Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Bağışıklık ve Doku Nakilleri

  • 21 Nisan 2021
  • Bağışıklık ve Doku Nakilleri için yorumlar kapalı
  • 146 kez görüntülendi.

Kendinden Olanın Tanınması Bir organizmanın bağışıklık sistemi; hemen hemen tam yabancı antijenleri ya da antijen taşıyan hücreleri tanıyabilir ve ortadan kaldırabilir ancak organizmanın kendine ait hücrelerin yüzey proteinleriyle başka bir deyişle bedenin ‘kendi’ antijenleriyle yabancı antijenleri birbirine karıştırmaması gerekir. Doku nakli deneyleri, kendinden olanın tanınması ya da kendinden olana müsamaha gösterme özelliğinin, bağışıklık sisteminin erken embriyonik büyüme […]

Kendinden Olanın TanınmasıBağışıklık ve Doku Nakilleri

Bir organizmanın bağışıklık sistemi; hemen hemen tam yabancı antijenleri ya da antijen taşıyan hücreleri tanıyabilir ve ortadan kaldırabilir ancak organizmanın kendine ait hücrelerin yüzey proteinleriyle başka bir deyişle bedenin ‘kendi’ antijenleriyle yabancı antijenleri birbirine karıştırmaması gerekir. Doku nakli deneyleri, kendinden olanın tanınması ya da kendinden olana müsamaha gösterme özelliğinin, bağışıklık sisteminin erken embriyonik büyüme safhasında kazandığı bir özellik olduğunu ortaya koymuştur. Bir organizmaya ait doku parçası başka bir yetişkin hayvanın bedenine nakledildiğinde ya da tenine yerleştirildiğinde, akdikeninin bağışıklık sistemi hemen her zaman vericinin hücre yüzey proteinlerine karşı tepkin vererek nakledilen dokuyu yalanlar. Fakat yabancı doku; akdikeninin bağışıklık sistemi henüz bedenin kendi hücrelerini tanıma mevzusunda yeterli deneyi mi edinmeden evvel başka bir deyişle doğum evveli safhada nakledildiğinde kabul edilir. Bu ferdin bağışıklık sistemi, yetişkin yarıyılda dahi aynı vericiden nakledilen dokuyu kabul eder.Bağışıklık ve Doku Nakilleri
Organizmanın ‘kendi’ antijenleri genellikle glikokaliksin membrana bağlı glikoproteinleridir. Bunlardan kimileri emin dokulara hastır ve hücre-tipi tanımada ve hücre-hücre bağlanmasında rol oynarlar. Öbürleri MHC tarafından kodlanır ve bunun için en azından yedi genin iş görmesi gerekir, üstelik bu genlerin her biri 100’den fazla farklı çeşitte olabilir. MHC proteinlerinin spektrumu ehemmiyetlidir zira, şayet bu kadar spektrum içinde antijeni bağlaması ve sergilemesi gerekiyorsa bu moleküllerin de hücre tanıma mevzusunda ehemmiyetli özellikleri olmalıdır.

Kendinden olana müsamaha, fetal büyüme esnasında seçici lenfosit inaktivasyonu harekâtının reelleştiği yarıyılda büyür. Civarda henüz hiç yabancı antijen yokken ana karnındaki ferdin kanına milyonlarca bakir B hücresi verilir. Bu B hücrelerinden hangilerinin antikorları bu gelişim aşamasında bir bağlanma reelleştiriyorsa bunlar, bağlandıkları sıradan doku proteinleri olduğundan inaktive edilirler. Bu harekâtın mekanizması öğrenilmemektedir. İnaktivasyondan geride kalmış olan bakir hücreler dahi muazzam bir spektruma sahiptir, bunlar gerektiği zaman ‘kendinden-olmayam’ tanıyarak artacak ve bağışıklık yanıtını oluşturacak olan hücrelerdir. T hücrelerinin inaktivasyonu azıcık daha karışıktır.

Bağışıklık ve Doku Nakilleri

Bir T hücresinin susturulması için yalnızca reseptörünün fetal gelişim esnasında sıradan bir proteine bağlanması yeterli değildir, aynı zamanda bu hücrenin, organizmaya ait MHC komplekslerinden birine bağlanamıyor olması da gerekir. Böyle T hücrelerinin bir kısmı öldürülür ve bu harekât klonal delesyon olarak adlandırılır. T hücrelerinin infekte hücreleri öldürme ve öbür bağışıklık sistemi hücrelerinin etkinliklerini manipülasyon misyonunu yapabilmesi için bu inaktivasyon ya da delesyon temeldir. İnaktivasyon harekâtı, ‘kendinden olan’ antijenlerin devamlı ortaya çıkışı sebebiyle, etkin ve kesintisiz bir operasyondur. Ancak kesintisizliği gerekse dahi inaktivasyon, zaman zaman kalıcı olmayabilir. Belirli bakteriler ya da virüslerle infeksiyon bu mekanizmayı zayıflatabilir ve neticede otoimmün bir hastalık ortaya çıkabilir. Bir otoimmün hastalık misali olan miyastenia gravis, bedenin, asap hücreleriyle adale hücrelerinin irtibatını sağlayan kimyevi maddenin reseptörü olan ve bedende milyarlarcası bulunan asetilkolin reseptörlerine karşı müsamahasını kaybetmesi ile ortaya çıkar. Netice adalelerin hakimiyetinin eksilmesi ve giderek salt kaybıdır. Öbür otoimmün hastalıklar arasında, multipl skleroz, romatoyit artrit ve Tip I diyabet sayılabilir. Kendinden olana müsamaha nasıl ve niye ortadan kalkmaktadır, bunlar yanıtlanmayı bekleyen suallerdir.

Hücresel Tanıma ve Nakledilen Dokular

Bağışıklık ve Doku Nakilleri

Nakledilen uzvun bir parçası olarak başka bir organizmaya giren yabancı hücrenin yüzeyinde birkaç farklı MHC-I proteini bulunur. MHC proteinlerinin spektrumu hücresel tanımada ehemmiyetli bir rol oynar. Nakledilen doku hücrelerinin üzerindeki MHC çeşitlerinin çoğu konağın bağışıklık sisteminin ilk kere karşılaştığı yapılar olacaktır, bu sebeple B-hücre antikorları bunlara bağlanarak bağışıklık yanıtını başlatır. Aynı zamanda, yabancı hücrenin ve konağın en azından bir ortak MHC-I değişken bölgesi bulunacaktır; bunun neticeyi olarak da en az bir T-hücre reseptör sınıfı bu cinsteki MHC proteininin bir bölgesine bağlanabilecektir. Ne yazık ki hemen her zaman yabancı MHC molekülünün hiç tanınmayan kısımları bulunur ve bu kısımlar T hücreler tarafından antijen olarak idrak edilir; bunun neticeyi da hücresel bağışıklık yanıtının başlamasıdır. İki koldan büyüyen bağışıklık yanıtı sonunda nakledilen dokunun yalanlanır. Nakledilen dokunun bu biçimde yalanlanması siklosporin gibi, interlökin genlerinin çalışmasını sağlayan `enhancer’ moleküllerini bloke eden bazı ilaçlarla önlenebilir, fakat bunun da bir kıymeti vardır: tam bağışıklık sistemi susturulan akdikeni artık en yaygın görülen soğuk algınlığına karşı dahi korunmasızdır. Yeniden de akdikeninin lenfositleri zaman içinde yabancı antijenleri dikkate almamayı bir biçimde bilebilir ve bu vaziyette bağışıklık sistemini baskılayıcı rehabilitasyon rahatlatılabilir ya da kesilebilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ