Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Bilateral Asap Sistemleri

  • 03 Temmuz 2021
  • Bilateral Asap Sistemleri için yorumlar kapalı
  • 84 kez görüntülendi.
Bilateral Asap Sistemleri

Bilateral simetrik hayvanlardaki asap sistemi yassısolucanlardan itibaren görülür. Bilateral asap sistemlerinin büyümesindeki ilerleme alttaki evrimsel basamaklarla özetlenebilir. 1.Uzunlamasına ana asap kordonlarının oluşmasıyla asap sisteminde giderek artan bir merkezileşme alana gelmesi. Bu asap kordonları merkezi asap sistemi, MSS, reseptörlerle efektörler arasındaki yolların çoğunluğunun geçtiği, içinde ya da yakınında bir hayli nöronun hücre gövdesinin yer aldığı bölgelerdir. 2.Asap […]

Bilateral simetrik hayvanlardaki asap sistemi yassısolucanlardan itibaren görülür. Bilateral asap sistemlerinin büyümesindeki ilerleme alttaki evrimsel basamaklarla özetlenebilir.
1.Uzunlamasına ana asap kordonlarının oluşmasıyla asap sisteminde giderek artan bir merkezileşme alana gelmesi. Bu asap kordonları merkezi asap sistemi, MSS, reseptörlerle efektörler arasındaki yolların çoğunluğunun geçtiği, içinde ya da yakınında bir hayli nöronun hücre gövdesinin yer aldığı bölgelerdir.
2.Asap yollarındaki mesajımın yalnızca bir doğrultuyla hudutlandırılması. Böylece Bilateral Sinir SistemleriMSS’ye doğru giden duyu telleriyle affernet teller MSS’den çıkan motor telleri eferent teller arasında natürel bir ayrım oluşmuştur.
3.Daha fazla rakamda aranöronun katılmasıyla, MSS’deki asap yollarının karışıklığındaki çoğalış. Bu büyüme, tepkideki elastikliğinin çoğalışını sağlamıştır.
4.Farklı işlevleri olan hücrelerin, asap sistemi içinde giderek daha fazla parçalaması. Böylece, ayrı işlevsel alanlar ve yapılar besbellileşmiştir.
5.Uzunlamasına kordonların ön uç kısımlarının giderek yukarıya doğru büyümesi neticeyi beyinin oluşması ve bunun giderek daha fazla büyüyerek sefalizasyonun baş yaradılışı ortaya çıkması.
6.Duyu uzuvlarının rakamının ve karışıklığının çoğalması. Bu basamaklar, bir hayli ilkel yassısolucanda atasal formlar oldukları düşünülenler keskin değildir. Bu yassısolucanlar yalnızca, hidradakine eş bir asap ağına sahiptirler. Azıcık daha gelişmiş bazı yassısolucanlarda asap ağındaki nöronların gruplaşmasıyla oluşan ve önden arkaya doğru uzunlamasına uzanan büyük asap kordonları şeritleri görülür. Bu kordonlar, sekiz tane olabilir ve ventral, dorsal ve lateral olarak yerleşmişlerdir. Daha fazla gelişmiş yassısolucanlarda bu uzunlamasına rakamda eksilme görülür. En gelişmişlerinde bunlardan iki tane vardır ve bunlar ventral olarak yerleşmişlerdir.
Uzunlamasına kordonları, en az gelişmiş olan yassısolucanlarda ön uçta çok az özel yapı bulgusu görülür; fakat buna rağmen buradaki minik kabarıklıklar, azıcık müsamahayla “beyin” olarak kabul edilebilir. Spektrumun daha gelişmiş ucunda yassısolucanlar da çok daha iyi gelişmiş bir beyin vardır, fakat bu beynin, merkezi asap sisteminin öbür kısımları üzerinde Bilateral Sinir Sistemleriyalnızca hudutlu bir baskınlığı vardır.
Bir hayvanın beyninin hemen hemen her zaman gövdesinin ön ucunda yer almış olması rastla yapıtı değildir. Beynin bu natürel görünen meskeninin evrimsel ve işlevsel açıklaması hayvanın hareket doğrultusuyla alakalı olmalıdır. Ön kısım, genellikle, bilateral bir hayvanın, hareket sırasında bir ihtarla karşılaşan ilk kısmıdır. Dolayısıyla natürel seçilim, bu bölgede çok yüksek yoğunlukta duyu uzvunun büyümesi güzergahında tesir etmiştir; bu da uzunlamasına asap kordonunun ön ucunun genişlemesine yol açmıştır.
Beynin herhalde en ilkel biçimi, duyu uzuvlarından gelen ihtarları, bilgiyi uygun motor nöronlara taşıyan, asap kordonları üzerinde toplamakla alakalıydı. Muhtelif duyu ihtarlarını karşılaştırmanın getirdiği seçici avantaj, başka bir deyişle gelen bilgiyi adalelere iletmeden evvel işlemek duyu reseptörlerinin zati yoğunlaşmış olduğu ön kısımda ara nöronların rakamında da bir çoğalışa yol açmış olmalıdır. Böylece nematot gibi bir organizmada görülebileceği gibi beyin, çiğ duyu bilgilerini daha gerideki efektörlere ileten kolay bir duyu hücreleri topluluğu olmaktan çok, bir inceleme alanı haline gelmiştir. İnceleme yapmada artan özgüllüğü ile beyin, aynı zamanda bir koordinasyon merkezi haline gelmiş ve MSS’nin öbür kısımları üzerindeki baskınlığı da çoğalmıştır.
Başlangıcı yassısolucanlarda sarihçe görülebilen evrimsel büyüme bu hayvanların hali hazırda günümüzde yaşayanlarında bir asap ağı sistemiyle bir merkezileşmiş sistemin ara kademeleri omurgalılarda özellikle memelilerde ve halkalısolucanlar, yumuşakçalar, kafadanbacaklılar ve eklembacaklılar gibi yüksek omurgasızlarda en üst gelişmişlik seviyesine Bilateral Sinir Sistemleriçıkmıştır. Bu hayvanların hepsinde yüksek seviyede bir merkezileşme vardır ve daha önceki asap ağı taktiği, yalnızca az rakamda körelmeye yüztutmuş yapılarla temsil edilir. Bu yapılar, bedenin memelilerdeki bağırsak peristaltik kasılmalarına benzeyen yavaş hareketlerin yavaş ve diffüz mesajımla hakimiyet edildiği bölgelerinde bulunur.
Yüksek omurgasızlarda merkezi asap sistemi ventral olarak yerleşmiş bir çift uzunlamasına kordondur. Bunların içinde nöronların gövdeleri gangliyonları oluştururlar ve teller asaplar içinde bir araya gelerek gangliyonlar arasındaki irtibat yollarını oluştururlar. İlkel halkalısolucanlarda dahi keskin gangliyon kütleleri bulunur. Bunlar her gövde segmentinde bir çift olarak yer alır ve segmentler arasında uzanan asaplar aracılığıyla birbirlerine bağlanmışlardır.
Hemen tam hücre gövdeleri bu gangliyonlarda yerleşmişlerdir. Beyin ise hayvanın başında yer alan bir başka gangliyondur. Omurgasızların beyni bayağıda en öndeki dört gangliyonun birleşmesiyle alana geldiğinden segmentlerdeki gangliyonlardan daha büyüktür ve karmaşık hücreleri içinde duyu nöronları motor nöronlara göre daha fazla yer meblağlar. Öbür gangliyonlar üzerindeki baskınlığı dikkat çekici olmakla beraber, omurgalı beynindekine göre bu baskınlık hudutludur.
Daha gelişmiş eklembacaklılar, özellikle bazı böcekler, ön uçta daha fazla yoğun bir koordinasyon gösterirler. Bunun da ötesinde, öbür segmental gangliyonların çoğu birleşmişlerdir ve bunun neticesinde, segmentler arasına daha iyi bir hakimiyet tamlığı oluşmuştur. Buna rağmen beyin, oransal olarak minik kalmış ve göğüs gangliyonları bir hayli organizmada bazı karın gangliyonlarıyla birleşmiştir bir hayli hayati koordinasyon işlevi görürler. Böceklerde göğüs gangliyonlarının varlığı, büyük bir ihtimalle bunların en az iki ehemmiyetli gövde tertip etmesiyle alakalıdır, bacaklar ve Bilateral Sinir Sistemlerikanatlar toraksa göğüse tutunmuştur ve bu surattan, toraksta koordine edici motor merkezlerin yoğunlaşması avantaj sağlayıcıdır. İkincisi ise duyu uzuvlarının çoğu, baştan çok bacaklarda ve torakta yerleşmiş olmasıdır. misalin sineklerin tat reseptörleri bacaklarının üzerindedir- neyin üzerinde yürüdüklerini daha iyi öğrensinler diye ve bir hayli böcekte duyma uzuvları toraks ya da bacaklarda bulunur.
Muhtelif gangliyonların özerk olarak işlev görmesine bir hayli böcekte hala tesadüfülür. Misalin yürümeyi, uçmayı, kur yapmayı, çiftleşmeyi ve sokmayı hakimiyet eden tavır programları için zorunlu asapsal “bilgiler” torasik ve abdominal gangliyonlarda depolanır ve beynin görevi tutumu yönlendirmek, başlatmak ya da sonlandırmaktır. Başı olmayan sinekler ve hamamböcekleri dahi bilebilirler.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ