşvik edilmektedir. Nebatlar, hayvanlar veya mikroorganizmalar birer biyoindikatör olabilir.

Nebatsal İndikatörler

Nebatlar, etrafsal streslerin varsayımı ve tanınması için çok hassas taşıtlar olarak kullanılır. Son zamanlarda sanayileşme ve kentleşmeye bağlı olarak su lekeliliği meseleyi yoğunlaşmıştır. Bazı muhakkak nebatların veya değişik nebat örtüsünün varlığı veya yokluğu, etraf sıhhati hakkında geniş bilgi sağlar.
Alglar ve Briyofitler kara alglarıyla beraber ciğer otları bu filumda bulunur hava niteliğinin eforlu biyoindikatörleridir. Genellikle ağaç gövdelerinde, kayalarda veya toprak gibi yüzeylerde bulunabilen alglar hem mantarları hem de algleri kapsayan organizmalardır. Alglar, büyümeleri için pak havaya gereksinimleri olduğundan etraftaki hava niteliğinin iyi bir göstergesidir. Ağaçların üzerindeki alg ölçüyü ve Biyoindikatörler: Çevre Kirliliğinin Doğal Göstergelericinsine göre ormanların pak bir havaya sahip olduğu söylenebilir. Bir ormandaki yosunların yok olması, yüksek seviyelerde kükürt dioksit , kükürt bazlı pisleyiciler ve nitrojen oksitler gibi etrafsal streslerin varlığını gösterebilir. Farklı alg cinsleri hava lekeliliğine karşı farklı duyarlılık seviyelerine sahiptir, bu sebeple hangi cinslerin mevcut olduğu gözlemlenerek lekelilik seviyesi hakkında bir fikir edinilebilir.
Bilim insanları Hylocomium splendens isimli bir liken cinsini kuzeybatı Alaska’nın uzak tundra civarında ağır metallerin natürel bir göstergesi olarak kullanmışlardır. Wolffia globosa ise sularda yaşayan, su mercimeği de denilen bir otsu nebat cinsi kadmiyum duyarlılığını göstermede ehemmiyetli bir cinstir ve ayrıca kadmiyum kontaminasyonunu belirtmek için de kullanılır.
Deniz nebatları da hareketsiz oldukları ve natürel etraflarıyla süratli bir biçimde denge sağladıkları için umman etrafının vaziyetini varsayım etmek için kıymetli bilgiler sağlar. Su sistemlerindeki yosun cinslerinin bileşimi ve toplam biyokütlesi, organik su lekeliliği, nitrojen ve fosfor gibi yiyecek yüklemesi için ehemmiyetli bir miktar misyonu görür. Liken yosun patlamaları genellikle göllerde ve ırmaklarda büyük nitrat ve fosfat çoğalışlarını göstermek için kullanılır.

Hayvansal İndikatörler

Hayvan popülasyonlarındaki farklılıklar ekosistemdeki lekelilikten kaynaklanan hasarlı farklılıkları gösterebilir. Popülasyon yoğunluğundaki farklılıklar, ekosistem üzerinde negatif bir tesire işaret edebilir. Popülasyon farklılıkları, popülasyonlar ve besin kaynakları arasındaki ilişkinin bir neticeyi olabilir; şayet besin kaynakları kıt hale kazançsa ve popülasyon arzını sağlayamazsa bunu mevzubahisi popülasyonun eksiltilmesi takip edecektir. Misalin, lekelilik bir nebatın tükenmesine neden olursa, hayatı o nebatla beslenmesine bağlı olan hayvan cinslerinin popülasyonunda düşüş yaşanacaktır. Tersine, fazla popülasyon bir ekosistemdeki değişik cinslerin kaybına cevap olarak bir cinsin fırsatçı gelişmesi sebebiyle reelleşmiş olabilir. Öte yandan, strese bağlı ölümcül olmayan tesirler, hayvanların fizyolojisinde , morfolojisinde ve fertlerin tavırlarında , tepkiler ifade edilmeden ve popülasyon seviyesinde gözlemlenmeden çok evvel ortaya çıkabilir. Bu çeşit tepkiler ölümcül değildir, popülasyonların nasıl daha fazla tepki vereceğini varsayım edilebilmesi için “erken ihtar sinyalleri” olarak çok verimli olabilir.
Hayvansal indikatörler ayrıca hayvanların dokularında bulunan zehirli madde ölçüsünü tespit etmeye destekçi olur. Misalin balıklardaki bazı karaciğer enzimlerinin seviyeleri sudaki lekeleyici maddelere maruz kaldıklarını çoğalır. Kurbağalar da etraf niteliğinin ve etraf farklılıklarının biyoendikatörleridir. Kurbağalar esas olarak tatlı su ve karasal habitatlarında alana gelen farklılıklardan etkilenir. Bu, onları ekolojik nitelik ve başkalaşımın ehemmiyetli biyoindikatörleri haline getirir. Amerika Birleşik Devletleri’de bulunan değişinime uğramış kurbağa rakamındaki çoğalış, etraflarındaki zehirli maddelerin bir göstergesi olarak kullanılmaktadır.

Biyoindikatörler: Çevre Kirliliğinin Doğal GöstergeleriSu Niteliği Testi için Bentik İndikatörler

Omurgasızlar da biyoindikatör olabilirler; suda yaşayan omurgasızlar, su kütlelerinin dibine yakın yaşayan dipte beslenenler bentik veya makro omurgasızlar olarak da öğrenilir canlılar olma meylindedir. Bentik dipte beslenen makro omurgasızlar, bir dere veya akarsunun bentik bölgesinde sahilden başlayıp deniz ya da ummanların en derin kısımlarına kadar uzanan bölgedeki sularda bulunur. Makro omurgasız cinsleri suda yaşayan böcekler , kabuklular , solucanlar ve yumuşakçalar dünyanın en güçlü civarlarından kimileri dışında hemen hemen her ırmak ve akarsuda bulunabilir. Bentik göstergeler genellikle tatlı su akıntılarının ve derelerin biyolojik bileşenlerini ölçmek için kullanılır. Genel olarak, bir ırmağın biyolojik işleyişinin iyi gidişatta olduğu düşünülürse ırmağın kimyevi ve fiziksel bileşenlerinin de iyi gidişatta olduğu zannedilir.
Bentik indikatörler Amerika Birleşik Devletleri’nde su niteliği testlerinde çok sık kullanılır.
Makro omurgasızlar neredeyse her zaman mevcutturlar, örneklenmesi ve belirlenmesi basittir. Bu, büyük miktarda, çoğu makro omurgasızın üryan gözle görülebilmesi, tipik olarak kısa bir hayat döngüsüne sahip olmaları genellikle tek bir mevsim uzunluğunda ve genellikle hareketsiz olmaları aslından kaynaklanmaktadır. Dere tipi ve akışı gibi evvelden var olan dere şartları, makro omurgasız topluluklarını etkileyecektir, bu sebeple muhtelif usuller ve endeksler, muhakkak ırmak cinsleri için ve muhakkak yankı-bölgeler dâhilinde uygun olacaktır. Bazı bentik makro-omurgasızlar muhtelif su lekeliliğine karşı oldukça hoşgörülüyken, değişikleri değildir. Spesifik çalışma bölgelerindeki popülasyon büyüklüğü ve cins tiplerindeki farklılıklar, ırmakların ve derelerin fiziksel ve kimyevi vaziyetini gösterir. Hoşgörü kıymetleri, tropikal ormanlarda insan faaliyetleri örn. seçici ağaç kesimi ve orman yangınları gibi su lekeliliği ve etrafsal bozulmayı değerlendirmek için yaygın olarak kullanılmaktadır.

Mikrobiyal İndikatörlerBiyoindikatörler: Çevre Kirliliğinin Doğal Göstergeleri

Mikroorganizmalar genellikle sucul ve karasal ekosistemlerin sıhhat göstergeleri olarak kullanılır. Bol olmalarından dolayı, test edilmesi basittir ve basitçe temin edilebilirler. Mikroorganizmalar, umman biyokütlesinin ehemmiyetli bir parçasıdır ve bir deniz ekosistemindeki üretkenliğin ve yiyecek döngüsünün çoğundan mesuldür. Mikroorganizmalar süratli bir sihrime oranına sahiptir ve düşük seviyelerde lekeleyici maddelere ve değişik fizikokimyasal ve biyolojik farklılıklara dahi tepki verirler. Araştırma açısından, etrafsal başkalaşımın ehemmiyetli işaretlerini verirler. Bazı mikroorganizmalar benzen ve kadmiyum gibi muhakkak pisleyicilere maruz kaldıklarında erken ihtar işaretleri olarak kullanılabilen stres proteinleri olarak öğrenilen yeni proteinler üretir. Stres proteinlerinin seviyeleri ölçülerek, etrafta bulunan lekelilik seviyesi hakkında bir fikir edinilebilir.
Mikrobiyal göstergeler, biyolüminesan bakterilerin kullanımı da dahil olmak üzere sudaki etrafsal pisleyicileri tespit etmek için muhtelif biçimlerde kullanılabilir. Sulardaki zehirli maddelerin varlığı, bakterilerin yaydığı ışık ölçüsünde farklılıklara neden olabilecek zehirli maddelerin varlığı ile yasaklanan veya bozulan mikropların sindirim sistemindeki farklılıklarla basitçe izlenebilir. Mevcut değişik ananesel testlerle karşılaştırıldığında, bu testlerin izlenmesi çok süratlidir ancak bunların sınırlanması, organizmalardaki zehirli maddelerin varlığından kaynaklanan farklılıkları sadece gösterebilmeleridir. Böyle bir misal, kantitatif olarak ağır metallere tepki veren bakteri Vogesella indigofera’dır. Metal lekeliliğinin tesiri altında, bu bakteri, görsel olarak tesirli bir biçimde gözlemlenebilen morfolojik farklılıkların ehemmiyetli bir göstergeci olan mavi pigmentasyon üretir. Seçenek olarak, altı kıymetlikli kromun etrafında olduklarında pigment yapımları yasaklanır. Pigment imali, krom konsantrasyonu ile bakteri tarafından mavi pigmentasyon yaradılışı arasındaki ilişkiye bağlanabilir.
Mikroalgler , pisleyicilere değişik bir hayli organizmaya göre daha fazla duyarlı olmaları da dahil olmak üzere muhtelif sebeplerden dolayı son senelerde dikkat toplamıştır. Bu organizmalar tabiatta bol ölçüde bulunurlar, bir hayli yiyecek ağında ehemmiyetli bir bileşendirler, kültüre alınmaları ve analizlerde kullanımı basittir, kullanımlarında çok az etik mesele vardır. Euglena gracilis hareketli, tatlı suda yaşayan tek hücreli fotosentetik bir kamçılıdır. Her ne kadar Euglena asitliğe oldukça hoşgörülü olsa da ağır metaller veya inorganik ve organik bileşikler gibi etrafsal streslere süratli ve alıngan bir biçimde cevap verir. Tipik tepkiler, hareketin yasaklanması ve yönelim parametrelerinin değişmesidir. Dahası, bu organizmanın kullanımı ve gelişmesi çok basittir, bu da onu yankı-toksikolojik değerlendirmeler için çok yararlı bir taşıt haline getirir. Bu organizmanın çok verimli bir özelliği de lekeleyici maddelere karşı çok hassas olan yerçekimine dayalı yönelimdir. Gravireceptörler, ağır metaller ve organik veya inorganik bileşikler gibi pisleyiciler tarafından bozulur. Bu sebeple, bu cins maddelerin varlığı, su sütunundaki hücrelerin gelişigüzel hareketiyle ilişkilidir. Kısa süreli testler için, E. gracilis’in gravitaktik yönelimi çok hassastır.

Biyomonitörler, Biyolojik izlemeBiyoindikatörler: Çevre Kirliliğinin Doğal Göstergeleri

Biyo organizmalar esas olarak bir biyosferin özelliklerini belirlemek için kullanılır. Bu organizmalar, her ikisi de ehemmiyetli miktarda farklılık gösterebilen biyoindikatörler veya biyomoniatörler olarak öğrenilirler. Biyomonitörün kullanımı biyolojik izleme olarak belirlenir ve bir organizmanın özelliklerinin biyosferin muhakkak güzergahları hakkında bilgi elde etmek emeliyle kullanılmasıdır. Etrafı incelerken, alana gelen farklılıkların niteliği biyoindikatörler tarafından tanımlanabilirken, biyomonitörler biyo izlem etraf niteliği hakkında kantitatif niceliksel bilgi elde etmek için kullanılır. Biyolojik izleme, aynı zamanda geçmişteki şiddetlenmeler ve muhtelif değişkenlerin tesirleri ile alakalı bilgileri de kapsar. İyi bir biyo-izlem, lekeleyici maddenin varlığını göstermek, maruziyetin ölçüyü ve yoğunluğu hakkında ek emeliyle de kullanılabilir.
Sıhhat vaziyetindeki zamansal ve mekansal farklılıkları gözlemlemek, muhakkak etrafın veya antropojenik insanlar tarafından oluşturulan stresörlerin tesirlerini değerlendirmek ve antropojenik temkinlerin uygulanabilirliğini değerlendirmek emeliyle muhtelif biyolojik süreçler veya sistemler için izleme yapılabilir. Çoğu gidişatta, evvelden tanımlanmış biyotik şartlar için esas bilgiler bir araya gelir. Referans sahaları, çok az dış müdahale ile karakterize edilmelidir misalin, antropojenik rahatsızlıklar, arazi kullanım farklılığı, istilacı cinsler. Muhakkak bir indikatör cinsinin biyotik şartları zaman içinde hem referans bölgede hem de çalışma bölgesinde ölçülür. Çalışma bölgesinden bir araya gelen bilgiler, çalışma bölgesinin izafi etraf sıhhatini veya tamlığını kavramak için referans sahadan bir araya gelen eş bilgilerle karşılaştırılır. Genel olarak biyoindikatörlerin ehemmiyetli bir sınırlaması, coğrafi ve etrafsal olarak farklı bölgelere uygulandıklarında yanlış olarak rapor edilmiş olmalarıdır. Netice olarak, biyoindikatör kullanan analistlerin, her bir indeks setinin, izlemeyi tasarladıkları etrafsal şartlar ile ilgili olmasını meblağlı bir biçimde sağlamaları gerekir.
Cins spektrumu, etrafın sıhhatinin tanımlanmasında kıymetli bir parametre olarak kabul edilen biyolojik izlemede ana unsur olarak kullanılmaktadır. Biyo-izleme, su niteliğinin değerlendirilmesi için gereken esas bileşenlerden biridir ve su lekeliliği üzerine çalışmalar yürütmenin bölmez bir parçası haline gelmiştir. Biyomonitörler tüm dünyada hürce kullanılabilir. Esas olarak canlılar üzerindeki natürel tesiri yansıtırlar ve asgari hazırlık ve eğitimle anlaşılabilir, kullanılabilir.

Planktonlar

Denizler, göller, dereler ve bataklıklar gibi bir hayli su kütlesinde ehemmiyetli biyolojik imal plankton tarafından hakikatleştirilir. Planktonlar, klorofil kapsayan organizmalar başka bir deyişle fitoplanktonlar ile zooplanktonlar gibi hayvansal organizmalardan oluşur. Planktonlar, akıntılar ve gelgitler süresince yüzen topluluklardan oluşur, daha yüksek trofik beslenme seviyelerine aktarılan ehemmiyetli ölçülerde enerjiyi birleştirir ve döngüye dahil ederler.
Yirminci asrın ortalarında Hint lentik soğukkanlı su ekosistemleri planktonlar bakımını incelenmiştir. Bu çalışmalar, baskın planktonların yaşlarına, morfometrilerine ve değişik konum değişkenlerine bağlı olarak muhtelif su kütlelerinde son derece değişken olduğunu göstermiştir. Planktonlar ekolojik farklılıklara süratle tepki verirler, faize süratleri sebebiyle göllerin su niteliği ve trofik şartların müthiş göstergeleri Biyoindikatörler: Çevre Kirliliğinin Doğal Göstergeleriolarak kullanılırlar.
Natürel şartlar altında, planktonik organizmaların yaradılışı, canlılar arasındaki biyotik iletişimlerin yanı gizeme abiyotik ekolojik bileşenlere sıcaklık, oksijen fiksasyonu ve pH ait mukavemet aralığı ile belirlenir. Plankton toplulukları içinde alana gelen farklılıklar su kütlelerinin trofik vaziyetini tanımlamak için bir platform sağlar. Planktonlar natürel metamorfoza karşı son derece alıngan olduklarından, su niteliğinin ve özellikle göl şartlarının en iyi göstergeçleridir. Göllerde planktonların dikkate alınmasının sebeplerinden biri, yüksek fosfor ve azot birikimleri olduğunda gölün su niteliğini izlemektir; bu birikimler, çoğalan bir oranda artan bazı planktonlarla gösterilebilir. Bu, su kütlesinde yaşayan değişik organizmaları etkileyebilecek makûs su niteliğinin delilidir. Planktonlar yalnızca bir sıhhat göstergesi değil, aynı zamanda göldeki bir hayli büyük organizma için de esas bir yiyecek kaynağıdır. Bu sebeple planktonlar, hem su niteliğinin bir göstergesidir hem de bir hayli balık için ana yiyecek kaynağı olarak deniz organizmaları için anahtar roldedir.
Planktonlar, organik maddenin biyolojik bozulmasında da ehemmiyetli bir rol oynar ancak plankton popülasyonları çok büyükse, su kütlesinin idaresinde başka meseleler yaratır. Balıkların oynadığı roller, havuzlardaki veya göletlerdeki planktonların uygun balansını gözetmeye destekçi oldukları ve atık suda bulunan yiyecek maddelerini insanlar tarafından harcanabilen bir forma dönüştürdükleri için çok ehemmiyetlidir. Ek olarak, siyanobakteriler gibi bazı planktonlar balıkların gelişmesi için hasarlı olan zehirli maddeler üretir. Bu sebeple, planktonlar, atık su ile beslenen balık imali ile alakalı olarak verimli veya hasarlı olarak adlandırılabilir.
Fitoplankton: Mikroalg olarak da öğrenilen fitoplanktonlar, klorofil kapsadıkları, yaşamak ve büyümek için gün ışığına lüzum dinledikleri için karasal nebatlara eş. Çoğu hafiftir ve ışığın suya nüfuz ettiği denizin üst kısmında yüzer. Büyümeleri fotosentezle yakından ilişkilidir. Algler kirlenmeye karşı oldukça duyarlıdır ve bu onların popülasyon gelişimini veya fotosentezi tesirler, çoğunlukla algler değişik cinsler kadar kirlenmeye karşı duyarlıdır. Bazı fitoplankton cinslerinin spektrumunda farklılık olması deniz ekosisteminin kirlendiğini gösterebilir. Bir fitoplankton cinsi olan Cynophyta, yosun patlaması oluşturması yoluyla barajlar, göller gibi su kütlelerinin süratli ötrofikasyonunu gösterdiği öğrenilen özellikle eforlu bir biyoindikatördür.
Zooplanktonlar: Zooplanktonlar, su kütlesinin yüzeyine yakın yaşayan mikroskobik hayvanlardır. Cılız yüzücülerdir, bunun yerine bir taşıma mekanizması olarak gelgitler ve akıntılara güvenirler. Zooplanktonlar, fitoplanktonlarla, bakteriyoplanktonlarla veya döküntülerle ufalanmış organik atıklarla beslenirler ve balıklar için hayati bir yiyecek kaynağıdırlar. Ayrıca biyoindikatör olarak ehemmiyetli bir rol oynarlar, su lekeliliği seviyesinin değerlendirilmesine destekçi olurlar. Zooplanktonlar, çok muhtelif ekolojik şartlarda mevcut olabilir. Yeniden de ufalanmış oksijen, sıcaklık, tuzluluk, pH ve değişik fizikokimyasal parametreler onlar için kısıtlayıcı unsurlardır.
Zooplanktonlar tatlı su topluluklarında balıklarla beraber değişik bir hayli deniz cinsinin esas yiyecek desteğidir. Su niteliğini, ötrofikasyonu ve tatlı su kütlesindeki yiyecek imalini göstermede hayati bir rol oynadıkları zannedilmektedir. Bir tatlı su kütlesinin vaziyetini tanımlamak için mevsimsel başkalaşımları ve zooplankton varlığını ölçmek gerekir. Biyolojik bir sistemin eforunu tanımlamak için farklı cins çeşitleri, biyokütle spektrumu ve zooplankton gruplarının zenginliği kullanılabilir. Zooplanktonların bir biyoindikatör cins olarak potansiyeli, gelişimlerinin ve taşınmalarının bazı abiyotik örn. sıcaklık, tuzluluk, katmanlaşma ve pisleyiciler ve biyotik parametrelere misalin, besin kısıtlaması, avlanma ve rekabet tabi olduğu mazeretiyle yüksektir. Araştırmalarda zooplanktonların umman kütlelerinin tuzlu su kontaminasyonunu değerlendirmek için müthiş bir biyoindikatör olduğu bulunmuştur.
Biyoindikatörler: Çevre Kirliliğinin Doğal GöstergeleriGenel olarak bakılırsa biyoindikatörler destekçi, objektif, kolay ve yinelenebilirdir. Biyoindikatörler, muhakkak bir biyolojik toplulukta alana gelen farklılıkları değerlendirmek için hücre seviyesinden etraf seviyesine kadar muhtelif ölçeklerde kullanılabilir. Planktonik monitörler biyolojik, fiziksel, kimyevi etkenleri birleştirir ve su kütlelerinin sıhhat vaziyetinin değerlendirilmesinde ehemmiyetli bir taşıt olarak kullanılır. Biyoindikatörlerin ve biyo-izlemenin, bir ekosistem ve onun gelişimi üzerindeki dış etkenlerin tesirlerini araştırmak, kirlenmiş ve kirlenmemiş alanları ayırt etmek için umut verici usuller haline geldiği neticesine varılabilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ