Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Bilim Heroini Hypatia’yı Kavramak

  • 30 Mart 2021
  • Bilim Heroini Hypatia’yı Kavramak için yorumlar kapalı
  • 189 kez görüntülendi.

Zamanı geri sarma olasılığımız olsa, netlikle hepimizin yaşadıklarını birebir gözlemlemek isteyeceği ehemmiyetli bilim insanları gelip geçmiştir dünyamızdan. Yaşadıkları yarıyıl, yaşam şartları, coğrafyası, tarihi reelleri, sosyal şartlari, felsefi standartları açısından yaşamlarını ve seçimlerini etkilemiş midir? Tüm o güçlü süreçlerden geçerken neler sezip düşündüklerini bilmek isteriz. Elindeki bilim meşalesini yaşamının son anlarına kadar vazgeçmeyen ve hakkında bir […]

Bilim Heroini Hypatia'yı AnlamakZamanı geri sarma olasılığımız olsa, netlikle hepimizin yaşadıklarını birebir gözlemlemek isteyeceği ehemmiyetli bilim insanları gelip geçmiştir dünyamızdan. Yaşadıkları yarıyıl, yaşam şartları, coğrafyası, tarihi reelleri, sosyal şartlari, felsefi standartları açısından yaşamlarını ve seçimlerini etkilemiş midir? Tüm o güçlü süreçlerden geçerken neler sezip düşündüklerini bilmek isteriz.

Elindeki bilim meşalesini yaşamının son anlarına kadar vazgeçmeyen ve hakkında bir çok kitap yazılıp; günümüze yakın bir tarihte de çekilen Agora 2009 filminde yaşadıkları mevzu alınan Hypatia’ya kazançsak:

O İskenderiyeli antik yarıyıllara alan okumuş bir bilim bayanıydı. İlk bayan matematikçiydi. Feylesof ve astronom olmasının yanında kaşifti. Gözlemciydi, kendi düşüncelerini üretebilen ve bunlar hakkındaki yorumlarını civarlarda anlatmaktan çekinmeyen bir yapıya sahipti. Yarıyılına baskın gelen aklı, kişiliği ve bir yandan da hoşluğu; onu gerici eforların kendisini tehdit olarak görmesine neden oldu.

Peki neydi Hypatia’yi bu kadar özel ve bir o kadar da anlaşılmaz kılan? Neden kabaca işlenen bir cinayetin kurbanı oldu?

Hypatia’nin yaşadığı yarıyıl İskenderiye Roma’nın bir eyaletiydi. MS 370-415 İskenderiye Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından heyetti. Büyük İskender Aristo’dan aldığı eğitimden etkilendiğinden kurduğu kenti hayal ederken gelişimini çok istikametli düşünüp planlamak istedi. Hem Yunan hem Mısır Yaradanları için tapınaklar yaptırdı. Hububat yolu ve deniz feneri ile ticaretin; açılan müze, kütüphane ve üniversitesiyle de İskenderiye ‘yi bilim ve kültürün beşiği haline getirdi.

Hypatia’nın babası Theonsa, İskenderiye Üniversite’sinde hem rektör hem hocaydı. Bilim Heroini Hypatia'yı AnlamakKendisi aynı zamanda iyi bir feylesof ve matematikçiydi. Kızının matematikte, astronomide, geometride ve felsefede hatasız bir biçimde büyümesine destekçi oldu. Hypatia’yla babası, beraber hiç bitmeyecek bir satranç oyununun ‘şahları’ gibiydiler…Theon kızıyla bilgi birikiminin paylaşıp düşüncelerini sunarken ona yalnızca tercih yapmaya teşvik eden bir arkadaş gibi davrandı. Hypatia denetlemeyi ve fikir yürütmeyi beğendiği için babasıyla beraber çok rakamda derin mevzulara kafa yordu. İnandığı yalnızca bilim ve felsefeydi. Fakat tüm doğma dinlerle alakalı da bilgi sahibiydi. Çünkü Theon da kendisine şunu söylemişti :

”Tam doğmatik dinler yanılgılarla doludur ve kendine hürmeti olan bir kimse tarafından son reel kabul edilmemelidir. Düşünme hakkını hep kullanmalısın; zira yanlış düşünmek hiç düşünmemekten yeğdir.”

Hypatia ilk eğitimini babasından aldıktan sonra Atina’ya gitti orada bedelli felsefecilerle çalışmaya devam etti. Ardından İskenderiye’ye döndü. Artık astronomi, geometri, matematik ve felsefe dalında edindiği birikimi aktarmaya hazırdı. Hypatia’nın marifeti de zaferliydi. Ondaki bu özel maharet, çok ince bir birleşimle doğal yollardan sarihe çıkıyordu. Konuşma yaptığı civarlarda herkesin dikkatini fazlasına sürüklüyordu. Hatta zamanla Hypatia da üniversitede babasi gibi aranan ve beğenilen bir hoca haline geldi. Onun derslerine İskenderiye dışından özel olarak gelenler dahi vardı. Sınıfı ve yeri gelince evinin kapılarını bile hiç çekinmeden yarıyılın bilgelerine ve felsefecilerine açıyordu. O, Platon’un düşüncelerine özümsemişti. İskenderiye’deki eğitimini de bu tesir aşırısıyla şekillendirdi. Ayrıca Aristo’nun fikirlerini Öklid’in teorilerini açıklayıp derslerde münakaşaya sunarken orijinal anlatımı sayesinde talebeleri hiç zorlanmazdı. Merak duygusu hep üst seviyede olduğundan dersler aşırısıyla çekici ve neşeli geçerdi.

İskenderiye’de buhran dolu bi yarıyıla girip cinayetler işlenirken Hypatia bilimsel çalışmalarına yoğun bir biçimde ara vermeden devam etti. Her gün bir daire çiziyor, dünyanın, güneşin, seyyarelerin hareket ayrıntılarını arkasını arkasına hesap ederek biribirleri arasındaki etkileşimi formule dökmek istiyordu.

Bu arada kilisenin insanlara yaydığı kin ve manipülasyonlar da gelişiyordu. İskenderiye Üniversitesi’ni kendilerine sanki bir rakip öğrenip inançsızlığın dinamitiymiş gibi görüyorlardı. O dinamiti patlatma tasarıları sıcağı sıcağına asıllaştı. Tapınağı, müze ve kütüphaneyi yıkım edip kendi gerici düşüncelerine risk olarak gördükleri tüm kültür ve bilim ışıklarını karartmaya and içtiler. Heykelleri devirdiler, kitapları ve onların bedelli sayfalarını yağmalayıp yaktılar. Büyük bir kargaşa etrafı oluşturup insanları infaz ettiler. Bu sırada Theon da yaşamını kaybetti.

Bilim Heroini Hypatia'yı AnlamakHypatia en bedelli varlığı olan babasını kaybetse de her gün daha çok semanı izledi. İç sesi susmak öğrenmiyordu: “Dünya hareket ederken daire mi çiziyor, elips mi, yoksa güneş dönüyor dünya konumunda statik mi duruyor?” O bu suale ısrarla kuramlar geliştirirken koyu bir Hristiyan olan piskopos Cyril dini ve politik bir kimlik arayaşındaydı. Kimlik arayışında üstünlük elde etmek için insanları kışkırtıp kilisenin de gözüne girmek istemişti. Ardından ”İncilde de lafı geçtiği gibi” gibi bir kaynak ve şahit gösterme metoduyla devamı şöyle biten o tümceyi kullandı: ”…bir bayan insanlar önünde öğretici olamaz.” Hypatia’yı katledecek demogojinin sloganı işte hazırdı! Sonunda tüm gerici eforlar birleşti ve Hypatia şehrin ortasında evvel elbiseleri dağılınıp anadan üryan vazgeçildi, sonraysa istiridye kabuklarıyla kabaca bedeni kesilip kırbaçlandı yakıldı.. Cesedinin parçaları göz dağı için sokaklarda teşhir edildi..

Cyril için duruşma yolu açılsa da o bu gidişattan sıyrılmak için elinden geleni yaptı. Hatta ileri gidip Hypatia’nın Roma’da olduğunu dahi söyledi. Böylesine hengameli bir makûsluk ancak bu kadar sinsice örtbas edilmeye çalışılabilinirdi. Natürel ki Cyril’in aldatmaya çalıştığı ne insanlık ne de kendisiydi. O reeli aldatmak istedi, ama zaferli olamadı. Hakikat tüm sansasyonelliğiyle olduğu gibi önümüze aktarıldı.

Hypatia etrafında abluka etilmiş koyu cahil ve önyargılar zincirindeki süreç dahil, entellektüel bir gayretle âlemi kavramaya, açıklamaya ve insanlığın göçüp gitmeden evvel kaçırmaması gereken hakikat büyük bakış açılarının geliştirilmesini sağlayacak o ehemmiyetli sualleri sormaya devam etti. Yanıtları da inatla aradı. Büyük fotoğrafa erişmek için gecesini sabaha kattı.

Ardından kalan tek yapıt ”Astronomi’nin Yasaları” olsa da yakılıp yok edilen çok rakamda çalışması ve yapıtı vardır.. O öldürüldükten hemen sonra skolastik düşünce 1500 sene daha yaşadı, bilimsel istikamettense koyu karanlık bir çağa gömüldü. Hypatia ve babası Theon olmasaydı Ptolomy, Euclid ve Yunanlı matematikçilerin bir çoğunun yapıtları günümüze erişemeyecekti. Hypatia’nın Öklid’ in ” Elementleri” ve Apollonius’un ” Konik Kesitler” i üzerine kitaplar yazdığı öğrenilmektedir. Ama nedendir meçhul, bu çok ehemmiyetli mevzulardan ve Hypatia’dan uzun vakit hiç bahsedilmedi. Ta ki 17. asrın ikinci kısmında bu ehemmiyetli mevzulardan Descartes, Fermat, Newton, Leibniz de laf etmeye başladı.

Hypatia yalnızca bilim ve sanatla değil, hoşluğuyla da dikkati aşırısıyla sürüklediğinden onun bu kadar özel aynı anda bekar olmaya hakkı olmadığını düşünenler gerçeğinde kendi karanlıklarında boğuldular. Bu insanlık kabahatine ortak olanlar ve izleyenlerin tümü, bizlere naçar zekâların her yarıyıl aynı biçimde teşkilatlanıp birbirlerini bulduklarını da gösteriyor. Bir kadının dünyaya büyü emelinin dünyayı ve belirsizi keşfetmek de olabileceğinin en hoş misali, delilidir Hypatia’nın öyküsü.

Hypatia için düşünülen son onun anısında acı bir kir de olsa beklenilen tesiri gene kabaca katledilişi yerine bilimsel kimliği vazgeçti. O çağlar süresince altını çizdikleriyle, derin-düşündürücü laflarıyla ve bilim yapabilmek için yer aldığı savaştaki çabacı ruhuyla anımsandı. Anımsanmaya ve hak ettiği ebedîliğiyle beraber onore edimeye de devam edilecek.

Elinde meşalesiyle ”Bizi birleştirenler ayrıştıranlardan daha fazla.” gibi derin bir dünya görüşünü ışıklarla parıldatan Hypatia, gerçeğinde insanlığa daha o zamanlar bedelli bir ileti vermek istemiştir:

“Öyküler öykü diye söylenceler, söylence diye anlatılmalıdır. Boş inanışları reel gibi öğretmekten daha ürkünç bir şey olamaz. Çocuk zekayı bunları kabul eder ve çocuk yanlış şeylere inanır. Bu yanlış inançlardan kurtulmak çok güç olur, uzun yıllar alır. İnsanlar boş inançlara bir asılmış gibi inanıp uğruna kavga etirler. Hatta boş inançlar bahtına daha da fazla dövüşürler, zira boş inanç öylesine elle tutulmaz, gözle görülmezdir ki çürütülmesi neredeyse olanaksızdır.” HYPATİA

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ