Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Beyin Hakkında Belirsiz Yedi Gerçek

  • 16 Nisan 2021
  • Beyin Hakkında Belirsiz Yedi Gerçek için yorumlar kapalı
  • 148 kez görüntülendi.

Beyin, bedenin merkezi hakimiyet üniteyi, hatıralar ve duyguların ambarıdır. Tarih süresince, feylesoflar beynin insanı insan yapan özünü başka bir deyişle ruhunu da barındırabileceğine inanmışlardır. 1892 etrafında yazılmış bir şiirde, Amerikan şair Emily Dickinson, insan beyninin ne kadar mükemmel olduğunu açıklamıştır. Bu şiir beynin düşünce ve yaratıcılığın harikulade kapasitelerini göz önüne alarak bir huşu duygusu ifade eder ve […]

Beyin, bedenin merkezi hakimiyet üniteyi, hatıralar ve duyguların ambarıdır. Tarih süresince, feylesoflar beynin insanı insan yapan özünü başka bir deyişle ruhunu da barındırabileceğine inanmışlardır. 1892 etrafında yazılmış bir şiirde, Amerikan şair Emily Dickinson, insan beyninin ne kadar mükemmel olduğunu açıklamıştır. Bu şiir beynin düşünce ve yaratıcılığın harikulade kapasitelerini göz önüne alarak bir huşu duygusu ifade eder ve bu büyüleyici uzvun şahsın kendisi ve dünya hakkında bu kadar çok bilgiyi nasıl içerebildiği dikkat toplamak istemiştir. İnsan asap sisteminin ana uzvu olan beyin, bedenin faaliyetlerinin çoğuna idarer ve bedenin hem içinden hem de dışından alınan bilgileri işler. Bunun yanında hafıza ve karar verme gibi düşüncelerin, uzun ve kısa vadeli dahil olmak üzere duyguların ve öğrenişsel kabiliyetlerin merkezidir.
Beyinden 1800’ler de bahsedildiği ilk yazılı dokümandan evvel, Edwin Smith cerrahi papirüs olarak öğrenilen Daha Önceki bir Mısır tıbbi tahlilinde tesadüfülmüştür. O zamandan sonra beyin hakkındaki bilgiler miktarlamaz bir biçimde genişlese de yeniden de bu kilit uzvu çevreleyen bir hayli sırla bilgi sırrını sürdürmeye devam etmiştir. Bu bilgiler ışığında, beyin hakkında sarihe çıkardığımız en ehemmiyetli asıllardan kimilerine ve anlaşılması gereken bazı mevzulara altta yer verilmiştir.

1. Beynin Büyüklüğü Ne Kadardır?

Beyin Hakkında Bilinmeyen Yedi GerçekBeyin büyüklüğü genellikle cinsiyet, yaş ve genel beden kitlesinin ağırlığına göre farklılık göstermektedir. Bununla beraber, çalışmalar erişkin erkek beyninin vasati olarak 1.336 gram olmakla beraber erişkin dişi beyin büyüklüğü takribî 1.198 gram ağırlığındadır. Ebatlar açısından, insan beyni en büyük miktarlara sahip olan beyin değildir. Tüm memelilerden, balina türlerinden etkileyici büyüklüğe sahip olan 35-45 ton ağırlığındaki balinalar en büyük beyine sahip olduğu öğrenilmektedir. Ancak, dünyadaki tüm canlılardan, insan beyni elektriksel ve kimyevi sinyallerle bilgi depolayan ve ileten uzmanlaşmış hücreler olan en fazla rakamda nörona sahiptir. Ananesel olarak, insan beyninin takribî olarak 100 milyar nöron kapsadığı söylenir ancak son araştırmalar bu rakamın doğruluğunu denetlemektedir. Bunun yerine, Brezilyalı sinirbilimci Suzana Herculano-Houzel affedilen insan beyinlerini akışkanlaştırmayı ve net bir çözüme dönüştürmeyi gerektiren bir usul kullanarak rakamın 86 milyar nörona yanaştığını keşfetmiştir.

2. Beynin İşlevi Nedir?

İnsan beyni, spinal akor yanında merkezi asap sistemini oluşturur. Beyin küre biçimindedir ve yumuşak dokudan oluşmaktadır Beynin üç ana kısmı vardır ve bu kısımlar şu biçimdedir:
• Bir nebatın çekimi gibi, uzamış olan ve beynin geri kalanını omurilğe bağlayan beyin sapı
• Beynin artta bulunan ve hareketi tertip eden, motor becerilerini bilen ve balansı gözeten, derinde bulunan serebellum
• Beynin en büyük kısmı olan ve kafatasının çoğunu dolduran kısım olan beyin korteksini başka bir deyişle uzun bir yivle dağılmış sol ve sağ yarımküreye sahip olan kısım. Bu kısmın hepsi dış ve iç uyaranlar karşı şuurlu düşünce, karar verme, hafıza ve bilme süreçleri, bağlantı ve idrak edişinden değişik biçimde mesul olan öbür minik yapılara konut sahipliği yapmaktadır.
Beyinler asap hücrelerini, nöronal olmayan hücreleri nöronları ve beyin sıhhatini gözetmeye takviyeci olan ve minik kan damarlarını kapsayan gri ve beyaz maddeyi kapsayan yumuşak dokudan oluşmaktadır. Beynin içeriği neredeyse yüzde 60 ortamı su dan ve kalanı yağdan oluşmaktadır. Günümüz insanının beyni Homo sapiens sapiens -sırtında hafifçe uzayan öbür erken hominidlerin beyinlerinden değişik olarak küreseldir. Araştırmanın bu biçimi, Homo sapiens’te takribî 40.000-50.000 sene evvel gelişmiş olabileceğini öne devam ettir.

3. Beynin Günlük Olarak Ne Kadar Enerjiye Gereksinimi Vardır?

İnsan beyninin çok büyük bir uzuv olmadığı aslına karşın, işleyişi için çok fazla enerjiye gereksinim dinlemektedir. Herculano-Houzel bir sunumunda; insan beyni kütle olarak bedenin yalnızca yüzde 2’sini oluşturmasına karşın, bedeninizin günlük olarak çalıştırmak için gereksinim dinlediği enerjinin yüzde 25’ini kullandığı açıklamasını yapmıştır. Ve beynin neden bu kadar çok enerjiye gereksinimi olduğu mevzusunda fareler üzerinde araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalara göre bazı bilim adamları, bu enerjinin çoğunun devam eden düşünce ve vücutsal süreçlerin korunmasına tüketildiğini, bir kısmının muhtemelen beyin hücrelerinin sıhhatinin korunması mevzusunda kullanıldığını düşünceler beyan etmişlerdir.
Ancak, bazı analistlere göre, beyin rastgele bir faaliyete odaklanmadığında dinlenme olarak öğrenilen pozisyonunda dahi çok fazla enerji harcamaktadır. James Kozloski’ye göre, hareketsizlikle ilişkili ağlar dahi anestesizi altındaymış gibi görüntülenmekte ve bu bölgeler beynin enerjisinin büyük kısmını harcamaktadır. Ancak Kozloski’nin tahmini, nedensiz yere çok fazla enerji tüketilmemesi gerektiği hakikatinden yola çıkılarak bu gidişatın gerçeğinde görünen gibi olmadığını başka bir deyişle hiçbir şey yapmıyor gibi görünse de beynin işlev halinde olduğunu korunmaktadır. Enerji gerçeğinde, hiçbir şey yapmadan tüketilmemektedir başka bir deyişle gerçeğinde günlük hayatlarımızda kararlar alırken anımsayabileceğimiz bilgi birikimi ve tecrübelerden oluşan bir harita oluşturmaya müteveccihtir.

4. Beynin Kapasitesinin Ne Kadarı Kullanılmaktadır?

Uzun zamandır devam eden söylemlere göre, insanların tipik olarak beyin kapasitelerinin Beyin Hakkında Bilinmeyen Yedi Gerçekyalnızca yüzde 10’unun kullanıldığı, öbür yüzde 90’ı nasıl kullanılacağının bilmesi vaziyetinde değişik kabiliyetlerin kullanımının mevzubahisi olduğudur. Başka Bir Deyişle beynin yalnızca yüzde 10’unun kullanıldığı düşüncesi gerçek olmayan bir söylemdir ve gerçeğinde beynin çoğu her zaman kullanmaktadır. Bu efsanenin bütün olarak nerede ortaya çıktığı ve nasıl bu kadar tez dağıldığı bütün olarak belirli olmasa da bir biçimde doğru olduğu düşünüldüğünde henüz keşfedilmemiş beyin kapasitesi olduğu görüşü netlikle çok çekici bir fikirdir.
Yapılan beyin taramalarında beyin kapasitesinin çok büyük kısmını kullanmaktadır. Fakat yapılan etkinliğin içeriği, yoğunluğu ve cinsine göre bu kullanılan kapasite değişmektedir. Ve yukarıyada da açıkladığımız gibi beyin yatarken dahi bir faaliyet halindedir ve çalışmaktadır. Mesela şahıs bir vazifeye dahil olursa beynindeki bazı nöronlar bu vazifeye katılsa dahi, geri kalanı başka şeyler yapmakla meşgul olur. Bu sebeple, şahıs bir probleminin üzerinde durmasa dahi o probleme beyin çözüm üretebilir. Analistlere göre bu gidişat bir zaman ya da bir gece uykusundan sonra bu problemin düşünülmesi ve beynin kesintisiz faal olmasından kaynaklanmaktadır.

5. Beynin Hangi Tarafı Faal Olarak Kullanılmaktadır?

İnternette çoğu zaman yapılan testlerle beynin sağ ya da sol kısmını kullandığınıza dair neticelerle karşılaşmak olasıdır. Ve bu testler çıkan neticelere göre şahsiyetinizle alakalı çıkarımlarda bulunurlar. İddialara göre, sol beyinli insanların daha matematiksel olarak meyilli ve analitik oldukları, sağ tarafı kullananların ise daha yaratıcı oldukları söylenmektedir. Ama bu doğru değildir. Her ne kadar beynimizin her yarım küresinin de birbirinden azıcık değişik rolleri olduğu doğru olsa da fertler karakterlerini ve kabiliyetlerini tertip eden baskın bir beyin tarafına sahip değillerdir. Bunun yerine, araştırmalar insanların hem beyin hemisferlerinin her ikisini de denk miktarda kullandıklarını ortaya koymuştur. Ancak, doğru olan, beynin sol yarım küresinin dilin kullanımıyla daha fazla alakalıyken, sağ yarım kürenin lafsız bağlantının karışıklığına daha fazla uygulanmasıdır.

6. Beyin İhtiyarladıkça Nasıl Değişir?

İhtiyarladıkça beynin bir kısmı doğal olarak küçülmeye başlar ve yavaş yavaş nöronlar kaybedilir. Ön lob ve hipokampus öğrenişsel süreçleri tertip eden, hafıza yaradılışı ve andırma da dahil olmak üzere iki ehemmiyetli beyin bölgesidir ve 60 ya da 70’li yaşlara gelindiğinde küçülmeye başlar. İhtiyarladıkça nöronları kaybedilmeye başlansa da yeni araştırmalar erişkin beyinlerinin de yeni hücreler üretebileceğini gösteriyor. Bu, doğal olarak yeni şeyler bilmeye veya aynı anda birkaç işi asıllaştırmaya, evvelkinden daha güçlü bir biçimde başlayabileceği anlamına gelmektedir. Çok uzun zaman evveline kadar, bilim adamları bir kere nöronları kaybetmeye başlanıldığında da, bunun böyle olacağını düşünürlerdi. Ancak, bunun doğru olmadığı ortaya çıkmıştır.
İngiltere’deki King’s College London’dan analist Sandrine Thuret, hipokampüsün yetişkin beyninde yeni hücreler üretmek için çok ehemmiyetli bir kısım olduğunu açıklanmıştır. Thuret’e göre, erişkin beyinde nörojenez denilen yeni asap hücrelerinin ürediği sürece vasati bir erişkin insanın hipokampusta günlük 700 yeni nöron üreteceğini hipotez edilmektedir. Bu, orta yaşa erişildiği zaman, hayatlarının başlangıcında bu beyin bölgesinde sahip olunan tüm nöronları, erişkinlik yarıyılında ürettikleri ile değiştirebileceği anlamına gelmektedir.

7. Yosunu Gerçeğinde Hakimiyetli Bir Sanrı mudur?

Beyin Hakkında Bilinmeyen Yedi Gerçekİnsan beyninin bu kadar sırlı olmasının reel sebepleri şuur ve reellik algıları ile ilişkilidir. Şuur üzerine yapılan çalışmalar hem bilim adamlarını hem de feylesofları büyülemiş ve bu fenomeni kavramaya çalışmaktadırlar. İngiltere’deki Sussex Üniversitesi’nden öğrenişsel ve hesaplamalı asap bilim profesörü olan Anıl Seth, şuur çalışmasında uzmanlaşmış olan bu eksantrik sürecin, beynin yapmak için ürettiği bir cins hakimiyetli sanrı’a sabrettiğini öne sürmüştür. Bu tahmine göre, beyin şuura algıları iletirken, çoğunlukla şahsın beklediği olarak adlandırdıkları etmenleri nasıl beklediğini temel alır.
Muayenehane ve araştırma teknolojideki büyümelere karşın, hala beyinle alakalı pek çok sual yanıtsızdır. Misalin, beyinde karışık bilgilerin nasıl işlendiğini hala bütün olarak öğrenilmemektedir. Her gün, kim olduğumuz, neyi idrak ettiğimiz ve neleri yapabileceğimiz gibi düşüncelere, bu düşünceler için zaman ayırmadan asıllaştırmaktayız. Natürel ki tüm bunlar harikulade uzuv olan beynimiz sayesinde yapılabilmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ