Site Rengi

BilgiliUsta.com | Aradığınız Her Bilginin Adresi.

Açlık Hissinin Arttaki Bilim

  • 28 Nisan 2021
  • Açlık Hissinin Arttaki Bilim için yorumlar kapalı
  • 152 kez görüntülendi.

Yiyecek temini; uyku, su ve barınma gereksinimi gibi esas bir insan lüzumudur. Açlık hissi, yaşamda kalmak için bedene yakıt sağlanmasını andırdıran evrimsel bir vasıtadır. Bu “homeostatik açlık” olarak öğrenilir. Ancak günümüzde yaşayan insanların açlık, kültürel ipuçları, şahsi zevkler ve mükâfat sistemlerinden kaynaklı tek bir açlık cinsi yoktur ve bu genel olarak hedonik açlık olarak da […]

Yiyecek temini; uyku, su ve barınma gereksinimi gibi esas bir insan lüzumudur. Açlık hissi, yaşamda kalmak için bedene yakıt sağlanmasını andırdıran evrimsel bir vasıtadır. Bu “homeostatik açlık” olarak öğrenilir. Ancak günümüzde yaşayan insanların açlık, kültürel ipuçları, şahsi zevkler ve mükâfat sistemlerinden kaynaklı tek bir açlık cinsi yoktur ve bu genel olarak hedonik açlık olarak da öğrenilir. Bu vaziyette, beden kaloriye lüzum dinlemese dahi beyin bize açlık yaşayabilir. Bu yazıda değişik açlık cinslerinin altında uyuyan mekanizmalar ve bilimsel açıklamalar bulunmaktadır.

Açlık Hissinin Arkasındaki BilimHomeostatik Açlığın Biyolojik Esasi

Beyin; sıhhatli kalmak, yeterli derecede besleyici ve kalorifik besinler harcamayı sağlamak için kan ve beden gıda seviyelerini tertip etmesi gerekir ve daha fazla yakıta lüzum dinlendiğinde daha fazla yiyecek harcanması için şahsı motive eder. Bunu sağlayabilmesi için sanki karışık bir mekanizmaya sahiptir. Bu motivasyon açlık oluştuğunu ve bedenin verdiği sinyalle daha fazla beslenme gereksinimi olduğunu bildirir. Açlık şahsı rahatsızlık verir ve bu sebeple beyin zorunlu gördüğünde şahsı yemek yemeye teşvik etme emeline hizmet eder.
Homeostatik açlığın altında uyuyan mekanizmaları ortaya çıkarmak için seneler süresince çok fazla araştırma yapılmıştır. Şu anda, bilim adamlarının bu mekanizmaların bileşenleri hakkında iyi bir düşüncesi vardır, ancak bazı gidişatlarda kesin işlevleri sarih değildir. Uzun zamandır, bilim adamları açlığı antagonistik bir sistem şeklinde, yanal hipotalamusun beslenmeyi teşvik etmek için açlık duygularına neden olduğunu ve ventromedial çekirdeğin doygunluk duyguları yoluyla yasaklayıcı bir tesire sahip olduğunu tespit etmişlerdir.
1990’larda bilim adamları, leptin hormonunun doygunluk duygularında hayati bir rol oynadığını keşfetmişlerdir. O zamandan beri bir hayli çalışma, beslenmenin kandaki leptin seviyelerini artırma tesirine sahip olduğu tahminini dayanaklarken, yiyecek yoksunluğu leptin seviyelerinde bir düşüşe yol açmaktadır. Araştırmalar, leptin reseptörü veya liganddan yoksun insan ve hayvanların iştahı çoğaldırdığını ve yeme tavırlarını çoğaldırdığını bulmuştur.
Leptin, beslenmenin merkezi asap sistemi tertip etmesini tesirler, zira leptin reseptörü, janus-kinaz/STADYUM-3 yolunu aktive edebilen tip 1 sitokin reseptörüdür. Leptin reseptörünün uzun formu, beynin muhtelif yerlerinde bulunabilir, ancak ventral bazal hipotalamusta, özellikle hipotalamusta bulunan kavisli, ventromedial, dorsomedial ve ventral premammaliyal çekirdeklerde en bol ölçüde bulunur. Leptin bu bölgelerdeki reseptörlere bağlanır ve doygunluk duygularına yol açan etkinliği tetikler. Bununla beraber, leptin etkinliğinin kesin fizyolojik ehemmiyeti henüz bütün olarak anlaşılamamıştır.
Açlık Hissinin Arkasındaki BilimGhrelin, yemekle tertip edilen ve leptin ile geçimli çalıştığına inanılan başka bir hormondur. Çalışmalar, ghrelinin hipotalamus üzerinde, özellikle bol ölçüde ghrelin reseptörünün bulunduğu ventromedial ve kavisli çekirdeklerde tesir ettiğini göstermiştir. Bununla beraber, bu reseptörler öbür beyin bölgelerinde de bulunmuştur ve beyindeki grelin eyleminin kesin mekanizmaları hala bilinmezdir. Bunun yanında, grelin’in rolü birkaç çalışma ile vurgulanmıştır. Özellikle, 2000’li senelerin başlarında, bir analist takımı perhizden kilo alanlarda ve gastrik bypass işlemi ile kaybedenlerde grelin seviyelerini ölçmüş ve perhiz yapanların, yemekten evvel hormonda dorukları olan grelin seviyelerini ehemmiyetli miktarda artırdığını tespit etmiştir.
Operasyon geçirmiş olanlar ise grelin seviyelerinde düşüş yaşamışlar ve yemek evveli doruktan yoksundurlar. Ayrıca düşük ağırlıklarını koruma mevzusunda daha galibiyetli olmuşlardır. Bu, grelin’in açlıkta ehemmiyetli bir rol oynadığını göstermektedir. Homeostatik açlık karışık bir süreçtir ve bunlar sistemde yer alan tek hormon olmasa da, en hayati olanlardan ikisidir. Araştırmalar, homeostatik açlıkla alakalı esas mekanizmaları araştırmaya devam etmektedir ve her zaman ilerlemeler kaydolunmaktadır.
Son zamanlarda, misalin, hipotalamustaki POMC Pro-opiomelanocortin nöronlarının yiyecek alımını sınırlamada anahtar olduğu tespit edilmiştir ve yapılan son çalışmalar, nöronların nöral devre ile irtibatlarını değiştirerek hormonal dalgalanmalar sebebiyle yedikten sonra biçim değiştirdiklerini göstermiştir.

Hedonik Açlık

Ne kadar yendiğini idareyen tek sistem homeostatik açlık değildir ve o zaman genellikle ideal beden ağırlığı ve yemek, soluk alma veya uyku gibi hayatı destekleyen öbür esas süreçlere benzemektedir. Bununla beraber, yiyecek ve yemek dünyadaki kültürlerde ehemmiyetli bir rol oynamaktadır. Şahsın zevk aldığı veya bir kutlama yemeği yemesi, sosyalleşmesinin büyük bir parçası ve aynı zamanda dini bayramlarda ve aile vakalarında ehemmiyetlidir.
Açlık Hissinin Arkasındaki Bilimİnsanlar karışık mahlukatlardır ve çağdaş hayat içinde şuursuzca hareket edebilmektedirler. Yiyecek sanayisinin mülklerinin satışından kar elde etmeyi hedeflediği göz önüne alındığında, şahsı harcamaya motive etmek için pazarlama, açlık duygularını başlatma tesirine sahip olabilir. Ayrıca, uyaran-yanıt bilme yoluyla, vücudun beslenme lüzumu olmasa dahi açlık duygularını tetikleyebilecek muhtelif senaryolarla yukarıyada listelenenler gibi ilişkilendirilir.
Bu afaki şölenlerin çoğu, besinle alakalı haz tarafından yönlendirilir, bu hedonik açlık olarak öğrenilir. Bu sistem iki mekanizmayı, tat alma mekanizmalarını ve besleme için mükâfat sistemini içermektedir. Beslenmeyi tertip etmek için yumuşatıcı mekanizmalar, tat ve koku gibi lezzet ipuçları ile modüle edilir. Bir Hayli araştırma, insanların ve hayvanların yeterli beslenme için lüzum dinlediklerinin ötesinde tatlı ve tuzlu besinler gıdasını göstermiştir.
Bilim adamları, bunların yaşamda kalma uğrunu artırmak için var olan evrimsel tavırlar olduğunu kurarlar, zira tatlı ve tuzlu tatlar, genellikle kalorisi yüksek olanlar gibi yaşamda kalmak için ehemmiyetli olan besinlerin göstergeleridir. Bugün, gelişmiş dünyada gelecekte yeterli yiyecek kaynağı bulamama kaygısına karşın, bu sistemler insanı hala etkilemektedir. Beyin hala şahsı hoşnut eden şekerli ve tuzlu besinleri aramakta ve istemektedir.
Ek olarak, beynin beslenme için bir mükâfat sistemi vardır. Çok rakamda çalışma, yiyecek mükâfatlarının, ilaç bağımlılığında mükâfat sistemine dahil olan asap yollarını paylaşabileceğini göstermiştir. Deliller, opioid reseptörlerinin, ister yiyecek ister ilaç olsun, maddeyi elde etmede bir zevk ve mükâfat duygusu sağlamak için her iki sistemde de anahtar olduğunu göstermiştir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ