Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Aynaların Geçmişine ve Bugününe Bakış

  • 07 Aralık 2021
  • Aynaların Geçmişine ve Bugününe Bakış için yorumlar kapalı
  • 105 kez görüntülendi.
Aynaların Geçmişine ve Bugününe Bakış

Çoğu konutta birkaç ayna bulunur. Aynalar olmadan yaşamın nasıl olacağını hayal etmek güçtür. Aynalar o kadar verimlidir ki, insanlık onları bugün yararlanılan biçimde olmasa da binlerce sene evvel oluşturmaya başlamıştır. Tarih boyunca aynalar muhtelif malzemeler kullanılarak muhtelif emellerle yapılmıştır. Aynalar ortaya çıktıklarından bugüne nitelik ve konsept olarak çok yol kat etmiştir. Kaydolunan en daha önceki tarihten beri, insanlar yansımalardan etkilenmişlerdir. Narcissus’un bir su havuzundaki kendi yansımasıyla büyülendiği söylenir ve masallarda aynalara büyülü eforlar atfedilir. Aynalar, yansıtıcı havuzlardan ve cilalı metal yüzeylerden sırçadan yapılan el ve banyo aynalarına kadar ilerlemiştir. 17. asırdan beri iç dekorasyonda kullanılmaktadır, arabalarda, otel lobilerinde yansıtıcı yüzeylerde, çağdaş tasarımda hala popülerdir. Aynalar, bireylerin kendi görünümünü analizi, otomobillerde arkada olanın araştırılması, gökdelenlerin inşa edilmesi ve mikroskoplar ve lazerler gibi bilimsel araştırma vasıtalarının yapılması gibi emeller için kullanılır.
Altta değişik yarıyıllarda aynaların yapıldığı maddeler ve geçirdikleri metamorfozlara yer verilmiştir.

M.Ö. 8.000 – M.Ö. 200, ObsidiyenAynaların Geçmişine ve Bugününe Bakış

İnsanların ellerinde tutabilecekleri fiziksel bir aynanın bilinen en daha önceki tarihi, obsidiyen taşı kullanılan M.Ö. 8000 seneleridir. Obsidiyen, cilalandığında iyi bir yansıtıcı yüzey oluşturan volkanik bir sırçadır ve ilk olarak Kenya’da çömlekçilik ve ok uçları için kullanılmıştır. İnsanlar taşı yoğun bir biçimde parlatmış, bu da hoş bir yansımayla sonuçlanmış ve onu dünyanın ilk aynası yapmıştır. Seneler geçtikçe, kara büyü ile giderek daha fazla ilişkilendirilmiş ve kahinlik için kullanılan korkutucu bir ayna veya “siyah ayna” olarak bilinmiştir. Obsidiyen aynalarla alakalı mesele, gerçekten ağır olmalarıdır, bu sebeple genellikle büyük ölçekli yapılmamışlardır. Çoğunlukla zenginler tarafından daha minik süslemeler olarak kullanılmışlardır.

Bronz ve İskenderiye Deniz Feneri

Bronzdan yapılan aynalar M.Ö. 2000 senelerinde Çin’de, MÖ 2900 senelerinde Mısır‘da ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu aynalar ziynetli şeyler değildir, yalnızca yuvarlak diskler halinde düzleştirilmiş ve sonra cilalanmış bronz parçalarıdır. Aynaların Geçmişine ve Bugününe BakışGenellikle ahşap, metal veya fildişi kulpları vardır. Mısır, İskenderiye’de, Pharos adasında MÖ 285’de inşası başlatılmış olan Pharos veya İskenderiye deniz fenerinde 70 km kadar uzaktan bile görülebilen büyük kavisli, cilalı bir bronz tunç ayna bulunmaktadır. Limanı da aydınlatan fener denizcilerin geceleri tehlikesiz biçimde geri dönmelerine destekçi olması için yapılmıştır. Fenerdeki aynalar ile gündüzleri güneş ışığı, geceleri ise ayna önünde yakılan ateşin ışıkları 50 km kadar uzağa yansıtılabilmiştir.

1500’ler-1800 ‘ler

Cıva Kaplamalı Sırça Aynalar
Venedikli sırça ustaları, 16. asırda, muhteşeme yakın ve bozulmamış yansıma elde etmek için sırçanın ardı cıva ile kaplamışlardır. Venedik aynasının ortaya çıktığı yer Murano adasıdır. Murano sırça aynalar olarak bilinmektedir. Cıva kaplama operasyonunun gizemleri, büyük miktarda endüstriyel ajanlık sebebiyle sonunda Avrupa’ya dağılmıştır. Ayna üretimi sanayileşmiş ve mahsuller çok daha uygun maliyetli hale gelmiş ancak cıvanın toksisitesi bir mesele olmuştur.
Gümüş Kaplamalı Sırça Aynalar
Günümüz aynasına daha çok benzeyen aynalardır.1835 senesinde Justus Von Leibig, sırçayı kaplamak için cıva yerine gümüş kullanmaya başlamış ve böylece bugün hala kullanılan gümüşleme harekâtını başlatmıştır. Süreç, seri yapıma izin verecek biçimde arıtılmış edilmiş ve aynalar çok daha uygun maliyetli hale gelmiştir. Basitçe cilalanabilen ve düzleştirilebilen oldukça sağlam bir malzeme olması sırçayı ayna imali için harikulade bir tercih haline getirmektedir. Sırça levhalar, kumdan çıkarılabilen veya arıtılmış edilebilen silikadan yapılır. Sırça, natürel silika kristallerinden yapıldığında erimiş kuvars olarak bilinir. Ancak, şayet sentetik bir sırça ise, o zaman sentetik erimiş silika olacaktır. Silika veya kuvars, son derece yüksek bir sıcaklıkta eritilir, daha sonra dökülür ve tabakalar haline getirilir. Gümüş kaynatılarak akışkan hale getirilir ve daha sonra ince, denk bir kaplama ile sırçaya uygulanır. Gümüşleme harekâtından sonra aynalar gözetici bir kaplama ile kaplanır ve ardından parlatılır. Ayna parlatma operasyonu doğru yapılmazsa, sırçada bozulmaya neden olacak dalgalar olabilir.Aynaların Geçmişine ve Bugününe Bakış
Daha Önceki gümüş kaplamalı aynalar genellikle sırçanın artta koyu çizgilere sahiptir, zira malzeme çok ince ve kumpassız bir biçimde kaplanmıştır, bu da pul pul dökülmesine, çizilmesine neden olur. Başka rastgele bir yerdeki gümüş gibi aynanın art da kararabilir. Gümüşşan havadaki kükürt bileşikleri ile tepkini, koyu, yansıtıcı olmayan gümüş sülfür yaradılışına neden olabilir. Bu genellikle bir mesele değildir zira gümüş sırçanın üzerine hava geçirmez bir biçimde çökeltilir. Bununla birlikte, bazen aynalarda güzel olmayan bir siyah kenar oluşturur. Bu, sırça ile gümüş tabakası arasına su sızdığında olur. Suyun varlığı kararma tepkinini süratlendirdiğinden, yansıtıcı yüzey hasar görür. Bir aynayı arındıktan hemen sonra kenardaki fazla suyu silmek aynanın hasar görmesini önleyecektir. En iyi teknik, aynayı değil, bezi nemlendirmektir.

Günümüz: Alüminyum Kaplamalı Sırça Aynalar
Çağdaş aynaların doğası esasta bir su havuzundan değişik değildir. Işık rastgele bir yüzeye çarptığında, bir kısmı yansıtılacaktır. Aynalar, çok iyi yansıtan parlak, koyu arka tasarıya sahip düz yüzeylerdir. Su iyi yansıtır, sırça makûs yansıtır ve cilalı metal son derece iyi yansıtır. Genel olarak, tüm yansıtıcı yüzeyler ve dolayısıyla tüm aynalar, şahsiyet olarak aynıdır. Yeniden de, bir aynanın niteliği, onu yapmak için tüketilen zamana ve malzemelere bağlıdır. Günümüzde aynalar için en yaygın olarak kullanılan metalik kaplama alüminyumdur. Alüminyum vakumla uygulanır ve doğrudan soğutulmuş sırçaya yapışır. Alüminyum oksitlenebilir ancak oksitlenmeyi önlemek için boya gibi gözetici bir tabaka uygulanabilir. Alüminyum hakikatinde ultraviyole ve kızılötesi spektral aralıklarda öbür tüm metallerden azami yansıma seviyesine sahiptir. Ön yüzey aynaları çok katmanlı bir otomatik kaplayıcıda kaplanır. Bu, her şeyin harikulade olmasını sağlamaya destekçi olur, hatta yanılgısız bir yansımayla sonuçlanır. Standart bir aynada yansıma arka taraftadır. Bilim ve mühendislik için, yanılgısız bir yansımaya sahip üstün nitelikli bir aynaya lüzum vardır. Bilimsel sınıf aynalarda sırçayı kuvvetlendirmek için genellikle başka bir kimyevi bileşen ilave edilir. Misalin borosilikat, sırça silika ve bordan oluşur. Bu, yüksek sıcaklıklara katlanmasına destekçi olur.
Aynalar gerçekten hafife alınmamalıdır. En basit, sade ayna bile uzun bir insan çabası ve bilimsel araştırma tarihinin mahsulüdür. Günlük işleri basitleştirmek için aralıksız olarak aynalar kullanılır ve aynalar birçok bilimsel ve endüstriyel uygulamaya sahiptir.

Bibliyografi:

https://www.uralakbulut.com.tr/wp-content/uploads/2009/11/AYNA-%c4%b0LK-DEFA-8000-SENE-%c3%96NCE-ANADOLUDA-YAPILDI-Haziran-2012.pdf
https://www.twowaymirrors.com/how-mirrors-are-made/
https://www.mirror-shop.co.uk/how-mirrors-are-made.irs
https://homesteady.com/12003336/the-difference-between-mirror-glass-window-glass

Yazar: Müşerref Özdaş

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ